24 Eylül 2026
14.2 C
İstanbul

Dağlık Karabağ’da son durum: Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmalarda neler yaşanıyor?

Azerbaycan ile Ermenistan arasında statüsü uyuşmazlık konusu olan Dağlık Karabağ bölgesinde 27 Eylül’de başlayan şiddetli çatışmalar devam ediyor.

Dağlık Karabağ, Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası toplum tarafından Azerbaycan’ın bir parçası olarak tanınıyor. Ancak Azerbaycan’ın topraklarının yaklaşık yüzde 20’sine denk gelen Dağlık Karabağ ve civarındaki bazı bölgeler, 1990’ların başından bu yana Ermenistan işgali altında bulunuyor.

Bölgede 1991 yılında ‘Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’ ilan edildi. Ancak burayı uluslararası alanda Ermenistan dahil hiçbir ülke tanımadı.

Bugün itibarıyla son durum şöyle:

Çarşamba, 14 Ekim 2020

  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Habertürk’e verdiği röportajda, Ermenistan’ın işgal etttiği topraklardan çekilmesi gerektiğini, Türkiye olmaksızın bu sorunun çözülmeyeceğini söyledi. Enerji hatlarına düzenlenecek olası bir saldırının yanıtının çok ağır olacağını söyleyen Aliyev, Paşinyan’ın Ermenistan’ı felakete sürüklediğini kaydetti.
  • Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rus basınına yaptığı açıklamada, “Moskova’nın Türkiye’nin Dağlık Karabağ sorunuyla ilgili tutumuna katılmadığını ve askeri bir çözümün kabul edilemez olduğunu” söyledi.
  • Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Dağlık Karabağ krizinde ülkesinin tarafsız kalması gerektiğini belirtti.
  • AKP Meclis Grubu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını kurtarmak için verdiği mücadeleyi selamlıyorum” dedi. Erdoğan, “Minsk Üçlüsü hala oyalama taktiği ile bu işi gerçekleştiriyor. 30 yıldır bu işte görevliseniz yapmanız gereken toprakları vermektir” ifadelerini kullandı. Erdoğan, “Bize Suriye’den mücahitleri oraya gönderdiniz diyorlar. Bizim böyle bir derdimiz yok. Biz Azeri kardeşlerimize her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. Suriyeli mücahitlerin kendi topraklarında işi var, oraya gitmezler” diye konuştu.
grafik

Salı, 13 Ekim 2020

  • Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Ermeni güçlerinin Terter ve Ağdam’ın yanı sıra Dağlık Karabağ bölgesinin dışına kalan Azeri toprakları içerisindeki Goranboy ile Ağcadam’a yönelik saldırılar düzenlediğini duyurdu.
  • Ermenistan, Azerbaycan Hava Kuvvetleri’ne ait bir Su-25 tipi savaş uçağını düşürdüğünü öne sürdü. Ancak bu iddia, Azerbaycan tarafından “düpedüz yalan” sözleriyle reddedildi.
  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Haber Global kanalına verdiği mülakatta Dağlık Karabağ meselesinin nihai çözümü için siyasi çözümün başlamaması halinde askeri operasyonların durmayacağını ifade etti.
  • Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, bölgede yaşanan “insani krizi” önlemenin tek yolunun Dağlık Karabağ’ın kendi kaderini tayin etme hakkının tanınması olduğunu söyledi.
  • Dağlık Karabağ yönetimi, bugüne kadar yaşanan çatışmalarda toplam 542 savaşçının hayatını kaybettiğini açıkladı.

Pazartesi, 12 Ekim 2020

  • Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Azerbaycan’ın, Dağlık Karabağ’ın geleceğiyle ilgili yürütülen görüşmelere Türkiye’nin de katılması önerisini reddetti.
  • Moskova’da Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan ile ortak basın toplantısı düzenleyen Lavrov; Rusya, ABD ve Fransa’nın Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) himayesi altında çözüm arayışına devam etmesi gerektiğini söyledi.
  • Mnatsakanyan da, “Azerbaycan’a aktif destek veren Türkiye’nin arabuluculuk yapamayacağını” belirtti.
  • Hafta sonu boyunca tarafların birbirlerini karşılıklı olarak ateşkes ihlâlleriyle suçlaması üzerine Avrupa Birliği ve Rusya’dan ateşkes şartlarına uyulması çağrısı geldi.
  • Dağlık Karabağ’daki Ermeni yönetimi, Hankendi’ye yönelik topçu ateşinin yeniden başladığını söyledi. Kentte hava taarruzu sirenleri yeniden çalmaya başladı.
  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermeni güçlerinin Gence’ye düzenlediği roket saldırılarının savaş suçu olduğunu söyledi.

Pazar, 11 Ekim 2020

  • Dağlık Karabağ’daki Ermeni güçlerinin lideri Arayik Haratyunyan, bu sabah itibarıyla durumun nispeten sakin olduğunu ancak cephe hattında gerilimin sürdüğünü ve durumun hızla değişebileceğini söyledi.
  • Ermenistan Savunma Bakanlığı “Azerbaycan’ın iddiaları tamamen yalan” açıklaması yaptı ve Azerbaycan’ı, Dağlık Karabağ bölgesinde Ermenilerin yaşadığı bölgeleri vurmakla suçladı.
  • Azerbaycan basını, Gence’den sonra Mingecevir’deki bir santralin de Ermenistan tarafından hedef alındığını; Azerbaycan hava savunma sistemlerinin bu saldırıyı engellediğini yazdı.
  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı Danışmanı ve Sözcüsü Hikmet Hacıyev, ülkenin ikinci büyük şehri olan Gence’ye Ermenistan’ın yerel saatle 4.00’te füze saldırısı düzenlediğini ve yedi sivilin hayatını kaybettiğini söyledi.

