2 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

Tuncer Bakırhan’dan ‘Lozan Anlaşması’ yorumu: Farklı bir çerçeveden bakıyoruz

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Muş’ta gerçekleştirilen çiftçi buluşmasına katıldı.

Konuşmasına Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlayarak başlayan Bakırhan ardından sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Erdoğan’ın da bu sürece sahip çıkması çok önemli”

Bakırhan, “Gerçekten tarihi bir süreçteyiz. 100 yıldır inkar ve acılarla devam eden bir sorunu, son 40-50 yıldır çatışma ve şiddetle birlikte bu coğrafyanın her karış toprağına acılar düşmesine sebebiyet verilen bir sorunu konuştuğumuz bir döneme geldik. Sayın Bahçeli’nin çıkışıyla birlikte Sayın Öcalan’ın açıklamış olduğu Barış ve Demokratik Toplum Çağrısına PKK’nin olumlu yanıt vererek kongresini toplaması, son 40 yıldır süren çatışma ve şiddet ortamının ortadan kalkması için ortaya koyduğu irade ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu sürece sahip çıkması çok önemlidir” dedi.

Sürecin herkesi umutlandırdığını vurgulayan Bakırhan, “İnşallah Türkiye önümüzdeki günlerde barışın kapısını aralar. İnşallah kanın akmadığı, çatışmaların olmadığı, Çanakkale’ye, Trabzon’a, Muş’a, Kars’a, Siirt’e, yani Türkiye’nin hiçbir yerine cenazelerin gitmediği, trilyon dolarların savaşa harcanmadığı, emeklinin ve asgari ücretlinin yaşam zorlukları içinde yaşamadığı günleri çocuklarımıza armağan edebiliriz. Biz buna inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Malazgirt’te kurulan kadim ittifak güncellenmeli”

Muş’un Türkler ile Kürtlerin kader birliği yaptığı bir kent olduğunu belirten Bakırhan, şöyle devam etti:

“Türklerin Kürtlerle yapmış olduğu ittifakla Anadolu coğrafyasının kapılarının açıldığı ve bin yıllardır bütün olumsuzluklara ve acılara rağmen hala birlikte yaşadıkları, hala o kadim geçmişe sahip çıktıkları çok önemli bir merkezdir. Bugün o kadim ortaklığın kurulduğu Malazgirt’e yakın Muş’ta bir toplantı yapıyoruz. Biz diyoruz ki 1071’de kurduğumuz kader ortaklığı, bin yıl sonra demokratik bir şekilde yeniden güncellenmelidir. Bu kadim ortaklığın demokratik ve barışçıl bir zemine kavuşması gerekiyor diyoruz. İşte bu süreç Türk, Kürt ve diğer halkların kavga etmediği o bin yıllık kadim kardeşlik hukukuna göre işlemesi gereken bir süreçtir.”

Bakırhan, “DEM Parti ile AK Parti arasında yürüyen bir süreç değildir; bu süreç devlet ve hükümet ile 86 milyon insan arasında yürüyen, kadim kardeşliği ve eşitliği sağlayacak bir süreçtir. Bu nedenle siz değerli Muşlu hemşerilerimizden rica ediyorum; destek çıkın, sahiplenin, savunun, çocuklarımızın geleceğidir çünkü” diye konuştu.

“’Lozan hedefe alındı, devlet battı, bitti’ diyorlar”

Tuncer Bakırhan, “Kader ortaklığımızın temellerinin atıldığı bu kadim topraklardan, Muş’tan, tarihimizin dönüm noktası Malazgirt’in yakınlarından tekrar herkese seslenmek istiyorum: Kürtler bu kader ortaklığının özüne yaraşır ve yakışır eşitlik temelli bir kardeşlik inşasını istiyor” dedi.

PKK’nin fesih kararında “Lozan Antlaşması”na atıf yapılması tartışmalara neden olmuştu.

Söz konusu tartışmalara da değinen Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:

“Bizler barış ve demokrasiye sahip çıkarak bu ülkenin ortak geleceğini kurmaya çalışırken, bazıları yapay gündemlerle bu barış sürecini akamete uğratmaya çalışıyor. Ne diyorlar? ‘Lozan Antlaşması hedefe alındı’ diyorlar. ‘Devlet battı, bitti’ diyorlar. Tarihi gelişmelere herkes kendi siyasi perspektifinden yaklaşabilir ve farklı yorumlar getirebilir ki bu gayet doğal. Bazen hiçbir ortak görüşe varmak mümkün olmayabilir. Her birimiz farklı bir perspektiften, farklı bir pencereden, farklı bir ideolojik ve politik çerçeveden bakıyoruz. Bazen kimi olaylarda aynı şeyi düşünmeyebiliriz. Bu gayet normaldir, diyalektik bir şeydir. Ancak asıl odaklanmamız gereken Türkiye’nin geleceği, kalıcı bir barış imkanı, devletin ve cumhuriyetin demokratikleşmesi iken birileri başka şeyler yapmaya çalışıyor.”

