2 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

Ankara’da PKK’nın kongresi ile ilgili hangi seçenekler konuşuluyor?

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı “silah bırakma ve örgütü lağvetme” çağrısının ardından PKK’nın fesih kongresini ne zaman toplayacağına ilişkin tartışmalar sürerken Ankara’da sürece ilişkin yeni adımların atılması gündemde.

AKP kaynaklarının verdiği bilgiye göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan partisin Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında sürece ilişkin bir kez daha “kararlılık” mesajı verirken parti yönetimi de gelişmeleri kurumsal düzeyde takip etmek için heyet oluşturdu.

İmralı heyetinde yer alan TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in hastalanması nedeniyle ertelenen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile DEM Parti heyetinin görüşmesinin de bugün gerçekleşmesi bekleniyor.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in hafta başındaki “süreçle ilgili Nisan sonunda iyi haberler bekledikleri”, DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan’ın da 22 Nisan Salı günkü grup toplantısında “Haftaya Salı günü başka gündemleri konuşuyor olabiliriz” açıklamaları, PKK’nın yakın zamanda fesih kongresini toplayacağı beklentilerini artırdı.

DEM Parti kulislerinde ise “güvenlik” gerekçesiyle PKK’nın ancak kongreyi gerçekleştirdikten sonra bunu kamuoyuna açıklayabileceği konuşuluyor.

Kongre için farklı tahminler dile getirilse de gerek iktidar kanadı, gerekse DEM Parti’de “en geç Haziran ayında bu süreç olumlu olarak nihayetlendirilir” görüşü hakim.

‘Baltalama yok, kararlılık var’

Sürecin ivme kazanacağı beklentisinin konuşulduğu bir süreçte, yazar Mümtazer Türköne’nin “Erdoğan süreci baltalayacak, Bahçeli Türkiye’yi erken seçime götürecek” iddiası ise Cumhur İttifakı ortaklarının yanı sıra DEM Parti’de de tepkiyle karşılandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sert sözlerle yalanladığı iddiayla ilgili AKP kaynakları da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hafta başında yapılan MKYK toplantısındaki “kararlılık” vurgusuna dikkat çekiyorlar.

AKP kurmayları “Baltalama değil, Cumhurbaşkanı’nda da devlette de kararlılık var” görüşünü savunuyor.

Erdoğan görüşmeye ilişkin bilgi verdi: Azimle, gayretle çalışıyoruz

AKP kaynaklarının verdiği bilgiye göre Erdoğan, hafta başında MKYK toplantısında DEM Parti ile görüşmenin olumlu geçtiğini, kalp krizi geçiren Sırrı Süreyya Önder’e şifa dileğiyle dile getirdi.

Silahların gömülmesi, PKK’nın fesih kongresini yapması ile “Terörsüz Türkiye” hedefine ilişkin, “Terörden, şiddetten uzaklaşmış Türkiye hedefine ulaşmak için büyük bir azimle, gayretle çalışıyoruz” mesajı verdi.

Türköne ve bazı eski AKP milletvekillerinin sürece ilişkin yorumlarına da tepki gösteren AKP kurmayları, “Politik şartlar, şu anda yürüyen süreç hiç onların dediği gibi değil, bu sürecin başarıyla sonuçlandırılması için herkes çaba sarfediyor. Bu sürece devlet kademeleri, Cumhurbaşkanı destek veriyor” görüşünü dile getiriyorlar.

Sırrı Süreyya Önder’e rahatsızlığı nedeniyle toplumun tüm kesimlerinden güçlü desteğe dikkat çeken bir parti yöneticisi, “Bu tablo, bu topraklarda terörün sona ermesine dair beklentiyi ortaya koyuyor. O nedenle bu süreçle ilgili herkes olumlu bir dil kullanmalı, soru işareti oluşturacak yaklaşımlardan kaçınılmalı” görüşünü dile getirdi.

AKP heyeti ne yapacak?

Hafta başında yapılan MKYK toplantısı sırasında açıklama yapan AKP Sözcüsü Ömer Çelik, “Terörsüz Türkiye” sürecinin yakından izlenmesi ve bunun siyasi olarak doğru bir şekilde konumlandırılması için parti içinde bir heyet oluşturulduğunu açıkladı.

