23 Ekim 2026
16.8 C
İstanbul

Irak tüm gümrük gelirlerinin Bağdat’a aktarılmasını istiyor

Irak Federal Hükümeti, Bakanlar Kuruluna gönderdiği resmi yazıda, Erbil ile Bağdat arasında sınır kaplarının gelirlerine ilişkin varılan anlaşmanın bir maddesini değiştirdi ve gelirlerin yüzde 100’ünün Irak’ın genel hazinesine aktarılmasını talep etti. Kürdistan Bölgesi heyeti ise bu adımı “yasalara aykırılık ve anlaşmayı engelleme” olarak nitelendirdi.

 

Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanlığı Hukuk Danışmanı ve ASYCUDA sistemi müzakere ekibi başkanı Sami Celal, Rûdaw’ın 12.00 Bülteni’ne konuk olarak Bağdat’taki son görüşmelerin ayrıntılarını açıkladı.Celal, Kürdistan Bölgesi Başbakanı’nın talimatı doğrultusunda üç temel konuyu sonuçlandırmak üzere geçen pazartesi Bağdat’ı ziyaret ettiklerini söyledi.

Geçtiğimiz haziran ayında Erbil ile Bağdat arasında ASYCUDA sistemi konusunda 16 maddelik bir anlaşma imzalanmıştı. Sami Celal’in aktardığına göre taraflar üç konuda henüz anlaşmaya varamamış ve görüşmeler devam ediyordu.

Celal, bunları şöyle sıraladı:

“Birincisi, gayri resmi sınır kapları meselesiydi. Kürdistan Bölgesi’nde yedi sınır kapısı var. Bunlar bizim açımızdan resmi ancak Irak açısından gayri resmi kabul ediliyor. Altı sınır kapısı ise her iki taraf açısından resmi. İkincisi, gümrük muafiyeti ve yerli üretimin korunması meselesiydi. Üçüncüsü ve en büyük sorun ise sınır kaplarından elde edilen gümrük gelirlerinin kime verileceği konusuydu.”

Bağdat gelirlerin tamamını istiyor

ASYCUDA müzakere ekibi başkanı Sami Celal, görüşmeler sırasında Irak Maliye Bakanı’nın sınır kaplarından elde edilen gelirin yüzde 100’ünün Irak genel hazinesine aktarılması konusunda ısrarcı olduğunu söyledi.

Kürdistan Bölgesi heyeti ise iki öneri sundu.

Celal, önerilerini şöyle açıkladı:

“Ya Kürdistan gelirlerin yüzde 100’ünü alacak ve bunun yüzde 50’sini Bağdat’a verecek ya da ASYCUDA sistemi içerisinde iki ayrı hesap oluşturulacak. Daha sonra her iki önerinin de A ve B seçenekleri olarak yazılması ve Bakanlar Kuruluna gönderilerek orada karara bağlanması konusunda anlaştık.”

Ancak Celal, Bağdat’tan döndükten sonra resmi yazının kendilerine gönderilmesinin aylar sürdüğünü ve yazıyı aldıklarında anlaşmanın ilgili maddesinin değiştirildiğini gördüklerini belirtti.

Celal, “Üçüncü maddeyi değiştirmiş ve gelirin yüzde 100’ünün Bağdat’ın genel hazinesine aktarılması gerektiğini yazmışlar. Bu kişisel bir değişiklik ve yasalara aykırılık. Çünkü bizim bilgimiz olmadan ve Ekonomik Konsey’e yeniden danışılmadan o maddeyi değiştirmişler” dedi.

Kürdistan heyeti yüzde 50’lik payda ısrarcı

Sami Celal, son görüşmede bu değişikliğin yasalara aykırı olduğunu Bağdat tarafına ilettiklerini söyledi.

Celal’e göre Irak Başbakanı görüşmede yeni bir öneri sundu ve sınır kaplarından elde edilen gelirin tamamının Kürdistan Bölgesi’ne bırakılmasını, ancak bu gelirin tamamının maaş ödemelerinden kesilmesini önerdi.

Kürdistan Bölgesi heyeti ise bu öneriyi tamamen reddetti.

Celal, “Biz sınır kaplarının gelirlerinin yüzde 50’sini talep ediyoruz ve Kürdistan Bölgesi’nin özel koşullarının dikkate alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Geçici olarak 50-50 paylaşım önerisi

Kürdistan Bölgesi’nin ASYCUDA müzakere ekibi başkanı, geçici bir süre için gelirlerin yüzde 50’sinin Erbil’e, yüzde 50’sinin Bağdat’a verilmesi konusunda anlaşmaya varılmasını beklediğini söyledi.

Bu düzenlemenin Irak bütçe yasası uygulanıncaya kadar geçerli olabileceğini belirten Celal, Irak Bakanlar Kurulunun konuyla ilgili toplantısının bir hafta ertelendiğini de açıkladı.

