2 Ekim 2026
15.2 C
İstanbul

Tuncer Bakırhan: Birkaç gün içerisinde kongre kararları açıklanacak

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Habertürk TV’de yeni çözüm süreci ve PKK’nin beklenen silah bırakma çağrısı hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Bakırhan, “Kongre toplandı, muhtemelen toplanan kongre süreçlerini de yakın zamanda duyacağız. Ben toplanan kongrenin sayın Öcalan’ın yapmış olduğu yol haritasına uygun sonuçlar içereceğini düşünüyorum. Yani onun dışında bir sonuç, onun dışında başka bir şey içereceğini düşünmüyorum. Birkaç gün içerisinde kongre kararları açıklanacak” dedi

Liderlere teşekkür etti

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, MHP Genel Başkanı Bahçeli’ye ve CHP Genel Başkanı Özel’e süreçteki katkıları bakımdan teşekkür etti.

Tuncer Bakırhan, süreç ile ilgili “DEM Parti olarak elimizden gelen bütün çabayı ortaya koyacağımızı belirtmek istiyorum. Evet hangi noktadayız? Çok iyi bir noktadayız. Şimdilik her şey iyi gidiyor. Bu sefer sade, yalın, toplumdan kaçırılmayan, toplumunda yakının izlediği, gördüğü, sorduğu sorulara da yanıt aldığı bir süreci yürütmeye çalışıyoruz” dedi.

Yeni çözüm sürecinin bir öncekine göre daha şeffaf yürütüldüğünü belirten Bakırhan, “Tedirginlik şu anda yürüyen sürece değil. Bence bu yürüyen süreç bir öncekinden daha açık, daha şeffaf bir şekilde yürüyor. Kimi yerlerde tartışıldığı gibi öyle arka kaplar arkasına bir pazarlık al ver durumu söz konusu değil. Bizzat ben kendim İmralı Adası’na gittim. Sayın Öcalan ile 4 saatlik bir görüşme yaptık. Orada çok enine boyuna sorular sorduk, cevaplar aldık. Bu sürece Türkiye’nin vicdanı yürütecek” dedi.

“Silah dediler, hadi silah ortadan kalkıyor”

Hükümetin, “toplumu rahatlatacak, kafalardaki soru işaretlerini, kaygıları giderecek, kimi gerekleri yerine getirmeleri gerektiğini ifade eden Bakırhan, “Şimdi silah dediler, hadi silah ortadan kalkıyor. Kongre toplandı, muhtemelen toplanan kongre süreçlerini de yakın zamanda duyacağız ama ben toplanan kongrenin sayın Öcalan’ın yapmış olduğu yol haritasına uygun sonuçlar içereceğini düşünüyorum. Yani onun dışında bir sonuç, onun dışında başka bir şey içereceğini düşünmüyorum. Dolayısıyla mesele silahsa, kongre ise çağrı yapıldı, kongre toplandı, yakın zamanda sonuçlarını açıklayacak. Birkaç gün içerisinde kongre kararları açıklanacak” diye konuştu.

“Kürtler ne zaman Türkiye için tehdit olmuş?”

Suriye’deki Kürtlerin bir statü elde etmeleri durumunda Türkiye’ye tehdit oluşturmayacağını ifade eden Bakırhan özetle şöyle devam etti:

“Kuzeydoğu Suriye yönetimi ile Şam yönetiminin imzaladığı mutabakat aslında tam da söylediğim şeyin en iyi göstergelerinden birisidir. Irak’ta yaşayan Kürtler, her yerde yaşayan Kürtler çözümü Bağdat’ta arıyor. Bak bunlar çok önemlidir. Bak dünyanın dört bir yanında yaşayan Kürtler çözümü yaşadıkları ülkelerin başkentlerinde arıyor. Bakın biz hiçbir zaman tenezzül etmedik… Irak’ta zaten belli bir şey oluştu ama orada da muhtemelen sorunlar var. Yani şu kaygıyı atmak gerekiyor. İşte Suriye’de de bir çözüm olursa, Türkiye’den orada kimi haklara kavuşursa bu Türkiye için bir tehdit olur. Ben size soruyorum. Benden daha iyi bilirsiniz, yıllardır. Kürtler ne zaman Türkiye için tehdit olmuş? Lütfen tarihten tek bir örnek verin.

