10 Haziran 2026
27.2 C
İstanbul

‘Hareket Yönetimi’ tarafından sğrece ilişkin açıklama ve eleştiri

Metinde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin daha önce dile getirdiği “umut hakkı” ve “barış ve siyasallaşma koordinatörlüğü” ifadelerine atıf yapılırken, AK Parti’nin bu yaklaşımı benimsemediği iddia edildi. Açıklamada ayrıca CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararı ve parti merkezine yönelik saldırının demokratik siyasete müdahale olduğu savunularak, bunun barış sürecini zedelediği ileri sürüldü.

PKK yönetimi, sürecin başarıya ulaşması için Abdullah Öcalan’ın “özgür ve serbest çalışır koşullara” kavuşması gerektiğini belirtirken, AKP-MHP iktidarına “demokratik çözüm için gerekli adımları gecikmeden atma” çağrısı yaptı.

Sürecin Başlangıcı ve Atılan Adımlar

Açıklamada, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısıyla Kürt sorununun çözümüne ilişkin çerçevenin ortaya konulduğu belirtilerek, bir gün sonra ateşkes ilan edildiği ifade edildi. 5-7 Mayıs tarihlerinde düzenlenen 12. Kongre’de PKK’nin feshedildiği ve silahlı mücadelenin sona erdirildiği kaydedildi.

Metinde, yaklaşık bir buçuk yıldır çatışma yaşanmadığı, silah bırakma iradesinin kamuoyuna açık şekilde ortaya konulduğu ve Türkiye sınırları içinden çekilen gerillaların 26 Ekim 2025’te açıklama yaptığı belirtildi. Ayrıca iki MİT yöneticisinin serbest bırakıldığı ve bazı savaş tünellerinin boşaltıldığı aktarıldı.

“Umut Hakkı” ve Öcalan’ın statüsü tartışması

Açıklamada, “negatif barış sürecinin” tamamlandığı ve artık “pozitif barış sürecine” geçilmesi gerektiği savunuldu. Bunun için yerel demokrasiyi güvence altına alacak “özgürlük yasalarının” çıkarılması gerektiği ifade edildi.

PKK yönetimi, Abdullah Öcalan’ın yeni süreçte rol oynayabilmesi için statüsünün belirlenmesi ve “özgür-serbest çalışma koşullarına” kavuşmasının gerekli olduğunu savundu. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin dile getirdiği “umut hakkının” bugüne kadar hayata geçirilmesi gerektiği ileri sürüldü.

“Yasalar hazırlanmadı”

Metinde, 27 Mart’ta İmralı’da yapılan görüşmede devletin nisan ayında yeni yasal düzenlemeler hazırlayacağının ifade edildiği kaydedildi. Ancak bu düzenlemelerin gündeme gelmediği ve Abdullah Öcalan’la yaklaşık iki ay görüşme yapılmadığı dile getirildi.

PKK yönetimi, bu süreçte hem tecridin sürdüğünü hem de iktidara yakın medyada örgütün adım atmadığı yönünde propaganda yürütüldüğünü savundu.

Bahçeli’nin açıklamaları ve AK Parti’ye eleştiri

Açıklamada, Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında Abdullah Öcalan’ın statüsünün “Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü” olarak tanımlanması gerektiğini söylediği ifade edildi. Bu yaklaşımın DEM Parti ve Kürt kamuoyunda olumlu karşılandığı belirtilirken, AK Parti yetkililerinin “statü yok” açıklamalarıyla buna karşı çıktığı iddia edildi.

“Tasfiyeye Odaklanmış Yol Haritası” Eleştirisi

Hareket  yönetimi, Bahçeli’nin 18 Mayıs’ta açıkladığı 7 başlıklı yol haritasını sert sözlerle eleştirdi. Açıklamada, metinde Abdullah Öcalan’ın statüsünün reddedildiği, mahkumiyet halinin devam edeceğinin belirtildiği ve demokratik siyaset yapmayı sağlayacak yasal düzenlemelere yer verilmediği savunuldu.

Metinde ayrıca, Kürtlerin siyasi iradesinin tanınmadığı ve demokratikleşme söylemlerinin “tasfiyeye odaklı” bir yaklaşımı örtmek için kullanıldığı öne sürüldü.

CHP’ye Yönelik Karar ve “Demokratik Siyasete Müdahale” Vurgusu

Açıklamanın önemli bölümlerinden biri de CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararı ve parti merkezine yönelik saldırıya ayrıldı. Hareket yönetimi, bu gelişmelerin Türkiye’de demokratik siyasete müdahale anlamına geldiğini kaydetti.

