26 Temmuz 2026
21.2 C
İstanbul

Dağlık Karabağ’da son durum: Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmalarda neler yaşanıyor?

Azerbaycan ile Ermenistan arasında statüsü uyuşmazlık konusu olan Dağlık Karabağ bölgesinde 27 Eylül’de başlayan şiddetli çatışmalar devam ediyor.

Dağlık Karabağ, Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası toplum tarafından Azerbaycan’ın bir parçası olarak tanınıyor. Ancak Azerbaycan’ın topraklarının yaklaşık yüzde 20’sine denk gelen Dağlık Karabağ ve civarındaki bazı bölgeler, 1990’ların başından bu yana Ermenistan işgali altında bulunuyor.

Bölgede 1991 yılında ‘Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’ ilan edildi. Ancak burayı uluslararası alanda Ermenistan dahil hiçbir ülke tanımadı.

Bugün itibarıyla son durum şöyle:

Çarşamba, 14 Ekim 2020

  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Habertürk’e verdiği röportajda, Ermenistan’ın işgal etttiği topraklardan çekilmesi gerektiğini, Türkiye olmaksızın bu sorunun çözülmeyeceğini söyledi. Enerji hatlarına düzenlenecek olası bir saldırının yanıtının çok ağır olacağını söyleyen Aliyev, Paşinyan’ın Ermenistan’ı felakete sürüklediğini kaydetti.
  • Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rus basınına yaptığı açıklamada, “Moskova’nın Türkiye’nin Dağlık Karabağ sorunuyla ilgili tutumuna katılmadığını ve askeri bir çözümün kabul edilemez olduğunu” söyledi.
  • Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Dağlık Karabağ krizinde ülkesinin tarafsız kalması gerektiğini belirtti.
  • AKP Meclis Grubu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını kurtarmak için verdiği mücadeleyi selamlıyorum” dedi. Erdoğan, “Minsk Üçlüsü hala oyalama taktiği ile bu işi gerçekleştiriyor. 30 yıldır bu işte görevliseniz yapmanız gereken toprakları vermektir” ifadelerini kullandı. Erdoğan, “Bize Suriye’den mücahitleri oraya gönderdiniz diyorlar. Bizim böyle bir derdimiz yok. Biz Azeri kardeşlerimize her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. Suriyeli mücahitlerin kendi topraklarında işi var, oraya gitmezler” diye konuştu.
grafik

Salı, 13 Ekim 2020

  • Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Ermeni güçlerinin Terter ve Ağdam’ın yanı sıra Dağlık Karabağ bölgesinin dışına kalan Azeri toprakları içerisindeki Goranboy ile Ağcadam’a yönelik saldırılar düzenlediğini duyurdu.
  • Ermenistan, Azerbaycan Hava Kuvvetleri’ne ait bir Su-25 tipi savaş uçağını düşürdüğünü öne sürdü. Ancak bu iddia, Azerbaycan tarafından “düpedüz yalan” sözleriyle reddedildi.
  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Haber Global kanalına verdiği mülakatta Dağlık Karabağ meselesinin nihai çözümü için siyasi çözümün başlamaması halinde askeri operasyonların durmayacağını ifade etti.
  • Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, bölgede yaşanan “insani krizi” önlemenin tek yolunun Dağlık Karabağ’ın kendi kaderini tayin etme hakkının tanınması olduğunu söyledi.
  • Dağlık Karabağ yönetimi, bugüne kadar yaşanan çatışmalarda toplam 542 savaşçının hayatını kaybettiğini açıkladı.

Pazartesi, 12 Ekim 2020

  • Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Azerbaycan’ın, Dağlık Karabağ’ın geleceğiyle ilgili yürütülen görüşmelere Türkiye’nin de katılması önerisini reddetti.
  • Moskova’da Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan ile ortak basın toplantısı düzenleyen Lavrov; Rusya, ABD ve Fransa’nın Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) himayesi altında çözüm arayışına devam etmesi gerektiğini söyledi.
  • Mnatsakanyan da, “Azerbaycan’a aktif destek veren Türkiye’nin arabuluculuk yapamayacağını” belirtti.
  • Hafta sonu boyunca tarafların birbirlerini karşılıklı olarak ateşkes ihlâlleriyle suçlaması üzerine Avrupa Birliği ve Rusya’dan ateşkes şartlarına uyulması çağrısı geldi.
  • Dağlık Karabağ’daki Ermeni yönetimi, Hankendi’ye yönelik topçu ateşinin yeniden başladığını söyledi. Kentte hava taarruzu sirenleri yeniden çalmaya başladı.
  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermeni güçlerinin Gence’ye düzenlediği roket saldırılarının savaş suçu olduğunu söyledi.

Pazar, 11 Ekim 2020

  • Dağlık Karabağ’daki Ermeni güçlerinin lideri Arayik Haratyunyan, bu sabah itibarıyla durumun nispeten sakin olduğunu ancak cephe hattında gerilimin sürdüğünü ve durumun hızla değişebileceğini söyledi.
  • Ermenistan Savunma Bakanlığı “Azerbaycan’ın iddiaları tamamen yalan” açıklaması yaptı ve Azerbaycan’ı, Dağlık Karabağ bölgesinde Ermenilerin yaşadığı bölgeleri vurmakla suçladı.
  • Azerbaycan basını, Gence’den sonra Mingecevir’deki bir santralin de Ermenistan tarafından hedef alındığını; Azerbaycan hava savunma sistemlerinin bu saldırıyı engellediğini yazdı.
  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı Danışmanı ve Sözcüsü Hikmet Hacıyev, ülkenin ikinci büyük şehri olan Gence’ye Ermenistan’ın yerel saatle 4.00’te füze saldırısı düzenlediğini ve yedi sivilin hayatını kaybettiğini söyledi.

Cumartesi, 10 Ekim 2020

  • Yerel saatle 23.00’te Dağlık Karabağ’ın yönetim merkezi Stepanakert’te top atışları duyuldu.
  • Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, ateşkesin sadece cenaze değişimi bitene kadar süreceğini, Azerbaycan’ın zaman içinde Dağlık Karabağ’daki daha fazla bölgenin kontrolünü ele geçirmeyi umduğunu söyledi.
  • Fransa ve İran, ateşkesi destekleyen açıklamalar yaptı. Türk Dışişleri Bakanlığı, ” İnsani gerekçelerle esirlerin ve cenazelerin değişimi amacıyla ilan edildiği belirtilen ateşkes önemli bir ilk adım olmakla birlikte kalıcı çözümün yerine geçmeyecektir. Türkiye başından beri ancak Azerbaycan’ın evet diyeceği çözümleri destekleyeceğini vurgulamıştır.” açıklaması yaptı.
  • Ermenistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Shushan Stepanyan “Azerbaycan ordusu, ilan edilmiş olan insani ateşkesi ihlal ederek 12.05’te saldırı düzenledi” dedi.
  • Azerbaycan Savunma Bakanlığı ise yine cumartesi günü Ermenistan’ın Terter ve Agdam bölgelerine ateş açarak ateşkesi ihlal ettiğini savundu.
  • Yerel saatle saat 12.00’de ateşkes yürürlüğe girdi.
  • Moskova’da iki ülke dışişleri bakanlarının Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov arabuluculuğunda 10 saatten uzun süren görüşmesinden sonra “rehine ve cenaze değiş tokuşu için” dört maddelik ateşkeste uzlaşıldı:
  • 10 Ekim 2020’de saat 12.00’den itibaren, rehine değişimi ve cenazelerin teslimi için insani ateşkes yürürlüğe girer. Süreç Uluslararası Kızılhaç Komisyonu’yla koordinasyon içinde ve komisyonun aracılığıyla yürütülür.
  • Ateşkes rejiminin hususi parametreleri üzerine daha sonra uzlaşılacaktır.
  • Azerbaycan ve Ermenistan, AGİT Minsk Grubu eşbaşkanları arabulucuğunda, çözümün temel ilkeleri temel alınarak barışçıl çözüme ulaşmak için en kısa zamanda kapsamlı müzakerelere başlayacaktır.
  • Taraflar, müzakere sürecinin formatının sürekliliğini teyit eder.

Cuma, 9 Ekim 2020

  • Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin çatışmaların durdurulması çağrısında bulundu, Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanlarını Moskova’ya davet etti. Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları Moskova’da biraraya gelmeyi ve Dağlık Karabağ sorununu görüşmeyi kabul ettiler.
  • Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, AFP ajansına yaptığı açıklamada, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki uzun süreli anlaşmazlık konusunda ilerleme kaydetme şansı olduğunu belirterek “bugün yarın ateşkese doğru ilerliyoruz, ama durum hala çok kırılgan” ifadesini kullandı.
  • Erivan’daki Avrasya Ekonomik Birliği toplantısında konuşan Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Dağlık Karabağ konusunda barış müzakerelerine başlamaya hazır olduklarını söyledi.
  • Ermenistan ve Azerbaycan savunma bakanlıkları şiddetli çatışmaların gece devam ettiğini, yeni sivil ölümlerin olduğunu duyurdu.
  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan askerleri çekilmediği sürece çatışmaya son verilmeyeceğini, Karabağ’ın tümünü ele geçirinceye dek ordunun müdahaleye devam edeceğini söyledi.
  • Azerbaycan Ermenistan’ı, Gence kenti ve Goranboy rayonuna top atışı yapmakla suçladı; saldırılarda en az bir sivilin öldüğünü açıkladı.
  • Ermenistan ise, Azerbaycan’ı Dağlık Karabağ’ın Şuşa kentindeki tarihi Gazançetsots Katedrali’ni top atışına tutmakla suçladı. AFP ajansı, katedralin çatısının bir kısmının yıkıldığını ve bazı duvarların hasar gördüğünü duyurdu. Azerbaycan katedrale saldırı iddialarını reddetti.

