1 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

“Boykotsa boykot, grevse grev”

Karara göre, CHP’nin 47 yıl sonra birinci parti olmasını sağlayan Özgür Özel ile yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırılırken, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetimi yeniden göreve gelecek.

Son olarak karara ilişkin YSK’ye yapılan itiraz bugün reddedildi.

Özel, Genel Merkez’de konuştu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mutlak butlan kararı sonrası ikinci kez partisinin genel merkezinde toplanan kalabalığa seslendi. Özel’in konuşması öncesi, “Hain Kemal” sloganları atıldı.

Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Aile her şeydir. Ne zaman başımız sıkışsa, yüzümüzü ailemize döneriz, aile düştüğümüzde kolumuzdan tutandır, sendeleyince omzumuza dokunandır, yokluğuna katlanmak zordur ama zoru göğüsleriz. Her şeye dayanırız da ailemizin haysiyetinin çiğnenmesine asla izin vermeyiz. Siz benim ailemsiniz. Bu ülkenin tüm demokratları bizim ailemizdir.

Bu ülkenin geleceğinden kaygı duyanlar, yarınları için mücadele edenler, birbirinin omzuna tutunup da yarınlar için direnenler bizim ailemizdir. Biz ailesine sahip çıkanlarız. Biz yoksulları, emeklileri, emekçileri, esnafı, çiftçiyi, gençleri ailemiz bildik. Bu otobüslerin üstünde bütün meydanlarda ailemize sahip çıktık. Gün oldu zora düştük, saldırıya uğradık, tüm illerde, tüm ilçelerde, baba ocağı neredeyse benim ailem onun önünde. Benim ailem bizimle birlikte.

“Suçumuz kontrollü muhalefet olmayı reddetmek”

Bizim suçumuz müesses nizama başkaldırmak, bizim suçumuz kontrollü muhalefet olmayı reddetmek, bizim suçumuz paşa paşa konforlu muhalefet koltuğunda oturmayıp, millet için iktidarı hedeflemek. Mesele milletin sofrasından gidenlerin hesabını sormaktır, milletin bozulan huzurunu geri getirmeye çalışmak, küçülen ekmeğini büyütmeye çalışmaktır. Mesele müesses nizama itiraz edip AKP’nin kara düzenin çarkına çomak sokmaktır. Mesele budur.

Bugün biz CHP’yi değil, CHP’ye yapılan bu saldırıyla demokrasiyle, siyasi partiler rejimini ve milletin karar verici olmasını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’e emanetin, seçme ve seçilme hakkını savunuyoruz. CHP milletin partisidir. Atanmış kayyumlar bu partiyi yönetemezler. CHP’yi AKP’nin butlan kolları yönetemez, yönettirmeyiz.

“Bugün yaşananlar doğum sancısıdır”

Bugün yaşananlar yarının iktidarının doğum sancısıdır. Biz bu sancıya dayanacağız. Bu sancının bir müjde olduğunun farkında olacağız. Acı çekeceğiz, zorlanacağız, ama katlanacağız. Çünkü biz yüz yıl sonra bir kez daha bu milletin umudu olacağız, bu milleti kurtaracağız. Sancıya dayanmadan müesses nizamın çarkları kırılamaz. Sancıya dayanmadan AKP’nin kara düzeni yenilemez. İşkenceye de varsa gidişat, işkencelerine de katlanacağız, en sonunda biz kazanacağız.

AKP yaşlanmıştır, AKP yorulmuştur, AKP tükenmiştir. Erdoğan bir daha seçim kazanamayacağını görmektedir. Erdoğan bu yüzden milleti adaysız, partisiz, lidersiz, seçeneksiz ve çaresiz bırakmak istemektedir. Saldırının hedefinde tüm demokratik sistem vardır.

Tüm haklar, tüm özgürlükler hedeftedir. Kimse başını kaldırmasın, kimse itiraz etmesin, bir kişi kimsenin umudu olmasın, bir parti sisteme alternatif sunmasın, bu rejim hiç kaybetmesin, kaybeden emekçiler ve emekliler olsun, zenginlerin yüzü gülsün istemektedir. İtiraz tam da bunadır, itiraz AKP’nin kara düzeninedir. Rüzgar artık emekten, emekçiden, milletten, halktan yana esmektedir.

Saraçhane günlerinden beri hep Ekrem Başkan için, Mehmet Murat Çalık için, öteki başkanlar için, öteki tutsaklar için hep çalıştık, hep ışıkları yaktık, hep onları selamladık, Ekrem Başkan mesaj yollamış bizi selamlamış. Artık bu gece Türkiye’nin dört bir yanında haram yemeyen, cana kıymayan, haksız yere cezaevinde tutulan tüm yoldaşlar için, tüm siyasetçileri için hep beraber söylüyoruz.