Metinde, Kürt sorununun çözümünde CHP’nin rol alması gerekirken partiye yönelik baskının “çözüm iradesinin olmadığı” düşüncesini güçlendirdiği ifade edildi. Demokratik siyaset alanına yönelik müdahalelerin barış sürecini zedelediği ve toplumdaki kuşkuları artırdığı öne sürüldü.

“Süreci başarıya götürmek için üzerimize düşeni yapacağız”

Hareket yönetimi, açıklamasının sonunda barış ve demokratik toplum sürecini başarıya ulaştırmak için üzerlerine düşeni yapmaya devam edeceklerini belirtti. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için Abdullah Öcalan ve örgüt üyelerinin demokratik siyaset yapabilecek koşullara kavuşması gerektiği savunuldu.

Açıklamanın sonunda AKP-MHP iktidarına, “Türkiye’nin hayrına olacak bir çözüm için gerekli adımları gecikmeden atma” çağrısı yapıldı.

Açıklamanın Tam Metni şöyle:

“Hareket Yönetimi, açıklamasında şunlar belirtildi:

‘Rêber Apo, 27 Şubat 2025 tarihinde Barış ve Demokratik Toplum Çağrısıyla Kürt sorununu ve bundan kaynaklanan çatışmalı durumun nedenlerini ve çözümünün ne olduğunu yalın biçimde ortaya koymuştur. Barış mücadelesi şehidimiz Sırrı Süreyya Önder de bu çağrının sonuç alması açısından hukuki ve siyasi gerekliliklerin yerine getirilmesinin önemine vurgu yaptı.

Bu çağrıdan bir gün sonra Kürt Özgürlük Hareketi ateşkes ilan etti. 5-7 Mayıs arasında da 12. Kongresini toplayarak PKK’yi feshetti ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı aldı. Nitekim bir buçuk yıldır tek bir çatışma yaşanmadı. Düşünce ve örgütlenme özgürlüğü temelinde demokratik siyaset yapma imkânı sağlandığında silahların bırakılacağı iradesinin ortaya konulduğu silah yakma töreni gerçekleştirildi. 26 Ekim 2025’te Türkiye sınırları içinden çekilen gerillalar açıklama yaptılar. 2 MİT yöneticisi serbest bırakıldı. Türkiye sınırları dışında olan bazı savaş tünelleri boşaltıldı. Böylece silahlı mücadelenin bırakılıp demokratik siyaset yoluyla Kürt sorununun çözümünü gerçekleştirme iradesi açık ve net biçimde ortaya konuldu. Nitekim devlet yetkilileri de Rêber Apo’nun çağrılarının yerine getirildiğini söylemişlerdir.

Umut hakkının bugüne kadar pratikleşmesi gerekiyordu

Rêber Apo, negatif barış süreci tamamlandı, artık çatışma etkenlerinin tümden ortadan kaldırılarak pozitif barış sürecine geçilmesi gerektiğini vurguladı. Bunun için özgür demokratik siyasetin yapılacağı, yerel demokrasinin güvenceye alınacağı özgürlük yasalarının çıkarılması gerektiğini belirtti. Öte yandan Rêber Apo’nun 2. aşama olan pozitif barış sürecinde rolünü oynaması için statüsünün belirlenip özgür ve serbest çalışır koşullara kavuşması Hareketimiz ve halkımız tarafından istenmiştir. Devlet Bahçeli’nin ilk konuşmasında vurguladığı “Umut Hakkının” bugüne kadar bir biçimde pratikleşmesi gerekiyordu.

Rêber Apo’nun muhataplığı ve statüsünün yasallaşması

İkinci aşamaya geçme tartışmaları sonucu 27 Mart’ta İmralı’da yapılan görüşmede devletin Nisan ayında yasalar hazırlayacağı belirtilmişti. Bu yasaların süreci ilerletmesini sağlayacak biçimde olması için Rêber Apo ve Hareketimizle görüşmeler yapılacaktı. Ancak yasalar gündeme girmediği gibi, Rêber Apo ile 2 aya yakın görüşme yaptırılmadı. Hem Rêber Apo üzerinde tecrit uygulandı hem de iktidara yakın basın Hareketimizin adımlar atmadığı gibi propagandalar yaparak toplumu yanıltmaya çalıştı. Bu durum karşısında Hareket Yönetimi adına 5 Mayıs’ta yapılan açıklamada devletin bizim adımlarımız karşısında süreci ilerletecek adımlar atmadığı kamuoyuna duyuruldu. Bu açıklamada Barış ve Demokratik Toplum çağrısına bağlılığımız bir kez daha belirtildi. Sürecin ilerlemesi açısından Rêber Apo’nun muhataplığı ve statüsünün yasallaştırılması gerektiği vurgulandı.

