İznews / Haber Merkezi – Manchester United’ın yeni transfer Alexis Sanchez, 2012-2013 yılları boyunca 1 milyon euro’luk vergi kaçırdığı gerekçesi ile 16 ay hapis cezasına çarptırıldı. İspanyol basınında yer alan haberlere göre Barcelona’da oynadığı dönemde Şilili futbolcunun vergi kaçırdığı iddiasıyla başlatılan soruşturma sonucunda bu cezayı aldığı belirtildi. Sanchez iki yıl boyunca suç işlemezse hapis yatmayacak.
Alexis Sanchez’e 16 ay hapis cezası
Son Haberler
Netanyahu-Trump, Erdoğan’ı görüştü
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu,...
Türkiye’den Avrupa Parlamentosu’nun ‘Kıbrıs’ kararına tepki
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıs konusunda kabul edilen karara tepki göstererek, kararın "yok hükmünde" olduğunu belirtti.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya tam destek verildiği kaydedildi.
Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, şu ifadelere yer verildi:
"Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik asılsız ve akıl dışı iddialar içeren karar yok hükmündedir. Karar hakkında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya tam destek veriyoruz.
Alçakça iftiralar barındıran söz konusu karar, Avrupa Birliği’nin ve özelde Avrupa Parlamentosu’nun, Kıbrıs meselesiyle ilgili olarak belirli çevrelerin güdümüyle benimsediği yanlı ve çarpık yaklaşımın son örneğini teşkil etmektedir.
Avrupa Birliği kurumlarının, Kıbrıs meselesine yönelik tarihi gerçekliklerden ve tarafsızlıktan gittikçe uzaklaşan bir yaklaşım içine girmesini endişe verici buluyoruz."
Rojin Kabaiş dosyasında tüm iddialar yeniden ele alınacak
Van'da şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, dosyada daha önce yapılmayan tüm incelemelerin yeniden ele alınacağını söyledi.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma devam ediyor.
Türkiye'nin gündemine oturan olay 27 Eylül 2024'te yaşandı. Rojin Kabaiş, kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kayboldu.
Rojin'in cansız bedeni kaybolduktan 18 gün sonra 15 Ekim 2024'te Van Gölü kıyısındaki Mollakasım Mahallesi'nde bulundu.
İki erkek DNA'sı tespit edildi, 413 kişiden örnekler alındı
Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi'nin 10 Ekim 2025'te dosyaya giren raporunda, Kabaiş'in göğüs ve vajina iç bölgesinde iki ayrı erkeğe ait DNA tespit edildiği belirtildi.
Olay yerinden Adli Tıp Kurumu Van Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi'ne nakil sürecinde cenazeye temas etmiş olabileceği değerlendirilen kişilere yönelik kapsamlı DNA taraması yapıldı.
Bugüne kadar üniversite ve yurt güvenlik görevlilerinden de olduğu 413 kişiden DNA örneği alındı.
Beyaz araba, silinen görüntüler ve bozuk kamera
DHA’nın haberine göre Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, dosyadaki son durumla ilgili açıklamalarda bulundu.
Kabaiş, bir süre önce yeni avukatları Abdurrahman Karabulut ile Van'a gittiklerini belirterek, şunları söyledi:
"- Savcılıkla bir görüşme gerçekleştirdik. 3 gün içinde Rojin'in hangi kameralara takıldığı ve nereye gittiğine ilişkin görüntüleri aldık. Avukat görüntüleri inceliyor. Gereken ne varsa üzerinde duracağını söyledi.
- Beyaz arabadan bahsediliyor. O konunun üzerinde duracak. Daha önce yapılmayan bütün incelemeleri yeniden ele alacak. Rojin bir güvenlik kamerasından diğer güvenlik kamerasına geçtiği sırada 15 dakikalık bir zaman farkı var. O kısım silinmiş. Net bellidir ki bu olayda bir örtbas var.
- Bir de Rojin'in telefonunu bıraktığı yerde 360 derece dönen bir kamera var. O kameranın da o esnada bozuk olduğu söylendi. Kimse bunu gündeme getirmedi. Daha sonra kendi telefonumla bir video çektim ve kameranın döndüğünü gördüm. Bahsettiğim güvenlik kamerasının görüntüsü varsa bu olay tek kalemde çözülür."
ABD’nin Türkiye’ye yaptırımları kaldırması için nasıl bir yol haritası izlenecek?