Bakırhan, “Geçmişin kısır döngülerine artık hapsolmayalım. Bugün ve yarın için toplumsal kesimlerin kendini eşit ve özgür hissedeceği bir Türkiye’yi birlikte gelin inşa edelim. Barışı inşa etmeye odaklanalım diyoruz. Bugün bu durum ve tarihsel bağlamlar üzerinden barış çabalarını sabote etmek, 100 yıllık paranoya ve korkuları Türkiye halkının önüne koymak, barış olmasın, insanlar ölsün demenin başka bir adıdır” şeklinde konuştu.

Tuncer Bakırhan ayrıca herkesi kutuplaştırıcı söylemlerden uzak durmaya ve sağduyulu bir dille bu süreci sahiplenmeye davet etti.

“Barış olursa tarım, hayvancılık ve istihdam gelişir”

Türkiye’nin tarım ve hayvancılıkta ithalata dayalı bir modele zorlandığını belirten Bakırhan, iktidarın bu alanları ihmal ettiğini ve çiftçiyi desteklemediğini söyledi.

“Tarım ülkesi olan Türkiye, 9 milyon ton buğday ithal eder hale geldi. Et ithalatı nedeniyle evlerimizde tencereler kaynamıyor” diyen Bakırhan, ithalata dayalı politikaların küçük üreticiyi mağdur ettiğini ifade etti.

Bakırhan, tarım krizinin bakan değişiklikleriyle değil, zihniyet değişikliğiyle aşılabileceğini vurguladı. “Mesele çiftçinin gübresini, mazotunu ve elektriğini sübvanse etmektir. Dünyanın gelişmiş ülkeleri böyle yapıyor” dedi.

“Çatışmalı süreç ekonomiyi yoksullaştırdı”

Bakırhan’a göre 40 yıldır süren çatışmalı ortam, Türkiye ekonomisinden trilyonlarca lira götürdü. “Bugün asgari ücretle insanlar geçinemiyorsa, bu çatışmalı süreç yüzündendir. Eğer bu süreç barışla sonuçlanırsa, kaynaklarımız çiftçiye, emekçiye, yoksula gidecek” dedi.

Köylerini terk etmek zorunda kalan Muşluların yeniden toprağına dönebilmesi için tarım ve üretimin desteklenmesi gerektiğini söyleyen Bakırhan, bu hedefin ancak barış ortamında mümkün olacağını belirtti.

“Korucuların elinden silahı alıp sopayı verin de çobanlık yapsınlar”

Muş’ta 1990’da 1 milyon 800 bin küçükbaş hayvan olduğunu ve 2025’te neredeyse yarısının altına düştüğünü belirten Bakırhan, güvenlik korucuları için de ilginç bir öneride bulundu.

Bakırhan, “Şimdi inşallah korucu arkadaşlar işsiz kalmayacak. Ellerindeki silahı al, ver sopayı köyde hayvan baksın. Daha onurlu bir görevdir. Köylüsünü ezmek yerine, kendi insanına silah çekmek yerine hayvanları gütsünler. Geçen yaptığım bir konuşmadan sonra bir korucu, danışman arkadaşlarımızı arıyor. ‘Siz vicdanlı bir partisiniz. Siz bizim haklarımıza sahip çıkarsınız’ diyor. Geçmişte yaşananların muhasebesi ayrıca yapılmalı ama onları işsiz bırakmamak için parti olarak elimizden geleni yapacağız” ifadelerini kullandı.

Bakırhan son olarak TFF 3. Lig’de Play-Off grup finaline yükselen Muşspor’a başarılar dileyerek, “Kendim de bir futbol sever olduğum için inşallah Muşspor’u da bir üst ligde görürüz. Ama başka bir şey var. Biz Ankara ya da Bursa’daki gibi yapmayacağız. Hem yeniliyorlar hem de sövüyorlar. Muşspor yense de yenilse de Karşıyaka’yı alkışlayacağımıza söz veriyor musunuz?” şeklinde konuştu.

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...