Cumartesi, 10 Ekim 2020

  • Yerel saatle 23.00’te Dağlık Karabağ’ın yönetim merkezi Stepanakert’te top atışları duyuldu.
  • Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, ateşkesin sadece cenaze değişimi bitene kadar süreceğini, Azerbaycan’ın zaman içinde Dağlık Karabağ’daki daha fazla bölgenin kontrolünü ele geçirmeyi umduğunu söyledi.
  • Fransa ve İran, ateşkesi destekleyen açıklamalar yaptı. Türk Dışişleri Bakanlığı, ” İnsani gerekçelerle esirlerin ve cenazelerin değişimi amacıyla ilan edildiği belirtilen ateşkes önemli bir ilk adım olmakla birlikte kalıcı çözümün yerine geçmeyecektir. Türkiye başından beri ancak Azerbaycan’ın evet diyeceği çözümleri destekleyeceğini vurgulamıştır.” açıklaması yaptı.
  • Ermenistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Shushan Stepanyan “Azerbaycan ordusu, ilan edilmiş olan insani ateşkesi ihlal ederek 12.05’te saldırı düzenledi” dedi.
  • Azerbaycan Savunma Bakanlığı ise yine cumartesi günü Ermenistan’ın Terter ve Agdam bölgelerine ateş açarak ateşkesi ihlal ettiğini savundu.
  • Yerel saatle saat 12.00’de ateşkes yürürlüğe girdi.
  • Moskova’da iki ülke dışişleri bakanlarının Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov arabuluculuğunda 10 saatten uzun süren görüşmesinden sonra “rehine ve cenaze değiş tokuşu için” dört maddelik ateşkeste uzlaşıldı:
  • 10 Ekim 2020’de saat 12.00’den itibaren, rehine değişimi ve cenazelerin teslimi için insani ateşkes yürürlüğe girer. Süreç Uluslararası Kızılhaç Komisyonu’yla koordinasyon içinde ve komisyonun aracılığıyla yürütülür.
  • Ateşkes rejiminin hususi parametreleri üzerine daha sonra uzlaşılacaktır.
  • Azerbaycan ve Ermenistan, AGİT Minsk Grubu eşbaşkanları arabulucuğunda, çözümün temel ilkeleri temel alınarak barışçıl çözüme ulaşmak için en kısa zamanda kapsamlı müzakerelere başlayacaktır.
  • Taraflar, müzakere sürecinin formatının sürekliliğini teyit eder.

Cuma, 9 Ekim 2020

  • Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin çatışmaların durdurulması çağrısında bulundu, Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanlarını Moskova’ya davet etti. Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları Moskova’da biraraya gelmeyi ve Dağlık Karabağ sorununu görüşmeyi kabul ettiler.
  • Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, AFP ajansına yaptığı açıklamada, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki uzun süreli anlaşmazlık konusunda ilerleme kaydetme şansı olduğunu belirterek “bugün yarın ateşkese doğru ilerliyoruz, ama durum hala çok kırılgan” ifadesini kullandı.
  • Erivan’daki Avrasya Ekonomik Birliği toplantısında konuşan Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Dağlık Karabağ konusunda barış müzakerelerine başlamaya hazır olduklarını söyledi.
  • Ermenistan ve Azerbaycan savunma bakanlıkları şiddetli çatışmaların gece devam ettiğini, yeni sivil ölümlerin olduğunu duyurdu.
  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan askerleri çekilmediği sürece çatışmaya son verilmeyeceğini, Karabağ’ın tümünü ele geçirinceye dek ordunun müdahaleye devam edeceğini söyledi.
  • Azerbaycan Ermenistan’ı, Gence kenti ve Goranboy rayonuna top atışı yapmakla suçladı; saldırılarda en az bir sivilin öldüğünü açıkladı.
  • Ermenistan ise, Azerbaycan’ı Dağlık Karabağ’ın Şuşa kentindeki tarihi Gazançetsots Katedrali’ni top atışına tutmakla suçladı. AFP ajansı, katedralin çatısının bir kısmının yıkıldığını ve bazı duvarların hasar gördüğünü duyurdu. Azerbaycan katedrale saldırı iddialarını reddetti.

Perşembe, 8 Ekim 2020:

  • Çatışmaların başlangıcından bu yana 300’ü aşkın kişi hayatını kaybetti.
  • Ermenistan, Azerbaycan’ı Dağlık Karabağ’ın Şuşa kentindeki tarihi Gazançetsots Katedrali’ni top atışına tutmakla suçladı. AFP ajansı çatının bir kısmının yıkıldığını ve bazı duvarların hasar gördüğünü duyurdu. Azerbaycan katedrale saldırı iddialarını reddetti.
  • Azerbaycan, Ermenistan’ı, Gence kenti ve Goranboy rayonuna top atışı yapmakla suçladı; saldırılarda en az bir sivilin öldüğünü açıkladı.
  • Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan Büyükelçisini geri çağırdığını ve “Yunanistan da dahil olmak üzere yabancı ülkelerdeki Ermeni vatandaşlarının askeri operasyonlara katılmak üzere işgal altındaki bölgelere gittiklerine dair açık kaynaklardan elde edilen bilgileri Yunan Dışişleri Bakanlığının dikkatine sunduklarını” açıkladı. Ermenistan iddiaları reddetti. Atina ise bu iddiaları “temelsiz ve hakaretvari” bulduğunu belirterek Azerbaycan büyükelçisini Çarşamba günü geri çağırmıştı.
  • Ateşkes sağlanması için ilk görüşme bugün Cenevre’de. İkinci görüşme ise Pazartesi günü Moskova’da yapılacak.
  • Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, Minsk Grubu’nu oluşturan Fransa, Rusya ve ABD’nin temsilcileriyle biraraya gelecek.
  • Çatışmalar sürdüğü müddetçe görüşmelere dahil olmayacağını belirterek Cenevre’deki müzakerelere katılmayan Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan’ın Pazartesi günü Moskova’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ile görüşeceği açıklandı.
  • Ermenistan Ulusal Güvenlik Servisi’nin Başkanı Argişti Kyaramyan görevden alındı.
  • Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinin yönetim merkezi Hankendi’ye yönelik top atışlarının devam ettiği bildirildi.
  • Azerbaycan, Ermenistan’ın cephe hattında bulunan bazı köyleri hedef aldığını açıkladı.