ABD Başkanı Donald Trump, 7 Temmuz'da NATO Zirvesi için...
‘ABD’nin İran saldırıları günlerce sürebilir’
ABD'nin İran ile sağlanan ateşkes ve mutabakat sonrası Avrupa'ya gönderdiği yakıt ikmal uçaklarının yeniden İsrail ve Ortadoğu'ya konuşlanmak üzere havalandığı bildirildi.
İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, ABD’nin dün gece İran'a yönelik saldırılarının ardından Washington yönetiminin bölgedeki askeri hareketliliğini artırdığı aktarıldı.
Haberde, İran'la sağlanan mutabakat sonrası Avrupa'daki üslere konuşlandırılan ABD ordusuna ait yakıt ikmal uçaklarının son birkaç saat içinde bölgeye doğru yola çıktığı belirtildi.
KAN'a konuşan İsrailli kaynaklar ise Tel Aviv yönetiminin ABD'nin İran'a yönelik hava saldırılarının birkaç gün sürebileceği değerlendirmesini yaptığını söyledi.
ABD ile İran arasındaki yeniden yükselen gerilimin ardından İsrail ordusunun da yüksek alarm durumuna geçtiği bildirildi.
Son 24 saatte askeri kurmaylarıyla durum değerlendirmeleri gerçekleştirdiği kaydedilen İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'in ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ve Pentagon'dan üst düzey yetkililerle doğrudan temaslarını sürdürdüğü kaydedildi.
Tel Aviv yönetiminin İran'ın ABD saldırılarına misilleme olarak İsrail’i hedef alması halinde "sert" karşılık vermeyi planladığı ifade edildi.
İsrail ordusu İç Cephe Komutanlığı ise henüz halka yönelik güvenlik yönergelerinde bir değişikliğe gitmedi.
ABD Başkanı Donald Trump, bugün Ankara'nın ev sahipliği yaptığı 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sonrası yaptığı açıklamada, "Büyük ihtimalle bu akşam İran'ı çok sert şekilde vuracağız" demişti.
NATO’dan ortak savunma taahhüdü: 5. Madde’ye bağlılık yinelendi
Aralarında ABD Başkanı Donald Trump'ın da bulunduğu NATO üyeleri...
Trump’tan İran mesajı: ‘Bu gece onları sert vuracağız’
ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'le...
Türkiye Gündemi
Netanyahu-Trump, Erdoğan’ı görüştü
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu,...
Rojin Kabaiş dosyasında tüm iddialar yeniden ele alınacak
Van'da şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, dosyada daha önce yapılmayan tüm incelemelerin yeniden ele alınacağını söyledi.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma devam ediyor.
Türkiye'nin gündemine oturan olay 27 Eylül 2024'te yaşandı. Rojin Kabaiş, kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kayboldu.
Rojin'in cansız bedeni kaybolduktan 18 gün sonra 15 Ekim 2024'te Van Gölü kıyısındaki Mollakasım Mahallesi'nde bulundu.
İki erkek DNA'sı tespit edildi, 413 kişiden örnekler alındı
Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi'nin 10 Ekim 2025'te dosyaya giren raporunda, Kabaiş'in göğüs ve vajina iç bölgesinde iki ayrı erkeğe ait DNA tespit edildiği belirtildi.
Olay yerinden Adli Tıp Kurumu Van Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi'ne nakil sürecinde cenazeye temas etmiş olabileceği değerlendirilen kişilere yönelik kapsamlı DNA taraması yapıldı.
Bugüne kadar üniversite ve yurt güvenlik görevlilerinden de olduğu 413 kişiden DNA örneği alındı.
Beyaz araba, silinen görüntüler ve bozuk kamera
DHA’nın haberine göre Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, dosyadaki son durumla ilgili açıklamalarda bulundu.
Kabaiş, bir süre önce yeni avukatları Abdurrahman Karabulut ile Van'a gittiklerini belirterek, şunları söyledi:
"- Savcılıkla bir görüşme gerçekleştirdik. 3 gün içinde Rojin'in hangi kameralara takıldığı ve nereye gittiğine ilişkin görüntüleri aldık. Avukat görüntüleri inceliyor. Gereken ne varsa üzerinde duracağını söyledi.
