11 Ağustos 2026
24.5 C
İstanbul

Efkan Ala’dan ‘yeni çözüm süreci’ açıklaması

Ala, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, DEM Partililerle tokalaşmasının ardından gündeme gelen yeni çözüm süreci tartışmalarını değerlendirerek, “Birçok mesafe aldık. Şimdi ne yapıyoruz? Diyoruz ki daha fazla el birliği, daha fazla siyasi diyalog, daha fazla siyaset güçlensin. Normalleşmeyi artıralım diyoruz” dedi.

Ala, “Beklentiniz ne? Mesela DEM Parti’nin PKK’yla arasına mesafe, PKK’yla ilişkisi olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna da “Koysun tabii. Düşünmeye lüzum yok ki. Eskiden ne diyordu? Arkamızda, arkalarında PKK vardı. İlişkiler kesilecek. Olduğu zaman da diyalog kurulamaz” yanıtı verdi.

Erdoğan yeniden aday olacak mı?

Ala, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir dönem daha aday olacağı iddialarına şu yanıtı verdi:

“Şimdi böyle şeyler, gereksiz tartışmalar. Yani biz anayasadan bahsediyoruz. Efendim ve Cumhurbaşkanımız girdiği her seçimi kazanmış. Bu anayasa değişikliğini de biz yapmışız. Öyle mi? Ve biz o kadar hesap içerisinde olsaydık o zaman yapmazdık bu anayasa değişikliğini. Bunlar gereksiz tartışmalar. Yani kim yaptı anayasada? İki dönemi kim koydu? Var mıydı önceden? Biz koyduk. Şimdi mesele bu değil, mesele bu anayasayı biraz önce söylediğim gibi yani hazır siyaset vesayetten kurtulmuşken, her istediğini toplumu dikkate alarak konuşmak mümkün hale gelmişken, toplumda böyle bir beklenti içindeyken, biz de gelişmekte olan ülkenin üst seviyesi, gelişmiş ülkelerin de eşiğindeyken, şunu yapalım, bir fırsata dönüştürelim. Ondan sonra millet kararını verecektir. Yani bizim asıl mesele Türkiye’yi yeni yüzyılda, Türkiye yüzyılında bir üst lige taşımamızdır. Diğer konulara geçeceğim, sürem de çok daralıyor.”

“AK Parti içinde de anayasa ile ilgili farklı bakış açıları var”

Ala, AK Parti içinde de anayasayla ilgili farklı bakış açılarına ilişkin olarak, “Ne güzel, ne zararı var? Güzel, tamam. Bütün millet istediğini söylesin diyoruz da biz kendi aramızda mı istediğimizi söylemeyeceğiz yani?” yanıtı verdi.

Çözüm süreci yeniden mi başlıyor? Öcalan’a çağrı ne anlama geliyor?

Ersoy’un, “Çözüm Süreci yeniden başlıyor? O yoksa ne oluyor? Yani bu tokalaşma, Cumhurbaşkanı’nın açıklaması, Öcalan’a çağrı, bazı görüşmeler, Sırrı Süreyya Önder’in teşekkür etmesi… Bir şey oldu. Ne oldu?” sorusuna da cevap veren Ala, şunları kaydetti:

“Biz anlatalım. Şimdi biz Cumhur İttifakı… Biz her gün akşam konuşuyoruz. Ama diyoruz ki Türkiye’de, Türkiye’nin etrafında olup bitenlere bakıyoruz arkadaşlar. Türkiye’nin etrafında savaş var. Ukrayna, Rusya savaşıyor. Dünyanın eşi görülmemiş katliamları İsrail orada yapıyor. Lübnan’a saldırdı, Gazze’yi yok etti. İnsanlık gözümüzün önünde, değil mi? Tarumar ediliyor. Böyle bir vahşet görülmüş şey değil. Bir katliam çetesi, bir devlet örgüt gibi davranıyor. Hiçbir kural tanımadan her şeyi yok ediyor. Değerleri yok etti, insanlığı yok etti, vicdanı yok etti.

“Normalleşmeyi artıralım diyoruz”

Şimdi Türkiye, bir arada seçimlerin ana konusuydu, beka meselesi. Türkiye burada, bu kadar istikrarsız bir çerçevede… Aşağıda Libya’ya bakın. Batımızda görüyorsunuz Rusya, Ukrayna’yı tekrar etmeyeyim. Daha dün Karabağ Savaşı Zaferi elde edildi. Daha dün, ondan önce orası nasıl bir sıkıntı halindeydi. Suriye’yi görüyorsunuz. Şimdi böyle bir yerde… İstiklal adası olarak buranın devam etmesi ve bunun tahkim edilmesi meselesi var. Şimdi biz birçok mesafe aldık. Şimdi ne yapıyoruz? Diyoruz ki daha fazla el birliği, daha fazla siyasi diyalog, daha fazla siyaset güçlensin.