Çarşamba, 7 Ekim 2020:

  • İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Azerbaycan ve Ermenistan’daki çatışmaların daha geniş bölgesel bir savaşa dönüşebileceği uyarısında bulundu, “Bunu önlemek için özenli olmamız lazım” dedi.
  • Rus TASS ajansının aktardığına göre, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Dağlık Karabağ bölgesinde mevcut askeri çatışma sona erdiğinde Ermenistan ile görüşmelere başlanabileceğini söyledi.
  • Rusya Devlet Başkanı Putin ile telefonda görüşen Aliyev, Rus devlet televizyonuna verdiği mülakatta, arabuluculuk çabalarına Türkiye’nin de katılma hakkı bulunduğunu kaydetti.
  • Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Time dergisine verdiği mülakatta, Türkiye’nin bölgedeki angajmanına son vermesi ve paralı askerlerin geri çekilmesi koşuluyla Ermenistan’ın ateşkesi kabul edeceğini söyledi.
  • Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’da yaşanan çatışmaları ‘trajedi’ olarak nitelendirdi ve sona ermesi çağrısı yaptı. Putin, Rusya’nın Ermenistan ile müttefiklik anlaşmasının gereğini yerine getirmeye hazır olduğunu ancak mevcut çatışmaların Ermenistan değil, Dağlık Karabağ sınırları içerisinde yaşandığını vurguladı.
  • Ermenistan, Azerbaycan güçlerinin cephe hattının güneyinde tanklar ve topçu birlikleriyle ilerlemeye çalıştığını söyledi.
  • Dağlık Karabağ yönetimi ise Hankendi’de dört misket bombası patladığını iddia etti. Azerbaycan, uluslararası anlaşmalarla yasaklı bir mühimmat olan misket bombasının kullanıldığı bu iddialarını reddediyor.
  • Bakü’den yapılan açıklamalarda, Ermeni güçlerinin çatışma bölgesi dışında kalan Azeri kentlerini hedef almaya başladığı belirtildi. Açıklamada, çatışmaların Avrupa’ya doğalgaz ve petrol taşıyan boru hatlarına yakın bölgelere yaklaştığı da ifade edildi.
  • Dağlık Karabağ yönetimi, çatışmaların başlamasından bu yana 244 askerin ve 19 sivilin öldüğünü söylüyor. Azerbaycan, operasyonlarda sivillerin hedef alınmadığını, Ermenistan’ın iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirtiyor.
  • Azerbaycan’dan yapılan açıklamalarda ise bugüne kadar Ermeni güçlerinin saldırıları sonucu 27 sivilin hayatını kaybettiği ifade edildi. Azerbaycan asker kayıplarıyla ilgili bililendirme yapmamaya devam ediyor.

Salı, 6 Ekim 2020:

  • Dağlık Karabağ yöneticileri 21 savaşçılarının daha hayatını kaybettiğini, toplam ölü sayısının 244’e yükseldiğini açıkladı.
  • Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Suriye’deki muhalif savaşçıların Dağlık Karabağ’a gönderildiğini doğrulayabileceklerini söyledi. Azerbaycan ve Türkiye bu iddiaları reddediyor.
  • Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bugün Azerbaycan’ı ziyaret edecek. Bu, çatışmalar başladığından bu yana Türkiye’den ilk üst düzey ziyaret olacak.
  • İran ruhani lideri Hamaney’in dış siyaset danışmanı ve eski dışişleri bakanı Ali Ekber Velayeti, Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekilmesi gerektiğini belirtti ve durumu İsrail’in Filistin topraklarını işgal etmesine benzetti.
  • NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Türkiye’nin hatırı sayılır ölçüdeki nüfuzunu bölgedeki gerilimi yatıştırmak için kullanacağını umduğunu” söyledi.
  • Kanada, askeri teknolojisinin Azerbaycan ve Ermenistan arasında çatışmaların yaşandığı Dağlık Karabağ bölgesinde kullanılıp kullanılmadığı netleşinceye kadar, Türkiye’ye insansız hava aracı teknolojisi ihracatının bir kısmını dondurdu.

Pazartesi, 5 Ekim 2020:

  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, askeri harekatı sonlandırma koşulu olarak Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’dan çekilmek için bir takvim belirlemesini istedi. Aliyev, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanıdığını açıklamasını ve Azerbaycan halkından özür dilemesini de talep etti.
  • New York Times gazetesine bir röportaj veren Paşinyan, ABD Başkanı Donald Trump ile Türkiye’nin Dağlık Karabağ’daki rolünü görüşme sözü aldığını, ancak bu görüşmenin Trump’ın Covid-19’a yakalanması nedeniyle gerçekleşemediğini söyledi.
  • Dağlık Karabağ’daki çatışmalarda Azerbaycan ve Ermenistan güçleri karşılıklı topçu ve roket saldırılarına devam ediyor.
AZERI ORDUSU

Pazar, 4 Ekim 2020:

  • Azerbaycan, en büyük ikinci kenti Gence’nin Ermenistan tarafından bombalandığını açıkladı. Azeri yetkililer, sivil yerleşimin Ermeni güçler tarafından hedef alındığını, 22 kişinin hayatını kaybettiğini, 74 kişinin de yaralandığını belirtti.
  • Dağlık Karabağ yönetimi Gence Havalimanı’nın kullanılamaz hale getirildiğini duyurdu.
  • Ermenistan ise kendi topraklarından Azerbaycan’a bir atış yapılmadığını açıkladı.
  • Gözlemciler, Azerbaycan kontrolü altındaki Gence’nin bombalanmasının şu ana kadar Ermenistan işgali altındaki Dağlık Karabağ bölgesinde sınırlı kalan çatışmaların yayılması riskini artırdığını ifade ediyor.
  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlhan Aliyev, 1993’ten bu yana Ermenistan’ın işgali altında olan Dağlık Karabağ’ın güneyindeki Cebrayil kenti ve rayonunun geri alındığını açıkladı.
  • Azerbaycan Savunma Bakanlığı Gence’nin yanı sıra Karabağ’daki Fuzuli bölgesini, Ağdam ve Terter köylerini topçu ve roket atışlarıyla bombaladığını söyledi.
  • Dağlık Karabağ, kentlerinin Azerbaycan tarafından bombalanması nedeniyle karşılık verdiklerini açıkladı. Azerbaycan ise bu saldırılara yanıt olarak Ermenistan’daki askeri hedeflerin imha edileceğini duyurdu.
  • Dağlık Karabağ lideri Arayik Harutyunyan, “Gence Havalimanı benim emrim üzerine bombalandı, sivillerin ölmemesi için durdurduk, düşman ders almazsa güçlü saldırılara devam ederiz” dedi.
  • RFE/RL’nin derlediği açıklamalara göre hayatını kaybeden Dağlık Karabağ askerlerinin sayısı 201’e yükseldi.

Cumartesi, 3 Ekim 2020:

  • Dağlık Karabağ, Azerbaycan ordusunun Stepanakert kentine yönelik roket saldırısını yeniden başlattığını açıkladı.
  • Azerbaycan Savunma Bakanlığı, “Tüm cephede şiddetli çatışmalar devam ediyor” açıklamasında bulundu.
  • Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Ermenistan’ın Karabağ’da “belirliyeci bir an” ile karşı karşıya olduğunu söyledi.
  • AFP haber ajansı, Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmalarda 51 kişinin daha öldüğünü duyurdu.
  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Tıpkı Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Akdeniz’de olduğu gibi, sınır hattımızda istikrar sağlanana kadar, sahada aktif şekilde yer almaya devam edeceğiz” dedi.