AKP yetkilileri açıklamaya tutum koydu

Bu çağrının yapıldığı gün Devlet Bahçeli partisinin grup konuşmasında Rêber Apo’nun statüsünün ‘Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü’ olarak belirlenmesi gerektiğini açık biçimde ifade etti. Devlet Bahçeli’nin bu açıklamaları DEM Parti, Kürt kamuoyu ve demokrasi güçleri tarafından olumlu bulundu. Ancak daha ilk günden AKP yetkilileri statü yok, İmralı ile örgüt arasında hat kurulması var, diyerek yapılan açıklamaya karşı tutum koydular.

Tasfiyeye odaklanmış yol haritası

Kürt halkı Rêber Apo’nun statüsü, özgür ve serbest çalışır koşullara kavuşması konusunda olumlu gelişmeler beklerken Devlet Bahçeli’nin 7 başlıkta kapsamlı 18 Mayıs açıklaması yerini olumsuz algılara bıraktı. Bu yol haritasında Rêber Apo’ya, halka ve Özgürlük Hareketine saygı sınırını aşan bir üslup kullanılmıştır. Bu açıklamada Rêber Apo’nun konumuyla ilgili; bir statü yok, mahkûmiyet hali devam edecektir, denilmiştir. Barış ve siyasallaşma koordinatörlüğü rolü de örgütün tasfiye edilmesi süreciyle sınırlandırıldığı gibi, Rêber Apo’nun ve Kürt Özgürlük Hareketi üyelerinin özgürce demokratik siyaset yapacağı özgürlük yasalarından ise hiç söz edilmemiştir. Sadece hukuki meşruiyeti olanlar siyaset yapabilir, denilerek Rêber Apo ve Özgürlük Hareketi üyelerinin siyaset yapamayacağı ifade edilmiştir.

Metinde yer yer demokrasiden söz edilse de, bu da sadece çözüm içermeyen tasfiyeye odaklanmış yol haritasına bir sos olarak kullanılmıştır.

Bahçeli’nin ortaya koyduğu yol haritasında Rêber Apo’nun hiçbir toplumu temsil etmediği de belirtilmektedir. Bu zaten Kürdü ve siyasi iradesini tanımama, dolayısıyla Kürt sorununu çözmek istememe anlamına gelmektedir. Bu yaklaşım demokratikleşme temelinde Kürt sorununu çözme iradesinin olup olmadığı konusunu tartışmalı hale getirmektir. Gerçek bir demokratikleşme Kürt varlığını tanır ve sorunun çözümünü de sağlar. Metinde zaman zaman dile getirilen demokrasiye böyle bir anlam yüklenmemiştir.

CHP’ye mutlak butlan kararı demokratik siyasete yönelik bir saldırıdır

CHP’ye yönelik butlan kararı ve merkezine saldırı AKP iktidarının demokrasi anlayışının nalıncı keseri gibi kendine yontması olduğunu göstermiştir. Türkiye’de 100 yıllık Kürt sorununun çözümünde CHP’ye rol verilmesi gerekirken, CHP’ye bu yönelim Kürt sorununda çözüm anlayışının olmadığı düşüncesini güçlendirmektedir. Kürt sorunu demokratikleşme temelinde çözülecekse demokratik siyasal alana yönelik böyle bir müdahalenin olmaması gerekirdi. Demokrasinin en temel koşulu olan özgür siyaset yapmaya saldırılacak, ondan sonra da demokrasiden söz edilecek! Buna demagojiden başka ne denilebilir!