Perşembe, 8 Ekim 2020:

  • Çatışmaların başlangıcından bu yana 300’ü aşkın kişi hayatını kaybetti.
  • Ermenistan, Azerbaycan’ı Dağlık Karabağ’ın Şuşa kentindeki tarihi Gazançetsots Katedrali’ni top atışına tutmakla suçladı. AFP ajansı çatının bir kısmının yıkıldığını ve bazı duvarların hasar gördüğünü duyurdu. Azerbaycan katedrale saldırı iddialarını reddetti.
  • Azerbaycan, Ermenistan’ı, Gence kenti ve Goranboy rayonuna top atışı yapmakla suçladı; saldırılarda en az bir sivilin öldüğünü açıkladı.
  • Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan Büyükelçisini geri çağırdığını ve “Yunanistan da dahil olmak üzere yabancı ülkelerdeki Ermeni vatandaşlarının askeri operasyonlara katılmak üzere işgal altındaki bölgelere gittiklerine dair açık kaynaklardan elde edilen bilgileri Yunan Dışişleri Bakanlığının dikkatine sunduklarını” açıkladı. Ermenistan iddiaları reddetti. Atina ise bu iddiaları “temelsiz ve hakaretvari” bulduğunu belirterek Azerbaycan büyükelçisini Çarşamba günü geri çağırmıştı.
  • Ateşkes sağlanması için ilk görüşme bugün Cenevre’de. İkinci görüşme ise Pazartesi günü Moskova’da yapılacak.
  • Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, Minsk Grubu’nu oluşturan Fransa, Rusya ve ABD’nin temsilcileriyle biraraya gelecek.
  • Çatışmalar sürdüğü müddetçe görüşmelere dahil olmayacağını belirterek Cenevre’deki müzakerelere katılmayan Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan’ın Pazartesi günü Moskova’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ile görüşeceği açıklandı.
  • Ermenistan Ulusal Güvenlik Servisi’nin Başkanı Argişti Kyaramyan görevden alındı.
  • Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinin yönetim merkezi Hankendi’ye yönelik top atışlarının devam ettiği bildirildi.
  • Azerbaycan, Ermenistan’ın cephe hattında bulunan bazı köyleri hedef aldığını açıkladı.

Çarşamba, 7 Ekim 2020:

  • İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Azerbaycan ve Ermenistan’daki çatışmaların daha geniş bölgesel bir savaşa dönüşebileceği uyarısında bulundu, “Bunu önlemek için özenli olmamız lazım” dedi.
  • Rus TASS ajansının aktardığına göre, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Dağlık Karabağ bölgesinde mevcut askeri çatışma sona erdiğinde Ermenistan ile görüşmelere başlanabileceğini söyledi.
  • Rusya Devlet Başkanı Putin ile telefonda görüşen Aliyev, Rus devlet televizyonuna verdiği mülakatta, arabuluculuk çabalarına Türkiye’nin de katılma hakkı bulunduğunu kaydetti.
  • Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Time dergisine verdiği mülakatta, Türkiye’nin bölgedeki angajmanına son vermesi ve paralı askerlerin geri çekilmesi koşuluyla Ermenistan’ın ateşkesi kabul edeceğini söyledi.
  • Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’da yaşanan çatışmaları ‘trajedi’ olarak nitelendirdi ve sona ermesi çağrısı yaptı. Putin, Rusya’nın Ermenistan ile müttefiklik anlaşmasının gereğini yerine getirmeye hazır olduğunu ancak mevcut çatışmaların Ermenistan değil, Dağlık Karabağ sınırları içerisinde yaşandığını vurguladı.
  • Ermenistan, Azerbaycan güçlerinin cephe hattının güneyinde tanklar ve topçu birlikleriyle ilerlemeye çalıştığını söyledi.
  • Dağlık Karabağ yönetimi ise Hankendi’de dört misket bombası patladığını iddia etti. Azerbaycan, uluslararası anlaşmalarla yasaklı bir mühimmat olan misket bombasının kullanıldığı bu iddialarını reddediyor.
  • Bakü’den yapılan açıklamalarda, Ermeni güçlerinin çatışma bölgesi dışında kalan Azeri kentlerini hedef almaya başladığı belirtildi. Açıklamada, çatışmaların Avrupa’ya doğalgaz ve petrol taşıyan boru hatlarına yakın bölgelere yaklaştığı da ifade edildi.
  • Dağlık Karabağ yönetimi, çatışmaların başlamasından bu yana 244 askerin ve 19 sivilin öldüğünü söylüyor. Azerbaycan, operasyonlarda sivillerin hedef alınmadığını, Ermenistan’ın iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirtiyor.
  • Azerbaycan’dan yapılan açıklamalarda ise bugüne kadar Ermeni güçlerinin saldırıları sonucu 27 sivilin hayatını kaybettiği ifade edildi. Azerbaycan asker kayıplarıyla ilgili bililendirme yapmamaya devam ediyor.

Salı, 6 Ekim 2020:

  • Dağlık Karabağ yöneticileri 21 savaşçılarının daha hayatını kaybettiğini, toplam ölü sayısının 244’e yükseldiğini açıkladı.
  • Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Suriye’deki muhalif savaşçıların Dağlık Karabağ’a gönderildiğini doğrulayabileceklerini söyledi. Azerbaycan ve Türkiye bu iddiaları reddediyor.
  • Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bugün Azerbaycan’ı ziyaret edecek. Bu, çatışmalar başladığından bu yana Türkiye’den ilk üst düzey ziyaret olacak.
  • İran ruhani lideri Hamaney’in dış siyaset danışmanı ve eski dışişleri bakanı Ali Ekber Velayeti, Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekilmesi gerektiğini belirtti ve durumu İsrail’in Filistin topraklarını işgal etmesine benzetti.
  • NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Türkiye’nin hatırı sayılır ölçüdeki nüfuzunu bölgedeki gerilimi yatıştırmak için kullanacağını umduğunu” söyledi.
  • Kanada, askeri teknolojisinin Azerbaycan ve Ermenistan arasında çatışmaların yaşandığı Dağlık Karabağ bölgesinde kullanılıp kullanılmadığı netleşinceye kadar, Türkiye’ye insansız hava aracı teknolojisi ihracatının bir kısmını dondurdu.

Pazartesi, 5 Ekim 2020:

  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, askeri harekatı sonlandırma koşulu olarak Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’dan çekilmek için bir takvim belirlemesini istedi. Aliyev, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanıdığını açıklamasını ve Azerbaycan halkından özür dilemesini de talep etti.
  • New York Times gazetesine bir röportaj veren Paşinyan, ABD Başkanı Donald Trump ile Türkiye’nin Dağlık Karabağ’daki rolünü görüşme sözü aldığını, ancak bu görüşmenin Trump’ın Covid-19’a yakalanması nedeniyle gerçekleşemediğini söyledi.
  • Dağlık Karabağ’daki çatışmalarda Azerbaycan ve Ermenistan güçleri karşılıklı topçu ve roket saldırılarına devam ediyor.
AZERI ORDUSU

Pazar, 4 Ekim 2020:

  • Azerbaycan, en büyük ikinci kenti Gence’nin Ermenistan tarafından bombalandığını açıkladı. Azeri yetkililer, sivil yerleşimin Ermeni güçler tarafından hedef alındığını, 22 kişinin hayatını kaybettiğini, 74 kişinin de yaralandığını belirtti.
  • Dağlık Karabağ yönetimi Gence Havalimanı’nın kullanılamaz hale getirildiğini duyurdu.
  • Ermenistan ise kendi topraklarından Azerbaycan’a bir atış yapılmadığını açıkladı.
  • Gözlemciler, Azerbaycan kontrolü altındaki Gence’nin bombalanmasının şu ana kadar Ermenistan işgali altındaki Dağlık Karabağ bölgesinde sınırlı kalan çatışmaların yayılması riskini artırdığını ifade ediyor.
  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlhan Aliyev, 1993’ten bu yana Ermenistan’ın işgali altında olan Dağlık Karabağ’ın güneyindeki Cebrayil kenti ve rayonunun geri alındığını açıkladı.
  • Azerbaycan Savunma Bakanlığı Gence’nin yanı sıra Karabağ’daki Fuzuli bölgesini, Ağdam ve Terter köylerini topçu ve roket atışlarıyla bombaladığını söyledi.
  • Dağlık Karabağ, kentlerinin Azerbaycan tarafından bombalanması nedeniyle karşılık verdiklerini açıkladı. Azerbaycan ise bu saldırılara yanıt olarak Ermenistan’daki askeri hedeflerin imha edileceğini duyurdu.
  • Dağlık Karabağ lideri Arayik Harutyunyan, “Gence Havalimanı benim emrim üzerine bombalandı, sivillerin ölmemesi için durdurduk, düşman ders almazsa güçlü saldırılara devam ederiz” dedi.
  • RFE/RL’nin derlediği açıklamalara göre hayatını kaybeden Dağlık Karabağ askerlerinin sayısı 201’e yükseldi.