Cuma, 2 Ekim 2020:

  • Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Minsk Grubu eş başkanı olarak Dağlık Karabağ’da arabuluculuk çabalarına hız verdi. Macron, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile telefon görüşmesi yaptı.
  • Ermenistan, Dağlık Karabağ’da ateşkesin yenilenmesi için Rusya, ABD ve Fransa ile çalışmaya hazır olduğunu açıkladı.
  • Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Suriyeli savaşçıların Ankara tarafından Azerbaycan’a götürüldüğünü ifade ederek Ankara’dan bir açıklama beklediğini söyledi ve “Bir kırmızı çizgi aşıldı. Bu kabul edilemez” dedi.
  • Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, hava savunma sistemlerinin başkent Erivan yakınlarında dört insansız hava aracını düşürdüğünü söyledi. Bu iddianın teyit edilmesi, çatışmanın Dağlık Karabağ’dan çok daha geniş bir bölgeye yayıldığı anlamına geliyor.
  • Fransız gazetesi Le Figaro’ya konuşan Paşinyan, Türkiye’nin çatışmalara aktif olarak müdahil olduğuna dair ellerinde kanıtlar olduğunu da iddia etti ve “Kanıtımız var. SİHA’lar ve F-16’lar kullanıyorlar, Dağlık Karabağ’da sivillerin yaşadığı bölgeleri bombalıyorlar” dedi. Türkiye ve Azerbaycan iddiaları reddediyor. Ermenistan şu ana kadar Türkiye’nin aktif müdahalesi iddialarını destekleyecek herhangi bir kanıt paylaşmış değil.
  • Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Ermenistan ordusunun Ağdam bölgesinde dört köyü topçu ateşine tuttuğunu aktardı. Hayatını kaybeden siviller olduğunu belirten bakanlık, kaç kişinin öldüğünü açıklamadı.
  • Dağlık Karabağ Savunma Bakanlığı, çatışmaların başlamasından bu yana 158 askerin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Perşembe, 1 Ekim 2020:

  • Ermenistan Dışişleri Bakanı Zograb Mnatsakanyan, Bakü’nün Erivan’dan tek taraflı tavizler koparmaya çalıştığını, ama bunda başarılı olamayacağını söyledi. Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile çatışmaların yeni bir yoğunluk kazandığı, Azerbaycan’ın çoğunlukla top atışında bulunduğu, Çarşamba akşamından bu yana 400’e yakın Azeri askerin öldürüldüğü ve üç helikopterin düşürüldüğü iddia edildi.
  • Azerbaycan, Ermenistan’ın top atışları sonucu Terter kentinde en az 16 sivilin yaşamını yitirdiğini ve buradaki tren istasyonunun hasar gördüğünü açıkladı.
  • Azerbaycan’ın ABD Büyükelçisi Elin Süleymanov, çatışmalarda Türk ordusunun ya da Suriyeli gönüllü savaşçıların yer almadığını belirterek, bu iddiaları “rencide edici” olarak nitelendirdi.
  • Ermenistan Savunma Bakanlığı, cephe hattında “nispeten sabit gerilimin” sürdüğünü ve çatışmaların başlamasından bu yana toplam 103 askerinin öldüğünü açıkladı.
  • Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Türkiye’nin Suriye’den Azerbaycan’a 500 savaşçı daha gönderdiğini ve toplam sayının 850’ye ulaştığını iddia etti. Türkiye ve Azerbaycan, bu iddiaları reddediyor.
  • Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, telefonda görüştü ve taraflara ateşkes ilan etme, tansiyonu düşürme ve azami itidal gösterge çağrısı yaptı.

Çarşamba, 30 Eylül 2020:

  • Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova’nın, Ermenistan ile Azerbaycan dışişleri bakanları arasında görüşmelere evsahipliği yapabileceğini açıkladı.
  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Türkiye’ye verdiği destekten dolayı teşekkür etti ve çatışmaların sona ermesi için Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan geri çekilmesinin şart olduğunu söyledi. Pakistan ve Afganistan’a da teşekkür eden Aliyev, Azerbaycan ordusunun dışardan yardıma ihtiyacı olmadığını belirtti.
  • Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan: “Düşmanlıkların bu kadar yoğunlaştığı bir dönemde Ermenistan, Azerbaycan ve Rusya arasında bir zirve yapılmasından bahsetmek çok uygunsuz olur. Müzakereler için uygun ortam ve koşulların oluşması gerekiyor.”
  • Ermenistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Şuşan Stepyan, Azerbaycan’ın bölgenin kuzeyinde “Dağlık Karabağ Savunma Ordusu mevzilerine hava bombardımanı” düzenlediğini, operasyonlarda Türkiye yapımı İHA’ların kullanıldığını ve Türk F-16’larının havada görüldüğünü açıkladı.
  • Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Pazar gününden bu yana 2 bin 300 “ayrılıkçı askerin” öldürüldüğünü, 130 tank, 200 top, 25 uçaksavar, beş mühimmat deposu, 50 tanksavar, 55 askeri araç ve S-300 uzun menzilli karadan havaya füze sisteminin imha edildiğini duyurdu.
  • Ermenistan Savunma Bakanlığı, Azerbaycan’da 790 askerin yaşamını yitirdiğini, 1900’den fazlasının yaralandığını belirtirken, 137 tank, 72 İHA, yedi heilopter ve bir An-2 uçağının imha edildiğini aktardı.
  • Dağlık Karabağ Savunma Bakan Yardımcısı Artur Sargisyan, Azerbaycan’a ait 17 tank, dört zırhlı personel aracı, üç mühendislik ve teknik zırhlı araç ve 13 İHA’nın imha edildiğini, 500 askerin yaşamını yitirdiğini öne sürdü.
  • Fransız haber ajansı AFP, Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısının 98’e çıktığını aktardı.
  • Taraflardan gelen açıklamalara göre, çatışmalar Ağdere-Terter, Şuşakend ve Aşağı Ağcakend civarında yoğunlaştığı bildiriliyor.
  • Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye’nin yaptığı açıklamaları ‘tehlikeli ve münasebetsiz’ olarak nitelendirdi.
  • Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, tansiyonun düşürülmesi için hem Azerbaycan hem de Ermenistan ile birlikte çalıştıklarını açıkladı ve soruna barışçıl bir çözüm bulunması çağrısı yaptı.
azerbaycan