Az önce vesayetten kurtuldu siyaset diyoruz ama siyasetin kendisi de tahkim edilsin. Çünkü siyaset bir araya gelerek sorunları çözsün. Çünkü siyaset sorunları çözmenin en az maliyetli yoludur. En az maliyet. Yani bir sorunu bir ülke nasıl en az maliyetle çözer dersen siyasetle, diplomasıyla çözer. Şimdi bunun için biz diyaloğu çoğaltmak, uzlaşmayı çoğaltmak, konuşmayı çoğaltmak istiyoruz. Bir sene önce de Suriye’de savaş vardı. Bakın normalleşmeyi artıralım diyoruz.

İyi de biz şimdi seçimden sonra Cumhurbaşkanımızla Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı geldi. Biz de Cumhurbaşkanımızla değil mi Sayın Cumhurbaşkanımız orayı ziyaret etti. Sonra efendim normalleşme daha da tahkim edilsin diye açıklamalar yapıldı. Yani daha fazla diyalog, daha fazla karşılıklı uzlaşma, konuşma zemini olsun diyoruz Cumhur İttifakı olarak da. Ama ondan önce zaten her şeyi söyleyen Cumhuriyet Halk Partisi eski genel başkanı şimdi de bunlara nasıl karşı çıkıyor bakın. Değil mi? Nasıl mesela ağzı alınmayacak şeylerle açıklamaları yapıyor. Yani biz o zaman her şeyi mümkündü de mi yapmadık? Böyle bir şeyi dikkate almanız lazım. Şimdi müsait oldu, mümkün oldu, yapıyoruz.

“DEM Parti PKK ile arasına mesafe koysun”

Ala, “Beklentiniz ne? Mesela DEM Parti’nin PKK’yla arasına mesafe, PKK’yla ilişkisi olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna da şu yanıtı verdi:

“Koysun tabii. Düşünmeye lüzum yok ki. Eskiden ne diyordu? Arkamızda, arkalarında PKK vardı. Şimdi insanlar deniyor ki, diyoruz ki biz partilere, bakın, şiddetle, terörle bunda hiçbir beis yok. Her zaman söyleniyor. İlişkiler, onu reddedeceksiniz. İlişkiler kesilecek. Hiç bu konu tartışma konusu değil. Olduğu zaman da diyalog kurulamaz. Onun için biz şimdi bir diyalog zemini olsun istiyoruz. Herkes üzerine düşeni yapmalı burada bakın. Yani biz başkalarını sürekli tanımlamayalım ama herkes de, her parti de Türkiye’de işler daha iyiye gitsin istiyor ise işlerin daha iyiye gitmesini sağlayacak inisiyatifleri almalı. Alıyoruz, bak Cumhur İttifakı olarak alıyoruz. Başkaları da alsın. Sen de değiş ve oturalım gibi bir şey mi? Bu kadar tefsire bile lüzum yok ki. Orada yan yana oturuyor. Aynı konular değil mi? Mecliste yöneticilik yapıyor. Konuşuluyor. Siyaseti çoğaltalım. Siyasi zemini tahkim edelim. Diyaloğu tahkim edelim. Memleketin meselelerini siyasi alanda çözelim.

Meselelere bakışımızı defalarca anlattım. Biz kendi projemizi ortaya koyuyoruz Mehmet Akif Bey. Bu projeye pay sahibi olmak isteyen, bu projeye Türkiye projesine katkı vermek isteyenlere de elimizi uzatıyoruz, kapımız açık diyoruz. Şiddete, teröre hayır. Bizim muhatabımız vatandaştır en başta ve vatandaşın şiddetle terörü reddeden, şiddetle terörle ilgisi olmayan elbette siyaset yapıcılarıdır. Yani bunu defalarca söyleyip de işleri çıkmaz hale getirmek de bir proje olabilir ama bu bizim projemizdir.

Mecliste değil mi Dem Parti? Mecliste her yasayı getirdiğimizde konuşmuyor mu? Şimdi bakın, Bizim biraz önce anayasa masası dedik. Türkiye’nin temel meselelerinin konuşulduğu yer meclis olsun istedik değil mi? Mecliste değiller mi? Ama rica ediyorum şuna, bizi şuna kamuoyunun da zorlamaması lazım. Tek parti yok orada. Orada anlaştığımız, anlaşamadığımız birçok parti var. Öbür partilerle hemen her şeyde anlaştığımızı mı zannediyorsunuz? Bu partinin özelliği terör örgütü PKK ile olan. Biz de onu söyledik. Cumhurbaşkanımız da söylemiş, biz de defalarca söyledik.

Başka türlüsü zaten düşünülemez ki. Yani onun için biz bütün partilerin bir masanın etrafında grubu olan, olmayan, olmayanların da yöntemlerini tartışalım dedik ve Türkiye’nin meselelerini konuşması gerektiğini söylerken şu parti ayrı demiyoruz ki siyasete, siyaseti önemseyen memleketin meselelerinin siyasetle çözüleceğine inananlarla siyaset konuşulur, onu uygulayanlarla da siyasi meseleler konuşulur. Öyle değil mi? Demek ki zaten kendiliğinde siyasetin bir çare olduğunu düşünenler orada oturacak, konuşacak.