Cumartesi, 3 Ekim 2020:

  • Dağlık Karabağ, Azerbaycan ordusunun Stepanakert kentine yönelik roket saldırısını yeniden başlattığını açıkladı.
  • Azerbaycan Savunma Bakanlığı, “Tüm cephede şiddetli çatışmalar devam ediyor” açıklamasında bulundu.
  • Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Ermenistan’ın Karabağ’da “belirliyeci bir an” ile karşı karşıya olduğunu söyledi.
  • AFP haber ajansı, Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmalarda 51 kişinin daha öldüğünü duyurdu.
  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Tıpkı Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Akdeniz’de olduğu gibi, sınır hattımızda istikrar sağlanana kadar, sahada aktif şekilde yer almaya devam edeceğiz” dedi.

Cuma, 2 Ekim 2020:

  • Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Minsk Grubu eş başkanı olarak Dağlık Karabağ’da arabuluculuk çabalarına hız verdi. Macron, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile telefon görüşmesi yaptı.
  • Ermenistan, Dağlık Karabağ’da ateşkesin yenilenmesi için Rusya, ABD ve Fransa ile çalışmaya hazır olduğunu açıkladı.
  • Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Suriyeli savaşçıların Ankara tarafından Azerbaycan’a götürüldüğünü ifade ederek Ankara’dan bir açıklama beklediğini söyledi ve “Bir kırmızı çizgi aşıldı. Bu kabul edilemez” dedi.
  • Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, hava savunma sistemlerinin başkent Erivan yakınlarında dört insansız hava aracını düşürdüğünü söyledi. Bu iddianın teyit edilmesi, çatışmanın Dağlık Karabağ’dan çok daha geniş bir bölgeye yayıldığı anlamına geliyor.
  • Fransız gazetesi Le Figaro’ya konuşan Paşinyan, Türkiye’nin çatışmalara aktif olarak müdahil olduğuna dair ellerinde kanıtlar olduğunu da iddia etti ve “Kanıtımız var. SİHA’lar ve F-16’lar kullanıyorlar, Dağlık Karabağ’da sivillerin yaşadığı bölgeleri bombalıyorlar” dedi. Türkiye ve Azerbaycan iddiaları reddediyor. Ermenistan şu ana kadar Türkiye’nin aktif müdahalesi iddialarını destekleyecek herhangi bir kanıt paylaşmış değil.
  • Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Ermenistan ordusunun Ağdam bölgesinde dört köyü topçu ateşine tuttuğunu aktardı. Hayatını kaybeden siviller olduğunu belirten bakanlık, kaç kişinin öldüğünü açıklamadı.
  • Dağlık Karabağ Savunma Bakanlığı, çatışmaların başlamasından bu yana 158 askerin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Perşembe, 1 Ekim 2020:

  • Ermenistan Dışişleri Bakanı Zograb Mnatsakanyan, Bakü’nün Erivan’dan tek taraflı tavizler koparmaya çalıştığını, ama bunda başarılı olamayacağını söyledi. Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile çatışmaların yeni bir yoğunluk kazandığı, Azerbaycan’ın çoğunlukla top atışında bulunduğu, Çarşamba akşamından bu yana 400’e yakın Azeri askerin öldürüldüğü ve üç helikopterin düşürüldüğü iddia edildi.
  • Azerbaycan, Ermenistan’ın top atışları sonucu Terter kentinde en az 16 sivilin yaşamını yitirdiğini ve buradaki tren istasyonunun hasar gördüğünü açıkladı.
  • Azerbaycan’ın ABD Büyükelçisi Elin Süleymanov, çatışmalarda Türk ordusunun ya da Suriyeli gönüllü savaşçıların yer almadığını belirterek, bu iddiaları “rencide edici” olarak nitelendirdi.
  • Ermenistan Savunma Bakanlığı, cephe hattında “nispeten sabit gerilimin” sürdüğünü ve çatışmaların başlamasından bu yana toplam 103 askerinin öldüğünü açıkladı.
  • Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Türkiye’nin Suriye’den Azerbaycan’a 500 savaşçı daha gönderdiğini ve toplam sayının 850’ye ulaştığını iddia etti. Türkiye ve Azerbaycan, bu iddiaları reddediyor.
  • Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, telefonda görüştü ve taraflara ateşkes ilan etme, tansiyonu düşürme ve azami itidal gösterge çağrısı yaptı.

Çarşamba, 30 Eylül 2020:

  • Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova’nın, Ermenistan ile Azerbaycan dışişleri bakanları arasında görüşmelere evsahipliği yapabileceğini açıkladı.
  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Türkiye’ye verdiği destekten dolayı teşekkür etti ve çatışmaların sona ermesi için Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan geri çekilmesinin şart olduğunu söyledi. Pakistan ve Afganistan’a da teşekkür eden Aliyev, Azerbaycan ordusunun dışardan yardıma ihtiyacı olmadığını belirtti.
  • Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan: “Düşmanlıkların bu kadar yoğunlaştığı bir dönemde Ermenistan, Azerbaycan ve Rusya arasında bir zirve yapılmasından bahsetmek çok uygunsuz olur. Müzakereler için uygun ortam ve koşulların oluşması gerekiyor.”
  • Ermenistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Şuşan Stepyan, Azerbaycan’ın bölgenin kuzeyinde “Dağlık Karabağ Savunma Ordusu mevzilerine hava bombardımanı” düzenlediğini, operasyonlarda Türkiye yapımı İHA’ların kullanıldığını ve Türk F-16’larının havada görüldüğünü açıkladı.
  • Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Pazar gününden bu yana 2 bin 300 “ayrılıkçı askerin” öldürüldüğünü, 130 tank, 200 top, 25 uçaksavar, beş mühimmat deposu, 50 tanksavar, 55 askeri araç ve S-300 uzun menzilli karadan havaya füze sisteminin imha edildiğini duyurdu.
  • Ermenistan Savunma Bakanlığı, Azerbaycan’da 790 askerin yaşamını yitirdiğini, 1900’den fazlasının yaralandığını belirtirken, 137 tank, 72 İHA, yedi heilopter ve bir An-2 uçağının imha edildiğini aktardı.
  • Dağlık Karabağ Savunma Bakan Yardımcısı Artur Sargisyan, Azerbaycan’a ait 17 tank, dört zırhlı personel aracı, üç mühendislik ve teknik zırhlı araç ve 13 İHA’nın imha edildiğini, 500 askerin yaşamını yitirdiğini öne sürdü.
  • Fransız haber ajansı AFP, Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısının 98’e çıktığını aktardı.
  • Taraflardan gelen açıklamalara göre, çatışmalar Ağdere-Terter, Şuşakend ve Aşağı Ağcakend civarında yoğunlaştığı bildiriliyor.
  • Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye’nin yaptığı açıklamaları ‘tehlikeli ve münasebetsiz’ olarak nitelendirdi.
  • Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, tansiyonun düşürülmesi için hem Azerbaycan hem de Ermenistan ile birlikte çalıştıklarını açıkladı ve soruna barışçıl bir çözüm bulunması çağrısı yaptı.
azerbaycan

Salı, 29 Eylül 2020:

  • Ermenistan, SU-25 tipi bir savaş uçağının Azerbaycan’daki Gence üssünden havalanan Türkiye’ye ait bir F-16 savaş uçağı tarafından düşürüldüğünü ve pilotun öldüğünü öne sürdü.
  • Türkiye ve Azerbaycan iddiayı yalanladı.
  • Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun: “Türkiye’nin Ermeni uçağını vurduğu iddiaları doğru değil. Ermenistan böyle ucuz propaganda oyunlarına başvuracağına, bir an önce işgal ettiği topraklardan çekilsin.”
  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye’nin çatışmaya taraf olmadığını açıkladı.
  • Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, çatışmaların, ülkesi ve bölge için “varoluşsal bir tehdit” oluşturduğunu söyledi.
  • Çatışmaları ele almak üzere olağanüstü toplanan BM Güvenlik Konseyi, çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi çağrısı yaptı.

Pazartesi, 28 Eylül 2020:

  • Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Anna Naghdalyan, Türk ordusuna mensup askeri uzmanların Azerbaycan saflarında savaştıklarını ve çatışmalarda Türkiye’ye ait İHA ve savaş uçaklarının kullanıldığını söyledi.
  • Ermenistan, Türkiye’nin Azerbaycan saflarında savaşmak üzere Suriye’den savaşçı gönderdiğini iddia etti. Azerbaycan bu iddiaları reddetti.
  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Bölgede Dağlık Karabağ’ın işgaliyle başlayan krize artık bir son verilmelidir. İşgale uğrayan topraklar Azerbaycan toprakları. ‘Artık hesap vakti geldi’ diyen Azerbaycan kendi göbeğini kendisi kesmek zorunda kalmıştır.”
  • Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar: “Azerbaycanlı kardeşlerimizin öz topraklarını savunmasında yanlarındayız. Ermenistan derhal saldırılarını durdurmalı, yurt dışından getirdikleri paralı askerleri, teröristleri geri göndermeli ve işgal ettikleri Azerbaycan topraklarını boşaltmalıdır. Böylece ateşkesin, barışın, istikrarın önü açılmalıdır.”

