9 Ağustos 2026
26.1 C
İstanbul

Erdoğan’dan siyasi yumuşama ve anayasa açıklaması

Erdoğan, “Siyaset kurumunun, ekonomik ve sosyal sorunları öne sürerek, sivil anayasa ihtiyacını gündemden düşürmek istemesini doğru bulmuyoruz. Siyasetteki yumuşamayla birlikte farklı siyasi partiler arasındaki istişari görüşmelerin yoğunlaşması önemli bir fırsat teşkil ediyor” açıklamasında bulundu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay Konferans Salonu’nda düzenlenecek İdari Yargı Günü ve Danıştay’ın 156. Kuruluş Yıl Dönümü Töreni’nde konuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

“Öncelikle 4 yıllık görev süresinin ardından Danıştay Başkalığına tekrar seçilen Zeki Yiğit’i kutluyor, Mevla’dan kendisine üstün muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Görev sürelerini başarıyla tamamlayan Danıştay mensuplarına, kıymetli hizmetlerinden dolayı ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.

“Danıştay, Anayasa ve yasaların uygulanmasını da garanti ediyor”

Devlet geleneğimizdeki devamlılığın simgelerinden olan Danıştay, Türkiye Cumhuriyeti’nin kökü mazide olan atide bir devlet olduğunu gösteriyor. Bir buçuk asrı aşan tarihiyle Danıştay hem ecdattan bize kalan bir miras hem de güçlendirerek gelecek nesillere bırakmamız gereken bir emanettir. İnşallah bu emanete hakkıyla sahip çıkmaya devam edeceğiz. Hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri olan idarenin yargısal denetimidir. Bu ilkenin hayata geçmesi anacak idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin yargı denetimine tabii olmasına bağlıdır. Bu misyonun ülkemizdeki temsilcisi de Danıştay’dır. Danıştay’ımız, idarenin yargı yoluyla denetlenmesinin yanı sıra kamu ile vatandaş arasındaki ihtilafların çözümünde de nihai karar vericidir. Danıştay, Anayasa ve yasaların uygulanmasını da garanti ediyor. Yüksek mahkemelerimizin her biri, kendi görev alanları içerisinde adaletin en iyi, hızlı ve etkin şekilde tecellisi için çalışıyor.

“Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz”

Türk milleti adına karar verme onurunu ve mesuliyetini taşıyan yargı organlarımızın her biri ülkemizde huzurun, güvenliğin, kalkınmanın, demokrasinin ve sosyal barışın muhafazasının teminatıdır. Bu konuda en küçük bir şüphe, en küçük bir tartışma yoktur. Makamlarımızdan ve unvanlarımızdan öte 85 milyonun bir ferdi olarak hepimiz şu gerçeğe yürekten inanıyoruz. Nasıl geç gelen adalet adalet değilse, topluma güven verene ve erişilebilir adalet sistemi de bekamızın güvencesidir. Tüm mahkeme salonlarımızda bulunan “Adalet mülkün temelidir” yazısı hem bu hakikati bize hatırlatır hem de medeniyetimizin adaletin tesisine verdiği ehemmiyeti ortaya koyar. Devlet, adaletle hükmettiği, adalet dağıttığı, adaletin tecellisini sağladığı müddetçe güçlüdür, dimdik ayaktadır. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz, refah olmaz, milleti bir arada tutan bağ zayıflamaya başlar. Bunun için adli ve idari yargı fark etmeksizin adliyenin kapısını adaletin kapısı haline getirdiğimiz ölçüde geleceğimize güvenle bakabileceğimize inanıyorum.

“Mahkeme kurup, sağa sola yargı dağıtma boyutuna asla varmamalıdır”

Son yıllarda bu mahfillere yazılı, görsel, dijital mecralarıyla medyanın ve sosyal medyanın eklendiği görülüyor. Medyanın ve sosyal medyanın millet namına denetim vazifesi üstlenmesi demokrasimiz için şüphesiz bir kazançtır ama bu hakim cübbesi giyip, mahkeme kurup, sağa sola yargı dağıtma boyutuna asla varmamalıdır. Yargıyı yönlendirme, yargı mercilerimizi baskı altına alma, istemedikleri karar çıkmaması halinde hukukçularımızı hedefe koyma her geçen gün daha sık karşılaştığımız tehditlerden biri haline ne yazık ki dönüşüyor.

