Malazgirt, yüzyıllardır Anadolu’nun kapılarını sadece toprağa değil, aynı zamanda “birlik ve kardeşlik” idealine açan bir simge olarak anıldı. Ancak tarih boyunca olduğu gibi bugün de bu sembol, siyasi iktidarlar tarafından kendi söylemlerine göre yeniden yorumlanıyor. Gerçeğin ağırlığı çoğu zaman gölgede kalıyor; geçmişin izleri, bugünün politik manipülasyonlarına yenik düşüyor.
Hem kardeşlik hem de kılıç göstermek bir tezat. Ya kılıç kaldırılır, ya da kardeşliğin gereklilikleri yerine getirilir. Yandaş bir gazetecinin tehditkâr kalemiyle sürece müdahale etmesi ise bu denkleme sabote edici bir unsur ekliyor.
Söylem ile Gerçek Arasında: Kardeşlik ve Güvenlik
Son günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Suriye’deki Kürtlerin de teminatı biziz” açıklaması, aynı dönemde gazeteci Abdulkadir Selvi’nin kaleme aldığı ve Rojava Kürtlerine yönelik olası operasyon sinyalleri taşıyan yazısıyla yan yana duruyor. Bir yanda kardeşlik ve dayanışma söylemi, diğer yanda güvenlik merkezli bir operasyon dili… Bu çelişki, Türkiye’nin Kürt politikasındaki karmaşayı ve derin gerilimi gözler önüne seriyor.
Siyaset teorisyeni Antonio Gramsci’nin ifadesiyle, “Eski ölüyor, yeni doğamıyor; bu ara dönemde canavarlar sahneye çıkar.” Türkiye’nin Kürt meselesinde yaşanan belirsizlik, tam da bu “ara dönem” sancılarını yansıtıyor; hem toplum hem siyaset için kaygı verici bir boşluk yaratıyor.
Güvenlik Gerekçesi: Çatışmayı Derinleştiren Adımlar
“Güvenlik” gerekçesiyle atılan adımlar çoğu zaman toplumsal çatışmayı derinleştiriyor. IŞİD’in mirasını devralan gruplara “Arap aşiretleri” etiketi yapıştırılarak Kürtlerin üzerine sürülmesi, yalnızca askeri bir tercih değil; aynı zamanda toplumsal barışa yönelik ciddi bir tehdit olarak görülüyor. Tarih, benzer girişimlerin bedelinin ağır olduğunu defalarca gösterdi.
Burada kritik soru ortaya çıkıyor: Bu senaryoları sahneye sürenler, olası bir katliamın sorumluluğundan kaçabileceklerini mi düşünüyor? Abdulkadir Selvi gibi kalemler, ölümü çağırırken vicdanlarına ne diyecek? Ölen her insanın yokluğunda kalemlerinin payı olacağını gerçekten hissediyorlar mı?
Kardeşlik Sözleri ve Operasyon Sinyalleri: Uçurum Büyüyor
Kardeşlik söylemleri ile operasyon sinyalleri arasındaki uçurum büyüdükçe, kaybeden yalnızca Kürtler olmuyor. Bu uçurum, birlikte yaşam iradesini korumaya çalışan tüm topluma zarar verebilir.
Malazgirt’i sembol olarak sahiplenmek kolaydır; asıl mesele, o sembolün çağrıştırdığı birlik ve dayanışma ruhunu hayata geçirebilmekte yatıyor. @ihsankaçar



