11 Ekim 2026
17.2 C
İstanbul

Türkiye İle Rusya’nın Savunma Sanayii İşbirliğinden Endişe Eden ABD Türkiye’yi Yine F-35’le Tehdit Ediyor

ABD Temsilciler Meclisi üyelerinin Türkiye’ye F-35 sevkiyatını engelleme girişimini değerlendiren Gazeteci Ceyhun Bozkurt’a göre bu hamle, ABD’nin Türkiye’nin Rusya ile savunma sanayisindeki işbirliğinden duyduğu endişesiyle ilgili. Dış politika uzmanı Özdemir Akbal’a göreyse ABD, Türkiye’ye baskı için bahane uydurmayı sürdürebilir.

Türkiye’ye ilk yeni nesil F-35 teslimatının yapılmasına yalnızca günler kala, teslimatın askıya alınması amacıyla ABD’deki girişimlere bir yenisi eklendi. ABD Temsilciler Meclisi’nin 44 üyesi, Savunma Bakanı Jim Mattis’e teslimatın durdurulması için mektup gönderdi. Mektupta, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri aldığı bir ortamda F-35’lerin teslimatının ABD ve NATO’nun askeri sırlarının Moskova’nın eline geçme riski yaratacağı şeklinde bir iddiaya yer verildi. Peki, bu 44 politikacının tavrı, F-35’lerin Türkiye’ye teslim edilmesini engelleyebilecek ölçüde bir baskı aracına dönüşebilir mi?

Konuyla ilgili Sputnik’e konuşan, Gazeteci Ceyhun Bozkurt, Dış Politika Uzmanı Özdemir Akbal:

 ‘Türkiye’nin ABD’nin Sırlarını Sızdırabileceğini Söylemek Akıl Ve Mantık Dışı’

Mattis’e yazılan mektubun, Türkiye’ye yönelik politik yaptırım uygulama isteğiyle bağlantılı olduğunun altını çizen Akbal şöyle bir değerlendirmede bulundu:

“Türk-Amerikan ilişkileri konusunda belli şüphelere sahip ABD Temsilciler Meclisi ve ABD Senatosu üyesi bir grup politikacının, Türkiye’ye F-35 teslim edilmemesi yönünde talepleri olduğunu görüyoruz. Bunun son örneği Teksas eyaletinden geldi. Bu politikacılar her ne kadar ‘Türkiye ve Rusya Federasyonu ilişkilerinin çok iyi seviyede devam etmesi sebebiyle, Türkiye ABD’nin askeri sırlarını Ruslara sızdırabilir’ gibi son derece akıl ve izandan uzak ve mantıkdışı bir görüş sergilese de; konuya Türk-Amerikan ilişkileri üzerinden bakmak şart. Böyle bakıldığında da; terörle mücadelede önemli rol oynayan ve ‘predator’ denilen insansız hava uçaklarının 2010-2012 yıllarında satılmasının yasaklanması örneğinden de yola çıkarak bu tavrın, aslında politika yaptırım aracına dönüştüğünü görmek mümkün.”

‘ABD Gelecekte De Türkiye’ye Baskı Uygulamak İçin Bahane Uydurabilir’

Türkiye-ABD ilişkilerindeki silah teslimat süreçlerinin politik bir anlam içerdiğinin altını çizen Akbal “Ancak şu anda Münbiç meselesinde gelinen nokta ve bunun belli bir seviyedeki ortaklığı ortaya çıkarmış olması ve Türk-Amerikan ilişkilerinde mutedil dalgalı bir seyrin izlenmesi, F-35’lerin teslimatının önünde çok fazla bir engel olmadığını düşündürüyor. Ama bu, ABD’nin politik baskısını kullanarak Türkiye’ye yönelik yaptırım uygulamak için bahane uydurmayacağı anlamına da gelmiyor. Bu teslimat süresince sadece ABD içerisinden değil, İsrail gibi, Türkiye’ye bu uçakların sevk edilmemesi gerektiğini düşünen başka ülkelerin de yaptırım uygulanması yönündeki isteklerinin de etkisiyle önümüzdeki dönemde bu uçakların teslimatının engellenmesine yönelik bir yaptırım her an gerçekleşebilir. Bu da Türk-Amerikan ilişkilerinde kırılgan bir yapının her an gündeme gelebileceğini düşündürüyor. Ancak her iki devletin de 70 yıllık resmi ittifak ilişkilerinde dalgalı çeşitli dönemler yaşamış olsalar bile bir denge noktasına ulaşıp ortak hareket edebilecek bir kapasiteyi sürdürdüklerini gözlemek mümkün. Dolayısıyla gerginliklerin anlık olacağı ama bu gerginlikler neticesinde ortaya çıkacak durumun belli bir seviyede aşılabileceğini söylemek mümkün” ifadelerini kullandı.

