4 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

Hakan Fidan: Hem Şam’a hem de YPG’ye kendi sorunlarını çözmeleri için şans tanıyoruz

Fidan “Hem Şam’a hem de YPG’ye kendi sorunlarını çözmeleri için şans tanıyoruz. Bunu yaparken hem Suriye’nin genel istikrarına katkıda bulunmalarını, hem de bizim güvenlik kaygılarımızı gidermelerini bekliyoruz” dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Fidan, İtalya’da katıldığı Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IAI) konferansında önemli açıklamalarda bulundu.

IAI Direktörü Nathalie Tocci’nin yönettiği konferansta konuşan Hakan Fidan, günümüzde Türkiye ve İtalya’nın Akdeniz’de komşu olmalarının yanı sıra hem NATO müttefiki hem de G20 ortağı olduğunu belirterek Akdeniz ve Afrika’da istikrara katkı sağlayan ülkeler olduklarını belirtti.

Fidan, İtalya’nın hâlihazırda Türkiye’nin önce gelen ekonomik ve ticaret ortakları arasında olduğunun altını çizerek, “Ancak çok daha büyük bir potansiyel görüyoruz. Savunma, sanayi, ticaret, yatırım, enerji güvenliği ve koridorları, iklim değişikliği, bilim ve teknoloji ve elbette bağlantı ve ticaret yolları alanlarındaki işbirliğimizi derinleştirmek için büyük fırsatlar var.” diye konuştu.

Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük askeri gücü olduğunu, İtalya’nın da eşsiz bir uzmanlık sunduğunu ifade eden Fidan, ortak tatbikatlar aracılığıyla NATO işbirliğini derinleştirip, istihbarat da dahil terörle mücadelede işbirliğini genişlettiklerini söyledi.

Türkiye’nin AB üyeliği için İtalya’nın tutarlı desteğine değer verdiğini kaydeden Fidan, AB’nin dış politika alanında halen ortak hareket etmekte zorlandığını ifade etti.

AB-Türkiye ilişkilerinin stratejik ufkunu yeniden tanımlayabilecek bir vizyona ihtiyacın olduğunu belirten Fidan, “Bu yenilenmeye öncülük edebilecek ülke İtalya’dır. İtalya, son yıllarda bağımsız bir stratejik rota çizmiştir. Bu politikalar, Türkiye’nin daha güçlü bir Akdeniz vizyonuyla uyumludur.” şeklinde konuştu.

Fidan, Avrupa kıtasının günümüzde karşı karşıya olduğu jeopolitik fırtınaların, Türkiye’nin AB masasında olmasıyla önlenebileceğine vurgu yaptı.

BM Genel Kurulu yüksek düzeyli haftasında gündemlerinde Gazze’nin de yer alacağını dile getiren Fidan, Gazze’nin, uluslararası toplumun doğruyla yanlışı ayırt etme sınavı olduğunu söyledi.

Fidan, “Gazze’deki gerçekleri kabul etmek ve İsrail’in insanlığa karşı işlediği suçları ifşa etmek, adil bir dünya için atılacak ilk adımdır. Lafı dolandırmaya gerek yok: İsrail, Gazze’de soykırım işlemektedir. Bu bağlamda, İtalya’nın sesli desteği her zamankinden daha kritik olacaktır.” dedi.

Rusya-Ukrayna çatışmasının sona ermesinin tek gerçekçi yolunun diplomasi olduğunu kaydeden Fidan, İstanbul görüşmelerinin bu yaklaşımı kanıtladığını vurguladı.

Fidan, Suriye’nin istikrara kavuşturulmasının, Avrupa’nın güvenliği ve barışı için temel önemde olduğunu belirtti.

“İsrail, bölünmüş, parçalanmış, zayıf komşular görmek istiyor”

Hakan Fidan, halkına güvenlik ve emniyet de dahil temel hizmetleri sunabilecek şekilde yeniden ayağa kalkması için Suriye hükümetine ellerinden gelen desteği vermeleri gerektiğini vurguladı.

Fidan, Gazze’deki gelişmeleri durdurmanın yanı sıra, İsrail’in Suriye’de yapmak istediklerine de baskı uygulanması gerektiğini belirterek, “İsrail bölünmüş, parçalanmış, zayıf komşular görmek istiyor. Ekonomik veya siyasi olarak iyi durumda olan ülkeleri görmek istemiyor. Bu yüzden İsrail’in komşuları ekonomik olarak zayıf, siyasi açıdan bölünmüş olmalı.” dedi.