Sosyal medyadaki acımasız linç kültürünün mağdur ettiği kesimlerin en başında yargı organlarımız ve mensuplarımız geliyor. Çok önemli, çok hassas ve mesuliyeti hakikaten ağır bir görevi icra eden yüksek yargı üyelerimiz, savcılarımız, hakimlerimiz ne yazık ki zaman zaman eleştiri sınırlarını aşan haksız ithamlara muhatap oluyor. Çok net söylemek isterim siyaset kurumu nasıl layüsel değilse, yargı da eleştirilemez değildir. Yargının kararlarını beğenmeyebilir, itiraz edebilir, hoşnutsuzluğumuzu açıkça dile getirebiliriz. Buna kimse engel olamaz, olmamalıdır. Terörü övmediği, şiddeti teşvik etmediği ve hakarete varmadığı sürece insanlar fikirlerini farklı mecralarda özgürce yazabilir, paylaşabilir.

Millet adına kamu gücünü kullananların belli sınırlar içinde bu sert tepkilere tahammül etmesi, mazur ve meşru görmesi beklenir. Fakat yargının toptancı bir anlayışla kurumsal olarak yıpratılmasını yargı organlarımıza ve mensuplarımıza çamur atılmasını asla kabul edemeyiz. Hukukun kendi mecrasında ilerlemesi, adaletin tecellisine giden en hayırlı, en kestirme yoldur. Adli ve idari davaları hukukun meselesi olmaktan çıkarıp siyasallaştırmak, sonuç ne olursa olsun toplumdaki adalet duygusuna gölge düşürecektir. Biz bunu doğru bulmuyoruz. Herkes yargıya yardımcı olmalı, işini kolaylaştırmalı, adaletin eksiksiz ve gecikmeksizin tecellisine katkı sağlamalıdır.

Yeni anayasa açıklaması

Yeni anayasa, sivil siyasetin alanını genişleterek, ekonomiden sosyal hayata, ülkemizin meselelerinin çözümünü daha da hızlandıracaktır. Cumhuriyetimizin 100. yılının darbe ürünü bir anayasayla karşılanmış ve geçirilmiş olmasını Türkiye demokrasisine yakıştıramıyoruz.

Siyaset kurumunun, ekonomik ve sosyal sorunları öne sürerek, sivil anayasa ihtiyacını gündemden düşürmek istemesini doğru bulmuyoruz. Siyasetteki yumuşamayla birlikte farklı siyasi partiler arasındaki istişari görüşmelerin yoğunlaşması önemli bir fırsat teşkil ediyor. Biz, milletimizin beklentileri çerçevesinde üzerimize düşen yapıcı rolü oynamaya devam edeceğiz.

Son Haberler

Maddelerin tamamı kabul edildi: Çerçeve yasa teklifi komisyondan geçti

Meclis Adalet Komisyonu'na sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifinin tümü yapılan oylamada kabul edildi. Barış süreci kapsamında "çerçeve yasa" olarak bilinen ve Meclis Adalet Komisyonu'na sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifi 10'uncu maddenin kabul edilmesinin ardından yapılan oylama ile kabul edildi.   İYİ Parti'nin maddelere ilişkin şerhleri ile oylamaya geçilen toplantıda tansiyon yükselirken, gün içerisinde saat 11:00'a kadar siyasi partiler teklife ve komisyon kararına şerh düşebilecek.   Maddeye dair verilen önergeler ve şerh düşülen konuların görüşülmesinin ardından 18 saati geride bırakan toplantı, maddelerin tamamının kabul edilmesi ile son buldu. Teklifin 48 saat sonra Meclis Genel Kurulu'na gelmesi bekleniyor.