Ondan sonra o diğer konular kendi meseleler biz oradaki tavrımızı çok açık bir biçimde koyuyoruz ve diyoruz ki onu zaten yargı süreçleri kimisinin ilişkisi oluyor, dava açıyor, içeri atlıyor, soruşturma yapıyor. Biz de kim ne derse desin terörle mücadeleyi sürdürüyoruz değil mi? Yani orada kimseye bir şey sormuyoruz. Devlet tabii güçlü, gittikçe de güçleniyor. Mesela hem siyasetin vesayetten kurtulması, kurumları da sadece siyaseti güçlendirdi, kurumlar da güçlendirdi.”

Son Haberler

‘Çerçeve yasa’ Meclis’ten geçti

"Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"...

Suriye’deki Rus üslerinin kaderi belli oldu

Şam ve Moskova, 18 ay süren müzakerelerin ardından Tartus ve Hmeymim’deki Rus üslerinin geleceği konusunda anlaşmaya vardı. Mutabakata göre sivil tesislerin yönetimi Suriye’ye devredilecek, askeri tesisler ise ortak eğitim ve yeterlilik merkezlerine dönüştürülecek. Suriye ile Rusya, 18 ay süren müzakerelerin ardından Tartus ve Hmeymim’deki Rus askeri tesislerinin geleceğine ilişkin mutabakat zaptı imzaladı. Suriye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, Hmeymim Havalimanı ile Tartus Limanı’ndaki ticari rıhtım da dahil olmak üzere sivil tesislerin yönetimi Suriye devletine devredilecek. Bu kapsamda söz konusu tesislerin aşamalı olarak Suriye’nin sivil idari yapısına entegre edilmesi planlanıyor. Askeri tesisler ortak eğitim merkezlerine dönüştürülecek Mutabakat kapsamında askeri tesislerin statüsünde de değişikliğe gidilecek.Suriye Dışişleri Bakanlığı, askeri tesislerin ortak eğitim ve yeterlilik merkezlerine dönüştürüleceğini açıkladı. Açıklamada, dönüşümün her iki tarafın çıkarlarını koruyacak şekilde gerçekleştirileceği ve sürecin üç ay içinde tamamlanmasının öngörüldüğü belirtildi. Rusya’nın bölgedeki stratejik üsleri Rusya’nın Tartus’taki deniz tesisi ile Hmeymim Hava Üssü, uzun süredir Moskova’nın Akdeniz ve Ortadoğu’daki en önemli askeri dayanak noktaları arasında yer alıyor. Söz konusu üsler, Rusya’nın Afrika’daki nüfuzunu desteklemesi açısından da stratejik önem taşıyor. Üslerin geleceği, Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından Suriye’nin yeni yönetimi ile Rusya arasında yürütülen müzakerelerin başlıca gündem maddelerinden biri olmuştu. Tartus Limanı’ndaki ticari alanlar da devredilecek Suriye Limanlar ve Gümrükler Genel İdaresi de konuya ilişkin ayrı bir açıklama yaptı. Açıklamada, Tartus Limanı’nda daha önce Rusya tarafından işletilen ticari alanların Suriye yönetimine devredileceği bildirildi. Devir kapsamında 4 No’lu rıhtım, bu rıhtıma bağlı depolar ve diğer tesislerin de bulunduğu belirtildi. Reuters, geçen ay yayımladığı haberinde Rusya’nın, deniz üssünün dışında kalan ve erişimin kısıtlı olduğu 4 No’lu rıhtımı kullanarak Tartus Limanı’nda bir ticari lojistik merkezi kurmayı planladığını bildirmişti. İki taraf daha önce yaptığı açıklamalarda, kurulması planlanan merkezin Suriye’nin kontrolünde olacağını ve buradaki tüm faaliyetlerin Suriye Limanlar ve Gümrükler Genel İdaresi’nin onayına tabi tutulacağını belirtmişti.

Yeni Parti’de ‘fire olacak’