Pazar, 27 Eylül 2020:

  • Ermenistan ile Azerbaycan arasında Dağlık Karabağ’da silahlı çatışmalar başladı.
  • Bu, 1990’ların başından bu yana iki ülke arasında Dağlık Karabağ bölgesinde yaşanan ilk sıcak çatışma oldu.
  • Taraflar çatışmanın nasıl başladığıyla ilgili birbirlerini suçladı.
  • Azerbaycan Savunma Bakanlığı: “Ermenistan’ın sınırdaki muharebe faaliyetlerini sonlandırmak ve sivillerin güvenliğini sağlamak için karşı saldırıya geçtik.”
  • Ermenistan Savunma Bakanlığı da Azerbaycan’ın sabah saatlerinde sivil yerleşimlere saldırdığını öne sürdü.
  • Ermenistan’da sıkıyönetim ve seferberlik, Azerbaycan ise sıkıyönetim ve kısmi seferberlik ilan etti.
  • BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Sözcüsü: “Genel Sekreter tarafları çatışmayı durdurmaya, gerilimi azaltmaya ve gecikmeden müzakerelere geri dönmeye çağırıyor.”

BBC Türkçe, iznews

Son Haberler

Trump, İran’a yönelik saldırıları durdurma talimatı verdi

ABD medyası, ABD Başkanı Donald Trump'ın orduya cuma günü İran'a yönelik askeri saldırıları durdurma talimatı verdiğini bildirdi. Böylece 13 gündür aralıksız devam eden günlük saldırı zinciri ilk kez kesintiye uğradı. 24 Temmuz 2026 Cuma günü, konuya yakın iki kaynak ABD merkezli Axios'a yaptığı açıklamada, Donald Trump'ın yaklaşık iki haftadır ilk kez ABD ordusunun sunduğu saldırı planını onaylamadığını aktardı. Trump, önceki 13 gün boyunca İran'daki hedeflere yönelik bombardıman emirlerini her gün veriyor ve bu saldırılar birkaç saat içinde uygulanıyordu. Ancak bu kararın geçici mi yoksa kalıcı bir duraklama mı olduğu henüz netlik kazanmadı. Analistler, Trump'ın bu kararının diplomasiye daha fazla fırsat tanıma isteğinin bir yansıması olabileceğini değerlendiriyor. Kaynaklar, ABD ordusunun geniş çaplı askeri saldırıların yeniden başlatılması ihtimaline karşı tüm planlarını hazır tuttuğunu, ancak Trump'ın şu ana kadar bu yönde yeni bir emir vermediğini belirtti. Güvenlik güçlerinin ise talimat verilmesi halinde kısa sürede yeniden harekete geçebileceği ifade edildi. Trump, söz konusu talimattan kısa süre sonra Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, saldırıları sürdürme ya da artırma seçeneğinin hâlâ masada olduğunu söyledi. "Sahip oldukları her şeyi yok edebiliriz" diyen Trump, buna rağmen daha akıllıca stratejinin İran'la bir anlaşmaya varmak olduğunu ifade etti. ABD Başkanı, "Şu anda İranlılarla görüşüyoruz. Bence her geçen gün daha da yorgun düşüyorlar. Harekete geçmeye hazırız ve tamamen silahlıyız, ancak onlarla konuşuyoruz" dedi. Trump daha sonra Beyaz Saray muhabirleriyle düzenlediği resmi toplantıda ise, "İran'ın şu anda bir anlaşmaya hazır olduğunu düşünmüyorum, ancak ben dinlemeye hazırım" ifadelerini kullandı. Trump'ın saldırıları durdurma kararı, cuma günü Umman'dan bir diplomatik heyetin Tahran'a ulaşmasının ardından geldi. Heyetin, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik yeni bir anlaşmayı görüşmek amacıyla İranlı yetkililerle temaslarda bulunduğu belirtildi. Bölgeden iki kaynak, müzakerelerde önemli ilerleme sağlandığını ve hafta sonu içerisinde Umman ile İran arasında bir anlaşmanın imzalanabileceğini aktardı. Ardından Başkan Trump'ın, önerilen anlaşmayı kabul edip etmeyeceğine karar vermesi bekleniyor.

17 yıl sonra bir ilk: BM Genel Sekreteri Guterres, Suriye’de

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, resmi ziyaret kapsamında beraberindeki heyetle Suriye’nin başkenti Şam’a gitti. SANA muhabirinin aktardığına göre, Guterres ve beraberindeki heyeti Şam Uluslararası Havalimanı'nda Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani karşıladı. 17 yıl aradan sonra Şam’ı ziyaret eden ilk BM Genel Sekreteri olan Guterres’in, temasları kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile de bir araya gelmesi öngörülüyor.

Trump: İran’la ya anlaşacağız ya da onları parça parça edeceğiz

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la ilgili iki seçenek bulunduğunu belirterek, "Ya onlarla anlaşacağız ya da onları parça parça edeceğiz" dedi. Trump, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te düzenlediği basın toplantısında, ABD'nin İran politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran yönetiminin anlaşma yapmak istediğini söyleyen Trump, "Bazen güçlü görünmek için anlaşma istemediklerini söylüyorlar ama gerçek bu değil" ifadelerini kullandı.    Trump, Tahran yönetimiyle görüşmelerin sürdüğünü belirterek, "İki yol var: Ya onları parça parça dağıtabiliriz ya da onlarla müzakere edebiliriz. Şu anda yaptığımız da bu" diye konuştu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in İran tarafıyla doğrudan temas halinde olduğunu söyleyen Trump, Tahran'ın son günlerde bir uzlaşmaya varma konusunda daha istekli göründüğünü ifade etti. Trump, "Bence akıllıca olan yol bu. Ancak diğer yol, yani savaş, belki daha kolay olabilir. Biz buna da hazırız. Hazırız ve silahlıyız" dedi. "Büyük saldırılar" konusunda karar vermedi İran'a yönelik kapsamlı bir askeri operasyon kararı alıp almadığı yönündeki soruya Trump, "Hayır, henüz karar vermedim çünkü şu anda onlarla konuşuyoruz" yanıtını verdi. Trump, Venezuela örneğini hatırlatarak, başlangıçta eleştirilen bazı kararlarının daha sonra destek gördüğünü belirterek, İran konusunda da benzer bir sürecin yaşanabileceğini söyledi. "Rusya ve Çin'in İran'a yardım edeceğini düşünmüyorum" Rusya ve Çin'in İran'a destek vereceği yönündeki iddiaları da değerlendiren Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in kendisine bu yönde güvence verdiğini dile getirdi. Trump, "Şi Cinping ve Vladimir Putin bana müdahil olmayacaklarını ve Tahran'a yardım etmeyeceklerini söylediler. Onlara güveniyorum ve beni hayal kırıklığına uğratacaklarını sanmıyorum" ifadelerini kullandı. Trump'ın açıklamaları, ABD ile İran arasında devam eden gerilimin sürdüğü ve diplomatik temasların devam ettiği bir dönemde geldi. Öte yandan New York Times'ın haberine göre Trump'ın, İran'a yönelik askeri seçenekleri değerlendirmek üzere Beyaz Saray Durum Odası'nda üst düzey askeri yetkililerle bir toplantı yapması bekleniyor.

ABD-Suudi Arabistan nükleer anlaşması İsrail’de tepkiyle karşılandı

ABD ile Suudi Arabistan arasında imzalanan ve Riyad'ın Amerikan teknolojisiyle nükleer santral kurup uranyum zenginleştirmesine imkan tanıyan anlaşma, İsrail'de güvenlik endişelerine yol açtı. İsrailli muhalif siyasetçiler, anlaşmanın Ortadoğu'da nükleer silahlanma yarışını tetikleyeceğini belirtiyor. ABD ve Suudi Arabistan, Riyad'ın sivil nükleer program geliştirmesini öngören tarihi anlaşmaya imza attı.Çarşamba günü duyurulan ve yürürlüğe girmesi için ABD Kongresi'nin onayı gereken anlaşma, İsrail siyasetinde geniş yankı uyandırdı.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmazken, muhalefet ve eski üst düzey yetkililer anlaşmaya sert tepki gösterdi. Bennett: "Büyük bir stratejik başarısızlık" 27 Ekim'de yapılması planlanan seçimlerde yeniden başbakanlık koltuğuna oturmayı hedefleyen eski Başbakan Naftali Bennett, anlaşmanın İsrail'in güvenliğini tehlikeye attığını savundu. Bennett yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan ile İsrail göz ardı edilerek yapılan bu nükleer anlaşma, büyük bir stratejik başarısızlıktır ve güvenliğimizi riske atmaktadır. Suudi toprağında uranyum zenginleştirilmesi, bölgede kontrolsüz bir nükleer yarışa yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Çılgınca bir silahlanma yarışı başlayacak" Anlaşmaya bir tepki de eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman'dan geldi. Liberman, Suudi Arabistan'ın sivil programının nihayetinde askeri boyut kazanacağını öne sürerek şunları söyledi: "Suudi Arabistan'ın sivil nükleer programı, nükleer silah elde edilmesiyle sonuçlanacak ve tüm Orta Doğu'da çılgınca bir silahlanma yarışına neden olacaktır." İsrail'in bölgedeki tek nükleer güç olma konumunu koruması gerektiğini vurgulayan Liberman, Tel Aviv yönetiminin ABD Kongresi nezdinde girişimde bulunarak anlaşmayı engellemesi gerektiğini kaydetti. Eski Savunma Bakanı Benny Gantz ise konunun bölgesel ittifaklardan bağımsız ele alınmasını eleştirerek, "Bölgesel ılımlı bir ittifakın parçası olmadan Suudi Arabistan'a sivil nükleer kapasite verilmesinin İsrail'in güvenliğine fayda sağlayacağını savunacak hiçbir güvenlik yetkilisi yoktur" değerlendirmesinde bulundu. 123 Anlaşması imzalandı 22 Temmuz 2026'da ABD Enerji Bakanı Chris Wright ile Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, kamuoyunda "123 Anlaşması" olarak bilinen çerçeve metni ve beraberindeki güvenlik garantileri anlaşmasını imzaladı. ABD Enerji Bakanlığından yapılan açıklamada, söz konusu anlaşmanın iki ülke arasında milyarlarca dolarlık ve onlarca yıl sürecek stratejik bir ortaklığın hukuki zeminini oluşturduğu kaydedildi. Anlaşma, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) sıkı denetimi altında Suudi Arabistan'ın elektrik üretimi için Amerikan teknolojisini kullanmasına imkan tanıyor. Böylece Riyad yönetimi, petrole olan bağımlılığını azaltmayı hedeflerken, ABD'li şirketler için de Suudi nükleer pazarına giriş fırsatı doğuyor. Wright: "Trump sayesinde nükleer rönesans başladı" İmza töreninin ardından konuşan ABD Enerji Bakanı Chris Wright, anlaşmanın en yüksek güvenlik ve nükleer silahların yayılmasını önleme standartlarına sahip olduğunu vurguladı. ABD Başkanı Donald Trump'ın vizyonuna dikkat çeken Wright, "Başkan Trump sayesinde ABD'nin nükleer rönesansı başladı. Bu adım, her iki ülke halkına uzun vadeli ekonomik ve stratejik kazançlar sağlayacaktır" dedi. ABD Kongresi'nin onayına sunulacak olan anlaşmanın temel hedefleri arasında ABD nükleer teknolojisinin ihracatını artırmak, nitelikli istihdam yaratmak ve Washington-Riyad hattındaki stratejik ortaklığı derinleştirmek yer alıyor.

