2 Ekim 2026
19.5 C
İstanbul

DADSAZ kuruldu: ‘Amaç Kürtçe hukuk literatürünü geliştirmek’

Kürtçe hukuk literatürünü geliştirmek ve hukuk alanında Kürtçe çalışmaları yaygınlaştırmak amacıyla Van’da Komeleya Vekolîn û Perwerdeya Hiqûqê (DADSAZ) kuruldu. 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nde fiili olarak kuruluşunu ilan eden dernek için Van Valiliği’ne bağlı İl Dernekler Müdürlüğü’ne 1 Nisan’da başvuru yapıldı. Müdürlüğün, 8 Nisan’da başvuruyu kabul etmesiyle dernek resmen kurulmuş oldu.

Derneğin çalışmalarının tamamı Kürtçenin lehçelerinde olacak. Kürtlerin yaşadığı ülkelerdeki hukuki metinler, yasalar ve kanunlar bir araya getirilerek, belge ve dokümanlar oluşturulacak.

Derneğin kurucuları arasında 2 yıldır Van Barosu öncülüğünde verilen Kürtçe hukuk eğitimlerine katılan kişiler yer alıyor. 10 kişi tarafından kurulan derneğin yönetim kurulunda 7 kişi bulunuyor.

‘Uluslararası hukuk belgelerini Kürtçeye çevireceğiz’

Derneğin kurucularından hukukçu ve yazar Sabîr Ebdulahizad, “Derneğin öncelikli amaçları Kürtçe hukuk literatürünü geliştirmek ve araştırmaktır. Hiçbir hukuk dilsiz gelişemez. Dil, hukukun yapıtaşıdır. Bu açıdan Kürtçe hukuk çok önemlidir. Kürtçede de tüm hukuki çalışmaların yapılacağını anlatmak ve göstermek istiyoruz. Bu literatürün gelişmesi ve ilerlemesi için çalışmalar yapmamız gerekiyor. Bu çalışmalar için birçok metot belirledik. Tüm uluslararası hukuk belgelerini Kürtçeye çevireceğiz. Yine medeni ve siyasi kanunların tamamını çevirmeyi hedefliyoruz. Bunları yaparsak Kürtçe hukuk dili çok önemli gelişmeler kat eder. Birçok ülkenin hukukunu inceleyeceğiz. Hangi hukuk Kürt diline uygun ise onun çevirilerini yapıp aynı zamanda eğitimler vereceğiz” dedi.

‘Hedef derneğin Kürtçe hukuk literatürü için bir merkez olması’

İki yıl öncesine kadar bu konuda birçok çalışmanın yapıldığını ve bölge baroları tarafından destek verildiğini dile getiren Ebdulahîzad, şunları söyledi:

“Yine bu yıllarda Kürtçe hukuk sözlüğü konusunda da önemli bir aşama kaydedildi. Bu çalışmaları sahaya nasıl yansıtacağımızın tartışmasını yürüteceğiz. Bunu hayata geçirmek sadece bir kurumun işi değil. Tüm kurumların ve hukukçuların yardımına ihtiyacımız var. Yakın zamanda eğitim devrelerini başlatmak istiyoruz. Panel, sempozyum ve online eğitimler gibi çalışmalar yapacağız. Bu konuda planlamalar yaptık ama en önemli hedefimiz derneğin Kürtçe Hukuk Literatürü için bir merkez olmasıdır. Her yerde bu eğitimleri verebilecek güce ulaşmak istiyoruz. Dilin resmi bir dil statüsüne kavuşması önceliklidir. Kürtçenin hukuk dilini geliştirmek gerekiyor. Kürtçe her anlamda buna yetecek bir dildir.”

‘Kürtçe hukuk eğitimi aldık’ 

Derneğin kurucularından Av. Ali Şapkacı, Kürtçe hukuk eğitimleri aldıklarını belirterek, “Derneği kurmamızın amacı Kürtçe hukuk literatürünü geliştirmektir. Kürt halkının hukuk ve mahkemelerle ilişkisini kurunca aslında bu ihtiyacın ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Kürtlerin böyle çalışmalara ihtiyacı var. Çalışmamızın amaçlarından biri de bir araştırmacı hukuk konusunda makale yazmak istediğinde yararlanabileceği bir havuz oluşturmaktır. Bir avukatın davasıyla ilgili rahat bir şekilde konuşabileceği bir Kürtçe hukuk literatürüne ulaşabilsin istiyoruz. Böyle olursa hem halk derdini avukata çok rahat anlatabilecek hem de avukat onu anlayabilecek” diye konuştu.

‘Dil ve hukuk birbirinin tamamlayıcısı’

Akademik çalışmaların yanında hukuk öğrencileri için bir eğitim de başlatacaklarını kaydeden Şapkacı, “Dil ve hukuk birbirinin tamamlayıcısıdır. Kürtçe hukuk literatürüne duyulan ihtiyaç sadece akademik ya da mesleki alanla sınırlı değildir. Özellikle içinde bulunduğumuz bu siyasi süreçte, bu ihtiyaç çok daha görünür hale gelmiştir. Avukatların, müvekkillerinin haklarını ve taleplerini kendi ana dillerinde ifade edebilmeleri, adaletin erişilebilirliği açısından hayati önemdedir. DADSAZ olarak biz, bu alandaki boşluğu doldurmayı ve Kürtçenin hukuk dili olarak kurumsallaşmasına katkı sunmayı amaçlıyoruz. Hukukun dili ne kadar çoğulcu ve kapsayıcı olursa, adaletin toplumsal meşruiyeti de o kadar güçlenir. Bu nedenle, Kürtçenin hukuki alanda daha güçlü bir zeminde yer alması, sadece bir dil meselesi değil, aynı zamanda demokratikleşme ve hak temelli bir toplum inşası için de gereklidir” dedi. (MA)

Son Haberler

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...