2 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

ABD’den Suriye açıklaması: ‘Merkezi hükümet ve Kürtler arasında anlaşmazlık var’

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’de merkezi hükümet ile Kürtlerin, güçlerini birleştirme konusunda hala anlaşamadıklarını söyledi.

Amerikan Associated Press (AP) haber ajansına konuşan Barrack, taraflar arasında ciddi görüş ayrılıkları olduğunu belirtti.

Barrack, anlaşmazlığın, Suriye’de yeni hükümet yıllarca süren iç savaş sonrası kontrolünü sağlamlaştırmaya çalışırken sürekli engel teşkil ettiğini vurguladı.

Barrack bu açıklamayı, Suriye’nin geçici devlet başkanı Ahmed eş-Şara ve ülkenin kuzeydoğusunu büyük oranda kontrol eden Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) komutanı Mazlum Abdi’nin 9 Temmuz’da Şam’daki görüşmeleri sonrası yaptı.

Suriye hükümetiyle SDG arasındaki görüşmelere, Tom Barrack ve Fransa’nın Suriye Özel Temsilcisi Jean-Baptiste Faivre da katılmıştı.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 9 Temmuz’da Şam’da Suriye’nin geçici devlet başkanı Ahmed eş-Şara ile görüştü

AP’nin haberine göre SDG yeni Suriye ordusunda ayrı birim olarak varlığını sürdürmek istiyor. Şam yönetimi ise SDG’nin lağvedilmesinden ve üyelerinin bireysel olarak orduya katılmalarından yana.

Tom Barrack, “Bu iki taraf arasında hala büyük bir sorun” dedi.

“Bu konuda bir ilerme sağlandığını düşünmüyorum” diye konuşan Barrack, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bence bu tip şeyler küçük adımlarla gerçekleşir çünkü ilerleme sağlanması güven, bağlılık ve anlayışa dayalıdır.

“Bir süredir ayrı yaşayan ve belki de bir süredir düşmanca bir ilişki yaşayan iki tarafın güveni adım adım inşa etmeleri gerekir.”

Barrack henüz istedikleri noktada olmasalar da, Şam yönetiminin SDG’ye seçenekler sunma konusunda “harika bir iş çıkardığını” söyledi ve SDG’ye atfen, “Umarım bu seçenekleri değerlendirecekler. Umarım bunu çabuk yapacaklar” dedi.

ABD’nin Suriye hükümetine ve yeni Suriye ordusuna “güveninin tam olduğunu” kaydeden Barrack, SDG’nin de IŞİD’le mücadelede “değerli bir ortak” olduğunu vurguladı.

Barrack, “ABD, SDG’nin yeni hükümete saygılı bir şekilde entegre olma fırsatına sahip olduğundan emin olmak istiyor” dedi, Suriye’deki yaklaşık 1300 Amerikan askerini tamamen çekmek için ise “acele etmediklerini” söyledi.

Suriyeli yetkili: ‘Ülkenin bölünmesini ya da federasyonu ilkesel olarak reddediyoruz’

Fransız haber ajansı AFP, eş-Şara ve Abdi liderliğindeki heyetlerin Şam’da, Mart ayında varılan anlaşmanın yürürlüğe girmesi konusunda yaşanan tıkanıklığı görüştüğünü bildirdi.

Omurgasını Kürt Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) oluşturduğu SDG, anlaşmayla Suriye’de yeni yönetiminin kurumlarına entegre olmayı kabul etmiş ancak anlaşma yürürlüğe girmemişti.

Şam’daki son görüşmelerin odağında, SDG kontrolündeki bölgelerin Suriye’ye ekonomik ve askeri entegrasyonu vardı.

AFP’nin Suriye’nin resmi televizyonu El-İhbariye’ye dayandırdığı haberine göre, Suriye hükümetinden bir yetkili, Şam yönetiminin görüşmelerde “Tek Suriye, Tek Ordu, Tek Hükümet” prensibine bağlı kaldığını söyledi.

Hükümet yetkilisi ayrıca Suriye’nin bölünmesini ya da federasyonu ilkesel olarak reddettiklerini belirtti.

Aynı yetkili, “Suriye ordusu tüm vatan evlatlarını birleştiren ulusal bir yapıdır. SDG’nin Suriyeli savaşçılarının entegrasyonuna da açıktır” dedi.

Mart’taki anlaşma neler öngörüyordu?

Eş-Şera ve Abdi arasında Mart ayında imzalanan entegrasyon anlaşması sekiz madde içeriyordu.

Anlaşmanın birinci maddesinde “Tüm Suriyelilerin siyasi süreç ve devlet kurumlarındaki temsil ile katılımının, etnik ve dini kimliklerine bakılmadan garanti altına aldığı” ifade ediliyor.

İkinci maddede ise “Kürt toplumu, Suriye devletinin ayrılmaz bir parçası” olarak tanınıyor ve “vatandaş olma hakları dahil, tüm anayasal hakları” garanti altına alınıyor.

Bu anlaşmanın uygulanmasıyla ülkede SDG kontrolü altındaki zengin petrol ve gaz sahalarının kontrolü devlete geçecekti.

SDG’nin kontrolünde birçoğu kapalı sınır kapıları ve IŞİD savaşçılarının tutulduğu cezaevleri de yer alıyor.

Anlaşmayla, SDG, “Suriye’nin güvenliği ve birliğine yönelik her türlü tehditle mücadelede” hükümeti desteklemeyi kabul etmişti.

Anlaşma yerlerinden olan Suriyelilerin, evlerine geri dönüşünün sağlanması başlığını da içeriyordu.

Yedinci maddede Suriyeliler arasında anlaşmazlık tohumları ekmeyi amaçlayan nefret söylemi ve ayrılık çağrılarının reddedilmesi niyeti vurgulanmıştı.

Sekinci ve son maddeyse, kurulacak komitelerin anlaşmanın 2025 sonuna kadar hayata geçirilmesi için çalışmasını içeriyordu.

SDG’nin en az 20 bini Kürt Halk Savunma Birlikleri’nden (YPG) 40 ila 60 bin arasında savaşçısı olduğu tahmin ediliyor.

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...