Rojava Üniversitesi’nde kritik görüşme: Şam’daki yükseköğretim sistemine bağlanacak

Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanı Mervan El Helebi Rojava Üniversitesi'nin yükseköğretim sistemine entegrasyonunun akademik ve hukuki kriterlere göre yürütülerek, öğrencilerin eğitim hakkı ile akademik kadroların haklarının esas alınacağını söyledi.  Suriye Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanı Mervan El Helebi, Kamışlo’da bulunan Rojava Üniversitesi'nin yükseköğretim sistemine entegrasyonunun öğrencilerin ve akademik kadroların haklarını esas alan kapsamlı bir akademik ve hukuki çerçevede yürütüleceğini açıkladı. Haseke Valisi Nureddin İsa'nın da dahil olduğu, Rojava Üniversitesi Meclisi ile gerçekleştirilen görüşmede entegrasyon sürecine ilişkin hazırlanan yol haritasının ele alındığını belirten El Helebi, sürecin aşamalı ve planlı biçimde ilerleyeceğini ifade etti. İlk aşamada üniversitenin akademik ve idari yapısı, eğitim programları, öğrencilerin durumu, akademik kadrolar ve eğitim altyapısının kapsamlı biçimde değerlendirileceğini kaydeden El Helebi, "Amaç, öğrencilerin hiçbir hak kaybına uğramamasını ve eğitim süreçlerinin kesintisiz devam etmesini sağlamaktır" dedi. İkinci aşamada ise müfredatın, akademik kararların ve ders saatlerinin bilimsel ölçütler doğrultusunda uyumlaştırılacağını belirten El Helebi, ders denkliklerinin sağlanması ve akademik gerekliliklerin yerine getirilmesi için adil bir mekanizmanın oluşturulacağını söyledi. "Bu sayede entegrasyon süreci düzenli şekilde ilerleyecek, eğitim kalitesi ve akademik standartlar korunacaktır" diyen El Helebi, ilerleyen aşamalarda Hesekê'deki yükseköğretim kurumları arasındaki bütünleşmeyi güçlendirecek hukuki ve akademik düzenlemelerin de tamamlanacağını ifade etti.  Bakanlığın, öğrenciler ve akademik kadroların haklarını güvence altına alacak teknik ve hukuki değerlendirmeler tamamlanmadan herhangi bir adım atmayacağını vurgulayan El Helebi, sürecin adalet ve şeffaflık ilkeleri temelinde yürütüleceğini kaydetti.

New York Belediye Başkanı Mamdani, Netanyahu’yu tutuklama yetkisinin olmadığını söyledi

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, 22 Temmuz'da İsrail...

İran’dan ABD’ye: Nükleer tesislere saldırı olursa sert karşılık veririz

İran'ın Hatemül Enbiya Merkez Karargâhı, ABD'nin ülkenin nükleer tesislerine saldırması halinde komşu ülkelerdeki Amerikan üslerine sert karşılık vereceklerini açıkladı. Hatemül Enbiya Merkez Karargâhı dün gece yayımladığı açıklamada, ABD'nin İran İslam Cumhuriyeti'nin nükleer ve diğer hassas tesislerine saldırı tehdidinde bulunduğunu belirtti. Açıklamada, "ABD'nin saldırgan ordusu böyle bir aşamaya geçerse, bunu bölgedeki savaşın daha da genişletilmesi olarak değerlendireceğiz. ABD'nin, müttefiklerinin ve bu asi ve savaş yanlısı ülkeyi destekleyenlerin tüm çıkarları, İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri'nin güçlü saldırılarının hedefi olacaktır" denildi. Trump: Nükleer malzemelerin saklandığı bölgeleri bombalayacağız Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump'ın dün İran'a yönelik yaptığı uyarının ardından geldi. Trump, Tahran'ın nükleer ekipman ve malzemelerini sakladığı düşünülen noktalara "çok yakında" saldırabileceklerini söylemişti. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirmede kullanılan santrifüjleri daha güvenli bölgelere taşıdığına inanıp inanmadığı sorusuna ise, "Hareketliliğin farkındayız. Büyük olasılıkla o bölgeleri çok yakında vuracağız" yanıtını verdi. İran'ın ABD saldırılarını engelleyemeyeceğini öne süren Trump, "İran bize karşı hiçbir şey yapamaz. Normalde böyle konuşmam ama eğer o yerleri koruyabileceklerini düşünseydim bunu söylemezdim. Tekrar ediyorum, o bölgeleri çok yakında vuracağız" ifadelerini kullandı. Trump'ın hedef gösterdiği yerlerden biri de Kuleng(Kazma) Dağı oldu. Kuleng Dağı neden önemli? Kuleng Dağı (Kuh-e Kolang Gaz La), İran'ın merkezinde yer alan İsfahan eyaletinde bulunmaktadır. Tahran'ın yaklaşık 220 kilometre güneyindeki stratejik Natanz nükleer tesisinin hemen 1.5 kilometre yakınında yer alır  Kuleng Dağı'nın altında gizli ve derin bir yer altı nükleer tesisi bulunduğu iddia ediliyor. İsrail ve ABD istihbarat kurumları, İran'ın hava saldırılarından korumak amacıyla binlerce uranyum zenginleştirme santrifüjünü bu tesise taşıdığına inanıyor. Tesis o kadar derindedir ki, ABD'nin en güçlü sığınak delen (bunker-buster) bombalarının bile burayı tamamen imha etmekte zorlanacağı belirtilmektedir. Trump, burayı "tam giriş kapısından" vurarak tünelleri kapatmakla ve İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemekle tehdit etmektedir. Tesisin kapıları Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerine kapalı olduğu için, ABD burayı tamamen "karanlık bir nükleer kutu" ve en büyük tehdit odağı olarak görmektedir

Türkiye Gündemi

Adalet Bakanlığı, Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin detayları paylaştı