Rojin Kabaiş’in babasını tehdit ettikleri öne sürülen kişilere operasyon

Diyarbakır merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonda, çocuklarını kaybeden aileleri dijital platformlar üzerinden tehdit ve şantajla hedef aldığı öne sürülen 10 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 2'si tutuklandı. Gözaltına alınanlar arasında Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş'i de tehdit ettikleri iddia edilen kişilerin bulunduğu belirtildi. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, dijital platformlarda "C47" ve "C99" kod adlarını kullanan bir grubun faaliyetlerine ilişkin çalışma başlattı. Yürütülen soruşturmada, şüphelilerin yasa dışı sorgu panellerini kullandıkları, kapalı gruplar üzerinden siber zorbalık, tehdit, şantaj ve taciz faaliyetlerinde bulundukları öne sürüldü. Çocuklarını kaybeden ailelerin hedef alındığı iddiası Soruşturmada, kamuoyunda geniş yankı uyandıran olaylarda yaşamını yitiren Rojin Kabaiş, Hiranur Nilgün Aygar ve Kıvanç Uman'ın ailelerinin de grubun hedef aldığı kişiler arasında bulunduğu tespit edildi. Şüphelilerin, yabancı telefon numaraları ile yasa dışı sorgu sistemlerinden elde edilen kişisel bilgileri kullanarak ailelere tehdit ve şantaj içerikli mesajlar gönderdiği iddia edildi. 8 ilde eş zamanlı operasyon Soruşturma kapsamında şüpheliler hakkında "tehdit", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme" ve "devletin güvenliğine ilişkin belgeleri hile ile çalma" suçlamalarıyla işlem başlatıldı. Diyarbakır merkezli 8 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 10 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 2'si tutuklanırken, diğer şüpheliler hakkında adli kontrol uygulanmasına veya serbest bırakılmalarına karar verildi.

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.

Feti Yıldız’dan IRA ve FARC örnekleri üzerinden dikkat çekici ‘çerçeve yasa’ açıklaması

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, çerçeve yasaya ilişkin yaptığı açıklamada IRA ve FARC örneklerini vererek, "Geçiş dönemi düzenlemeleri, uzun süreli şiddet içeren çatışma süreçlerinin ardından toplumlarda barışı, mağdur haklarını ve siyasi uzlaşıyı tesis etmeyi amaçlayan bir dizi mekanizmalar bütünüdür. Bu mekanizmalar; suç itirafı, mağdur tazminatı ve sınırlı serbest bırakma gibi adımlarla kurumsal uzlaşmayı destekler" dedi. MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, çerçeve yasaya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Açıklamasında dünyadan örnekler de veren Yıldız, şunları kaydetti: "Terörsüz Türkiye süreci, milletin vicdanıyla, aklıyla ve irfanıyla yürümektedir. Yapılacak idari ve yasal düzenlemeler kalıcı sonuç üreterek; kardeşlik, birlik ve bütünleşme temellinde, 'Türkiye Modeli'nin en kıymetli kazanımı olan iç huzur, sağlam zeminler üzerinde yükselecektir. Geçiş dönemi düzenlemeleri, uzun süreli şiddet içeren çatışma süreçlerinin ardından toplumlarda barışı, mağdur haklarını ve siyasi uzlaşıyı tesis etmeyi amaçlayan bir dizi mekanizmalar bütünüdür. Bu mekanizmalar; suç itirafı, mağdur tazminatı ve sınırlı serbest bırakma gibi adımlarla kurumsal uzlaşmayı destekler. Burada amaç, hem suçun sorumluluğunun üstlenilmesini hem de toplumsal hafızanın onarılmasını sağlamaktır. "IRA mensupları erken salıverildi" Dünyada iki önemli örnek bulunmaktadır. Bu örneklerden biri Birleşik Krallık. 1998 'Hayırlı Cuma Anlaşması' çerçevesinde kurulan süreçte, Birleşik Krallık’tan ayrılarak Kuzey İrlanda’nın İrlanda Cumhuriyeti’ne katılmasını hedefleyen silahlı örgüt IRA’nın silah bırakmasının ardından yaklaşık 400 siyasi mahkum, Northern Ireland Act 1998 kapsamında erken salıverilmesidir. Yasal düzenlemeler toplumsal barışa katkı sunacak davranış değişikliğinin bir parçası olarak tasarlanmıştı. "FARC üyeleri için denetimli serbestlik"  Benzer bir model, Kolombiya’nın FARC ile yürüttüğü süreçte görüldü. 2016’da imzalanan barış anlaşmasıyla, Kolombiya’daki sosyal eşitsizlik ve devlet politikalarına karşı Marksist-Leninist çizgide kurulan silahlı isyancı grup FARC’ın büyük çoğunluğu silah bırakmıştı. Bu sistemde, suç işlediğini itiraf eden eski FARC mensupları için hapis cezası yerine genellikle 5–8 yıl denetimli serbestlik öngörüldü. Ancak daha ağır suçlar için sınırlı hapis cezaları uygulandı."