ASYCUDA sisteminin ekimde uygulanması bekleniyor

Irak Gümrükler Genel Müdürü Samer Kasım, 4 Eylül 2026’da Rûdaw’a yaptığı açıklamada, Kürdistan Bölgesi ile ASYCUDA sisteminin uygulanması konusunda son aşamaya ulaştıklarını söylemişti.

Kasım, “Bu yıl ekim ayının başında sistemin uygulanması için fiili adımların atılmasını ve Kürdistan Bölgesi’ndeki çalışanlara eğitim verilmesini bekliyoruz” demişti.

Yaklaşık iki yıl süren müzakerelerin ardından, 18 Haziran 2026’da Kürdistan Bölgesi heyeti ile Irak Gümrükler Genel Müdürlüğü, sistemin Kürdistan Bölgesi’nde uygulanması için 16 maddelik mutabakat imzalamıştı.

ASYCUDA nedir?

ASYCUDA, gümrük işlemlerinin yönetilmesi ve ticaretin kolaylaştırılması amacıyla kullanılan uluslararası bir elektronik sistemdir. Sistem, sınır kaplarındaki gelirlerin düzenlenmesini, yolsuzluğun önlenmesini ve ticari işlemlerin hızlandırılmasını amaçlıyor.

 

Son Haberler

Viyan Hababi: YBŞ Şengal’de kalacak

Ezidilerin savunmasını yapan  Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) Genel Komutanlık Üyesi Viyan Hababi, Irak hükümetiyle yürütülen görüşmelerin en üst düzeyde devam ettiğini belirterek, “YBŞ ve YJŞ (Şengal Kadın Birlikleri) savaşçıları Şengal’de kalacak” dedi. Hababi, taraflar arasında belirli bir uzlaşının sağlandığını ancak henüz resmi bir anlaşmanın imzalanmadığını ifade etti. Rojnews’e konuşan YBŞ Genel Komutanlık Üyesi, “YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalacağı ve kendi topraklarını koruyacağı konusunda bir anlayışa ulaştık” diye konuştu. “Bağdat’la görüşmeler sürüyor” Şengal’in geleceği, Irak’ın gündemindeki en önemli konular arasında yer alıyor. 12 Eylül’de Ezidi temsilciler ve Şengal savunma güçleri, Irak Başbakanı Ali Zeydi ile bir araya geldi. Son olarak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım Abudi, MERI Forumu’nda Şengal savunma güçleriyle uzlaşıya vardıklarını açıklamıştı. Hababi, çözüm amacıyla yürütülen görüşmelerin şubat ayından bu yana devam ettiğini belirtti. “Biz Iraklı bir gücüz” Hababi, en başından beri kendilerini Iraklı bir güç olarak tanımladıklarını vurgulayarak şunları söyledi: “Bizim Irak’a yönelik herhangi bir tehdidimiz yok. Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız ve bu ülkenin bir gücüyüz. Ancak en başından beri Irak’tan talebimiz, savunma gücümüzün genel bir çatı altında, kendi yerinde kalarak toplumumuzu korumasıydı. Görüşmelerin amacı, güçlerimizin Irak ordusuna entegre edilmesi ancak özerkliğini korumasıydı.” “Savaşçılarımız Şengal’den ayrılmayacak” Viyan Hababi, Irak hükümetiyle uzlaşılan başlıklara ilişkin ise şu bilgileri paylaştı: “Genel bir çatı oluşturulacak ve bu yapı Irak hükümetinin bir bakanlığına bağlı olacak. Ancak Êzidî toplumunun özerkliği göz önünde bulundurulacak. Irak hükümetiyle YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalması konusunda anlaştık. Temel görevimiz topraklarımızı, yurdumuzu ve toplumumuzu korumaktır. Bazı çevreler aramızda ve Irak ordusu arasında çatışma çıkmasını istedi ancak biz kan dökülmesini önleyerek bunun önüne geçtik.” YBŞ komutanı Habibi, görüşmelerin bir sonuca ulaşması halinde kamuoyunu resmi bir açıklamayla bilgilendireceklerini söyledi.

Tom Barrack, Ahmed Şara ve Şeybani ile görüştü

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Özel Temsilcisi...

Azerbaycan 31 Türk’ü istenmeyen kişi ilan etti, Erdoğan Aliyev ile görüştü

Azerbaycan hükümeti 31 Türk vatandaşını, bu ülkedeki okullarda başörtüsü...

Yaşar Güler’den Irak ve Suriye açıklaması

Türkiye Milli Savunma Bakanı Güler, Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki...

YPJ şartlarını açıkladı: ‘Kadınların kimliğini korumak temel çizgimizdir’

Rojava’da Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanlığı, Suriye hükümetiyle...

Bahçeli, PJAK’ı işaret etti: Silahlarını bırakmaları bölgesel barış için atılacak bir adımdır

Bahçeli, PJAK’ı işaret etti: Silahlarını bırakmaları bölgesel barış için...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...