Adalat Bakanlığı Gülistan Doku soruşturması kapsamında bugün 5 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 15 kişinin kim olduğu, neyle suçlandıkları ve bağlantıları hakkında kapsamlı bir açıklama yaptı. Bakanlık, Gülistan Doku’nun kaybolduktan bir gün önce gittiği Tunceli Devlet Hastanesi’nde kayıtları sildiği tesğit edilen personel ile doktarların eylemleri hakkında detayları paylaştı. Adalet Bakanlığı’nın basın bilgilendirme notunda kamuoyunun şu ana kadar bilmediği bilgileri yer aldı. Notta, Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında, Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda bugün 5 ilde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildiği belirtildi. Soruşturmalarda elde edilen yeni deliller, bilirkişi raporları, dijital incelemeler, Sağlık Bakanlığı kayıtları, HTS ve MASAK analizleri ile tanık ve gizli tanık beyanları doğrultusunda; aralarında sağlık çalışanları, bilgi işlem ve veri giriş personeli, güvenlik korucuları, bir iş insanı ve bir bilişim şirketi sahibinin de bulunduğu 15 şüphelinin gözaltına alındığu kaydedildi. Operasyonların, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Elazığ, Malatya ve Dersim’de; Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla ise Ankara, İstanbul, Elazığ ve Dersim’de eş zamanlı olarak gerçekleştirildiği ifade edildi. Gülistan Doku’nun Tunceli Devlet Hastanesi’ndeki sağlık kayıtları üzerinde ayrıntılı teknik inceleme yapıldığı, kayıtları silme olayının bir parçası olan hastanede görevli bilgi işlem uzmanı Emine Yılmaz’ın  hesabına para aktarıldığı belirtildi. Para aktaran kişinin firari şüpheli Umut Altaş’ın amcası Yoldaş Altaş olduğu görüldü. Bakanlığın ilgili açıklaması şöyle: Hastane kayıtlarının silindiği tespit edildi “Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Gülistan Doku’nun Tunceli Devlet Hastanesindeki sağlık kayıtları üzerinde ayrıntılı teknik inceleme yapılmıştır. Yapılan incelemelerde, Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019 tarihli hastane kaydının bulunduğu, ancak bu tarihe ait log kayıtlarının sistemden silindiği belirlenmiştir. Söz konusu tarihte yalnızca Gülistan Doku’ya değil, hastaneden hizmet alan kişilerin tamamına ait log kayıtlarının yok edildiği; buna karşılık aynı güne ait vizit ve muayene kayıtlarının sistemde bulunmaya devam ettiği tespit edilmiştir. Log kayıtlarının tümüyle silinmesinin teknik bir arızadan kaynaklanmadığı, işlemin teknik bilgi gerektiren kasıtlı ve yoğun bir müdahale sonucunda gerçekleştirildiği değerlendirilmiştir. SAĞLIK BAKANLIĞININ İNCELEMESİYLE ORTAYA ÇIKARILDI Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü ile Siber Olaylara Müdahale Merkezi tarafından Türkiye genelindeki veri tabanlarında 28 milyonu aşkın kayıt üzerinde inceleme yapılmıştır. İncelemeler sonucunda, Gülistan Doku adına 8 Ocak 2020 günü saat 16.04.51’de SİSOFT Hastane Bilgi Yönetim Sistemi üzerinden SGK provizyonu alındığı, dört saniye sonra benzersiz bir takip numarası oluşturulduğu belirlenmiştir. Bu kaydın oluşturulmasından bir dakika sonra, Tunceli Devlet Hastanesine tahsisli IP adresi üzerinden silindiği tespit edilmiştir. Ayrıca Gülistan Doku’ya ait başka bir sağlık verisinin de 13 Ocak 2020 günü saat 17.19.49’da aynı hastane IP adresinden gönderilen sistemsel bir silme paketiyle yok edildiği resmi kayıtlarla belirlenmiştir. 10 SAĞLIK VE HASTANE PERSONELİ GÖZALTINA ALINDI Hastane kayıtlarında gerçekleştirilen işlemlerle bağlantılı oldukları değerlendirilen; 3 doktor, 1 hemşire, 1 bilgi işlem görevlisi, 5 veri giriş ve kontrol personeli olmak üzere toplam 10 şüpheli hakkında 21 Temmuz 2026 günü saat 05.00 itibarıyla eş zamanlı operasyon başlatılmıştır. Şüpheliler hakkında; Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, Resmî belgenin işlevini engellemek amacıyla bozma, yok etme veya gizleme, Bilişim sistemindeki verileri yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma suçlarından soruşturma yürütülmektedir. ŞÜPHELİLERİN HASTANE KAYITLARINDAKİ İŞLEMLERİ İNCELENDİ Soruşturma kapsamında doktor Furkan Karabulut’un 27 ve 31 Aralık 2019 ile 24 Ocak 2020 tarihlerinde, doktor Ezgi Erdal Karakaş’ın ise 27 ve 29 Aralık 2019 tarihlerinde Gülistan Doku’ya ait hastane kayıtlarında işlem yaptığı tespit edilmiştir. Doktor Hüseyin Kocaaslan’ın 16 Eylül 2019 tarihinde Gülistan Doku’yu genel cerrahi bölümünde muayene ettiği, kan tahlili istediği, gastrit tanısıyla hastaneye yatış kararı verdiği ve 18 Eylül 2019 tarihinde taburcu ettiği belirlenmiştir. Polis ekiplerince 7 Ocak 2020 tarihinde düzenlenen tutanakta, Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019 günü saat 09.09’da Tunceli Devlet Hastanesine giriş kaydının bulunduğu belirtilmiştir. Hastane Bilgi Yönetim Sistemi firmasınca gönderilen kullanıcı listesinde de aynı tarih ve saatte doktor Hüseyin Kocaaslan’ın sisteme giriş yaptığı görülmüştür. Bu nedenle 31 Aralık 2019 tarihli hastane kaydını açan kişinin Kocaaslan olabileceği değerlendirilmiştir. SİLME VE “DELETE” İŞLEMLERİ MERCEK ALTINDA Bilgi işlem uzmanı Emine Yılmaz’ın 8 ve 13 Ocak 2020 tarihlerinde Gülistan Doku’nun hastane verileri üzerinde silme işlemi yaptığı tespit edilmiştir. Veri giriş kontrol işletmeni Tamer Siler’in de aynı tarihlerde kayıtlarda “silme” işlemi yaptığı belirlenmiştir. Veri giriş personeli Mustafa Yıldız’ın 31 Aralık 2019 tarihinde Gülistan Doku’ya ait hastane verilerinde “delete” işlemi yaptığı, 8 ve 13 Ocak 2020 tarihlerinde de kayıtlarda işlem gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Mömün Polat’ın, Mustafa Yıldız tarafından 13 Ocak 2020 tarihinde yapılan işlemde müşterek hareket ettiği değerlendirilmiştir. Yeter Satıcı’nın 9 ve 24 Ocak 2020 ile 15 Ekim 2020 tarihlerinde, hemşire Alev Şan’ın ise 8, 24 ve 25 Ocak 2020 tarihlerinde Gülistan Doku’ya ait hastane verilerinde işlem yaptığı belirlenmiştir. Yoldaş Altaş’ın da farklı tarihlerde bilgi işlem uzmanı Emine Yılmaz’a para gönderdiği tespit edilmiş, söz konusu para hareketleri soruşturma kapsamında incelemeye alınmıştır. ŞÜPHELİLERİN HTS İRTİBATLARI İNCELENİYOR Operasyon kapsamında gözaltına alınan bazı şüphelilerin, Gülistan Doku dosyasındaki diğer şüphelilerle çeşitli tarihlerde telefon irtibatlarının bulunduğu belirlenmiştir. Furkan Karabulut’un dosya şüphelilerinden Çağdaş Özdemir ile, Emine Yılmaz’ın Yücel Erdem ile, Tamer Siler’in Burçin Yerlikaya ve Yücel Erdem ile çok sayıda telefon irtibatının bulunduğu tespit edilmiştir. Mustafa Yıldız, Mömün Polat, Yeter Satıcı ve Alev Şan’ın da dosyada adı geçen bazı şüphelilerle farklı tarihlerde irtibat kurdukları belirlenmiştir. Yoldaş Altaş’ın ise dosyadaki şüphelilerle yoğun telefon irtibatlarının bulunduğu, ayrıca firari şüpheli Umut Altaş’ın amcası olduğu tespit edilmiştir. Bu irtibatların soruşturma konusu olaylarla bağlantılı olup olmadığına yönelik incelemeler devam etmektedir. TUNCELİ BAŞSAVCILIĞINCA 4 İLDE OPERASYON Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında da tanık ve gizli tanık beyanları, HTS kayıtları, MASAK analizleri, ihbarlar ve dijital incelemeler doğrultusunda 5 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiştir. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda, Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile şüphelilerin bulunduğu illerdeki jandarma ekiplerinin katılımıyla Ankara, İstanbul, Elazığ ve Tunceli’de 21 Temmuz 2026 günü saat 05.00’te eş zamanlı operasyon gerçekleştirilmiştir. HANDAN SONEL ANKARA’DA GÖZALTINA ALINDI Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Handan Sonel’in adına, valilik konutunda çalışan tanıkların beyanlarında yer verilmesi üzerine Ankara’da gözaltı işlemi uygulanmıştır. Handan Sonel’e ilişkin tanık anlatımlarının içeriği ve soruşturma konusu olaylarla bağlantısı, Cumhuriyet Başsavcılığınca ayrıntılı olarak incelenmektedir. İKİ AYRI İHBAR VE VALİ ZİYARETİ İNCELENİYOR Tunceli’nin Pertek ilçesinde hafriyat işi yaptığı belirtilen Okan Yarıcı hakkında iki ayrı ihbar bulunduğu tespit edilmiştir. Yarıcı’nın 19 Kasım 2020 tarihinde Ordu’da dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’i ziyaret ettiği belirlenmiş, söz konusu görüşmenin mahiyeti soruşturma kapsamına alınmıştır. Şüpheli Okan Yarıcı, Tunceli’de gözaltına alınmıştır. GİZLİ TANIK BEYANINDA ADI GEÇEN KORUCULAR Gizli tanık “Duman”ın beyanında adı geçen ve halen güvenlik korucusu olarak görev yaptığı belirtilen Fatih Özmen, Tunceli’de gözaltına alınmıştır. Eski korucubaşı Yılmaz Arslan hakkında da soruşturma kapsamında gözaltı kararı verilmiş ve şüpheli Elazığ’da yakalanmıştır. Her iki şüphelinin Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili bilgi ve bağlantıları araştırılmaktadır. YEDEK SİM KARTIN GÖNDERİLDİĞİ BİLİŞİM ŞİRKETİ İNCELENİYOR Gülistan Doku’nun kullandığı GSM hattına ait yedek SIM kartın “temizlenmek” amacıyla gönderildiği değerlendirilen süreç de soruşturmanın önemli başlıklarından birini oluşturmaktadır. Tutuklu şüpheli Gökhan Ertok’un çalıştığı ACA Bilişim Şirketinin sahibi Memet Aca hakkında gözaltı kararı verilmiştir. Gökhan Ertok’un Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında tanık sıfatıyla alınan beyanında Memet Aca’nın adının geçtiği; Ertok’un, SIM kartla ilgili olarak Aca’nın “Haberim var, gerekeni yap” şeklinde konuştuğunu ileri sürdüğü öğrenilmiştir. Memet Aca ile dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel arasında yoğun MASAK hareketlerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Sinyal bilgilerinden Büyükçekmece ilçesinde olduğu belirlenen Memet Aca, İstanbul’da gözaltına alınmıştır. Şüpheli hakkındaki işlemler, yetki durumu çerçevesinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığıyla koordineli olarak yürütülmektedir. TOPLAM 15 ŞÜPHELİ GÖZALTINDA Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarının talimatlarıyla yürütülen 2. dalga operasyon kapsamında; Elazığ, Malatya, Tunceli, Ankara, İstanbul illerinde toplam 15 şüpheli gözaltına alınmıştır. Şüphelilerin ifade ve sorgu işlemleri ile dijital materyaller, iletişim kayıtları, mali hareketler ve hastane bilgi sistemlerine ilişkin incelemeler devam etmektedir. Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, delillerin ortaya çıkarılması ve varsa sorumluların tespit edilmesi amacıyla soruşturmalar titizlikle ve çok yönlü olarak sürdürülmektedir. GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİLER VE GÖREVLERİ A. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar Furkan Karabulut — Doktor Ezgi Erdal Karakaş — Doktor Hüseyin Kocaaslan — Genel Cerrahi Uzmanı/Doktor Emine Yılmaz — Bilgi İşlem Uzmanı Tamer Siler — Veri Giriş ve Kontrol İşletmeni Mustafa Yıldız — Veri Giriş Personeli Mömün Polat — Veri Giriş Personeli Yeter Satıcı — Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni Alev Şan — Hemşire Yoldaş Altaş — Veri Giriş Personeli B. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar: Handan Sonel — Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Okan Yarıcı — İş insanı/Hafriyat işiyle uğraşan şüpheli Fatih Özmen — Güvenlik korucusu Yılmaz Arslan — Eski güvenlik korucubaşı Memet Aca — ACA Bilişim Şirketinin sahibi