Trump, İran’la anlaşmanın ‘yakında’ sağlanabileceğini söyledi

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la devam eden müzakerelerin iyi gittiğini ve yakında bir anlaşmanın sağlanabileceğini belirtti. ABD Başkanı Trump, Oval Ofis'te düzenlediği bir Başkanlık Kararnamesi imza töreninin ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İran'la müzakerelerin iyi şekilde devam ettiğini anlatan Trump, net ifadeler kullanmaktan kaçınsa da anlaşmaya yakın oldukları mesajını verdi. ABD Başkanı, "Savaş biter bitmez benzin fiyatları düşecek ki bence çok yakında bitecek. (İran'ın) Daha fazla dayanabileceklerini sanmıyorum." değerlendirmesini yaptı. Müzakereleri yakından takip ettiğini ve kendisinin de dahil olduğunu aktaran Trump, anlaşmanın ne zaman imzalanacağı sorusuna, "Bence işler çok iyi gidiyor. Müzakerelerde ben de yer alıyorum. Bence gayet iyi gidiyoruz. (Anlaşma) Yakında gerçekleşebilir." yanıtını verdi. Trump, müzakerelerin, Hürmüz Boğazı ile ilgili kısmında, İran'la anlaşmanın tamamlanmaya yakın olduğu yönündeki haberleri de değerlendirerek, bu konuda Tahran'la tam olarak anlaştıklarını henüz söyleyemeyeceğini ancak sürecin devam ettiğini dile getirdi. Abluka yoluyla boğazı ABD'nin kontrol ettiğini savunan Trump, yine de İran'ın boğazdan geçen gemilere ateş açabileceğini ya da deniz mayınlarının tankerlere çarpabileceğini söyledi. Trump'tan Rusya ve Ukrayna'ya mesaj ABD Başkanı, Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda da güncel durumu değerlendirerek, Joe Biden yönetiminin, Ukrayna'ya zamanında çok fazla silah ve mühimmat verdiğini savundu. ABD olarak sadece Ukrayna'ya değil birçok ülkeye çok fazla silah ve mühimmat gönderdiklerini anlatan Trump, ihtiyaç duymaları halinde bunların bazılarını geri alabileceklerini belirtti. Trump, İran'la ilgili ihtiyaç duydukları mühimmatlar konusunda bir sıkıntı yaşamadıklarını savunarak, bu stokları günlük olarak tedarik edip yerine koyduklarını kaydetti.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün üçlü savunma anlaşması imzalıyor

Fransız AFP haber ajansına konuşan Suudi Arabistan yönetiminden iki...

Fidan-Şeybani zirvesinden ortak tavır: Irak ve Lübnan’da silahlar devletin elinde toplanmalı

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Irak ve Lübnan'da silahların devletin resmi kurumlarının denetiminde toplanmasına yönelik adımları desteklediklerini belirterek, bunun bölgesel istikrar için temel bir gereklilik olduğunu söyledi.   Şeybani, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Ankara'da düzenlediği ortak basın toplantısında, Şam ve Ankara'nın, Irak ve Lübnan'ın egemenliklerini güçlendirme çabalarına destek konusunda mutabık kaldıklarını ifade etti. Irak ve Lübnan'da silahların devlet denetimine alınmasının önemine işaret eden Şeybani, "Irak ve Lübnan'daki kardeşlerimizin devlet egemenliğini güçlendirmek ve silahları ulusal kurumların elinde toplamak adına attıkları adımları destekleme konusunda anlaştık. Bu, bölgedeki istikrarsızlığa son verecek temel bir adımdır" dedi. "Silahların devlet denetimine alınması istikrarın temelidir" Bölgede istikrarın sağlanmasının, devlet otoritesi dışında faaliyet gösteren silahlı yapıların ortadan kaldırılmasına bağlı olduğunu vurgulayan Şeybani, "Bölgenin istikrarlı bir zemine doğru ilerlediğine inanıyoruz. Bunun temeli, meşru ve yasal çerçevenin dışındaki her türlü silahlı oluşuma son verilmesidir" ifadelerini kullandı. Suriye'nin silahların devlet denetimine alınması konusunda önemli mesafe katettiğini belirten Şeybani, bu tecrübeyi komşu ülkeler için "gerçekçi bir model" olarak nitelendirdi. Körfez güvenliğine vurgu Körfez ülkelerine yönelik saldırıları da kınayan Şeybani, "Körfez güvenliğinin korunması ve çatışmalardan uzak tutulması en üst düzeyde bir ihtiyaçtır" dedi. "Sınırlarımız silahlı milislerin tehdidi altında" Suriye'nin karşı karşıya olduğu güvenlik tehditlerine de değinen Şeybani, "Suriye, komşu ülke sınırlarını kullanan ve devlet kontrolü dışında silah taşıyan silahlı milislerin tehdidinden muzdariptir." değerlendirmesinde bulundu. Şeybani, Suriye'nin güvenlik ve askeri kurumlarının bu tehditlerle kararlılıkla mücadele ettiğini belirterek, "Tüm sınırlarımızda insani ve teknik kapasitemizi artırmak için çalışıyoruz. Milli güvenliğimizi ve halkımızın selametini korumak için komşularımızla koordinasyon içindeyiz" ifadelerini kullandı.