Rêber Apo, Kürt Özgürlük Hareketine silahlı mücadeleyi bıraktırıp demokratik siyasal mücadele içine sokmaya çalışırken, demokratik siyasete yönelik bir saldırı yapılmıştır. Bu saldırı barış ve demokratik toplum sürecine bir sabotaj ve provokasyon olarak değerlendirilirse; böyle değerlendirme yapanlara kim yanlış söylüyorsunuz, diyebilir. Yine AKP iktidarı barış ve demokratik toplum sürecini araçsallaştırıyor, kendi parti çıkarı için kullanıyor, diyenlere kim yanlış söylüyorsunuz diyebilir? DEM Parti haklı olarak CHP’ye yönelik saldırı sadece CHP’yi ilgilendirmiyor, dedi. CHP, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına oy verdiğinde, demokrasi güçleri bu size de döner, demiştir. CHP’ye yönelik böyle bir saldırının tüm siyasi alana yöneleceği de açıktır. Bu açıdan bu yönelime karşı çıkmak demokrat olmanın ve demokrasi gereğidir. CHP içindeki iç mücadele şöyle ya da böyle olabilir. Butlan kararı ve sonrası yaşananları sadece CHP ile ilgili görmek; bu yönelimin içeriğinin yaratacağı sonuçları anlamamak olur. Bu saldırı Türkiye’de özgürce demokratik siyaset yapılabileceğine yönelik kuşkuları daha da artırmıştır.

Süreci başarıya götürmek için üzerimize düşeni yapacağız

Biz, Özgürlük Hareketi olarak barış ve demokratik toplum sürecini sonuca götürmek için bundan sonra da üzerimize düşeni yapacağız. Rêber Apo’nun barış ve demokratik toplum sürecini başarıya götürme çabalarına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Ancak bu çabaların sonuç vermesi için Rêber Apo’nun ve Özgürlük Hareketi üyelerinin demokratik siyaset yapacak konumda olması gerekir. Hem Önderlik bir mahkûm olarak tutulacak hem de barış ve demokratik toplum sürecinden sonuç beklenecek! Bu, mevcut sürecin karakterini anlamamaktır.

Rêber Apo’nun özgür siyaset yapacağı özgürlük yasalarının çıkarılması gerekirdi

İki yıla yakındır bu sürecin başarısı için Rêber Apo’nun özgür siyaset yapacağı, özgür siyaset yapmanın engelsiz hale geleceği özgürlük yasalarının çıkarılması gerekirdi. Demokratik siyasetin merkezinde olduğu demokratik entegrasyon ancak böyle gerçekleşir. Böylece barış ve demokratik toplum sürecinin amacı olan demokratikleşme temelinde Kürt sorununun çözümü sağlanmış olur.

Hareket Yönetimi olarak, AKP-MHP iktidarına mevcut sürece ciddi ve sorumlu yaklaşması, Türkiye’nin hayrına olacak bir çözüm için gerekli adımları gecikmeden atma çağrısı yapıyoruz.’

Son Haberler

Efrinli göçmenlerin dönüşünde son aşama: 1,600 aile daha evine dönüyor

Rojava’nın Cezire bölgesindeki kamplarda ve şehir merkezlerinde yaşayan Efrinli göçmenlerin eve dönüş süreci devam ediyor. Toplam yedi aşamadan oluşan planlı dönüşlerin son halkası olan büyük kafile, bugün sabaha karşı saat 03:00 sularında Kamışlo’dan Efrin’e doğru hareket etti. Rûdaw Kamışlo muhabiri Viviyan Fetah’ın aktardığı bilgilere göre; yeni kafile Derik, Kamışlo, Haseke ve Girkê Legê’den gelen 1,600’den fazla aileden oluşuyor. Bu grubun gün içerisinde Efrin’e giriş yapması bekleniyor. Heftaro: 500 kadar aile kendi imkanlarıyla dönecek Efrin Sosyal Forumu Sorumlusu İbrahim Heftaro, konuya ilişkin Rûdaw’a yaptığı açıklamada bu sevkiyatın kurumlarca organize edilen son kafile olduğunu belirtti. Heftaro, "Bu bizim planladığımız son toplu dönüş. Bölgede yaklaşık 400-500 aile kaldı. Onların da kendi özel durumlarına göre bireysel olarak dönmelerini bekliyoruz" dedi. SDG ve Şam arasındaki mutabakat Göçmenlerin güvenli bir şekilde evlerine dönmesi, Demokratik Suriye Güçleri (SDG) ile Şam hükümeti arasında yürütülen müzakerelerin en önemli maddelerinden birini oluşturuyordu. Resmi verilere göre, Cezire bölgesinde yaşayan Efrinli ailelerin toplam sayısı 8 binin üzerindeydi. 7 aşamada 8 binden fazla aile Bugüne kadar gerçekleştirilen dönüş süreci yedi ana aşamada tamamlandı. İlk etapta 400 aile ile başlayan süreç; ikinci kafilede 200, üçüncü ve dördüncü kafilelerde toplam 2,000 aile ile devam etti. Beşinci aşamada yaklaşık bin kişi, altıncı aşamada ise 1,300 aile evine kavuştu. Bugünkü son kafileyle birlikte planlı tahliyelerin en büyük grubu olan 1,600 aile yola çıkmış oldu. Öte yandan, 19 Mayıs 2026 tarihinde de Kobani’de geçici olarak kalan 623 Efrinli aile benzer bir organizasyonla memleketlerine uğurlanmıştı. Özerk Yönetim yetkilileri, henüz dönmeyen veya farklı bölgelerde bulunan tüm göçmenlerin topraklarına geri kazandırılması için gerekli girişimlerin süreceğini vurguladı.