İmralı Heyeti’nden Öcalan ile görüşmeye ilişkin açıklama

Abdullah Öcalan ile bir görüşme gerçekleştiren DEM Parti İmralı Heyeti görüşmeye ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.  20 Temmuz’da DEM Parti İmralı heyetinde yer alan Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol, PKK lideri Abdullah Öcalan ile 5 saatlik bir görüşme gerçekleştirdi.  Bugün görüşmeye ilişkin yazılı bir açıklama yapan DEM Parti İmralı Heyeti Öcalan'ın görüşmede, Kürt-Türk ittifakının hukuki güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirterek, karşılıklı hassasiyetleri gözeten yasal zeminin oluşturulmasının zamanının geldiğini söylediğini aktardı. Öcalan, Kürtler ile Türkler arasındaki tarihsel ittifakın hukuki zemine taşınmasının eşiğinde olunduğunu belirterek, "Kürt'ten Türk'ü ayırsan Kürt kalmaz, Türk'ten Kürt'ü ayırsan Türk kalmaz" ifadelerini kullandı. Ortak yaşam ve eşitlik hukukunun geliştirilmesi gerektiğini belirten Öcalan, karşılıklı hassasiyetleri gözeten yasal zeminin oluşturulmasının zamanının geldiğini söyledi. Mesajında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı rapora da değinen Öcalan, raporda belirtilen çerçevede hukuki ve yasal sürecin başlatılması gerektiğini ifade etti. Öcalan, çatışma ve silahların tamamen devreden çıkarılması ve yeni bir dönemin başlaması için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini belirterek, dar ve geleceğe hizmet etmeyen yaklaşımların terk edilmesi çağrısında bulundu. DEM Parti İmralı Heyeti’nin Öcalan görüşmesine ilişkin açıklaması şu şekilde: “DEM Parti İmralı Heyeti olarak, uzun bir aradan sonra Sayın Abdullah Öcalan ile kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdik. Toplantıda bölgedeki siyasal gelişmeler, demokratik toplum inşası, barış sürecinde gelinen aşama ve yasal çerçevenin nasıl şekillenmesi gerektiği konularını detaylı bir şekilde ele aldık. Görüşmede Sayın Öcalan kamuoyu ile paylaşmak üzere şu değerlendirmelerde bulunmuştur: "Kürt-Türk tarihsel ittifakını ve birlikteliğini hukuki zemine dönüştürmenin arifesindeyiz" “27 Şubat çağrısının ruhuna bağlı kalarak adım atma ve sorunu kardeşlik hukuku içinde çözmeye dönük kararlılığımız sürüyor. Anadolu’da tarihsel bir hakikat olan ve tüm kritik aşamalarda birbirinden ayrılmayan Kürt-Türk tarihsel ittifakını ve birlikteliğini hukuki zemine dönüştürmenin arifesindeyiz. ‘Kürt’ten Türk’ü ayırsan Kürt kalmaz, Türk’ten Kürt’ü ayırsan Türk kalmaz’ hakikati, ortak yaşam ve eşitlik hukukunun geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. "Hukuki ve yasal süreç başlamalı, silahlar devreden çıkmalı” Karşılıklı hassasiyetlerin gözetildiği yasal bir zeminin oluşturulmasının vakti gelmiştir. Sabırla bu yolu açmanın tarihi bir fırsat olduğunun bilincinde olarak, basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen yaklaşımları terk ederek hep birlikte ortak yaşamı örelim. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı raporda da belirtilen çerçevede hukuki ve yasal sürecin başlaması, çatışma ve silahların tamamen devreden çıkarılması, yepyeni bir sayfanın açılması için herkes elinden geleni yapmalıdır. “Negatif hukukun pozitif hukuka dönüşmesi gereklidir” Kürt-Türk ittifakı, Anadolu’nun ortak geleceğinin temel taşıdır. Atılacak her adımda bu toprakların kültürünü esas almalıyız. Yasal düzenlemelerle bu ittifakı kalıcı hukuki güvenceye kavuşturmak ve demokratik bir cumhuriyette eşit ve özgürce birlikte yaşamak mümkündür. Negatif hukukun pozitif hukuka dönüşmesi gereklidir. Ortak yaşamı örmek, eşitlik ve adalet içinde yepyeni bir sayfa açmak için tarih bizlere bir fırsat sunmaktadır. Bu fırsatı hep birlikte değerlendireceğimize inancım tamdır.” İmralı heyetinden çağrı Biz de heyet olarak, Sayın Öcalan’ın bu önemli çağrısını tarihi buluyor ve TBMM başta olmak üzere tüm ilgili kurumlarla yapıcı diyalogu sürdürmeye, süreci sonuç odaklı ilerletmeye ve kardeşlik hukuku temelinde kalıcı bir çözüme ulaşmaya kararlı olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.”

Bir Gazetecinin Heybesinden: Suruç Katliamı

Suruç katliamına dair bir anekdot Haber için Rojava'ya (Kuzey Suriye)...

Türk şirketine ait yük gemisini vuruldu: 5 denizci öldü

Ukrayna, Rusya'nın Odessa Limanı açıklarında seyreden Türk şirketine ait bir kuru yük gemisini seyir füzeleriyle hedef aldığını duyurdu. Saldırıda 5 denizcinin hayatını kaybettiği bildirildi. Ukrayna Başbakanı Sergiy Koretsky, Gine-Bissau bayraklı Golden Leo adlı geminin mısır yükünü aldıktan sonra limandan ayrıldığını söyledi. Koretsky'nin verdiği bilgiye göre Rusya, gemiye 3 seyir füzesiyle saldırdı. Füzelerden biri, Hindistan, Suriye ve Ukrayna vatandaşlarından oluşan 18 kişilik mürettebatın bulunduğu geminin sancak tarafına isabet etti. Saldırının ardından gemide yangın çıktı. Kurtarma çalışmaları başlatıldı Ukrayna Deniz Kuvvetleri'nin olayın ardından kurtarma çalışmaları başlattığını belirten Koretsky, 2'si yaralı olmak üzere 8 denizcinin kurtarılarak Odessa'daki bir hastaneye sevk edildiğini açıkladı. Koretsky, saldırıda 5 denizcinin yaşamını yitirdiğini, 5 denizciden ise hâlâ haber alınamadığını bildirdi.