Türkiye Gündemi

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün üçlü savunma anlaşması imzalıyor

Fransız AFP haber ajansına konuşan Suudi Arabistan yönetiminden iki...

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Kartal’dan çerçeve yasaya dair açıklama

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor” açıklamasında bulundu. “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin milletvekillerin imzasıyla Meclis’e sunuldu. "Eksikliklere rağmen önemli bir aşama" Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) Eşbaşkanı Remzi Kartal, Meclis’e sunulan çerçeve yasayı değerlendirdi. Kartal, bianet’e yaptığı açıklamada yasal düzenlemeyi "eksikliklerine rağmen süreç açısından önemli bir aşama" olarak nitelendirdi. Yasayı tarihi bir fırsat olarak gördüklerini belirten Kartal, düzenlemenin devletin çekincelerini ve kamuoyu hassasiyetlerini yansıttığını ifade etmekle birlikte, sürece yapıcı yaklaştıklarını vurguladı. "Devlet korkularını yenememiş" Çerçeve yasanın eksikliklerine dikkat çeken Remzi Kartal, beklentilerinin Kürtlerin haklarını tam anlamıyla tanıyan bir düzenleme olduğunu belirterek şunları söyledi: "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor." "100 yıllık sorunda demokratik zemin esas alınıyor" Sürecin tarihsel boyutuna değinen Kartal, Kürt sorununun yüzyıllık, PKK mücadelesinin ise yarım asırlık bir geçmişi olduğunu hatırlatarak, demokratik siyaset alanının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine işaret etti. Yasada yer alan süre şartlarına dair hukuki çekincelerini de dile getiren Kartal, itiraz sürelerinin daha makul seviyelere çekilmesi gerektiğini savundu: "Yasaya ayrıca bir esneklik de konulmuş. 5 ve 15 yıllık süreler için 2 yıldan sonra, 20 yıllık cezalar için ise 3 yıldan sonra itiraz başvurusu yapılabileceği belirtilmiş. Yani 15 yıl yerine 2 yıl, 20 yıl yerine 3 yıl sonunda yapılacak başvurularla sonuç alınabilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyoruz." "Gelişler ve koordinasyon Öcalan üzerinden yürütülmeli" Yurt dışından ve dağdan dönüşlerin takvimi ve koordinasyonuyla ilgili de konuşan Kartal, sürecin ana muhatabının Abdullah Öcalan olduğunu söyledi:  "Genel anlamda bu yasayı değerli buluyor ve yapıcı yaklaşıyoruz. Yurt dışından gelişler ancak Önder Apo’nun çağrısı ve koordinesiyle olacak. Dağdan gelişler de buna göre şekillenecek. Genel koordinasyonun Önder Apo tarafından yürütülmesi gerekiyor; çünkü devletle müzakere eden ve Kürt tarafını temsil eden kendisidir."

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye’nin beklediği tarihî kanun teklifinin tam metni!

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye'nin beklediği tarihî kanun teklifinin...

Çerçeve Yasa teklifine ilk imzayı Devlet Bahçeli attı

Süreç kapsamında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi adıyla 51...