Salı, 29 Eylül 2020:

  • Ermenistan, SU-25 tipi bir savaş uçağının Azerbaycan’daki Gence üssünden havalanan Türkiye’ye ait bir F-16 savaş uçağı tarafından düşürüldüğünü ve pilotun öldüğünü öne sürdü.
  • Türkiye ve Azerbaycan iddiayı yalanladı.
  • Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun: “Türkiye’nin Ermeni uçağını vurduğu iddiaları doğru değil. Ermenistan böyle ucuz propaganda oyunlarına başvuracağına, bir an önce işgal ettiği topraklardan çekilsin.”
  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye’nin çatışmaya taraf olmadığını açıkladı.
  • Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, çatışmaların, ülkesi ve bölge için “varoluşsal bir tehdit” oluşturduğunu söyledi.
  • Çatışmaları ele almak üzere olağanüstü toplanan BM Güvenlik Konseyi, çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi çağrısı yaptı.

Pazartesi, 28 Eylül 2020:

  • Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Anna Naghdalyan, Türk ordusuna mensup askeri uzmanların Azerbaycan saflarında savaştıklarını ve çatışmalarda Türkiye’ye ait İHA ve savaş uçaklarının kullanıldığını söyledi.
  • Ermenistan, Türkiye’nin Azerbaycan saflarında savaşmak üzere Suriye’den savaşçı gönderdiğini iddia etti. Azerbaycan bu iddiaları reddetti.
  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Bölgede Dağlık Karabağ’ın işgaliyle başlayan krize artık bir son verilmelidir. İşgale uğrayan topraklar Azerbaycan toprakları. ‘Artık hesap vakti geldi’ diyen Azerbaycan kendi göbeğini kendisi kesmek zorunda kalmıştır.”
  • Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar: “Azerbaycanlı kardeşlerimizin öz topraklarını savunmasında yanlarındayız. Ermenistan derhal saldırılarını durdurmalı, yurt dışından getirdikleri paralı askerleri, teröristleri geri göndermeli ve işgal ettikleri Azerbaycan topraklarını boşaltmalıdır. Böylece ateşkesin, barışın, istikrarın önü açılmalıdır.”

Pazar, 27 Eylül 2020:

  • Ermenistan ile Azerbaycan arasında Dağlık Karabağ’da silahlı çatışmalar başladı.
  • Bu, 1990’ların başından bu yana iki ülke arasında Dağlık Karabağ bölgesinde yaşanan ilk sıcak çatışma oldu.
  • Taraflar çatışmanın nasıl başladığıyla ilgili birbirlerini suçladı.
  • Azerbaycan Savunma Bakanlığı: “Ermenistan’ın sınırdaki muharebe faaliyetlerini sonlandırmak ve sivillerin güvenliğini sağlamak için karşı saldırıya geçtik.”
  • Ermenistan Savunma Bakanlığı da Azerbaycan’ın sabah saatlerinde sivil yerleşimlere saldırdığını öne sürdü.
  • Ermenistan’da sıkıyönetim ve seferberlik, Azerbaycan ise sıkıyönetim ve kısmi seferberlik ilan etti.
  • BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Sözcüsü: “Genel Sekreter tarafları çatışmayı durdurmaya, gerilimi azaltmaya ve gecikmeden müzakerelere geri dönmeye çağırıyor.”

BBC Türkçe, iznews

Son Haberler

Mekke Savunma İttifakı’nın ilk genel sekreteri belli oldu

Pakistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan...

Kobani’de 2 günlük yas ilan edildi

Rojava’nın Kobani kentinde cezaevi yangını sonucunda hayatını kaybeden 9...

Halepçe’de geniş çaplı IŞİD operasyonu: 22 gözaltı

Kürdistan Bölgesi Asayişi, Halepçe’nin Xurmal nahiyesinde düzenlediği operasyonda bir...

Suudi Arabistan, Irak’tan düzenlenen SİHA saldırısından sonra önemli boru hattını kapattı

Ortadoğu'daki çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte Suudi Arabistan, Irak'tan fırlatılan insansız...

İç Güvenlik Komutanlığı’ndan Kobani cezaevindeki olaylara ilişkin açıklama

Halep İç Güvenlik Güçleri Komutanlığı, Koban’deki cezaevinde çıkan yangında 7 tutuklunun hayatını kaybettiğini ve onlarca mahkûmun yaralandığını açıkladı. Komutanlık, olayın çıkış nedeni ve  sorumluların belirlenmesi için soruşturma başlatıldığını bildirdi. Halep İç Güvenlik Güçleri Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Dün Kobani kentinde yaşanan gelişmelerin ardından bazı kişiler kentteki cezaevinde kargaşa karışıklık çıkardı. Bazı koğuşlarda yangın çıktı. Çıkan yangın kısa sürede cezaevine yayıldı ve 7 mahkûmun hayatını kaybetmesine, onlarca mahkûmun ise dumandan zehirlenme, boğulma ve yanma nedeniyle yaralanmasına yol açtı” denildi.  “Olayla ilgili soruşturma başlatıldı” Halep İç Güvenlik Güçleri Komutanlığı açıklamasının devamında, “Olayın nedenlerini ve ayrıntılarını ortaya çıkarmak, sorumlulukları belirlemek amacıyla soruşturma başlatıldı. Olayda dahli olduğu tespit edilen herkes hakkında sert yasal işlemler uygulanacak” açıklamasında bulundu. Cezaevinin yönetimiyle ilgili açıklamada, “Kobani Cezaevi'nin yönetimi henüz resmi hükümet kurumlarına devredilmedi. Devir ve teslim süreci de yargısal ve hukuki bir prosedür kapsamında yürütülüyor” denildi. İç Güvenlik Güçleri ayrıca, “Cezaevinin dosyası yetkili yargı makamları tarafından gerekli prosedürler kapsamında ele alınıyor. Devrin, yeniden entegrasyon planı çerçevesinde yasal olarak tamamlanabilmesi için karar ve gerekli işlemlerin çıkarılması bekleniyor. Olaydan önce fiili devrin tamamlanmamış olmasının nedeni de buydu” ifadelerine yer verdi. Açıklamada, ilgili kurumların olayın seyrini ayrıntılı şekilde takip ettiği ve hukuki soruşturmanın tamamlanmasının hemen ardından sonuçların kamuoyuna açıklanacağı belirtildi. Gerilim, geçtiğimiz hafta sonu Sipan Hizni adlı bir gencin öldürülmesinin ardından başladı. Bunun üzerine Kobani, Kamışlo ve Rojava’nın birçok kentinde halk protestoları ve gösteriler düzenlemeye başladı. Güvenlik güçlerinin müdahale etmesi sonucu onlarca gösterici gözaltına alındı. Cezaevindeki protestolar, güvenlik güçlerinin gösteriler sırasında gözaltına alınan gençlerden bir bölümünü Halep kentindeki cezaevlerine nakletme kararı aldığı sırada, saat 02.00 sıralarında başladı.

