2 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

KCK’den Öcalan’a cevap

KCK Yürütme Konseyi, Abdullah Öcalan’ın PKK’ye yönelik dün yaptığı çağrıya dair ‘’Şimdi bu yeni tarihi çağrıya karşılık olarak Önder Apo’nun bizden istediği somut adımı atacağımızı belirtiyoruz’’ açıklamasını yaptı.

Açıklamada, “Bizden istediği adımı atma kararlığındayız. Sürecin tek taraflı ve sadece bizim atacağımız adımlarla ilerlemeyeceği bilinmelidir. Sürece doğru yaklaşılmalı ve atılması gereken adımlar atılmalıdır” ifadeleri yer aldı.

Abdullah Öcalan’ın dün, İmralı’da birlikte kaldığı tutuklularla birlikte çekilen görüntülü mesajı yayınlandı.

Öcalan mesajında, “Varılan aşama, yeni adımlarla pratiğe geçmeyi gerekli kılmaktadır. Silahın değil, siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyorum. Ve sizi de bu ilkeyi hayata geçirmeye çağırıyorum” denildi. KCK Yürütme Konseyi de Öcalan’ın çağrısına cevap verdi. Cevapta çağrıya uyulacağı ancak devletin de bazı adımları atması gerektiği ifade edildi.

PKK’ye yakın Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan KCK’nin açıklaması şöyle:

“Barış ve Demokratik Toplum sürecinin gelişmesi amacıyla Önder Abdullah Öcalan yeni bir çağrı yapmıştır. Önder Abdullah Öcalan’ın bu çağrısı dün yayınlanmış ve böylece kamuoyu, çağrının içeriğinden haberdar olmuştur. Öncelikle Önder Apo’nun sesinin ve görüntüsünün dışarıya ulaşması bizleri oldukça sevindirmiştir. Halkımızı ve bütün dostları da aynı şekilde sevindirdiğine inanıyoruz. Bu vesileyle bizlerin, halkımızın ve dostların özlenen yoldaşı Önder Abdullah Öcalan’ı saygıyla selamlıyor, özlem, sevgi ve şükranlarımızı belirtiyoruz.

‘’Biz de bu tarihi çağrısını değerlendirdik’’

Önder Apo’nun geliştirdiği bu çağrı, 27 Şubat 2025 tarihli çağrısından sonra gelişen ikinci çağrı oluyor. Bu çağrı da tıpkı 27 Şubat çağrısı gibi, tarihidir. Bu tarihi çağrıda Önder Apo, ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecini temel ilkeler ve amacı bakımdan özetleyerek, bugüne kadar alınan mesafeyi ve bundan sonra yapılması gerekenleri belirtmiştir. ’27 Şubat 2025 tarihli ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nı desteklemeye devam etmekteyim’ diyerek iradesini bir kez daha güçlü ve açık bir şekilde ortaya koymuştur. Biz de Özgürlük Hareketi olarak Önder Abdullah Öcalan’ın bu tarihi çağrısını değerlendirdik. Ulaştığımız sonuçları bütün açıklığıyla halkımızla ve kamuoyuyla paylaşmayı gerekli görüyoruz.

‘’Stratejik kararlar aldık ve bu yönlü adımlar attık’’

Bizler, 27 Şubat 2025 tarihli çağrıyla duyurulan ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecini tam desteklediğimizi ve üzerimize düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getireceğimizi belirttik. Bugüne kadar ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısına’ olan inancımız ve bu çağrıda ortaya konulan amaçların gerçekleşmesine dair duyduğumuz tarihsel sorumluluk gereği olarak, stratejik kararlar aldık ve bu yönlü adımlar attık. Halkımız da büyük bir dikkat, duyarlılık ve inançla, Önder Ap’nun geliştirdiği bu tarihi sürecin arkasında durdu. Geldiğimiz aşama bakımından Türkiye Cumhuriyeti devleti ve mevcut iktidarı ise sürecin gereklerine göre ve attığımız somut adımlara karşılık olarak henüz herhangi bir adım atmamıştır. Bunu görüyor ve biliyoruz. Ancak buna rağmen biz, ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısında’ belirtilen amaçlara olan inancımız gereği sürecin arkasında durduk. Büyük bir hassasiyetle bu tutumuzu sürdürmeye çalıştık. Bu yönlü çabamızın görüldüğüne de inanıyoruz. Şimdi bu yeni tarihi çağrıya karşılık olarak da Önder Apo’nun bizden istediği somut adımı atacağımızı belirtiyoruz. Bu somut adımı da, attığımız diğer adımlar gibi, Önder Abdullah Öcalan’a olan bağlılığımızın ve Demokratik Toplum Manifestosuyla halkımızın ve insanlığın özgürleşeceğine olan inancımızın gereği olarak atıyoruz.

‘’Bu çağrı sadece bize değil’’

Önder Apo 19 Haziran 2025 tarihli çağrısında, herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini söyleyerek ve atılması gereken adımları belirterek, sürecin nasıl ilerleyeceğini ortaya koymuştur. Önder Apo’nun bu tespitleri dikkate alınmalı ve anlaşılmalıdır. Bu çağrı sadece bize değil, devlete ve başta meclis ve siyaset kurumu olmak üzere sorumluluğu olan herkesedir. Bugüne kadar tarihsel sorumluluğumuz ve yüksek hassasiyetimiz sonucu attığımız stratejik adımlar oldu.

‘’Sürecin tek taraflı ve sadece bizim atacağımız adımlarla ilerlemeyeceği bilinmelidir’’

Şimdi de Önder Apo’nun bizden istediği adımı atma kararlığındayız. Halkımızı ve halklarımızı düşünerek bu yeni adımı da atıyoruz. Ancak sürecin tek taraflı ve sadece bizim atacağımız adımlarla ilerlemeyeceği bilinmelidir. Buna göre sürece doğru yaklaşılmalı ve atılması gereken adımlar atılmalıdır. Bu temelde Barış ve Demokratik Toplum sürecinin geliştireni olan Önder Apo’nun esareti son bulmalıdır. Çünkü Önder Apo özgür olursa, ancak bu süreç gelişebilir ve amacına ulaşabilir. Aksi durumda, mevcut koşulları sürdürerek daha fazla ilerlemek mümkün değildir. İkinci olarak da demokratik siyaset ve bütüncül hukuk için gerekenler yapılmalıdır. Siyasetin ve meclisin buna göre inisiyatifi ve adımları gelişmelidir. Anlamlı bir süreç ve ilerleme, ancak bununla mümkündür.

‘’Büyük bir kazanım getireceğine inanarak bu adımı atıyoruz’’

Sonuç olarak bu tarihi adımı atma kararlılığını ortaya koyarken, aynı sorumluluk duygusuyla yapılması gerekenleri tekrardan belirtme ihtiyacı duyuyoruz. Umuyoruz ki bu belirttiklerimiz anlaşılır ve gereği gibi hareket edilir. Biz bugüne kadar olduğu gibi şimdi de halkımız için büyük bir kazanım getireceğine inanarak bu adımı atıyoruz. Bu adımlarımızın karşılık bulacağına ve ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecinin başarıya ulaşacağına olan inancımızı koruyoruz.  10 Temmuz 2025″

 

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...