İsrail, İran’ın uyarısına karşın Lübnan’ın güneyine saldırdı

İsrail ordusu, İran'ın Lübnan'daki saldırıların durdurulması çağrısından bir gün...

Trump: İranlılar helikopterimizi düşürdü, karşılık vereceğiz

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı üzerinde devriye gezen Amerikan ordusuna ait bir Apache helikopterinin İran tarafından düşürüldüğünü belirterek, "ABD'nin bu saldırıya zorunlu olarak karşılık vermesi gerekmektedir" ifadesini kullandı. ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ABD'ye ait Apache helikopterinin İran tarafından düşürüldüğünü bildirdi. Trump, Hürmüz Boğazı üzerinde devriye gezen Amerikan ordusuna ait bir Apache helikopterinin İranlılar tarafından düşürüldüğü bilgisinin kendisine iletildiğini ifade ederek, "Olayda iki pilot yer alıyordu, her ikisi de güvende ve yaralanmadı. Bununla birlikte, ABD'nin bu saldırıya zorunlu olarak karşılık vermesi gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu. ABD medyası: Pilotları deniz dronu kurtardı Öte yandan Amerikan CBS News kanalına açıklama yapan ABD'li yetkililer, olayda yer alan iki pilotun Amerikan ordusuna ait bir deniz dronu tarafından kurtarıldığını ifade etti. Axios'a açıklama yapan bir başka yetkili ise söz konusu olaya, İran'a ait bir dronun Apache helikopterine çarpmasının neden olduğunu ancak bunun kasıtlı olup olmadığını henüz bilmediklerini belirtti. Trump, olayın "büyük bir mesele" olmadığını kaydetti Diğer yandan Wall Street Journal gazetesine telefonla kısa bir açıklama yapan ABD Başkanı Trump, Apache helikopterinin düşürülmesini gözünde "fazla büyütmediği" mesajını verdi. Trump, açıklamasında, "Bu olay o kadar da büyük bir mesele değil. Pilotlar iyi durumda." değerlendirmesini yaptı. ABD Başkanı ayrıca, İran'a yönelik deniz ablukasını "gerektiği kadar" sürdüreceğini açıklayarak bu ablukanın İran ekonomisine ciddi zarar verdiğini savundu. CENTCOM'dan açıklama ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM), ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, AH-64 Apache tipi helikopterin, TSİ 02.33'te devriye gezdiği sırada Umman kıyıları yakınlarında düştüğü ifade edildi. Açıklamada, helikopterdeki 2 mürettebatın kurtulduğu, bu askerlerin yaklaşık 2 saat içinde olay yerinden alındığı ve durumlarının stabil olduğu aktarıldı. Olayın sebebine ilişkin soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Kılıçdaroğlu toplantısını CHP Genel Merkezi’nde yapacak: ‘Şimdi kavga değil, omuz omuza durma vaktidir’

CHP'de liderlik krizi devam ederken gözler bugün yapılacak meclis...