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Sîpan Hiznî’nin katledilmesi ve cezaevine yönelik müdahale açık bir provokasyondur

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu tarafından Rojava'da yaşananlara ilişkin...

Türkiye Gündemi

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...

Son iki ayda 2034 hesaba erişim engeli

Türkiye İletişim Başkanı Burhanettin Duran, son iki ayda dezenformasyon yaydığı belirtilen 2 bin 34 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini açıkladı. Duran, bu hesaplardan 699'unun FETÖ ile iltisaklı, bin 335'inin ise provokasyon üreten ve dezenformasyon yayan hesaplar olduğunu belirtti. Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen kapsamlı dijital takip, teknik analiz ve kurumlar arası koordinasyon çalışmalarının ilgili tüm kurumlarla eş güdüm içerisinde ve kesintisiz şekilde devam ettiğini ifade etti. Türkiye'nin terör propagandası, provokasyon, dezenformasyon ve dijital mecralar üzerinden yürütülen psikolojik harekât girişimlerine karşı mücadelesini devletin tüm imkân ve kabiliyetlerini seferber ederek kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Duran, son iki ayda yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verdi. Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda Cumhuriyet başsavcılıkları ve Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından ortak çalışma yürütüldüğünü belirterek şunları kaydetti: “Başta FETÖ iltisaklı olmak üzere milli güvenliğimizi ve toplumsal birliğimizi hedef alan terör ve suç örgütleriyle bağlantılı olduğu tespit edilen 699 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli tedbirleri derhal uygulanmıştır. Ayrıca gerçekleştirilen kapsamlı teknik incelemeler ve dijital ağ analizleriyle provokasyon üreten, kardeşliğimizi ve toplumsal huzurumuzu hedef alan, dezenformasyon yayan ve ülkemize yönelik psikolojik harekât faaliyetleri yürüttüğü belirlenen 1335 sosyal medya hesabı hakkında da başta Adalet ve İçişleri bakanlıklarımız olmak üzere ilgili kurumlarımızın koordinasyonuyla gerekli hukuki ve idari işlemler tesis edilmiş ve söz konusu hesaplara erişim engeli kararları uygulanmıştır. Bu süreçte toplam 2 bin 34 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli getirilmiştir.” “Gerekli tedbirleri gecikmeksizin hayata geçirmeyi sürdüreceğiz” Burhanettin Duran, yürütülen çalışmaların terör örgütlerinin artık yalnızca sahada değil, dijital platformlarda da organize, koordineli ve sistematik şekilde faaliyet yürüttüğünü ortaya koyduğunu ifade etti. Duran, sosyal medya ve dijital mecraların propaganda, manipülasyon, algı operasyonları ve dezenformasyon yoluyla toplumsal huzuru, milli birliği ve kamu düzenini hedef alan bir araç olarak kullanıldığını belirtti. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde terörle mücadelesini sahada, sınır ötesinde ve dijital alanda aynı kararlılıkla sürdürdüğünü ifade eden Duran, şöyle devam etti: “Devletimiz açısından dijital güvenlik, milli güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Terör örgütlerinin sosyal medya ve dijital platformları propaganda, eleman temini, finansman, dezenformasyon ve psikolojik harekât amacıyla kullanmalarına kesinlikle müsaade edilmeyecektir.” Burhanettin Duran, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak, ilgili tüm kurumlarımızla birlikte dijital ekosistemi anlık ve çok boyutlu şekilde takip etmeyi, milli güvenliğimizi, toplumsal huzurumuzu ve birlik beraberliğimizi hedef alan her türlü tehdidi tespit ederek gerekli tedbirleri gecikmeksizin hayata geçirmeyi sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızı dezenformasyonun oluşturduğu bilgi kirliliğinden korumak, doğru ve güvenilir bilgiyle buluşturmak ve dijital mecraların terör örgütleri tarafından bir propaganda alanına dönüştürülmesine engel olmak konusunda mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Dijital alan sahipsiz değildir. Türkiye, milli güvenliğini hedef alan hiçbir dijital operasyona izin vermeyecektir.”

Mazlum Kobani: “Kürtçe için büyük bir adım atıldı”