 ‘Münbiç Süreci, Sadece Türkiye’nin ABD’ye Değil ABD’nin De Türkiye’ye İhtiyacının Sonucu’

“Özellikle Münbiç meselesi dikkate alındığında, hep Türklerin ABD’ye bu anlaşma için ne vermiş olabileceği konuşuluyor. Ancak ABD’lilerin de Türkiye’yle masaya oturmak durumunda kalmış oldukları gözden kaçmamalı. Zira, PYD terör örgütünün silahlı kanadı olan YPG’nin bölgeden çıkarılması ABD’nin çok da aleyhine olan bir durum değil. Her ne kadar bölgede görevli Brett McGurk gibi isimlerin YPG üzerine çok fazla oynaması durumu söz konusu olsa da bunun ABD’nin ne kadar işine yarayacağı konusunda şüpheler oluştuğunu gözlemliyoruz” dedi ve şöyle devam etti:

“Çünkü PYD son derece dağınık bir yapı ve PYD’nin ne kadar kuvvetli olduğu ve kuvvetini nasıl kullanılacağı konusunda ciddi soru işaretleri var. Zira, Amerikalı yetkililer, Irak’ın kuzeyinde yapılmaya çalışan 26 Eylül referandumu sürecinde de bu türlü yapılarla politika yürütmenin ne kadar güç olduğunu çok net biçimde anladılar. Bu yüzden bir devletle işbirliği yapmak Amerikalılar içinde daha tercih edilir ve mantıklı olanı. Tam da bu yüzden, Münbiç konusunda Türkiye’nin ABD ile masaya oturmaya ihtiyaç duyduğu kadar Amerikalılar da Türklerle masaya oturma ihtiyacı duydu. Amerikalılar tarafında Türkiye üzerinden bir baskı kurmak için F-35’lerin teslimi gibi bahaneler arıyor. Ancak Mattis’e yazılan mektupta yazılanlar ne de F-35 teslimatının iptali mantıklı görünmüyor.”

‘Türkiye Aleyhine İfadeler Kaleme Alanlar Milyonlarca İnsanın Ölümünden Sorumlu Bir Ülkenin Temsilcileri’

Gazeteci Ceyhun Bozkurt’a göreyse, Mattis’e yazılan mektubun dostane ve iyi niyetli hiçbir tarafı yok. Bozkurt “Öncelikle mektubun neresinden bakarsanız bakın Türkiye’ye karşı hiç de dostane olmayan bir dil içeriyor. Örneğin kim ne derse desin, içeride ne eleştiri yaparsak yapalım, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’na yönelik ifadeleri kabul etmemiz mümkün değil. Hele ki bu ifadeleri söyleyen temsilcilerin, Ortadoğu’da ve dünyanın geri kalanında milyonlarca insanın ölümünden sorumlu bir ülkenin temsilcileri olduğunu hatırlatırım. Kimin merhametsiz olduğu ortadadır. Ayrıca Washington’un göbeğinde gösteri düzenleyen terör örgütü militanlarından ‘barışçıl göstericiler’ olarak söz etmeleri, KKTC’nin doğal hakkı olan Doğu Akdeniz’deki gayri meşru eylemleri sahiplenmeleri, Kıbrıs Adası’nda garantör ülke Türkiye’yi işgalci göstermeleri, FETÖ’cüleri sahiplenmeleri, bu mektubun altında imzası olanların iyi niyetli olmadığının açık bir şekilde göstergesidir” dedi.