Sadece 24 Anayasasından sonra kimliği reddedildiği için hak aramıştır. Hakkını almak için çeşitli araç gelişlere başvurmuştur. O da büyük bir acı arkada bırakmıştır. Gerçekten Kürtler Türkiye ne zaman tehdit olmuş, ne zaman yarı yolda bırakmış, ne zaman çelme atmış? Cumhuriyet kurulurken Kürtler başka bir şey yapamaz mıydı? Yapabilirdi. Kürt temsilcileri bizim ülkemizdir bu, biz birlikte yaşıyoruz demedi mi?

“Sayın Özel asla bu süreci bozan bir söylem içine girmedi”

Cumhuriyet Halk Partisi çok açık bir şekilde destekledi. 2013-2015’te bu meselenin onlar da Milletçi Hareket Partisi ile birlikte karşısındaydılar. Son süreçte hakkını vermek gerekiyor. Sayın Özgür Özel asla bu süreci bozan bir söylem ve pratikler içine girmedi. Bu da kıymetlidir, bu da değerlidir. Tam da Türkiye’yi düşünen, Türkiye’nin geleceğini düşünen, demokratik bir Türkiye’de kardeşçe kavga etmeden yaşayabilmenin en iyi adımlarından birisi aslında Sayın Özgür Özel’in de ortaya koymuş olduğu bence tavırdır. Dolayısıyla bunu biraz çoğaltmak lazım, büyütmek lazım, korkmamak lazım, kaygılanmamak lazım.

“Kendi ana dilimizi konuşmamız bu ülkeyi bölmez”

Bu topraklarda, bu coğrafyada yaşıyoruz. Bizim kendi ana dilimizi konuşmamız bu ülkeyi bölmez. Zaten konuşuyoruz. Şimdi Türkçe konuşabilir mi? İçinizde bilenler varsa belki Nevzat Bey bilir. Dil hangi ülkeyi bölmüş? Dünyada binlerce dil var. 2000 civarında dil var. 200’e yakın, 200 küsur devlet var. Eğer dil bölseydi şimdi 2000 tane ulus devlet olması gerekiyordu. Dil bölmez. Dili inkar etmek böler. Dili yok saymak böler. O dili kullananları ötekileştiren aslında bölücüdür, bölmeye çalışıyor… Sayın Bahçeli’nin başlattığı tokalaşmayla birlikte başlattığı, işte her yerde çözüm istiyoruz, Türkiye çözümünü niye sağlamayalım sözü çok değerliydi, çok kıymetliydi. Biz onun hakkını verdik tabii. Sonrasına bunun yanıtının Sayın Öcalan’dan gelmesi de toplumu iyice umutlandırdı. DEM Parti de en başından beri doğru bir yerdeydi.”

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan randevu talep edilebilir”

Eş Genel Başkan Bakırhan, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşecek misiniz? Bir planlama var mı?” sorusuna da şu cevabı verdi:

“Şu anda yok ama muhtemelen belki önümüzdeki dönem yapacağımız işler çerçevesinde bir randevu da talep edilebilir. Ama bizim etmemize gerek yok. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin üçüncü büyük zeminin eş başkanlarıyla bence görüşebilir. Biz düşman değiliz. Sadece muhalefette bulunan bir siyasi partiyiz…

Kürtler yaşadığı ülkelerde, yaşadığı ülkelerin başkentleriyle, kendi meselelerini çözmek için yoğun bir çaba içerisindedirler. Türkiye’den, Kürtlerin en büyük nüfusunun yaşadığı bir ülkeden bahsediyoruz. Yani burada Kürtlerin toplamı bütün dünyada yaşayan Kürtlerin tamamından daha fazladır. Dolayısıyla buranın çözümü muhtemelen diğer ülkelerde de dikkate alınır, esas alınır.”

 

Son Haberler

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...