Mazlum Abdi, “Yeni süreçte Türkiye ile olan ilişkilerimiz de düzeltilmeli ve yeniden ele alınmalı. Bugün de Türkiye ile aramızda temaslar ve diyalog kanalları mevcuttur. Artık bu sürecin doğal ve yapıcı bir zeminde ilerlemesi gerekir” ifadelerini kullandı. Feshedildiği duyurulan Demokratik Suriye Güçleri’nin (SDG) Genel Komutanı ve Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mazlum Abdi, Rojava ve Suriye’ye dair değerlendirmelerde bulundu.SDG’nin akıbetine ilişkin konuşan Abdi, “Şimdi Suriye ordusun bir parçası olarak bu bölgeyi savunmaya devam edecek” ifadelerini kullandı. Abdi, Yeni Yaşam’a verdiği röportajda Türkiye ile ilişkilere dair önemli mesajlar vererek Türkiye ile görüştüklerini belirtti. Abdi, “Yeni süreçte Türkiye ile olan ilişkilerimiz de düzeltilmeli ve yeniden ele alınmalı. Bugün de Türkiye ile aramızda temaslar ve diyalog kanalları mevcuttur” dedi. Abdi’nin açıklamalarında öne çıkanlar şöyle: “‘Teslim oldular, ortada bir şey kalmadı,’ ya da aksi yönde ‘bir şey değişmedi,’ diyenler bir yanılgı içindeler. Bunun doğru anlaşılması gerekiyor. DSG, varılan mutabakat doğrultusunda planlı ve kademeli bir süreç ile orduya katıldı. Şimdi Suriye ordusun bir parçası olarak bu bölgeyi savunmaya devam edecek. “Kürtçe için büyük bir adım atıldı” Kürt dili için resmi olarak gelinen aşamaya Suriye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana bakılacaksa, büyük bir adım atıldı. İlk defa Kürtçe resmi olarak eğitimde kabul edildi ve sadece Kürtçe dersi değil, diğer bazı derslerin de Kürtçe verilmesi müfredata dahil edildi, çocukların eğitimi kabul edildi. Atılan adımlar olumludur, ilktir, ama bizim için yeterli değil, Kürt halkı olarak bunun için mücadele etmemiz gerekiyor. “Yeni bir sürece giriyoruz” Yeni bir sürece giriyoruz… Doğru, açık konuşmak gerekirse yürütülen bu süreçte Şam’da olmayı kabul etmemizin nedeni bu süreci başarıya ulaştırmak, entegrasyonu sağlamak, Kürtlerin en güçlü şekilde devlette yerini almasını sağlamak. Asıl amacımız ve hedefimiz budur. Ancak bizim talebimiz daha kapsamlı bir kapsayıcılıktır, yani sadece Kürt bölgeleriyle sınırlı kalmayıp Suriye genelinde tüm alanlarda pozitif ve yapıcı bir rol oynamak istiyoruz. “Türkiye ile ilişkilerimiz yeniden ele alınmalı” Yeni süreçte Türkiye ile olan ilişkilerimiz de düzeltilmeli ve yeniden ele alınmalı. Bugün de Türkiye ile aramızda temaslar ve diyalog kanalları mevcuttur. Artık bu sürecin doğal ve yapıcı bir zeminde ilerlemesi gerekir. Bu çerçevede Türkiye ile yürütülecek yapıcı ilişkiler hem tüm Suriye’nin hem de Kürt halkının çıkarına olacaktır. Tüm bileşenlerin Suriye devletine katılması gerekir, herkes içinde yer almalı, bunun yolu açılmalı. Suriye devletinin önündeki en temel görev, Dürzilerin, Alevilerin, Kürtlerin ve diğer tüm halkların devletin içinde güçlü bir şekilde yer almasıdır. Efrin ve Serêkaniyê meselesi Efrin için artık gereken şey, şu anda Cizîrê bölgesi, Kobani için varılan mutabakatın Efrin için de geçerli olmasıdır. Örneğin eğitim meselesi, buradaki eğitim sistemi nasılsa Efrin’de de öyle olmalı. Halkın asayişte, yerel idarede yer alması ile ilgili Efrin’de bazı sorunlar var, çözülmesi için çalışılıyor. Serêkaniyê’ye henüz bir dönüş gerçekleşmedi. Daha önce bazı gruplar, entegrasyon karşıtı kesimler ve devletle varılan mutabakata karşı olanlar engeller çıkardılar, halkın dönmesini istemediler. Fakat gerekli tedbirler alındı ve Serêkaniyê halkının dönüşü adım adım, planlı bir şekilde devam ettirilecek ve bu süreç tamamlanacak. “Tekrar mücadele etmeliyiz” Bir süreçti, bu şekilde sonlandırdık, belki her istediğimize tam olarak ulaşamadık, halkımızın talepleri bu derecede değildi ama yine de kazanımlar var. Bir temel var, bu temel üzerine birlikte yola çıktığımız ve mücadele ettiğimiz amaçlar üzerinden tekrar mücadele etmeliyiz. Halkımız daha önce olduğu gibi yeni süreçte de yöneticilerine inanmalı. Birlikte başarı için yürüyelim.”  

