2 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

Sezgin Baran Korkmaz’ın ortağı: İfademi değiştirmeyince beni vurdurdu

SBK Holding’e yönelik karapara aklayıcılığı soruşturmasında Sezgin Baran Korkmaz’ı suçlayan ifadesi nedeniyle tehdit edilen eski ortağı Bereket Öner, 29 Nisan’da Ataşehir’de silahlı saldırıya uğradı. Öner ifadesinde, saldırının arkasında Korkmaz’ın olduğunu ve saldırının Yakup Süt çetesi tarafından gerçekleştirmiş olabileceğini söyledi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından SBK Holding’e yönelik karapara aklayıcılığı yaptığı iddiasıyla açılan soruşturmada holdingin sahibi Sezgin Baran Korkmaz aleyhine ifade veren ortağı Bereket Öner, 29 Nisan 2021 günü silahlı saldırıya uğradı.

Bereket Öner, hastane polisine ve sonrasında savcılığa verdiği ifadede azmettirici olarak Sezgin Baran Korkmaz’ın adını verirken saldırıyı gerçekleştirenlerin de Sezgin Baran Korkmaz’ın yakın dostu ve hemşehrisi Yakup Süt çetesi olabileceğini öne sürdü.

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nca kasten silahlı yaralama suçundan açılan davanın duruşması eylül ayında yapılacak.

Cumuriyet’ten Miyase İlknur’un haberine göre Ataşehir’de ofisinin bulunduğu rezidans önünde saldırıya uğrayan Bereket Öner, ilk ifadeyi kaldırıldığı hastanede polise verdi. Öner, ifadesinde saldırganın kendisini vurmasından sonra “Bir dahaki sefere kafana sıkarız” diye tehdit ettikten sonra kaçtığını belirterek saldırının arkasında kimlerin olabileceğine ilişkin polise şu bilgileri verdi:

‘Sen değiştir ki Sezgin rahatça Türkiye’ye giriş yapsın’

  • “Bu saldırıdan önce Sezgin Baran Korkmaz isimli şahıs hakkında Mali Şube Müdürlüğü tarafından yürütülmekte olan suçtan kaynaklı ‘Mal Varlığı Değerlerini Soruşturma’yla ilgili şahsın aleyhine ifade vermiştim. Bahse konu soruşturmayla alakalı İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 17 Mayıs günü duruşma tarihi verilmiştir. Bu dosya ile ilgili verdiğim ifadeden dolayı hiç kimseden daha önce tehdit almadım. Ancak 27.04.2021 günü ismini Yalçın Gürük, 0532597… numaralı hattı kullanan Sezgin Baran Korkmaz’ın avukatı olarak bildiğim şahıs kendi telefonum olan 0542 278… numaralı telefonuma mesaj ve arama yolu ile ifademi değiştirmem için telefon, WhatsApp ve facetime üzerinden arayarak ifademi değiştirmem gerektiğini ve ‘Sen değiştir ki Sezgin rahatça Türkiye’ye giriş yapsın’ dedi. Şu an ismini hatırlamadığım başka bir avukatın olduğunu ve onunla Çağlayan Adliyesi’nde görüşmem gerektiğini, matbu şeklinde kendileri tarafından hazırlanan ifadeyi imzalamam gerektiğini söylediler.
  • Bahsedilen ifadeyi Yalçın isimli şahıs WhatsApp üzerinden bana attı. Bu mesajlar telefonumda kayıtlıdır. Ben Yalçın isimli şahsa ifadeyi okuyup bilgi vereceğimi söyledim. Daha sonra avukatım olan Nergiz Yılmaz ile bu konuyu görüştüm ve daha önceden vermiş olduğum beyanlarımın arkasında durmam gerektiği kanaatine vardım. Sonrasında şahıslarla herhangi bir görüşmem olmadı. Ancak Sezgin Baran Korkmaz’ın suçtan kaynaklanan Mal Varlığı Değerlerini Aklama konusuyla alakalı verdiğim ifadeden dolayı beni vuran şahsın bu şahıslar tarafından, yani Sezgin Baran Korkmaz ve Bedirhan Esenlik tarafından yönlendirildiğini düşünüyorum. Bedirhan Esenlik, 0532 222… numaralı hattı kullanır. Şahıs, Sezgin Baran Korkmaz’ın adliye ve Emniyet’teki işlerini takip eder. Ayrıca dışarıdaki pis işlerini takip eder. Bedirhan isimli şahsın Ritz Carlton Oteli’nin Recidance bölümünde kaldığını biliyorum. Bu şahıs hakkında başka bilgim yoktur. Ayrıca Bedirhan’ın oğlu da avukattır ve avukat olan bu şahsın Serkan isminde yine avukat olan bir arkadaşı daha vardır. Benim İstanbul Adliyesi’nde devam eden davam ile ilgili komisyon başkanı olan Hüseyin isimli şahsa benim ifademin alınması konusunda baskı yaptıklarını biliyorum. Yakup Süt ve Yusuf Süt isimli şahıslar da Sezgin Baran Korkmaz’ın adamıdır. Ben bu şahıslardan bir yıl davacı olmuştum. Şahıslar Bakırköy Adliyesi’nce tutuklanarak cezaevine gönderildiler. Ancak şahıslar beni tehdit ettikleri ve psikolojik baskılardan dolayı korktuğum için şikayetimden vazgeçtim. Şahıslar da beraat ettiler. Silahla yaralanmam olayını Sezgin Baran Korkmaz yaptırdıysa Bedirhan Esenlik ve Yakup Süt yoktur isimli şahıslara yaptırmıştır.”

Polisin şüphelendiği başka birileri olup olmadığı sorusuna da Bereket Öner, araç alım-satımı yüzünden davalık olduğu İbrahim Karagöz ve Levent Ortaç’ın da adını vererek, Sezgin Baran Korkmaz, Bedirhan Esenlik, Yakup Süt, Yusuf Süt, Levent Ortaç ve İbrahim Karagöz’den şikâyetçi ve davacı oldu. Bereket Öner’in kasten adam yaralamaktan ismini verdikleri isimler hakkında açılan davanın duruşması eylül ayında yapılacak.

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...