Silah yakan grubun üyesi Seven: Devlet adım atsaydı bugün siyaset yapıyor olurduk

PKK’nin silah yakan 30 kişilik grupta yer alan Nedim Seven “Devlet adım atsaydı bugün siyaset yapıyor olurduk” dedi. PKK'nin 12. Kongresi'nde kendini feshetme ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararının ardından, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne destek amacıyla 11 Temmuz 2025'te düzenlenen törende silahlarını yakan 30 kişilik grubun üyelerinden Nedim Seven, törenin birinci yıl dönümünde sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Seven, geçen bir yılda devletin adım atmadığını belirterek, "Eğer gerekli adımlar atılmış olsaydı bugün Diyarbakır, Dêrsim, Ankara ve İstanbul'da demokratik siyaset yapıyor olurduk" dedi. "Devlet süreci ağır ilerletiyor" Ajansa Welat'a konuşan Seven, Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te yaptığı çağrının ardından PKK'nin kongresini toplayarak fesih ve silahsızlanma kararları aldığını, buna karşın devletin aynı doğrultuda somut adımlar atmadığını söyledi. Meclis'te süreç kapsamında bir komisyon kurulmasını önemli bulduklarını ifade eden Seven, buna rağmen resmi söylemin değişmediğini dile getirdi. "Terörsüz Türkiye" gibi ifadelerin çözüm dili olmadığını belirten Seven, Kürt sorununun kimlik, dil, kültür ve Kürdistan'ın tanımlanması gibi başlıklar üzerinden ele alınması gerektiğini ifade etti. "Öcalan baş müzakereci olmalı" Seven, PKK'nin 12. Kongresi'nde Abdullah Öcalan'ın "baş müzakereci" olarak kabul edildiğini hatırlatarak, sürecin ilerleyebilmesi için Öcalan'ın çalışma ve iletişim koşullarının düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Öcalan ile uzun aralıklarla görüşme yapılmasının süreci ilerletmeyeceğini belirten Seven, "Ortadoğu'yu etkileyecek böyle bir çözüm için Önder Apo 24 saat özgür olmalı ve istediği herkesle görüşebilmeli" dedi. "Yasal düzenlemeler bizimle paylaşılmadı" Meclis'te hazırlanacağı belirtilen yasal düzenlemelere ilişkin de konuşan Seven, yaklaşık 45 gündür çeşitli düzenlemelerin gündeme geldiğini ancak bunların kendilerine ulaştırılmadığını söyledi. Yasal düzenlemelerin sürecin muhataplarıyla paylaşılması gerektiğini belirten Seven şunları dile getirdi: “25 Mayıs’tan sonra kimlerin Önderlik ile görüştüğünü bilmiyoruz. Kendileri çalıp oyuyor ve ‘süreci ilerleteceğiz’ diyorlar. Yasal düzenlemelerin adı ne olursa olsun muhatapları ile paylaşılmaları gerekiyor. Meclis kapanmadan çıkacaklar deniliyor. Ancak bizim içeriğinde ne olduğunu bilmemiz gerek. Bilmediğimiz bir şeyi nasıl değerlendireceğiz? Bunu nasıl kabul ederiz? Kürdistan dağlarında binlerce güç var. Binlerce ilişkide olan var. Kürdistan ve Türkiye’de yurt dışında on binlerce kişi var. Bunların hepsini işin içine katmadan nasıl bir çözüm gelecek?" "Demokratik siyaset için yasal güvence gerekli" Silahlarını yakan Barış ve Demokratik Toplum Süreci Grubu’nun uzattığı elin bir yıldır havada kaldığına değinen Seven, “Elimizin havada bırakılması ile bize ‘Gidin silahlarınızı alın’ deniliyor. Bir yıldır demokratik siyaset koşullarının oluşturulması, yasal düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz. Bunun olması dışında bir seçeneğimiz yok. Kardeşlik elini uzatıyoruz ancak havada kalıyor. Demokratik siyasetin önü açılmaz ise Kürdistan dağlarında on binler milyonlar olur” dedi. Silahlarını yakan grubun bir yıldır demokratik siyaset koşullarının oluşturulmasını beklediğini söyleyen Seven, gerekli yasal düzenlemeler yapılmadan sürecin ilerlemeyeceğini ifade etti. Geçmişte Türkiye'ye dönen bazı barış gruplarının cezaevine konulduğunu hatırlatan Seven, bu nedenle demokratik siyasetin önünü açacak hukuki güvencelerin oluşturulması gerektiğini belirtti. Seven, açıklamasının sonunda devlet yetkililerine süreci ciddiyetle yürütme çağrısı yaparak, demokratik çözüm için somut adımlar atılmasını beklediklerini söyledi.

Netanyahu-Trump, Erdoğan’ı görüştü

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu,...

Rojin Kabaiş dosyasında tüm iddialar yeniden ele alınacak

Van'da şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, dosyada daha önce yapılmayan tüm incelemelerin yeniden ele alınacağını söyledi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma devam ediyor. Türkiye'nin gündemine oturan olay 27 Eylül 2024'te yaşandı. Rojin Kabaiş, kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kayboldu. Rojin'in cansız bedeni kaybolduktan 18 gün sonra 15 Ekim 2024'te Van Gölü kıyısındaki Mollakasım Mahallesi'nde bulundu. İki erkek DNA'sı tespit edildi, 413 kişiden örnekler alındı Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi'nin 10 Ekim 2025'te dosyaya giren raporunda, Kabaiş'in göğüs ve vajina iç bölgesinde iki ayrı erkeğe ait DNA tespit edildiği belirtildi. Olay yerinden Adli Tıp Kurumu Van Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi'ne nakil sürecinde cenazeye temas etmiş olabileceği değerlendirilen kişilere yönelik kapsamlı DNA taraması yapıldı. Bugüne kadar üniversite ve yurt güvenlik görevlilerinden de olduğu 413 kişiden DNA örneği alındı. Beyaz araba, silinen görüntüler ve bozuk kamera DHA’nın haberine göre Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, dosyadaki son durumla ilgili açıklamalarda bulundu. Kabaiş, bir süre önce yeni avukatları Abdurrahman Karabulut ile Van'a gittiklerini belirterek, şunları söyledi: "- Savcılıkla bir görüşme gerçekleştirdik. 3 gün içinde Rojin'in hangi kameralara takıldığı ve nereye gittiğine ilişkin görüntüleri aldık. Avukat görüntüleri inceliyor. Gereken ne varsa üzerinde duracağını söyledi. - Beyaz arabadan bahsediliyor. O konunun üzerinde duracak. Daha önce yapılmayan bütün incelemeleri yeniden ele alacak. Rojin bir güvenlik kamerasından diğer güvenlik kamerasına geçtiği sırada 15 dakikalık bir zaman farkı var. O kısım silinmiş. Net bellidir ki bu olayda bir örtbas var. - Bir de Rojin'in telefonunu bıraktığı yerde 360 derece dönen bir kamera var. O kameranın da o esnada bozuk olduğu söylendi. Kimse bunu gündeme getirmedi. Daha sonra kendi telefonumla bir video çektim ve kameranın döndüğünü gördüm. Bahsettiğim güvenlik kamerasının görüntüsü varsa bu olay tek kalemde çözülür."

Netanyahu’dan Washington’a çağrı: Türkiye’ye F-35 ve jet motoru vermeyin

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde Washington yönetimine seslenerek Türkiye’ye yönelik savunma sanayii kısıtlamalarının sürdürülmesini talep etti. Fox News kanalına konuşan Netanyahu, Türkiye’ye gelişmiş silah sistemlerinin satışının engellenmesi gerektiğini savunurken, Ankara’nın askeri açıdan güçlendirilmesinin bölgedeki stratejik dengeleri temelden sarsacağını iddia etti. Türkiye’ye yönelik niteliksel bir askeri ambargo uygulanması gerektiğini öne süren Netanyahu, mevcut yönetimi hedef alarak, "Türkiye’ye ne F-35 savaş uçakları ne de kendi üretimleri olan savaş uçaklarında kullanılacak motorlar verilmelidir" ifadelerini kullandı. Türkiye’deki yönetim yapısını "Müslüman Kardeşler tarafından enfekte edilmiş bir rejim" olarak nitelendiren İsrail Başbakanı Netanyahu, bu durumun İsrail’in güvenliği ve bölgedeki hava üstünlüğü için risk teşkil ettiğini savundu. İsrail Başbakanı, olası bir savunma sanayii iş birliğinin yaratacağı jeopolitik risklere dair, "Böyle bir adım, Ortadoğu'daki stratejik güç dengesini tamamen bozacaktır. Unutulmamalıdır ki bölgedeki mevcut denge, nihayetinde İsrail'in hava üstünlüğü ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki caydırıcı askeri varlığı sayesinde korunmaktadır" açıklamasında bulundu. Türkiye’nin yapısal olarak büyük bir ülke olduğunu belirten Netanyahu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politikasını doğrudan tehdit olarak gördüklerini dile getirerek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, İsrail'i yok etmekle açıkça tehdit ettiğini" ve "Ankara'nın Kıbrıs'ın yarısını işgal altında tuttuğunu" iddia etti. ABD Başkanı Donald Trump ile olan ilişkilerine ve bölgesel güvenlik stratejilerine de değinen Netanyahu, iki ülke arasındaki bağların sarsılmaz olduğunu vurguladı. Trump ile İran ve diğer bölgesel konularda fikir birliği içinde olduklarını söyleyen Netanyahu, "Başkan Trump ile hemen her konuda tamamen aynı görüşteyiz. Zaman zaman müttefikler arasında fikir ayrılıkları olabilir ama bunları doğrudan konuşarak çözüyoruz. Başkan’ın kendine özgü bir ifade tarzı var, benim de öyle. Ancak biz sizin bölgedeki örnek müttefikiniziz" dedi.