Özgür Özel: Benim gönül dünyamda Kemal Bey’e yer kalmamış

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile tokalaşma görüntülerine dair, "Bir selamı almamak, bir eli havada bırakmak zaten benim tabiatımda olan bir şey değil. Doğru bir şey değil. Benim gönül dünyamda Kemal Bey'e toplu iğnenin başı kadar yer kalmamış. Bu mesele öyle affedilir bir mesele de değil” dedi. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, katıldığı bir TV yayınında gündem başlıklarına dair soruları cevapladı. Özgür Özel, YENİ Parti'ye üye sayısının 615 bini geçtiğini 620 bine ulaştığını söyledi. “İsmet Paşa'nın asker kaçağı olduğunu iddia etmek aynı şey” Yayında Özel’, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile adli yıl açılışında tokalaşması soruldu. Özel’in bu nedenle eleştirildiğini hatırlatan sunucuya Özel’İn cevabı şöyle oldu: "Bu hafta iki kez tokalaşma oldu. İkisi de gündem oldu. Bir tanesi rahmetli Cevdet Selvi'nin cenazesinde. Bir tanesi adli yıl açılışında. Bir cenazede tokalaşmamak yanımda eşini kaybetmiş ağlayan Cevdet Selvi'nin eşi ablamız orada dururken o cenazeye siyasi gerilim yansıtmak cenazeye, cenaze sahiplerine saygısızlıktır. Böyle bir şey olmaz. Ayrıca karşınızda birisi elini uzatmış onun elini bir cenazede havada bırakmak benim asla kabul edebileceğim bir şey değil. Doğru da bir yaklaşım değil. Adli yıl açılışında da ben 10 dakika kadar önceden gittim. Oturuyorum. Kemal Bey de gelmiş yerine geçerken beni gördü. Bana doğru geldi. Şimdi bana doğru geliyor. Yani benden 30 yaş büyük bir insan. Elini uzatmış. sonuçta adli yıl açılışı Türkiye'nin protokolü orada. Ben de kalktım. Kalkarken daha toparlanırken bir fotoğraf ondan sonra efendim işte 'Özgür Özel gülümsedi mi' Bakıyorum gülümsemiş miyim diye. Hiç öyle gülümseyecek halim yok benim Kemal Bey ama 'Özgür Özel gülümsedi mi?' Efendim 'Eğildi mi?' Ayağa kalkarken ki o bir anlık şey. Buna bir sürü laf. Neler yazmadılar? Mesela diyor ki 'Özgür Özel butlana meşruiyet mi veriyor?' Ya Özgür Özel'in butlana meşruiyet verdiğini iddia etmekle İsmet Paşa'nın asker kaçağı olduğunu iddia etmek aynı şeydir. Demişler ya vaktiyle 'askerliğini nerede yapmış?' Adam Garp Cephesi kumandanı. İsmet Paşa'ya 'asker kaçağı' demekle Özgür Özel'e 'Kemal Kılıçdaroğlu yetkisini tanıyor mu, meşruiyet veriyor' mu demek aynı şey. “Gitmedim, konuşmadım, kabul etmedim” Bir kere ben bu butlana uğramazdım. Bana açık açık 'Otobüsün üstünden in, Ankara'ya dön, partinin başında paşa paşa otur, partinin başında kal' dediler. Yani 'Ekrem'i unut, Ekrem'e sahip çıkma, arkadaşlarına yapılan haksızlıklara sahip çıkma, şehir şehir mitingler yapma, bu iktidarı rahatsız etme' dediler. Ben bunu kabul etmedim. Elimin tersiyle ittim. Muhalefette kal hep kal diyorlar. Birincisi bu. İkincisi; bu mutlak butlan kararı çıktı. Ne teklifler ne teklifler... Yani ilk günlerde zaten dedim ki 'Kurultay tarihi ilan etmeden görüşmem, konuşmam.' Bir telefon görüşmesi yaptım. Dedim ki 'Karara ne diyorsunuz?' Dedi ki 'Yargı kararıdır.' 'Ne yapacaksınız?' 'Konuşalım.' 'Efendim bana 40 gün içinde kurultay kararı veriyorsanız, partiyi bir seçilmişe teslim edecekseniz sizinle konuşurum' dedim. Gitmedim, konuşmadım, kabul etmedim. Devamında örneğin belediye başkanlarımız gittiler, görüşme yaptılar acaba bir kurultay imkanı olur mu diye. Orada görüştükleri partinin işte örneğin Bülent Kuşoğlu, 'Özgür Bey cumhurbaşkanı adayı olabilir. Neden olmasın' gibi laflar. Hiç duymadım bile. Çünkü öyle bir niyetim, hevesim yok. Öyle tekliflerin aslında Türkiye'ye karşı yapılmış teklifler olduğunu biliyorum. Sonra yine yansıdı, ben de söylemiştim, doğrulandı da kimsenin de bir şey dediği yok. 'Grup başkanı olarak kal. Sen Türkiye'yi gez, biz genel başkan olarak kalalım, seçime böyle gidelim.' Dedim 'Felaket olur, felaket.' Bunlar meşruiyet vermek. Yoksa 80 yaşındaki adam gelmiş, otururken ayağa kalkmışım, elini uzatmış, elimi uzatmışım. Bir selamı almamak, bir eli havada bırakmak benim tabiatımda olan bir şey değil. Doğru bir şey değil. Benim gönül dünyamda Kemal Bey'e toplu iğnenin başı kadar yer kalmamış. Neden kalmamış biliyor musun? Ben o kadar kolay affederim ki. Bana yapılanı kolay affederim. Ama namusuma, şerefime, memlekete bu yapılanı ömrüm boyunca ne ben ne arkadaşlarım affedecek. Çünkü ülkenin birinci partisini, 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmışız, AK Parti kurulduğundan beri ilk kez yenmişiz. Denemişsin, 14 kere yenilmişsin. İlk kez çıkmışız ve yenmişiz Tayyip Erdoğan'ı. 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmışız. Belediyelerin nüfusunun yüzde 65'ini almışız. Ege'de tek belediye bırakmamışız. Türkiye'de belediye almadığımız bölge kalmamış. Böyle bir dönemde AK Parti bir oyun kurguluyor. İşte bir siyasi kişiyi önce İstanbul başsavcısı, sonra bakan yapıyor. CHP'ye saldırılıyor ve Cumhuriyet tarihinde ilk kez Medeni Kanun davalarının görüleceği yerde gidip dava açıyorlar ve boşanma davası için konulmuş mutlak butlan kuralıyla bir partiye bir muamele yapıyorlar ve bunu kabul edip seçilmediğin partinin başına geçiyorsun." “Çerçeve yasaya evet oyu” Özgür Özel, Meclis’te "çerçeve yasa"ya YENİ Parti’nin "evet" oyu vermesine ilişkin de şöyle konuştu: "Çok kısa ve net. Bir terör örgütü silah bırakacağım diyor. Devlet, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın yürüttüğü bir çalışmayla görüşmeleri yapmış. Daha sonra dediğimiz gibi bu meseleyi meclise getirin demişiz. Mecliste bir komisyon kurulmuş, kapalı toplantılarda devletin bütün organları gelmiş, bilgi vermiş ve deniyor ki 'Bu kanun çıktığı takdirde terör örgütü hem burada silah bırakacak hem Suriye'de işte YPG artık Suriye ordusuna katılıp varlığını bitirecek. Kuzey Irak'taki varlık bitecek. PKK ve uzantıları silah bırakacak, terör bitecek.' Devletin yönetmeye talip bir parti. Bu kadar bilgiden, bilgilendirmeden sonra bunu sadece şu anda iktidarda AK Parti var, bu AK Parti oyunudur diye bakamaz. Biz doğru bir hattan baktık ve dedik ki bu ihtimali Türkiye'ye ıskalatamayız. Çünkü bundan sonra şehit gelmemesi, annelerin gözünün yaşının bir daha akmaması ve teröre trilyon dolar gitmiş, iki trilyon dolar, bakın trilyon TL demiyorum, trilyon dolar, milyar dolar, dünyada kaç tane dolar milyarderi var? Trilyon dolar gitmiş teröre. O para Türküyle, Kürtüyle, Lazıyla, Çerkesiyle, göçmeniyle bu memleketin hepimize birden harcansa, evlatlarımızın geleceği için harcansa kim tutar bizi? Bu yüzden ilkesel olarak bu ihtimale hayır diyemezdik ve bakın biz o kararı verdik. Geçen gün Suriye'de YPG açıklamayı yaptı işte 'Suriye ordusuna katıldı.' Ben buna mı karşı çıkacağım? Bakın YPG diye bir şey kalmadı. Şimdi Suriye'de de, Irak'ta da, İran'da da, burada da Kürtlerin bulundukları ülkenin devletine entegre olmaları, oranın eşit vatandaşları olmaları, öyle hissetmeleri, barış içinde yaşamaları, Türkiye'de Kürtlerle Türklerin nerede olursa olsun kardeşçe yaşamaları, bir daha böyle şeylerin yaşanmaması önemli bir şeydir. Biz buna ya da bu ihtimale hayır diyemezdik kurumsal olarak. Yarın devleti yönetecek partiyiz biz. Yani devlet geliyor size ve diyor ki 'Bakın bu mağaraları boşalttılar, böyle boşaltacaklar, teslim edecekler. Suriye'yi lağvedecekler, Kuzey Irak'ı şöyle yapacaklar.' Biz buna hayır olmaz diyemeyiz.”