Meclis Genel Kurulu’nda yarın yapılacak kritik "çerçeve yasa" oylaması öncesinde muhalefet kulisleri hareketlendi. Komisyon aşamasında "evet" oyu veren YENİ Parti ve süreci destekleyen CHP yönetiminin aksine; YENİ Partili Cemal Enginyurt ve Süreyya Öneş Derici ile CHP’li İlhan Kesici "hayır" oyu vereceklerini duyurdu. YENİ Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada yasanın içeriğine tepki gösterdi. Düzenlemenin “terörle mücadele”ye zarar vereceğini savunan Enginyurt, şu ifadeleri kullandı: “Barışı istemeyen yok lakin demokrasi yok ediliyor. Muhalefete siyaset yok, tutuklamalara devam; teröristlere ise siyaset yolu açılıyor. PKK'lılara Meclis yolu görünüyor. Buna 'Terörsüz Türkiye' denmez, 'teröriste plaket verme' denir. Hayırda hayır var.” Muğla Milletvekili Derici: Milletvekili yeminime sadığım YENİ Parti Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici de "hayır" diyeceğini açıklayan bir diğer isim oldu. Meclis kürsüsünde ettiği yemini hatırlatan Derici, "Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma ant içmiştim. Kişisel ilkelerim ve milletimizin bana verdiği temsil yetkisi doğrultusunda 'hayır' oyu vereceğim" dedi. CHP’li İlhan Kesici de hayır diyecek CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sürece destek vereceği yönündeki açıklamasının ardından, partinin tecrübeli ismi İstanbul Milletvekili İlhan Kesici’den itiraz geldi. Kesici, Türkiye’nin bir "Ulus Devlet-Üniter Devlet" olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: "Oyumun rengi 'HAYIR'. Türkiye Cumhuriyeti çok büyük bedeller ödenerek kurulmuştur. Bu coğrafyada devletler kimsenin lütfu veya inayeti ile yaşayamaz. Milletvekili yeminine sadakatim tamdır, bu sebeple rıza göstermeyeceğim." Öte yandan YENİ Parti içerisinde görüş ayrılıkları da bulunuyor. Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, usul ve içerik eleştirilerine rağmen "Şiddeti ve çatışmayı sonlandıracağı için 'Evet' diyeceğim" açıklamasını yaparken, grupta "hayır" eğiliminde olan çok sayıda milletvekilinin olduğu belirtiliyor. CHP MYK toplanacak Parti içindeki bu bölünmeyi yönetmek üzere YENİ Parti MYK’sı, yarın saat 12:00’de olağanüstü toplanacak. Toplantının ana gündemi, partinin oylamadaki nihai tutumu ve grup bütünlüğünün korunması olacak. Kulislerde, "evet" oyu vermenin seçmen nezdinde kabul görmeyeceğini düşünen bazı milletvekillerinin, bu kaygılarını parti yönetimlerine ilettikleri ve oylama sonucuna göre yeni siyasi yol haritaları çizebilecekleri konuşuluyor.

Trump’tan İran’a yönelik strateji değişikliği

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin İran'a yönelik stratejisinde bir değişikliğe işaret ederek, yeni bir askeri operasyon başlatmak yerine ekonomik baskıların Tahran'ı teslim olmaya zorlamasına izin vereceğini duyurdu. Bu değişiklik, Trump'ın sadece bir hafta önce büyük bir askeri saldırı emri vermek üzereyken, Axios web sitesiyle yaptığı yeni bir röportajda herhangi bir askeri tehditte bulunmamasının ardından geldi. Trump, Axios'tan bir gazeteciyle yaptığı telefon görüşmesinde, "İşleri çok sakince yürütüyoruz ve İranlılarla sadece yarı-müzakere halindeyiz. Sadece nasıl büyük bir enflasyona düştüklerini ve parasız kaldıklarını izliyoruz" dedi. İran İstatistik Merkezi'ne göre, ülkedeki enflasyon oranı şu anda yüzde 66 seviyesinde. "İran askerlerinin maaşını ödeyemiyor" ABD Başkanı, İran'ın mali durumunun "çok kötü" olduğunu ve ABD'nin deniz ablukasının "Tahran rejiminin" silahlı kuvvetlerinin maaşlarını bile ödeyememesine neden olduğunu belirtti. Trump ayrıca, petrol fiyatlarının varil başına yaklaşık 75 dolara düşmesinin Amerikalı vatandaşlar üzerindeki baskıyı azalttığını ve bunun da Washington'a diplomasi için daha fazla zaman kazandırdığını söyledi. 28 Şubat'ta ABD ve İsrail İran'a saldırmış, İran da füze ve dronlarla karşılık vermişti. İran, yanıtının bir parçası olarak komşu ülkelere saldırdı ve 2 Mart'tan bu yana Devrim Muhafızları Ordusu Hürmüz Boğazı'nı kapattı. Savaştan önce, dünya genelinde ihraç edilen petrolün %20'si günlük olarak bu boğazdan geçiyordu. Savaşın başlamasından sonra bu petrol miktarının ihracatı %95 oranında azaldı. İran'ın ağır şartları ve Tahran'daki iç bölünme Trump'ın bu açıklamaları, Cumartesi günü İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhammed Bakır Zülkadr'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için bir dizi yeni ve ağır şart öne sürmesinin ardından geldi. Bu şartlar arasında; İran ve müttefiklerine (Hizbullah, Hamas, Husiler ve Iraklı gruplar) karşı savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesi, tüm yaptırımların kaldırılması ve savaş zararlarının tazmin edilmesi yer alıyor. Amerikalı yetkililer, bu şartların Tahran'daki şiddetli iç çekişmenin bir işareti olduğunu söylüyor. Onlara göre, Mesud Pezeşkiyan liderliğindeki bir kanat ekonomik çöküşten endişe duyuyor ve bir anlaşma istiyor, ancak Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Ahmed Vahidi liderliğindeki bir kanat ise her türlü tavize karşı çıkıyor. 8 milyon varil petrol ihracatı Müzakereler bir çıkmaza girmişken, bir Amerikalı yetkili, Hürmüz Boğazı'nın güney koridorundan ABD ordusuyla koordineli bir şekilde geceleri yaklaşık 8 milyon varil petrol ihraç edildiğini açıkladı. Aynı zamanda, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Fox News'e şunları söyledi: "Bu mesele bitmedi. Oyunun ortasındayız ve Amerikan halkı için en iyi sonucu elde etmek amacıyla tüm diplomatik, ekonomik ve askeri araçları kullanıyoruz."

