2 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

‘Demokratik Birlik İnisiyatifi’ Diyarbakır’da kuruluşunu ilan etti

Diyarbakır’da dün Kürdistani siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri, inanç ve demokratik kurum temsilcileri ile seçilmişler bir araya gelerek Birlik İnisiyatifi’nin kuruluşunu ilan etti.

Daha sonra delegasyonun ortak kararıyla Demokratik Birlik İnisiyatifi olarak çalışmaların startı verilme kararı alındı.

Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin Eşsözcüleri ise, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit ve DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç oldu.

Sezai Karakoç (Çand Amed) Kongre Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısıyla inisiyatifin deklarasyonu kamuoyuna açıklandı.

“Em ê bi helwesta yekîtiyê bi ser bikevin” pankartının taşındığı açıklamaya, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğullları, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk ile belediye eşbaşkanları ve milletvekillerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

Daha sonra deklarasyonun Türkçesini Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Kürtçesini de Mehmet Kamaç okudu.

Deklarasyon açıklandı

Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin deklarasyonu şöyle:

“Bizler; Kürdistani siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, halkımızın değerli kanaat önderleri, şahsiyetleri, Kürdistan coğrafyasında yaşayan tüm halklar ve inançların temsilcileriyle Demokratik Birlik İnisiyatifini kurduğumuzu tüm ulusal ve uluslararası kamuoyuyla paylaşmaktayız. Türkiye ve Ortadoğu, hem kaotik hem de tarihsel olarak kritik bir süreçten geçmektedir. Yaşanan olağanüstü gelişmeler; büyük toplumsal altüst oluşlara yol açmakta ve aynı zamanda halklar lehine tarihsel fırsatlar yaratmaktadır.

Rojava Ulusal Konferansı’na kutlama

Suriye’de faşist Baas rejiminin çözülmesi gibi gelişmeler, Ortadoğu’da yeni bir dönemin başladığını göstermektedir. Genel olarak tüm Suriye halkaları ve inanç toplulukları, özel olarak ta Kürt halkı açısından bu yeni durum, önemli tehdit ve tehlikeleri içinde barındırmakla birlikte; tüm halkların ve inanç topluluklarının güçlü birlikteliklerinin sağlanması ve uluslararası toplumun desteği ile Demokratik Suriye’nin inşası için güçlü bir zemin oluşmuştur. Bu bağlamda Rojava’da tüm Kürt örgütlerinin sabır, cesaret ve kararlılıkla gerçekleştirdiği ‘Birlik ve Ortak Tutum Konferansı’nı tarihsel bir adım ve büyük bir başarı olarak değerlendirmekteyiz. Ulusal birliğin önünü açan bu konferansa emek veren dört parça Kürdistan’daki tüm örgütleri, liderleri ve kurumları kutluyor; katkı sunan herkese en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Rojava’da, Kuzey ve Doğu Suriye’de gerçekleşen bu konferansın; Bakur, Başûr ve Rojhilat’taki ulusal birlik çalışmalarının gelişmesine de öncülük edeceğine olan inancımızı ve bağlılığımızı güçlü bir kararlılıkla ifade ediyoruz.

“Öcalan’ın çağrısının tarihsel önemini çok net görmekteyiz”

Bir yılı aşkın süredir yürütülen çalışmalar ve bölgesel gelişmeler, Sayın Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeler ve kamuoyuna yapılan açıklamalar, çözüm beklentilerini ciddi biçimde artırmıştır. Bu beklentilerin gerçekleşmesinin temel güvencesi, demokratik toplumun örgütlü bir biçimde inşa edilmesidir. Zamanın ruhu ve siyasal sorumluluğu, yurtsever, demokrat, emekçi, çiftçi, genç, kadın ve toplumun tüm kesimlerine bu tarihi görevi yüklemektedir. Sayın Abdullah Öcalan’ın Kürt meselesinin çözümü için sunduğu ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın tarihsel önemini çok net görmekteyiz. Bu çağrıyı ve süreci destekliyor, demokratik, örgütlü bir toplumun inşası için mücadele edeceğimizi beyan ediyoruz.