DEM Parti MYK, ‘çerçeve yasa’ gündemiyle olağanüstü toplanıyor

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında TBMM'ye sunulması beklenen "çerçeve yasa" teklifini değerlendirmek üzere bugün olağanüstü toplanacak. Toplantıda, sürecin geldiği aşama, yasa teklifinin içeriği ve partinin izleyeceği yol haritası ele alınacak. DEM Parti MYK, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında bugün parti genel merkezinde bir araya gelecek. Normal şartlarda 12 Ağustos'ta yapılması planlanan MYK toplantısı, TBMM'de "çerçeve yasa" hazırlıklarında gelinen son aşama nedeniyle erkene alındı. Çerçeve yasa ve Meclis takvimi masada Toplantının ana gündemini, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan ve bu hafta TBMM Başkanlığı'na sunulması beklenen "çerçeve yasa" teklifi oluşturacak. MYK'da, süreçte gelinen son durumun yanı sıra teklifin Meclis'teki görüşülme takvimi, Adalet Komisyonu ve Genel Kurul aşamaları değerlendirilecek. Ayrıca teklif kapsamında gündeme gelen denetimli serbestlik düzenlemeleri ile Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde yer alan "hak yoksunluğu" hükümlerine ilişkin tartışmalar ve DEM Parti'nin bu konulardaki yaklaşımı ele alınacak. Toplantıda, DEM Parti'nin 20 Eylül'de yapılması planlanan 5. Olağan Büyük Kongresi'ne yönelik hazırlıkların da görüşülmesi bekleniyor. AK Parti teklifi imzaya açtı Bilindiği gibi AK Parti, "çerçeve kanun" teklifini dün milletvekillerinin imzasına açtı. Milletvekillerinden teklifi bugün saat 17.00'ye kadar imzalamaları istendi. Teklif öncesinde AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, HÜDA PAR, DEM Parti ve MHP temsilcileriyle bir araya gelerek düzenlemenin içeriğine ilişkin bilgi verdi. Görüşmeye HÜDA PAR milletvekilleri Şehzade Demir ve Serkan Ramanlı, DEM Parti'den Öztürk Türkdoğan, Faik Özgür Erol, Meral Danış Beştaş ve Nevroz Uysal Aslan ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız katıldı. Son görüşmeler yapıldı TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 3 Ağustos'ta AK Parti Grup Başkanvekili Efkan Ala, Grup Başkanı Abdullah Güler ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik ile "çerçeve yasa" taslağını değerlendirdi. Haberde, görüşmenin bir bölümüne DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar'ın da katıldığı, toplantılarda taslak metne ilişkin son değerlendirmelerin yapıldığı aktarıldı. Teklifin bu hafta Meclis'e sunulması bekleniyor Siyasi partilerle yürütülen temasların tamamlanmasının ardından teklifin çarşamba günü TBMM Başkanlığı'na sunulması bekleniyor. Teklifin, Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerin ardından bu hafta Genel Kurul gündemine alınması hedefleniyor. Bu kapsamda bugün yapılacak Danışma Kurulu toplantısında siyasi partiler arasında uzlaşma zemini aranacağı belirtiliyor.

Öcalan: Henüz her şey çözülmüş değildir ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur

Parti İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından açıklama yayınladı. Görüşmede Öcalan, yeni yasal süreci “Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli” bir demokratikleşme adımı olarak nitelendirerek, “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar” dedi. Öcalan, “Henüz her şey çözülmüş değildir ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır” dedi. DEM Parti İmralı Heyeti, 2 Ağustos 2026 tarihinde İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile bir görüşmeye dair açıklama yayınladı. Açıklamada, Öcalan’ın önümüzdeki döneme dair tarihsel sorumluluklara vurgu yaptığı ve çözüm sürecine dair iyimser mesajlar verdiği görüldü. “Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli” Öcalan, Meclis gündeminde olan yasal düzenlemeyi “tarihsel bir dönüm noktası” olarak tanımladı. Cumhuriyet’in kuruluş sürecindeki emeğe atıfta bulunan Öcalan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız. Cumhuriyet’in kuruluşunda nasıl bir fedakarlık yapıldıysa, şimdi de Demokratik Cumhuriyet için aynı ciddiyetle çalışmak gerekiyor.” Atılacak adımların sadece Kürtleri değil, Türkiye’nin tamamını ve bölgeyi etkileyeceğini belirten Öcalan, sürecin ekonomik ve hukuki kazanımlarına dikkat çekti. Mesajında, “Bu adım, demokratik hukukun gelişmesinin ve ekonomik olanakların büyümesinin önünü açacaktır. Bu, 86 milyon için yapılacak büyük bir hizmettir” ifadelerini kullandı. “Anahtar Yasadır” Görüşmede siyaset kurumuna büyük sorumluluk düştüğünü hatırlatan Öcalan, sürecin başarıya ulaşması için toplumun örgütlü gücüne ve doğru anlamlandırmaya ihtiyaç olduğunu belirtti. Sürece dair yaklaşımını şu sözlerle özetledi: “Henüz her şey çözülmüş değildir ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır.” Açıklamada, görüşmenin içeriğinin önümüzdeki dönemin yol haritası açısından kritik önemde olduğu belirtildi. Heyet, Öcalan’ın barış ve demokratikleşme konusundaki kararlılığının altını çizerek, kamuoyunu süreci sahiplenmeye davet etti. Açıklamanın tam metni şöyle: “Basına ve Kamuoyuna, DEM Parti İmralı Heyeti olarak Sayın Abdullah Öcalan ile 2 Ağustos 2026 tarihinde bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmede Sayın Öcalan, içinde bulunduğumuz sürece, yürütülen çalışmalara ve önümüzdeki dönemin tarihsel sorumluluklarına ilişkin değerlendirmelerini paylaşmış; kamuoyuna iletilmesini istediği mesajları heyetimize aktarmıştır. Sayın Öcalan’ın mesajları şöyledir: “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar. “Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız. “Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde nasıl büyük bir emek ve fedakârlık ortaya konulduysa, şimdi de demokratik cumhuriyet için aynı ciddiyetle çalışmak gerekiyor. “Bu yalnızca Kürtlerin veya bir kesimin değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ihtiyacıdır. Atılacak adım, ülkenin ve bölgenin kaderini etkileyecek; demokratik hukukun gelişmesinin, ekonomik olanakların büyümesinin önünü açacaktır. Bu, 86 milyon için yapılacak büyük bir hizmettir. “Toplumun örgütlülüğüyle tarihsel bir çıkış yapacağız. Bu adımın barışa ve ekonomiye devasa katkısı olacaktır. “Henüz her şey çözülmüş değildir. Ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Önemli olan bu adımın doğru anlaşılması ve herkesin sürecin başarısı için sorumluluk üstlenmesidir. “Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır.”

Kurtulmuş: Çerçeve yasa teklifi gelecek hafta partilerin ortak imzasıyla TBMM’ye gelecek

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, iktidarın “Terörsüz Türkiye” adını verdiği çözüm süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasa teklifinin gelecek hafta partilerin ortak teklifi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulacağını açıkladı. Barış sürecine ilişkin yasal düzenlemeye ilişkin çalışmalar sürerken, gözler Meclis'e çevrildi. Kurtulmuş, yasa teklifinin gelecek hafta TBMM gündemine geleceğini belirterek, "Yasa teklifi, inşallah önümüzdeki hafta partilerin ortak bir teklifi olarak TBMM'ye gelecek" dedi. Hedef, Meclis tatile girmeden yasalaştırmak Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin düzenleme, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında da ele alındı. Erdoğan'ın toplantıda, "Meclis kapanmadan süreci tamamlayalım" mesajını verdiği öğrenildi. Bu kapsamda yasa teklifinin TBMM'nin tatile girmesinden önce Genel Kurul'da görüşülerek yasalaştırılması planlanıyor. Çerçeve yasada neler yer alacak? Hazırlanan düzenlemeyle, örgütten ayrılanların dönüş sürecine ilişkin hukuki çerçevenin belirlenmesi öngörülüyor. Düzenlemenin geçici ve müstakil bir yasa niteliğinde olacağı, genel af veya kişiye özel af kapsamında değerlendirilmeyeceği belirtiliyor. Yasanın yürürlüğe girebilmesi için ise örgütün tamamen silah bıraktığının tespit ve teyit edilmesine yönelik bir mekanizmanın oluşturulması öngörülüyor. "Geçici ve müstakil bir yasa olacak" Numan Kurtulmuş daha önce yaptığı değerlendirmede, düzenlemenin temel ilkelerine ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı: "Ortak anlayışın gündeme getirilmesine çalışıyoruz. Komisyon raporumuzun 6'ncı bölümünde yer alan münfesih örgütün bundan sonra nasıl hareket edeceğine ilişkin yasal çerçeve korunacaktır. Yani bu geçici ve müstakil bir yasa olacaktır." Kurtulmuş ayrıca, düzenlemenin örgütün silah bıraktığının tespiti ve teyidine ilişkin bir mekanizma içereceğini vurgulayarak, bunun genel af ya da kişiye özel af niteliğinde olmayacağını ifade etmişti.