Demirtaş ve Mızraklı’dan Genel Kurul’a mesaj: ‘Bu süreç bölünme ya da pazarlık süreci değildir’

Edirne Cezaevide tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş ile Selçuk Mızraklı, Çerçeve Yasa görüşmeleri kapsamında TBMM Genel Kurulu’na mesaj gönderdi. Demirtaş ve Mızraklı, mesajlarında sürecin Türkiye’nin geleceği açısından tarihi bir önem taşıdığını belirterek, “Bu süreç bölünme, ayrışma süreci ya da ucuz pazarlıklara dayalı bir al ver süreci değildir” ifadelerini kullandı. İki isim, sürecin temel amacının 86 milyon insanın huzur, refah ve kardeşliğini güçlendirmek olduğunu vurguladı. “Şüpheyle yaklaşanlar başka bir şey bulamayacak” Demirtaş ve Mızraklı, sürece yönelik eleştirilerin ve önerilerin değerli olduğunu belirterek, taraflara konuyu “dikkatli, hassas ve ciddiyetle” ele alma çağrısında bulundu. Mesajda, sürece şüpheyle veya olumsuz önyargıyla yaklaşanların, “bin yıllık kardeşlikten, birbirimize sıkı sıkıya sarılma arzusundan ve Kürdüyle, Türküyle hep birlikte Türkiye olma duygusundan başka bir şey bulamayacakları” ifade edildi. İki isim, atılan ve atılacak adımların yeni reformların önünü açması gerektiğini belirterek, sürecin demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük reformlarıyla devam etmesi gerektiğini kaydetti. “Acılarımızı ortaklaştırıp geride bırakmalıyız” 40 yıllık çatışma sürecinin toplumda derin yaralar bıraktığına dikkat çeken Demirtaş ve Mızraklı, sürecin “zafer” ya da “kaybetme” duygusu yaratmadan yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mesajda, “Acılarımızı ortaklaştırıp geride bırakarak el ele geleceğe yürümek zorundayız” denildi. Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan’a teşekkür Demirtaş ve Mızraklı, barış sürecinde siyasi irade ortaya koyan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye teşekkür etti. İki isim ayrıca Abdullah Öcalan’a, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ve süreçte katkı sunduklarını belirttikleri siyasi parti liderleri ve temsilcilerine teşekkürlerini iletti. Mesajda DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile İmralı Heyeti üyelerine de teşekkür edildi. Sırrı Süreyya Önder ise rahmet ve minnetle anıldı. Demirtaş ve Mızraklı, mesajlarını “Barışa katkı sunan, bu yangına bir damla su taşıyan herkesten Allah razı olsun. Çıkacak olan yasa hayırlara vesile olsun” sözleriyle tamamladı. Mesajın tamamı şöyle: “Sayın Başkan, Sayın Genel Başkanlar, Sayın Milletvekilleri, Her birinizi ayrı ayrı, tüm içtenliğimizle selamlıyor, hepinize saygılarımızı sunuyoruz. Ülkemizin ve bölgemizin kaderini köklü şekilde değiştirme potansiyeline sahip, son derece önemli, tarihi bir barış çabasının kritik bir adımını daha, inşallah hep birlikte hayata geçirmiş olacaksınız. Elbette tartışmalar, eleştiriler, öneriler olacaktır; her biri de kıymetlidir, katkı vericidir. Ancak şunun bilinmesini isteriz ki bizler tüm kalbimizle, samimiyetimizle ve ciddiyetimizle, sadece 86 milyonun huzurunu, refahını, kardeşliğini güçlendirmek, büyütmek için bu sürecin içinde olduk, sürece tüm gücümüzle destek verdik. Bu süreç bölünme, ayrışma süreci ya da ucuz pazarlıklara dayalı bir al ver süreci değildir. Hiç kimse kıymetli çabaların altında gizli hesaplar, kirli planlar arayarak zaman tüketmemeli, enerjisini boşa harcamamalıdır. Şüpheyle yaklaşan veya olumsuz ön yargıyla bakan çevreler, bu süreci istedikleri kadar eşelesinler, altından bin yıllık kardeşliğimizden, birbirimize sıkı sıkıya sarılma arzusundan ve Kürdüyle, Türküyle hep birlikte Türkiye olma duygusundan başka bir şey bulamayacaklardır. Atılan ve atılacak her adım yeni ufuklara, yeni reformlara ve yeni bir hayata da zemin hazırlayacaktır. Elbette tüm bu çabalar güçlü ve köklü demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük reformlarıyla devam etmeli, halkımızın hak ettiği, layık olduğu huzurlu bir yaşama kavuşmasına katkı sunmalıdır. Bunun için de herkesin ve her kesimin çok dikkatli, hassas ve ciddiyetle meseleleri ele almasında büyük yarar vardır. 40 yıllık çatışma ortamının sonucu olarak, yüreği yaralı olmayan neredeyse kimse kalmadı. Bu nedenle, zafer görüntülerine veya gösterilerine de kaybetme duygusuna ve kaygısına da sebep olmadan vakur, olgun, erdemli bir duruşla bu süreci ilerletmek, acılarımızı ortaklaştırıp geride bırakarak el ele geleceğe yürümek zorundayız. Değerli Milletvekilleri, Kullanacağınız her oyun barışımızı, birliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirecek yönde olmasını, eleştiri ve uyarılarınızın yapıcı temelde ifade edilmesini temenni ediyoruz. Hepimiz için hayırlara vesile olacağına inandığımız bu adımın siyasete de yeni kapılar açarak nezaket, iş birliği ve olgunluk kazandıracağını umuyoruz. Bu vesileyle zorlu bir sürecin başlaması ve yürütülmesinde siyasi iradeyi en güçlü şekilde ortaya koyan Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Devlet Bahçeli başta olmak üzere, barış için büyük çaba sarf eden Sayın Abdullah Öcalan'a özel olarak teşekkür etmek istiyoruz. Yine sürecin sahiplenilmesi ve her aşamasının sağlıklı yürümesi için katkı sunan Sayın Numan Kurtulmuş'a, Sayın Özgür Özel'e, Sayın Mahmut Arıkan'a, Sayın Ali Babacan'a, Sayın Ahmet Davutoğlu'na, Sayın Erkan Baş'a, Sayın Seyit Aslan’a, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na, Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu'na ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Olumsuz eleştirileriyle, dolaylı olsa da sürece katkı sunan Sayın Müsavat Dervişoğlu'na, Sayın Fatih Erbakan’a teşekkür ediyoruz. Ve elbette büyük fedakarlıklarla sürecin motor gücü olan DEM Partili arkadaşlarımıza, Eş Genel Başkanlarımız Sayın Tuncer Bakırhan ve Sayın Tülay Hatimoğulları ile İmralı Heyeti üyelerimize ayrı ayrı teşekkür ediyor, bu vesileyle Sırrı Süreyya Önder arkadaşımızı da rahmetle, minnetle anarak tüm milletvekillerine sıcak selamlarımızı, saygılarımızı gönderiyoruz. Bu sürecin mutfağında yoğun emek harcayan isimsiz emektarlara özel olarak teşekkür ediyoruz. Barışa katkı sunan, bu yangına bir damla su taşıyan herkesten Allah razı olsun, çıkacak olan yasa hayırlara vesile olsun. Bir kez daha Genel Kurul’u saygıyla selamlıyoruz. Selahattin Demirtaş / Selçuk Mızraklı 9 Ağustos 2026”