Kürt sorununun çözümüne yönelik devam eden tartışma, görüşme ve değerlendirmelerin başarıya ulaşmasının yegane yolu, güçlü bir örgütlenme, birlik ve dayanışma iradesinin toplumsallaştırılmasından geçmektedir. Demokratik Birlik İnisiyatifi, bu iradenin somutlaşmış ifadesi olarak ortaya çıkmıştır. Gerçek anlamda adil, eşitlikçi ve kalıcı bir çözüm ancak toplumun tüm kılcal damarlarına kadar örgütlenmiş, bilinçlenmiş ve kolektif bir anlayışla hareket eden yapılarla mümkündür. ‘Demokratik toplum eşittir örgütlenme’ diyalektiğini içselleştirmiş olarak, bu toplumsal yasaya yürekten bağlı olduğumuzu beyan ediyoruz.  Yola çıkarken temel referansımız; halkımızın tarihsel mücadele birikimi, pratik deneyimi ve bu süreçlerden çıkardığı bilimsel sonuçlar olmuştur. Bu referans, halklarımızın tüm kurumları ve dinamiklerinin örgütsel birliğini sağlama yolunda en güçlü dayanağımız olmaya devam edecektir.

Neden kuruldu?

  • Demokratik Birlik İnisiyatifi; inkâr edilen, sömürülen ve haksızlığa uğrayan tüm toplumsal kesimlerin hak ve taleplerinin savunuculuğunu üstlenir. Her türlü baskı, asimilasyon ve antidemokratik uygulamalara karşı net bir duruş sergileyerek, demokratik ve özgür bir yaşamın inşası için mücadele etmeyi hedefler.
  • Anadilinde kültür ve inançların özgürce gelişebilmesi için her türlü engelin kaldırılması yönünde mücadele eder. Anadilinde eğitim ve öğretim hakkı başta olmak üzere; tüm dil ve kültürlerin yaşamın her alanında var olabilmesini savunur. Kültürel ve sanat çalışmalarının anadilinde özgürce yapılmasını savunur.
  • Ekonomik sömürüye karşı çıkar; tüm emekçilerin ve toplumsal kesimlerin adil yaşam standartlarına ulaşması için emek örgütleriyle eşgüdüm içerisinde faaliyet yürütür.
  • Doğaya yönelik tahribat ve ekolojik yıkımla mücadele eder; doğayı ve ekolojik yaşamı savunur.
  • Gençlik ve kadınlara yönelik yozlaştırma politikalarını toplumsal varlığımız için ciddi bir tehdit olarak görür; bu tehditlere karşı kadınların ve gençlerin öncülüğünde, tüm toplumsal kesimlerle birlikte kolektif mücadele yürütür.
  • Kadın-erkek eşitliğini temel ilke olarak kabul eder; cinsiyet temelli ayrımcılık ve şiddete karşı mücadeleyi öncelikli bir sorumluluk olarak görür.
  • Engellilerin yaşadığı sorunları önemli bir toplumsal mesele olarak kabul eder; çözüm için engelli örgütleriyle ortak çalışmalar yürütür.
  • Kürt meselesini; bir özgürlük, demokrasi ve statü sorunu olarak değerlendirir ve çözümünün, yasal ve anayasal düzenlemeler ile yerel demokrasinin güçlendirilmesiyle mümkün olacağını savunur.
  • Ortadoğu’daki güncel gelişmeler ışığında, Kürt halkının ortak hareket kapasitesini güçlendirmeyi amaçlar.
  • Evrensel insan hakları belgeleri çerçevesinde; bireysel ve kolektif hakların savunusunu esas alır, özgürlük ve eşitlik mücadelesini sürdürülebilir bir zemine oturtmak için çalışmalarını kararlılıkla sürdürür.

Eşitliğin, adaletin, kardeşlik hukukunun, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün, barışın yasal ve anayasal güvenceler altına alındığı demokratik ve özgür bir ülke bilinci, özlemi, inancı ve kararlılığıyla oluşturduğumuz Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin tüm Kürdistan halklarının, kültürlerin ve inanç topluluklarının beklentilerinin, özlemlerinin ve taleplerinin bir sonucu olarak hayata geçtiğini özellikle ifade etmek isteriz. Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin kuruluş gerekçeleri, amaçları ve hedefleri; halkımızın talep ve beklentileriyle örtüşmekte, bu taleplerin örgütsel ve kurumsal bir ifadeye kavuşmuş halini yansıtmaktadır. Bu nedenle Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin başarısı, belirlenen hedefler doğrultusunda güçlü bir mücadele ve çalışma ağı oluşturulmasına ve tüm toplumsal kesimlerimizin bu inisiyatifi sahiplenerek, katkı ve desteklerini en üst düzeyde sunmalarına bağlıdır.

Demokratik Birlik İnisiyatifi içerisinde yer almayan diğer Kürdistani partilerle birliktelik amaçlı iletişimimiz devam edecektir.  Bu bağlamda tüm toplumsal kesimlerimizin, kurumlarımızın, kanaat önderlerimizin, inanç ve kültür topluluklarımızın Demokratik Birlik İnisiyatifi’ne destek vereceğine olan yüksek inancımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz.”

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...