İsrail’in söz konusu politikasının değişmesi gerektiğini söyleyen Fidan, şöyle konuştu:

“Gelecekteki İsrailli siyasi liderler, İsrail ve bölgedeki Arapların geleceğinin karşılıklı refah, onur, güvenlik ve emniyet üzerine kurulması gerektiğini anlamalıdır. Başkasının istikrarsızlığı ve güvensizliği, sizin refahınız ve güvenliğiniz olamaz. Bu denklem yanlıştır. Bunu değiştirmemiz gerekiyor. Çünkü kısa vadede sizin için işe yarıyor gibi görünebilir ancak belki de kendi kendinize büyük bir stratejik tehlikenin yolunu döşüyorsunuz, bunu asla bilemezsiniz.”

Fidan, uluslararası toplum ve bölge ülkelerinin Suriye’de istikrar, birlik ve refah sağlanması taahhüdüne bağlı kalması gerektiğini dile getirerek, “Aksi halde milyonlarca Suriyeli mülteci bulundukları yerde kalmaya devam edecek. Hatta daha da fazlası ortaya çıkabilir ve Suriye bir istikrarsızlık kaynağına dönüşebilir.” ifadesini kullandı.

“Normalleşme, Ermenistan ile Azerbaycan anlaşmasına son imzalanır konulur konulmaz”

Fidan, Karabağ’da işgal altındaki yerlerin kurtarılmasından sonra Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın, barış ve Azerbaycan ile ilişkiler açısından tarihi bir risk almasını takdir ettiğini belirtti.

Bu süreç için Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve arkadaşlarına da teşekkür eden Fidan, ABD Başkanı Donald Trump’ın da Washington’da tarihi bir anlaşmayı pekiştirdiğini söyledi.

Fidan, Washington’da nihai imzaların atılmadığını, gelecek senenin ilk yarısında nihai imzaları beklediklerini aktardı.

Bakan Fidan, “Ermenistan ile Azerbaycan anlaşmasına son imzalanır konulur konulmaz, biz de Ermenistan’la normalleşmeyi hızlı şekilde yapacağız.” diye konuştu.

 “(YPG) İsrail’in Suriye’de yarattığı krizden fırsat çıkarmayı umuyor”

Suriye’de olup bitenlere dair tahlilleri olduğunu belirten Bakan Fidan, “(YPG) Eğer Şam hükümetiyle anlaşma yapabilirlerse bunun iyi olacağını düşünüyoruz. Çünkü 10 Mart’ta bir anlaşma yapmışlardı, her ne kadar maddelerinden yüzde 100 memnun olmasak da… Ama genel olarak, eğer iki taraf da buna sadık kalırsa bunun iyi olacağını düşünüyoruz.” dedi.

Fidan, şimdilerde YPG’nin geri durduğunu gözlemlediklerini dile getirerek, “Şam hükümetiyle yaptığı anlaşmayı ilerletmekte ayak sürüyor. Bence şu an İsrail’in Suriye’de yarattığı krizden kendileri için fırsat çıkarmayı umuyorlar. Eğer Suriye’de yeni bir istikrarsızlık dalgası ortaya çıkarsa, bunun kendi gelecekleri için daha iyi olabileceğini düşünüyorlar.” diye konuştu.

“Eğer işler kötüye giderse, başka bir alternatif kalmayabilir”

Fidan, YPG’ye yönelik tutarlı ve ısrarcı olduklarının altını çizerek, şunları kaydetti:

“Türkiye’ye yönelik tehditler… Şu anda Türkiye, Irak ve İran’dan çok sayıda PKK üyesinin YPG ile birlikte çalıştığını görüyoruz. Onlar Suriye için orada değiller, bize karşı savaşmak için oradalar. Dolayısıyla bu tehdit unsuru ve belli kabiliyetler var oldukça, olup bitenden memnun olamayız ve gerekli tedbirleri almak zorundayız. Ama dediğim gibi, şu an hem Şam’a hem de YPG’ye kendi sorunlarını çözmeleri için şans tanıyoruz. Bunu yaparken hem Suriye’nin genel istikrarına katkıda bulunmalarını, hem de bizim güvenlik kaygılarımızı gidermelerini bekliyoruz. Bu hedefe, barışçıl yollardan ulaşmak için elimizdeki tüm araçları kullanıyoruz. Ama tekrar ediyorum, burada hizmet ettiğimiz şey ulusumuzun güvenliğidir. Eğer işler kötüye giderse, başka bir alternatif kalmayabilir.

Son Haberler

Seyyid’ül Şüheda: Kürdistan Bölgesi’nin güvenliği Irak’ın güvenliğidir

Seyyid'ül Şüheda Tugayları Genel Sekreteri Ebu Ala el-Welayi, ABD...

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin duyurdu: ABD talebimizi kabul etti

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ABD Hazine Bakanı Scott...

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Türkiye Gündemi

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.