Heyette kimlerin yer aldığı açıklanmadı, ancak parti kaynaklarına göre bu heyetin asıl rolü, örgütün kendisini feshetmesinden sonra başlayacak.

Heyet, silah bırakma sonrası, toplumsal tepkileri ve beklentileri izleyecek ve buna göre rapor hazırlayarak Erdoğan ve parti yönetimine sunacak.

AKP kurmayları, bu heyetin misyonunu, “Mideniz ağrırken, sağlıklı düşünemezsiniz. Ama ağrı bittiği andan itibaren beklentileri daha iyi ölçebilirsiniz. Bu heyet de PKK’nın kendini feshinin toplumda nasıl karşılandığı ve kamuoyunun beklentilerine dair spesifik çalışma yürütecek” sözleriyle özetliyor.

İnfaz Yasası’nda köklü değişiklik: Fesih sonrası işimizi kolaylaştırır

Son dönemde AKP ve MHP’de İnfaz Yasası’nda kapsamlı değişiklik tartışılıyor.

Bu çerçevede öne çıkan formül, terör dahil, tüm suç tipleri için infaz oranının yarı yarıya uygulanması seçeneği.

Şimdiye kadar yapılan infaz düzenlemelerinde, terör suçları kapsam dışında bırakılmıştı.

İktidar partisi kurmayları, “Kapsamlı bir İnfaz Yasası düzenlemesi ayrı bir paket olarak gelir. PKK’nın kendini feshedip sürecin başarıyla sonuçlanması işimizi kolaylaştırır” yorumunu yapıyorlar.

Böyle bir durumda, Haziran veya Temmuz aylarında Meclis tatile girmeden kapsamlı bir İnfaz Yasası değişikliğinin gündeme gelmesinin sürpriz olmayacağı belirtiliyor.

AKP ile MHP arasında görüş ayrılığı var mı?

Devlet Bahçeli “Erdoğan süreci baltalayacak, Bahçeli erken seçime gidecek” iddiasını net bir dille yalanlamıştı.

Bazı kesimlerin 2016’dan bu yana “Cumhur İttifakı bozulsun” bekleyişi içinde olduğuna dikkat çeken bazı MHP kurmayları, iki parti arasında zaman zaman olaylara bakış farkı olabileceğini, ancak Erdoğan ile Bahçeli arasındaki diyalog kanallarının her zaman açık olduğun ifade ediyorlar.

MHP kurmayları, “100 konu varsa anlaşmazlık konusu bir ikidir. Terörsüz Türkiye hedefi konusunda da bu tür bazı yaklaşım farkları olabilir ama bu kriz, çatlak anlamına gelmez” görüşünü dile getiriyorlar.

‘Bazı kişileri ancak Öcalan ikna eder’

DEM Parti’de de sürecin olumlu sonuçlanacağı beklentisi yüksek.

DEM Parti kulislerinde, bir iki haftanın süreç için kritik önemde olduğu, kongre tarihi ve yerinin ise kamuoyuna duyurulmasının beklenmediği ifade ediliyor.

DEM Parti’de bu konuda şu görüşler dile getiriliyor:

  • PKK’nın kongresini ne zaman ve nerede yapacağı konusunda bilgimiz yok, olmaz da. Ama güvenlik kaygılarını dikkate almak gerek. Orada hâlâ çatışmanın olduğu bir ortam var, operasyonlar sürüyor, sayıları azalsa da SİHA’lar gidiyor. Böyle bir ortamda saatini, yerini, gününü söyleyerek bir kongre yapılır mı? Muhtemelen kongre bittikten sonra örgüt kamuoyuna gereken mesajı verir.
  • Örgüt, “Öcalan kongreye katılsın” demiyor. Öcalan’ın kongreyi yönlendirmesi ve yürütmesi için iletişim olanaklarının sağlanması gerekiyor. Çünkü örgüt yöneticileri de “Bizim ikna edemeyeceğimiz kişiler var. Onları ancak Öcalan ikna eder” dedi. Öcalan’ın iletişim kurmasını sağlayacak teknik imkanlar var ve bunun gereği yapılır diye düşünüyoruz.
  • Haber BBC Türkçe’nin Ayşe Sayın

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...