2 Ekim 2026
19.5 C
İstanbul

İlham Ahmed: SDG ile Şam arasındaki anlaşmanın devamlılığı için Avrupa’dan garanti şart

Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi arasındaki anlaşmanın devamlılığı için Avrupa’dan garanti talep etti. Ahmed, uygulama mekanizmasının halen belirsiz olduğunu ve bazı tarafların süreci baltalamaya çalıştığını söyledi.

25 Şubat Çarşamba günü, Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed ve SDG Genel Komutanlık Üyesi Rohılat Efrin, Avrupa Parlamentosu’nu (AP) ziyaret ederek parlamenterlerle bir araya geldi.

Düzenlenen basın toplantısında AP’nin 12 Şubat’ta Rojava’daki Kürtlerin korunmasına yönelik aldığı karara dikkat çeken Ahmed, “Bu görüşme bizim için çok önemliydi. Rojava’daki Kürtlerin desteklenmesi ve atılan bu adımlar; demokrasiye, özgürlüğe ve adalete verilen bir destektir” dedi.

“Kürtlerin hakları Suriye anayasasında güvence altına alınmalı”

Toplantıdan çıkan kararların, tüm Suriye halklarının özgürce yaşayabileceği yeni bir Suriye inşasında ısrarcı olduğunu belirten Ahmed, “En önemlisi de Suriye sisteminde yıllardır hakları gasp edilen Kürt sorununun çözümüdür” ifadelerini kullandı.

Ahmed, IŞİD’e karşı yürütülen savaşta Kürtlerin oynadığı role değinerek, “En azından Kürtlerin hakları Suriye anayasasında güvence altına alınmalı ve Suriye içinde siyasi bir çözüm sağlanana kadar arabulucu ülkeler bize destek olmalıdır. Ancak bu adım henüz atılmadı” şeklinde konuştu.

Şam güçlerinin SDG kontrolündeki bölgelere yönelik saldırılarını “demokrasiye saldırı” olarak nitelendiren Ahmed, “Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınların ve farklı bileşenlerin haklarının güvence altına alındığı bir demokrasi vardı. Bu saldırı, tüm bu değerlere yönelik bir hamleydi” dedi.

“Anlaşmanın birçok maddesi yerine getirilmedi”

Suriye ordusunun 8 Ocak’ta Halep’teki Kürt mahallelerine ve ardından SDG’nin kontrolündeki bölgelere yönelik saldırılarının ardından, 29 Ocak’ta taraflar arasında çatışmaları durduran kapsamlı bir anlaşma imzalanmıştı. Bu anlaşma, her iki tarafın askeri ve idari yapılarının aşamalı olarak entegre edilmesini öngörüyordu.

Ancak Ahmed, anlaşmanın birçok maddesinin henüz uygulanmadığını vurgulayarak, “Sorunların çözümü için müzakere halindeyiz ancak nefret söylemi hala devam ediyor” dedi. Suriye hükümetine bağlı medyanın geçiş sürecinde düşmanca yayınlar yaptığını belirten Ahmed, bazı ülkelerin Kürtler ile Araplar arasında bir çatışma çıkarmak için yoğun çaba harcadığını ve bunun çok tehlikeli olduğunu ifade etti.

Anlaşmada Kürtlere üst düzey hükümet kadrolarının verilmesi yer almasına rağmen, Kürtlerin henüz devlet kurumları ve bakanlıklarda etkin bir katılımı olmadığını belirten Ahmed, kadınların statüsünün de zayıf kaldığına dikkat çekti.

“IŞİD yeniden güçleniyor”

DSG’nin denetimindeki bölgelerin bir kısmının Şam’ın kontrolüne geçmesinin ardından, IŞİD mensuplarının tutulduğu cezaevleri de Suriye yönetimine devredildi.

Ahmed, bu durumun yarattığı güvenlik zafiyetine dikkat çekerek, “Cezaevlerinin Şam’a devredilmesinin ardından bölgede IŞİD yeniden yayılmaya başladı. Deyrezor, Rakka ve diğer bazı bölgelerde IŞİD’in faaliyetleri ciddi oranda arttı” uyarısında bulundu.

Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan üç kaynağa göre, ABD güçleri bir ay içinde Rojava ve Suriye’den çekilecek. Bu iddialara yanıt veren Ahmed, “ABD çekilme kararı almış görünüyor. Ancak anayasa yazılmadan çekilme gerçekleşirse Kürtlerin ve bölgedeki diğer bileşenlerin akıbeti meçhul. Bu konuda henüz bir garanti yok” ifadelerini kullandı.

“180 bin Kürt mülteci durumunda”

AP ziyaretinin temel amacının, SDG ile Şam arasındaki entegrasyon süreci için uluslararası bir güvence sağlamak olduğunu belirten Ahmed, “Avrupa Birliği’nden anlaşmanın uygulanması için gerçek bir garanti istiyoruz. Anayasada Kürtlerin haklarının tanınması ve Kürt bölgelerinin özerkliği, anlaşmamızda yer alıyor ve bunların nasıl uygulanacağını bilmemiz gerekiyor” dedi.

Suriye ordusunun son saldırılarının yanı sıra, Türk Silahlı Kuvvetleri ve desteklediği Suriyeli silahlı grupların 2018’de Efrin’e yönelik harekâtı nedeniyle yaşanan göç dalgasına da değinen Ahmed, Efrin, Serê Kaniyê, Halep kırsalı ve Şehba’dan göç eden yaklaşık 180 bin Kürdün Cizire bölgesine sığındığını aktardı.

Sığınmacıların 118 okulda barındığını ve bu durumun eğitim sistemini felç ettiğini dile getiren Ahmed, SDG ile Şam arasındaki anlaşmada göçmenlerin geri dönüşünün de yer aldığını ancak bu konuda henüz somut bir adım atılmadığını belirterek, Avrupa’daki görüşmelerden bu konularda olumlu sonuçlar beklediklerini sözlerine ekledi.

Son Haberler

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...