 ‘ABD İle Müttefik Görünsek De Müttefiklik Meselesi Ekonomik İlişkilerle Sınırlı’

Son dönemde ABD ve Türkiye arasındaki gerilimi hat safhaya vardıran F-35 meselesinin çok boyutlu olduğunun altını çizen Bozkurt “F-35 meselesi, çok boyutlu bir mesele. Konunun perde arkasında görünen ve aslında işin en temel boyutu olan bir politik çerçeve var. Bu çerçevenin içinde Türkiye ile ABD’nin karşı karşıya geldiği birçok olay görüyoruz. Yukarıda bazılarını aktardığım olaylara Türkiye’nin PKK/PYD terör örgütü üzerinden yürütülen bölgesel plana çomak sokmasını, Washington’un enstrümanı haline gelmiş terör örgütüne ezmemizi, bölgesel iletişimi kuvvetlendirmemizi, Ege ve Doğu Akdeniz’de milli menfaatlerini öne çıkaran askeri ve siyasi politika uygulamamızı, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunmamızı vs. ekleyebiliriz. Zaten bakıldığında iki müttefik olarak görünmemize rağmen, aslında birçok temel konuda karşı karşıya gelen iki ülke görülüyor. Bu da müttefikliğin artık sadece ekonomik ilişkilerle sınırlandığını ortaya koyuyor” diye konuştu.

‘ABD’nin F-35 Kartını Sahaya İlk Sürüşü Değil, Sürekli Türkiye’yi Tehdit Ediyor’

Türkiye ve ABD arasındaki müttefikliğin ekonomik ilişkilerle sınırlı kalmış olduğunun, S-400 sürecinde bir kez daha ortaya çıktığına işaret eden Bozkurt “S-400 meselesinin başlangıcı da buna önemli bir göstergedir. Hatırlanacağı üzere Türkiye, füze alımına ve sonrasında üretimine karar verdiğinde müttefik olarak gördüğü hiçbir ülkeden destek vermedi. Onlar sadece satışı gerçekleştirmek niyetindeydi. Türkiye ise ileride füze üretme teknolojisini de hedefliyordu. Batı dünyası buna yanaşmadı. Türkiye bu nedenle ilk başka Çin’in ürettiği füzeleri almaya karar vermişti. Hatırlayın, ABD o dönem de bu füze sistemine karşı F-35 kartını sahaya sürmeye çalıştı. Şimdi aynı şeyi S-400 mevzusunda yapıyor ve Türkiye’yi yine tehdit ediyor. Buradaki en temel nokta, Türkiye’nin Rusya ile savunma sanayisinde işbirliğine gidecek yolu açmasıdır. Batı’yı politik olarak en çok endişelendiren siyasi boyut budur. Bu, bölge dengeleri açısından Batı dünyasının çok sayıda politikasına olumsuz etki yapacak bir gelişmedir” dedi.

 ‘Washington’un S-400 Direncinin Gerekçesi Komik, S-400 İçin Farklı Sistem Üzerinde Çalışılıyor’

ABD’nin S-400’e karşı çıkma gerekçesini “komik” olarak nitelendiren Bozkurt “Teknik gerekçeler ise komik. Bu da meselenin askeri boyutunu ilgilendiriyor. Bu boyutta Amerikalıları yalanlayan çok sayıda veri var. Örneğin “F-35 verirsek Rusya bu uçakla ilgili özel bilgilerimizi ele geçirir” diye söylüyorlar. Bakıldığında Çin F-35’in bir benzeri olan J-31’leri yaptı. Bu bilgileri Türkiye’den almadı. Nereden aldığını Amerikalıların sorgulaması lazım. Ayrıca yine Rusya bölgede çok sayıda hava savunma sistemi kurdu. NATO hareketliliğini izleyecekse, bu gücün bilgilerine vakıf olacaksa zaten bu kurduğu sistemlerden de ulaşır. Bir özel bilgi de vereyim: Diyorlar ki, füze savunma sistemi kurulduğu zaman bağlantılı linkler üzerinden NATO sistemine girip, bazı verileri alabilirler. Oysa bu da gerçekçi değil, Türk ve Rus uzmanlar, S-400 için farklı bir link sistemi üzerinde çalışıyor” ifadelerini kullandı.

‘S-400’ler 15 Temmuz Benzeri Bir Vaka Yaşanırsa Hayati Önemde Rol Oynar’

Bozkurt, “Ayrıca S-400’ler sadece tek bir noktayı değil 400 km çapında bir alanı kontrol edecek. Yani siz bu sistemi Ankara’ya kurarsanız, Ankara’ya 400 km uzaklıktaki her yeri koruyabilirsiniz. Bu kapsam içine Cumhurbaşkanlığı da girer, TBMM’de, askeri karargahlar da, siyasi parti genel merkezleri de girer. Bu sistemin bir avantajı da şu: 15 Temmuz benzeri bir vaka yaşanırsa, içeriye hainler sızarsa, onların uçuracağı F-16’lar rahat hareket edemez. Yani iç güvenlik açısından da önemli bir sistem olacak. Bilindiği üzere F-35’lerin özellikle de bazen tartışmaya açılıyor. 5’inci nesil savaş uçağı olarak adlandırılan F-35’in özellikleri konusunda uzmanların olumlu değerlendirmeleri var. Ancak benim dikkatimi çeken, bir nokta aynı uzmanlar, F-35 alımı olmazsa başka seçeneklerin de gündeme gelebileceğini söylüyorlar. Belki yakın gelecekte gündemde olmasa bile uzun vadede bu tartışmalar Türkiye’nin kendi uçağını yapmasını bile gündeme getirebilir” diye ekledi.