Kurtulmuş’tan süreç açıklaması: Tamamlanmalıdır

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, “Sürecin hızlandırılmasıyla ilgili devletin güvenlik birimlerinin ölçülebilir ve denetlenebilir kontrol mekanizmalarını devreye sokması ve ardından da yasaların parlamentoda çıkartılmasıyla bu sürecin tamamlanması gerekir” dedi. Numan Kurtulmuş aralarında Nefes gazetesi yazarı Aytunç Erkin’in de bulunduğu gazetecilere gündem başlıklarına dair açıklamalar yaptı. Süreç ile ilgili mesafe aldıklarını ifade eden Kurtulmuş, PKK’nin silah bırakması önünde “engel olan” iki hususun da ortada kalktığını söyledi. Bu hususların Rojava’daki entegrasyon ve “PJAK’ın silahlandırılmasıyla ilgili projenin gerçekleşmemesi” olarak açıklayan Kurtulmuş şunları söyledi: “Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız İbrahim Kalın Bey ile görüşeceğim, son gelinen nokta nedir, onlardaki bilgiler nelerdir, birinci elden dinleyeceğim. Bu sürece İbrahim Kalın Bey'le çok yakın temas içerisinde götürdük. Esas meselemiz, Terörsüz Türkiye meselesini sonlandırmaktır. Bu, Türkiye'nin, Cumhuriyet tarihimizin en önemli meselesidir. Çok mesafe aldık. Bütün siyasi partilere tekrar çok teşekkür ediyorum, üzerlerine çok büyük sorumluluk alarak bir rapor ortaya çıkardılar. Resmi ziyaretlerimizde Batılı ülkelerin temsilcileriyle, mevkidaşlarımla görüşmemde en çok bu konu soruluyor. Türkiye bu meselesini çözebilecek siyasi iradeyi ortaya koydu. Bu işin zor kısmıydı. Bundan sonraki yasal düzenlemeler kısmı daha kolay kısmıdır. Burada söylediğim şeyi bir kere daha ifade etmek isterim. Eğer başlangıçta ortaya konulan silah bırakma takvimine örgüt uymuş olsaydı şimdiye kadar bu mesele çoktan çözülürdü. Dolayısıyla burada, muhtemelen İmralı’nın da beklentilerinin dışında silahların teslimi konusunda önemli bir gecikme oldu. Bu sürecin hızlandırılmasıyla ilgili devletin güvenlik birimlerinin ölçülebilir ve denetlenebilir kontrol mekanizmalarını devreye sokması ve ardından da yasaların parlamentoda çıkartılmasıyla bu sürecin tamamlanması gerekir. “Başka yolu kalmadı” Bu mesele biterse gelecek nesillere büyük bir hediye vermiş oluruz. Ayrıca bölgesel ve küresel konjonktürün bu kadar elverişli olduğu bir ortamın kaçırılmaması lazım. Bu sürecin başarıyla bitmesi için iki olumlu gelişme oldu. Birisi PYD'nin Suriye rejimiyle entegrasyonunun beklenenden daha hızlı ve kalıcı bir şekilde gerçekleşiyor olması. Daha alınacak çok yol var ama başlangıç için çok iyi bir mesafe alındı. İkincisi de PJAK’ın silahlandırılmasıyla ilgili projenin artık tamamen suya düştüğü, gerçekleşmeyeceği, oradan da örgüt için herhangi bir silahlanma durumunun olmadığı görüldü. Bu gelişmeler, PKK'nın artık silahları tamamen bırakmakta

Şüpheli ölüm; Görev yerinin değiştirilmesi için defalarca başvuran genç öğretmen ölü bulundu

Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan 24 yaşındaki öğretmen Irmak Ayşe Koparan evinde ölü bulundu. Genç öğretmenin ölüm nedeni, yapılacak otopsi incelemesinin ardından netlik kazanak. Olayın ardından Koparan’ın cenazesi, inceleme ve otopsi işlemleri için Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Irmak Ayşe Koparan’ın İzmir’de toprapa verileceği öğrenildi. Genç öğretmenin ölümü beraberinde çok sayıda iddiayı da gündeme getirdi. Eğitim-İş Ağrı Şubesi yayımladığı yazılı açıklamayla olayın perde arkasındaki ihmal iddialarının titizlikle araştırılmasını istedi. İlk belirlemelere göre intihar ihtimali üzerinde durulan olayla ilgili olarak sendika; genç öğretmenin yaşadığı görev yeri değişiklikleri, barınma ve ulaşım güçlükleri ile maruz kaldığı iddia edilen şiddet olaylarının kapsamlı bir soruşturmaya tabi tutulması çağrısında bulundu.

İran, İsrail’e saldırıları durdurdu: ‘Lübnan’a saldırırlarsa daha sert karşılık veririz’

İran, Nisan ayında İsrail ve ABD ile yaptığı ateşkesten...

Türkiye Gündemi

Katz’dan Türkiye’ye sert mesaj

İsrail Savunma Bakanı Katz'dan Türkiye'ye Kudüs yanıtı: Kudüs’ü yönetmeyi hayal...

İmamoğlu: Psikolojik işkenceye uğruyorum

Tuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, "psikolojik işkenceye maruz bırakıldığını"...