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’den imza açıklaması

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, imza namustur. Biz...

Antep’te deprem

Antep'te Nurdağı merkezli 4.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin derinliği 7.44 kilometre olarak kayda geçti. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi'nin verilerine göre Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde 4.5 büyüklüğünde deprem oldu. Saat 03.42'de meydana gelen depremin derinliği 7.44 kilometre olarak kayda geçti. AFAD, deprem sonrası olumsuz bir durumun bulunmadığını bildirdi. AFAD'ın sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı: "Gaziantep ilimizin Nurdağı ilçesinde saat 03.42'de meydana gelen ve Gaziantep, Kilis, Kahramanmaraş, Osmaniye ve Hatay illerimizde hissedilen 4.5 büyüklüğündeki deprem sonrası an itibarıyla olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız."

Türkiye Gündemi

‘Çerçeve yasa’ pazartesi günü TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek Rûdaw Rûdaw

TBMM Genel Kurulu’nun çalışma saatleri ve gündemi yeniden düzenlendi. Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin 10 Ağustos Pazartesi günü Genel Kurul’da görüşülmesi bekleniyor. TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da AKP’nin Meclis gündemi ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin grup önerisi görüşülerek kabul edildi. Kabul edilen önerge doğrultusunda, "şehit anne ve babalarına asgari gelir güvencesi sağlanması, malul sayılmayan gazilere aylık ve sosyal haklar verilmesi, bakıma muhtaç gazilere evde bakım desteği sağlanması ile 15 Temmuz gazileri, er gaziler, korucular, askeri öğrenciler ve sivillere" yönelik çeşitli düzenlemeler içeren 289 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” gündemin ikinci sırasına alındı. Teklif, 48 saat geçme şartı aranmaksızın “Kanun Teklifleri ile Komisyondan Gelen Diğer İşler” bölümünün ikinci sırasına yerleştirildi. Bu bölümdeki diğer tekliflerin sırası da buna göre yeniden düzenlendi. “Temel kanun” olarak görüşülecek Teklif, TBMM İçtüzüğü’nün 91’inci maddesi kapsamında “temel kanun” olarak ele alınacak. Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde siyasi parti grupları adına yapılacak konuşma süreleri, en fazla iki konuşmacı tarafından kullanılacak. Çerçeve yasa pazartesi gündemde TBMM Genel Kurulu, 10 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00’de toplanacak. Genel Kurul’da, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin görüşülmesi bekleniyor.