Son Haberler

Trump’tan Nobel’e tepki: Sekiz savaşı bitirdim, ödül benim

ABD Başkanı Donald Trump, 2026 Nobel Barış Ödülü’nün Navi...

Ömer Öcalan, İmralı’daki aile görüşmesinin ayrıntılarını açıkladı

DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, İmralı Cezaevi’nde bulunan...

Haseke Valisi’nden sağduyu çağrısı

Haseke’de yaşanan gerginliğin ardından açıklama yapan Haseke Valisi Nureddin...

Mazlum Abdi: “Kürtçe resmi dil oldu, anadilde eğitim çalışmalarımız da sürüyor”

Suriye Cumhurbaşkanı Danışmanı Mazlum Abdi, “ Kürtçe resmi dil...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Suriye tarafında yaşayan Kürtler için bir ilk: Kürtçe dersi için uzman müfettişler görevlendirildi

Suriye Eğitim Bakanlığı, Halep’te Kürtçe dersi için iki uzman müfettişi resmen görevlendirdi. Bu adım, Suriye hükümetinin Kürtçe eğitimi alanında attığı yeni bir adım olarak değerlendiriliyor. Suriye Eğitim Bakanlığı Eğitim Programlarını Geliştirme Genel Müdürü İsmetullah Ramazan’ın imzasını taşıyan ve 8 Ekim 2026 tarihli resmi yazıya göre, Menan Nasır Cafer ile Abdüsselam Hüseyin Hüseyin, Halep Eğitim Müdürlüğünde Kürtçe dersi uzman müfettişliği görevini yürütecek. Yazıda, Kürtçe öğretmenlerinin seçimi için düzenlenen yarışma, öğretmenlerin okullara dağılımı ve uzman komisyon tarafından yapılan mülakat ve değerlendirmelerin ardından iki ismin aday gösterildiği belirtildi. Her iki kişinin de Halep Eğitim Müdürlüğü çalışanı olduğu ve Kürtçe dersi müfettişliği işlerini yürütmekle görevlendirildiği kaydedildi. Bu görevlendirmeyle Suriye’de ilk kez Kürtçe dersi için resmi olarak uzman müfettiş atanmış oldu. Mazlum Abdi ile eğitim görüşmesi 2 Ekim’de Suriye Eğitim Bakanı Muhammed Abdurrahman, Suriye Cumhurbaşkanı Danışmanı Mazlum Abdi ile bir araya geldi. Görüşmede, Rojava’da üniversite öncesi eğitimle ilgili konular ele alındı. Toplantıda Kürtçe ders kitaplarının ve bu alanda görev yapacak öğretmenlerin temini ile eğitim sektöründeki entegrasyon dosyalarına ilişkin işlemlerin tamamlanması konuları görüşüldü. Suriye Eğitim ve Öğretim Bakanlığının açıklamasına göre, Bakan Abdurrahman ile Mazlum Abdi arasındaki görüşmeye Bakan Yardımcısı Yusuf Anan da katıldı. Bakanlığın açıklamasında, görüşmenin ana gündem maddesinin 2026 tarihli 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ve buna ilişkin uygulama talimatlarının hayata geçirilme mekanizmaları olduğu belirtildi. Açıklamada, özellikle Kürtçe ders kitaplarının ve öğretmenlerin temini ile eğitim alanındaki entegrasyon dosyalarına ilişkin işlemlerin tamamlanması üzerinde durulduğu kaydedildi.

Kürt muhalif gruba İHA saldırısı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil’e bağlı Topzawa nahiyesinde, İran...

Türkiye Gündemi

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...

Riyad’da ikinci Mekke İttifakı toplantısı: Gündemde hangi konular var?

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve...

Erdoğan: Türkler, Kürtler ve Araplar olarak Selahaddin Eyyubi’nin ordusu gibi kenetleniyoruz

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkler, Kürtler, Araplar olarak...

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...