1993’te tutuklandı, 33 yıl sonra cezaevinden çıktı

Yılmaz Çerçel, 33 yıllık tutukluluğun ardından Eskişehir H Tipi Cezaevinden tahliye edildi. Tahliyesi 6 kez Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından ertelenen 33 yıllık ağır hasta tutuklu Yılmaz Çerçel, Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevinden tahliye edildi.  Çerçel’i cezaevi çıkışında ailesi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Örgütü yöneticileri ve Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) İç Anadolu Temsilcisi Enver Tek karşıladı.   Yılmaz Çerçel kimdir? Yılmaz Çerçel 17 Mart 1993’te Diyarbakır’da tutuklandı. Çerçel, Diyarbakır, Bartın ve Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevlerinde tutuldu. Sağlık sorunları sebebiyle Çerçel’in infazı 2004-2006 yılları arasında ertelendi. Çerçel, 2008-2012 yılları arasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi görmesinin yanı sıra sol elini de kullanamıyor.

Özel: ‘Karşımızda mutlak sultan ile mutlak butlanın ittifakı var’

CHP'de 21 Mayıs tarihli mutlak butlan kararı sonrası yapılan...

Bahçeli: Yaşananlar CHP’ye yakışmıyor, Yargıtay kararını vermeli

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, mutlak hukukun ihraç sonrası CHP’de yaşananların parti yakışmadığını söyledi. Bahçeli, “Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmasına şahit oluyoruz. Yargıtay, kararını bir an önce vermeli” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mutlak hukuka kavganın ardından başlayan karşılıklı sürecinin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den yeni açıklamalar geldi. Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan Devlet Bahçeli, Yargıtay’ın bir an önce kararını vermesi gerektiğini belirtti. “Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmasına şahit oluyoruz. CHP’ye yeniden önce kendi anasını saymalı” ifadelerini kullandı. “Yaşananlar CHP kurumsallığına yakışmıyor” CHP’de yaşanan gelişmelerin “hain açığı bağışa doğru sürüklemekte” belirtilerek hukuki ve siyasi mücadele yerine fitneye gidip toplumsal huzuru bozacak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılması gerektiğini söyledi. “Siyasi tansiyon yükselir” Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları şöyle: “Siyasi tansiyon yükseldi. Bayram, CHP arasında kucaklaşma yerine kutuplaşmanın derinleştiği bir zamana dönüşmüştür. Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyede demokrasiye zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir. Beklentimiz hukuki ve siyasi mücadele yerine fitneye gidilmesi toplumsal huzuru bozacak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır. “Yargıtay kararını vermeli, provokasyon artıracak söylemlerden kaçınılmalı” Provokasyonun artacak söylemlerden kaçınılmalı. Mesele hukuk zemininden uzaklaşmamalıdır. Türkiye’yi karşı karşıya getirmekle suç etmeli. Olaylar güvenliği içlerine saldırıya yönelmemelidir. Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmasına şahit oluyoruz. Yargıtay, CHP için kararını bir an önce vermeli. “CHP arınmalı ve durulmalıdır” Vatandaşlarımızın oylarıyla seçilen bazı belediye başkanlarının kamu kaynaklarını istismar yoluyla kişilerle çıkar uğruna dönüştüğü iddiaları ciddi biçimde rahatsız etmektedir. Birçok seçim döneminde meydanlara çıkıp temiz belediyecilik vaat eden zihniyetin bu kirli düzen karşısında sessiz kalması dikkat çekicidir. MHP temiz siyaset temelinde toplum ilkesi doğrultusunda her zaman üzerine düşeni yapmış gerekli arınmayı tavizsiz sağlamıştır.

Erdoğan’dan ‘süreç’ mesajı: ‘Siyaset kurumunun görevi samimiyetle katkı sunmaktır’

Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulun Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Barış Sürecine" ilişkin polemikten uzak durulması çağrısı yaptı. CHP içindeki gerilimlerin kendilerini ilgilendirmediğini belirten Erdoğan, "Bu siyasi ve hukuki gerilimlerde yokuz, olmadık ve olmayacağız" dedi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından kameraların karşısına geçerek gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında ulaşımdan savunma sanayiine, ekonomi verilerinden bölgesel krizlere kadar pek çok konuya değinen Erdoğan, iç siyasetteki tartışmalara ve çözüm arayışlarına ilişkin mesajlar verdi. "Terörsüz Türkiye sürecini polemikten uzak tutmalıyız" Erdoğan, süreç tartışmalarına değinerek şunları söyledi: "Terörsüz Türkiye sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir. Biz yapıcı olmaya, kucaklayıcı olmaya özen göstereceğiz. Bunu yaparken milletimizin çıkarlarını gözetmeyi her şeyin üstünde tutmaya çalışacağız. Türkiye'nin istikbalini her türlü siyasi mülahazanın üstünde tutmaya devam edeceğiz." "CHP içindeki gerilimler bizi ilgilendirmiyor" Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisinde yaşanan hareketliliği ve yargı süreçlerini değerlendiren Erdoğan, partisinin bu tartışmaların dışında olduğunu vurguladı: "Ana muhalefet partisi içinde gerilimler bizi ilgilendirmiyor. Bu siyasi ve hukuki gerilimlerde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Siyasi amaçları için hareket edenler unutmasın ki bu sokaklar hukuk tanımazlığa prim vermez. Sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkla güvenlik görevlilerinin karşı karşıya getirilmesine izin vermeyiz. Böyle bir dönemde milletin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur." Ulaşım ve savunma sanayii vurgusu Konuşmasında 23 yıllık iktidarları döneminde ulaşıma büyük yatırımlar yaptıklarını belirten Erdoğan, duble yol uzunluğunu 3 bin 796 kilometreye çıkardıklarını, havalimanı sayısını ise 58’e ulaştırdıklarını hatırlattı. İstanbul Havalimanı’nın dün bin 730 uçak trafiğiyle rekor kırdığını kaydeden Erdoğan, bölgesel gerilimlerin ortasında Türkiye’nin bir "istikrar adası" olarak kalmaya devam edeceğini ifade etti. Sınırlar kan ve gözyaşıyla çizilmek isteniyor Dünyada ciddi kırılmaların yaşandığını ve sınırların yeniden kanla çizilmek istendiğini belirten Erdoğan, "Bu oyunları bozmaya çalışırken aynı zamanda 23 yıllık kazanımlarımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Savunma sanayiinde destan yazan bir Türkiye var. Bizim öfkeye ve kavgaya ayıracak vaktimiz yok. Bizim tek derdimiz Türkiye'dir, Türkiye Yüzyılı inşasıdır" şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu: Yargı, ‘kurultayı parayla satın alamazsınız’ dedi

Mahkemenin mutlak butlan kararının ardından CHP'de genel başkanlık görevine...

Trump’tan Türkiye’ye çağrı: ‘İbrahim Anlaşması’na katılın’

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la anlaşma çabalarının bir parçası olarak Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi ülkelerin toplu hâlde İbrahim Anlaşması'na katılmasını istedi.  İran savaşını bitirmeye yönelik diplomatik girişimler sürerken ABD Başkanı Donald Trump'tan yeni bir çağrı geldi.  Trump, İran'la olası anlaşmayı İbrahim Anlaşması'na bağladı ve Türkiye dahil bölge ülkelerinden sürece katılmalarını istedi.    "İran İslam Cumhuriyeti ile müzakereler iyi ilerliyor! Ya herkes için harika bir anlaşma olacak ya da hiç anlaşma olmayacak ve çatışmalara eskisinden daha büyük ve güçlü şekilde dönülecek" diyen Trump, Truth Social hesabından paylaştığı mesajın devamında İbrahim Anlaşması'na dikkat çekti. İran'la bir anlaşma hâlinde Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan, Katar ve Ürdün'ün İbrahim Anlaşması'na katılmasının "zorunlu olması gerektiğini" belirten Trump, bunu yapmamanın "kötü niyet göstergesi olacağını" söyledi.   İbrahim Anlaşması nedir? Trump'ın ilk döneminde, damadı Jared Kushner'in arabuluculuğunda varılan uzlaşı, öncelikle Arap ülkeleri ile İsrail arasında diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurulmasını öngörüyor. Anlaşmaya şu ana dek Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas, Sudan ve Kazakistan taraf oldu.       Suudi Arabistan ve Suriye "şartlar oluşursa" anlaşmaya taraf olabileceklerini ilan etmişlerdi. Trump: Zaman bizim lehimize ABD Başkanı Donald Trump gün içinde yaptığı bir başka açıklamada da İran'la ya anlamlı bir anlaşmaya varacaklarını ya da hiçbir anlaşmanın olmayacağını belirtti. Truth Social'da paylaştığı mesajda, bir anlaşma sağlanana dek İran'a yönelik deniz ablukasının süreceğini belirten Trump, "İran'la bir anlaşmaya varırsam, bu iyi ve düzgün bir anlaşma olacak" ifadesini kullandı. Trump, "zamanın kendi lehlerine olduğunu" ve bu nedenle "bir anlaşma konusunda acele etmemeleri" yönünde müzakere heyetine talimat verdiğini söyledi.