1 Ekim 2026
18.1 C
İstanbul

Forbes: Kürt İHA’ları Suriye’de Türk destekli milisleri zorluyor ve üstünlük sağladı

Dünyaca ünlü #Forbes dergisi, SDG’nin Türkiye destekli SMO’ya karşı son dönemde geliştirdiği yerli insansız hava aracı (İHA) teknolojisiyle ilgili bir analiz yayımladı.

Yazının devamında, ‘bu yeni İHA yeteneklerinin, SDG’nin özellikle Fırat’ın batısındaki saldırılara karşı stratejik üstünlük kazanmasına olanak sağladığına’ dikkat çekildi.

Aralık ayının başından bu yana, Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu’na (SMO) bağlı silahlı gruplar Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolü altındaki bölgelere saldırı başlattı.

Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) omurgasını oluşturduğu SDG, birinci şahıs görüşlü insansız hava araçlarını (İHA) kullanarak SMO’ya karşı saldırı başlattı.

Dünyaca ünlü Forbes dergisinde yer alan Paul İddon’un analizine göre, SMO’ya bağlı silahlı milisler, Heyet Tahrir eş-Şam’ın Beşar Esad rejimine karşı başlattığı saldırılara paralel olarak, 2024 yılının Aralık ayında Halep’te Kürtlerin yaşadığı bölgelere karşı bir saldırı başlattı. SMO’nun bu saldırıları, Halep ve çevresinde on binlerce Kürt sivilin zorla yerinden edilmesine yol açtı.

Fırat Nehri boyunca süren günlük çatışmalar, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait savaş uçakları ve insansız hava araçları tarafından desteklenen SMO’nun, stratejik önem taşıyan Tişrin Barajı ve Karakozak Köprüsü’nü ele geçirmeye yönelik çabaları içeriyor.

Yazıda bu saldırının SMO’ya “kuzeydoğu Suriye’deki Kürt nüfusunun kalbine yönelik bir köprübaşı sağlayacağı” belirtildi.

Ancak, SDG, bu saldırıların Tişrin Barajı’nda felaketle sonuçlanabileceği konusunda defalarca uyarılarda bulundu.

SDG’nin İHA’ları SMO’yu geri çekilmeye zorluyor

Paul İddon’un analizi özetle şöyle:

Saldırıların ortasında, SDG’nin FPV (First-Person View) drone saldırılarına dair birkaç klip yayınlandı. Bu videolardan biri, SMO’nun zırhlı araçlarına yönelik tekrarlanan FPV drone saldırılarını gösterdi.

Bu saldırılar, SMO’nun mevzilerinden çekilmesine yol açtı. SDG, bu şekilde, Türkiye’den güçlü bir destek alarak ve dünyanın en güçlü yerli drone cephaneliklerinden birine sahip olan bu güçlere karşı, çok ihtiyaç duyduğu bir avantaj sağlamış oldu.

Bir Kürt yetkili, Türkiye’nin daha önce SMO’yu sadece İHA’larla değil, son zamanlarda savaş uçaklarıyla da desteklediğini belirtti.

Yetkili, “SMO’nun başarısız olması nedeniyle savaş uçakları da devreye girdi” dedi.

DSG’nin İHA’ları ne kadar etkili?

SDG’nin özel birimleri tarafından işletilen İHA’ları, Türk yapımı Bayraktar TB2’ler gibi yüksek teknolojili İHA’larla kıyaslandığında daha basit yapıda olsa da, SMO’nun saldırılarına karşı önemli bir savunma aracı oldu.

Özellikle, Fırat Nehri’nin batı yakasında, Minbic civarında, bu İHA’lar SMO’ya baskı yaparak, Türk destekli milislerin stratejik alanları ele geçirmelerini engelledi.

Bu İHA’ların hedef izleme ve isabetli vurma yetenekleri, SMO’nun kuzeydoğu Suriye’deki saldırılarını zorlaştırıyor.

SDG Türk ve Amerikan İHA’ları düşürdü

SDG, aynı zamanda Türk Bayraktar TB2’lerini ve bir adet Aksungur insansız hava aracını düşürme yeteneği de gösterdi.

Bu gelişme, Türk insansız hava araçlarının, Suriye Kürt bölgelerine yönelik son yıllarda dokunulmazlıkla gerçekleştirdiği saldırıların artık geçerli olmadığına işaret ediyor.

Ayrıca, SDG, yanlışlıkla bir Amerikan MQ-9 Reaper’ı düşürdü. Bu olay, bölgedeki hava savunma yeteneklerinin arttığını ve İHA’lara yönelik korumaların daha dikkatli bir şekilde yapılması gerektiğini gösteriyor.

İHA yeteneklerinin kaynağı belirsiz

SDG’nin hava savunma yeteneklerini nereden elde ettiği belirsizliğini koruyor. Ancak, grup, FPV dronlarının tamamen yerli üretim olduğunu iddia ediyor.

SDG Basın Sözcüsü Ferhad Şami, yaptığı açıklamada, “Savaşçılarımız, IŞİD’le mücadelede kazandıkları deneyimlerden yararlanarak, kendi insansız hava araçlarını geliştirdiler” dedi.

Bir Kürt askeri yetkili de SDG’nin İran’dan herhangi bir drone kabiliyeti almadığını ve “Tüm drone’larımız savaşçılarımızın liderliğinde geliştirilen yerli yapımlardır” şeklinde açıklama yaptı.

SDG’nin yerli drone teknolojisi

SDG’nin yerli İHA üretimi, son yıllarda dünya çapında bir askeri trendin parçası haline geldi.

2020’lerin savaş alanlarında, özellikle Ukrayna’da, patlayıcı taşıyan ticari quadcopter’lar yaygın bir şekilde kullanılıyor.

Ukrayna, geçen yıl bir milyondan fazla FPV drone üretti ve bu dronlar, Kiev’in tanklara karşı en büyük öldürücüleri oldu.

Türk destekli milisler, SDG’nin artan drone yeteneklerine karşı ne kadar direnç gösterebileceği konusunda belirsizliğini koruyor.

Ancak, SDG’nin bu teknolojileri daha da geliştirme potansiyeli, savaşın seyrini değiştirebilir. Özellikle SMO, SDG’nin drone saldırıları karşısında ısrarcı olmaya devam ederse, bu yeteneklerin zamanla daha güçlü hale gelmesi ve Türk destekli milislerin karşısında ciddi bir tehdit oluşturması bekleniyor.

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...