Türkiye değil Dünya siyasi tarihinde olmayacak bir kararla, bambaşka bir hukuk dalının bir kararını, bir siyasi partinin 2,5 yıl önce yapmış olduğu bir kurultayla ilgili butlan kararı verdiler. Kendilerinin bile savunamadıkları bu kararı verdirerek, CHP’yi bölmeye, kendi içinde meşgul etmeye, iktidarlarını korumaya çalışanların açık kumpasıyla karşı karşıyayız. Bir yandan da bu cenderenin içinden çıkmak gerekiyor.

Bunu gidip de rejimle uzlaşacak, aparatlarıyla uzlaşacak, olmadık temaslar, pazarlıklar yaparak, bekledikleri tavizleri vererek yapacak halimiz yoktu. O yüzden buradayım, o yüzden buradayız.”

Kılıçdaroğlu ile görüşmesini anlattı

Özgür Özel, bugün akşam saatlerinde Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı telefon görüşmesini şu sözlerle açıkladı:

“Dedim ki, ‘Sokağı görüyor musun, milleti duyuyor musunuz, bu partinin baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşındaki teyzemi, 15 yaşındaki evladı görüyor musunuz?, Türkiye’nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz?’

Bugün Türkiye’den 65 baro isyan ediyor, bugün Türkiye’nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, siyasi partileri en sağdan en sola tüm dostlar yan yana duruyor,  ‘Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir’ diyor ve sizden bir şey bekliyor. Bir soru aldım, ‘Siz ne diyorsunuz diye?’ Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz.”

“Sandık gelecek”

Özel, ardından konuşmasını şöyle sürdürdü:

“CHP delegesinin, üyesinin önünde Atatürk’ün sandığı gelecek. Bu milletin önüne ise seçim sandığı gelecek. İktidar değişecek. Bu meydanın gücüyle sandığı da getireceğiz. Emekçinin de emeklinin de hakkını alacağız. Gençlerin umudu olacağız. Sizin gücününüz bir araya getirmek şart. Hemen şimdiden kurultay için harekete geçiyoruz. Önce kurultay sandığını kurtaracağız. Sonra da seçim sandığını kurtaracağız. Bu ülkenin geleceğini kurtaracağız. Bu mücadeleyi yarı yolda bırakamayız.

Bu yürüyüş durmayacak benden size söz. Bu yürüyüş mağdurların, mazlumların, iyilerin, yoksulların, çalışkanların, dürüstlerin haysiyet yürüyüşüdür, onur yürüyüşüdür, iktidar yürüyüşüdür. Dayanışmayı, örgüt örgüt, meydan meydan, adım adım adım büyüten tüm siyasi partilere, siyasi partilere, sivil topluma, meslek odalarına, Barolara yürekten teşekkür ediyorum.

“Boykotsa boykot, grevse grev”

Bu meydanın gücüyle sandığı getireceğiz. Emekçinin hakkını alacağız. Emekçinin hakkını, emeklinin hakkını alacağız. Gençlerin umudu olacağız. Her çağrıldığınızda meydanlarda dolup taşmaya var mısınız?

Sizin gücünüzü bir araya getirmek şart. İcabında tüketimden gelen gücü kullanmaya var mısınız, icabında hayatı durdurmaya var mısınız, icabında toplu direnişte, mücadeleye var mısınız, boykotsa boykot grevse grev sonana kadar direniş var mısınız? İşte bu sesler geleceği kurtracak olanlardır.

“Şahlığına güvenen gün gelir mat olur”

Gün gelir çivisi çıkar dünyanın, konuşamayanlar hatip, şifa veremeyenler tabip, yazamayanlar katip olur. Ama yine öyle bir gün gelir ki işler ters döner, aldatan bir gün sadakat için, çalan bir gün adalet için, döven bir gün şefkat için yalvarır. Piyon deyip geçme gün gelir şah olur, şaha da fazla güvenme gün gelir mat olur. Şaha da söylüyorum, şaha güvenenlere de bu milleti küçük görmeyin, tektir, yalnızdır bu oyunda yalnızdır demeyin, gün gelir şah olur, şahlığına güvenen de gün gelir mat olur.

Piyonları şah yapacağız, ayakları baş edeceğiz, kibirli olanlara yeter diyeceğiz. Bu milleti karınca görüp ezerim sanmayın, karıncanın kardeşi var, o da bu meydanın kendisidir. Buraya dertten, tasadan kurtulmaya, buraya zulme direnmeye, buraya adaletsizliğe karşı meydan okumaya geldiniz. Siz bu ülkenin, bu milletin, bu halkın kurtuluşusunuz. Mücadele edenler kazanacak.”

Ne olmuştu?

CHP lideri Özgür Özel yurttaşları bu akşam saat 20.30’da CHP Genel Merkezi’ne çağırmıştı.

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...