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün üçlü savunma anlaşması imzalıyor

Fransız AFP haber ajansına konuşan Suudi Arabistan yönetiminden iki...

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Kartal’dan çerçeve yasaya dair açıklama

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor” açıklamasında bulundu. “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin milletvekillerin imzasıyla Meclis’e sunuldu. "Eksikliklere rağmen önemli bir aşama" Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) Eşbaşkanı Remzi Kartal, Meclis’e sunulan çerçeve yasayı değerlendirdi. Kartal, bianet’e yaptığı açıklamada yasal düzenlemeyi "eksikliklerine rağmen süreç açısından önemli bir aşama" olarak nitelendirdi. Yasayı tarihi bir fırsat olarak gördüklerini belirten Kartal, düzenlemenin devletin çekincelerini ve kamuoyu hassasiyetlerini yansıttığını ifade etmekle birlikte, sürece yapıcı yaklaştıklarını vurguladı. "Devlet korkularını yenememiş" Çerçeve yasanın eksikliklerine dikkat çeken Remzi Kartal, beklentilerinin Kürtlerin haklarını tam anlamıyla tanıyan bir düzenleme olduğunu belirterek şunları söyledi: "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor." "100 yıllık sorunda demokratik zemin esas alınıyor" Sürecin tarihsel boyutuna değinen Kartal, Kürt sorununun yüzyıllık, PKK mücadelesinin ise yarım asırlık bir geçmişi olduğunu hatırlatarak, demokratik siyaset alanının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine işaret etti. Yasada yer alan süre şartlarına dair hukuki çekincelerini de dile getiren Kartal, itiraz sürelerinin daha makul seviyelere çekilmesi gerektiğini savundu: "Yasaya ayrıca bir esneklik de konulmuş. 5 ve 15 yıllık süreler için 2 yıldan sonra, 20 yıllık cezalar için ise 3 yıldan sonra itiraz başvurusu yapılabileceği belirtilmiş. Yani 15 yıl yerine 2 yıl, 20 yıl yerine 3 yıl sonunda yapılacak başvurularla sonuç alınabilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyoruz." "Gelişler ve koordinasyon Öcalan üzerinden yürütülmeli" Yurt dışından ve dağdan dönüşlerin takvimi ve koordinasyonuyla ilgili de konuşan Kartal, sürecin ana muhatabının Abdullah Öcalan olduğunu söyledi:  "Genel anlamda bu yasayı değerli buluyor ve yapıcı yaklaşıyoruz. Yurt dışından gelişler ancak Önder Apo’nun çağrısı ve koordinesiyle olacak. Dağdan gelişler de buna göre şekillenecek. Genel koordinasyonun Önder Apo tarafından yürütülmesi gerekiyor; çünkü devletle müzakere eden ve Kürt tarafını temsil eden kendisidir."

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye’nin beklediği tarihî kanun teklifinin tam metni!

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye'nin beklediği tarihî kanun teklifinin...

Çerçeve Yasa teklifine ilk imzayı Devlet Bahçeli attı

Süreç kapsamında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi adıyla 51...

DEM Parti MYK, ‘çerçeve yasa’ gündemiyle olağanüstü toplanıyor

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında TBMM'ye sunulması beklenen "çerçeve yasa" teklifini değerlendirmek üzere bugün olağanüstü toplanacak. Toplantıda, sürecin geldiği aşama, yasa teklifinin içeriği ve partinin izleyeceği yol haritası ele alınacak. DEM Parti MYK, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında bugün parti genel merkezinde bir araya gelecek. Normal şartlarda 12 Ağustos'ta yapılması planlanan MYK toplantısı, TBMM'de "çerçeve yasa" hazırlıklarında gelinen son aşama nedeniyle erkene alındı. Çerçeve yasa ve Meclis takvimi masada Toplantının ana gündemini, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan ve bu hafta TBMM Başkanlığı'na sunulması beklenen "çerçeve yasa" teklifi oluşturacak. MYK'da, süreçte gelinen son durumun yanı sıra teklifin Meclis'teki görüşülme takvimi, Adalet Komisyonu ve Genel Kurul aşamaları değerlendirilecek. Ayrıca teklif kapsamında gündeme gelen denetimli serbestlik düzenlemeleri ile Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde yer alan "hak yoksunluğu" hükümlerine ilişkin tartışmalar ve DEM Parti'nin bu konulardaki yaklaşımı ele alınacak. Toplantıda, DEM Parti'nin 20 Eylül'de yapılması planlanan 5. Olağan Büyük Kongresi'ne yönelik hazırlıkların da görüşülmesi bekleniyor. AK Parti teklifi imzaya açtı Bilindiği gibi AK Parti, "çerçeve kanun" teklifini dün milletvekillerinin imzasına açtı. Milletvekillerinden teklifi bugün saat 17.00'ye kadar imzalamaları istendi. Teklif öncesinde AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, HÜDA PAR, DEM Parti ve MHP temsilcileriyle bir araya gelerek düzenlemenin içeriğine ilişkin bilgi verdi. Görüşmeye HÜDA PAR milletvekilleri Şehzade Demir ve Serkan Ramanlı, DEM Parti'den Öztürk Türkdoğan, Faik Özgür Erol, Meral Danış Beştaş ve Nevroz Uysal Aslan ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız katıldı. Son görüşmeler yapıldı TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 3 Ağustos'ta AK Parti Grup Başkanvekili Efkan Ala, Grup Başkanı Abdullah Güler ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik ile "çerçeve yasa" taslağını değerlendirdi. Haberde, görüşmenin bir bölümüne DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar'ın da katıldığı, toplantılarda taslak metne ilişkin son değerlendirmelerin yapıldığı aktarıldı. Teklifin bu hafta Meclis'e sunulması bekleniyor Siyasi partilerle yürütülen temasların tamamlanmasının ardından teklifin çarşamba günü TBMM Başkanlığı'na sunulması bekleniyor. Teklifin, Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerin ardından bu hafta Genel Kurul gündemine alınması hedefleniyor. Bu kapsamda bugün yapılacak Danışma Kurulu toplantısında siyasi partiler arasında uzlaşma zemini aranacağı belirtiliyor.

Öcalan: Henüz her şey çözülmüş değildir ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur

Parti İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından açıklama yayınladı. Görüşmede Öcalan, yeni yasal süreci “Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli” bir demokratikleşme adımı olarak nitelendirerek, “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar” dedi. Öcalan, “Henüz her şey çözülmüş değildir ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır” dedi. DEM Parti İmralı Heyeti, 2 Ağustos 2026 tarihinde İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile bir görüşmeye dair açıklama yayınladı. Açıklamada, Öcalan’ın önümüzdeki döneme dair tarihsel sorumluluklara vurgu yaptığı ve çözüm sürecine dair iyimser mesajlar verdiği görüldü. “Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli” Öcalan, Meclis gündeminde olan yasal düzenlemeyi “tarihsel bir dönüm noktası” olarak tanımladı. Cumhuriyet’in kuruluş sürecindeki emeğe atıfta bulunan Öcalan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız. Cumhuriyet’in kuruluşunda nasıl bir fedakarlık yapıldıysa, şimdi de Demokratik Cumhuriyet için aynı ciddiyetle çalışmak gerekiyor.” Atılacak adımların sadece Kürtleri değil, Türkiye’nin tamamını ve bölgeyi etkileyeceğini belirten Öcalan, sürecin ekonomik ve hukuki kazanımlarına dikkat çekti. Mesajında, “Bu adım, demokratik hukukun gelişmesinin ve ekonomik olanakların büyümesinin önünü açacaktır. Bu, 86 milyon için yapılacak büyük bir hizmettir” ifadelerini kullandı. “Anahtar Yasadır” Görüşmede siyaset kurumuna büyük sorumluluk düştüğünü hatırlatan Öcalan, sürecin başarıya ulaşması için toplumun örgütlü gücüne ve doğru anlamlandırmaya ihtiyaç olduğunu belirtti. Sürece dair yaklaşımını şu sözlerle özetledi: “Henüz her şey çözülmüş değildir ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır.” Açıklamada, görüşmenin içeriğinin önümüzdeki dönemin yol haritası açısından kritik önemde olduğu belirtildi. Heyet, Öcalan’ın barış ve demokratikleşme konusundaki kararlılığının altını çizerek, kamuoyunu süreci sahiplenmeye davet etti. Açıklamanın tam metni şöyle: “Basına ve Kamuoyuna, DEM Parti İmralı Heyeti olarak Sayın Abdullah Öcalan ile 2 Ağustos 2026 tarihinde bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmede Sayın Öcalan, içinde bulunduğumuz sürece, yürütülen çalışmalara ve önümüzdeki dönemin tarihsel sorumluluklarına ilişkin değerlendirmelerini paylaşmış; kamuoyuna iletilmesini istediği mesajları heyetimize aktarmıştır. Sayın Öcalan’ın mesajları şöyledir: “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar. “Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız. “Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde nasıl büyük bir emek ve fedakârlık ortaya konulduysa, şimdi de demokratik cumhuriyet için aynı ciddiyetle çalışmak gerekiyor. “Bu yalnızca Kürtlerin veya bir kesimin değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ihtiyacıdır. Atılacak adım, ülkenin ve bölgenin kaderini etkileyecek; demokratik hukukun gelişmesinin, ekonomik olanakların büyümesinin önünü açacaktır. Bu, 86 milyon için yapılacak büyük bir hizmettir. “Toplumun örgütlülüğüyle tarihsel bir çıkış yapacağız. Bu adımın barışa ve ekonomiye devasa katkısı olacaktır. “Henüz her şey çözülmüş değildir. Ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Önemli olan bu adımın doğru anlaşılması ve herkesin sürecin başarısı için sorumluluk üstlenmesidir. “Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır.”