- Beyaz arabadan bahsediliyor. O konunun üzerinde duracak. Daha önce yapılmayan bütün incelemeleri yeniden ele alacak. Rojin bir güvenlik kamerasından diğer güvenlik kamerasına geçtiği sırada 15 dakikalık bir zaman farkı var. O kısım silinmiş. Net bellidir ki bu olayda bir örtbas var.
- Bir de Rojin'in telefonunu bıraktığı yerde 360 derece dönen bir kamera var. O kameranın da o esnada bozuk olduğu söylendi. Kimse bunu gündeme getirmedi. Daha sonra kendi telefonumla bir video çektim ve kameranın döndüğünü gördüm. Bahsettiğim güvenlik kamerasının görüntüsü varsa bu olay tek kalemde çözülür."
Netanyahu’dan Washington’a çağrı: Türkiye’ye F-35 ve jet motoru vermeyin
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde Washington yönetimine seslenerek Türkiye’ye yönelik savunma sanayii kısıtlamalarının sürdürülmesini talep etti.
Fox News kanalına konuşan Netanyahu, Türkiye’ye gelişmiş silah sistemlerinin satışının engellenmesi gerektiğini savunurken, Ankara’nın askeri açıdan güçlendirilmesinin bölgedeki stratejik dengeleri temelden sarsacağını iddia etti.
Türkiye’ye yönelik niteliksel bir askeri ambargo uygulanması gerektiğini öne süren Netanyahu, mevcut yönetimi hedef alarak, "Türkiye’ye ne F-35 savaş uçakları ne de kendi üretimleri olan savaş uçaklarında kullanılacak motorlar verilmelidir" ifadelerini kullandı.
Türkiye’deki yönetim yapısını "Müslüman Kardeşler tarafından enfekte edilmiş bir rejim" olarak nitelendiren İsrail Başbakanı Netanyahu, bu durumun İsrail’in güvenliği ve bölgedeki hava üstünlüğü için risk teşkil ettiğini savundu.
İsrail Başbakanı, olası bir savunma sanayii iş birliğinin yaratacağı jeopolitik risklere dair, "Böyle bir adım, Ortadoğu'daki stratejik güç dengesini tamamen bozacaktır. Unutulmamalıdır ki bölgedeki mevcut denge, nihayetinde İsrail'in hava üstünlüğü ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki caydırıcı askeri varlığı sayesinde korunmaktadır" açıklamasında bulundu.
Türkiye’nin yapısal olarak büyük bir ülke olduğunu belirten Netanyahu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politikasını doğrudan tehdit olarak gördüklerini dile getirerek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, İsrail'i yok etmekle açıkça tehdit ettiğini" ve "Ankara'nın Kıbrıs'ın yarısını işgal altında tuttuğunu" iddia etti.
ABD Başkanı Donald Trump ile olan ilişkilerine ve bölgesel güvenlik stratejilerine de değinen Netanyahu, iki ülke arasındaki bağların sarsılmaz olduğunu vurguladı.
Trump ile İran ve diğer bölgesel konularda fikir birliği içinde olduklarını söyleyen Netanyahu, "Başkan Trump ile hemen her konuda tamamen aynı görüşteyiz. Zaman zaman müttefikler arasında fikir ayrılıkları olabilir ama bunları doğrudan konuşarak çözüyoruz. Başkan’ın kendine özgü bir ifade tarzı var, benim de öyle. Ancak biz sizin bölgedeki örnek müttefikiniziz" dedi.
Irak ve Türkiye petrol konusunda anlaştı
Irak Petrol Bakanlığı, Ankara'da Türkiye ile gerçekleştirilen görüşmelerin ayrıntılarını açıkladı. Bakanlık, Irak ve Kürdistan Bölgesi petrolünün Türkiye üzerinden ihracatının devam edeceğini, kısa süre içinde ise yeni bir uygulama protokolünün imzalanacağını duyurdu.
Bakanlığın açıklamasına göre, Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Abadi'nin talimatıyla Petrol ve Dışişleri bakanlıklarından üst düzey yetkililerden oluşan Irak heyeti, çarşamba ve perşembe günleri Ankara'da temaslarda bulundu.Görüşmelerde, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması'nın geleceği ile ham petrol ihracatının sürdürülmesine yönelik mekanizmalar ele alındı.
Irak heyetine Petrol Bakan Yardımcısı Nasir Aziz ile Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Hüseyin Bahrululum başkanlık etti.
Heyet, Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile bir araya geldi. Toplantıya Irak Petrol Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra Kürdistan Bölgesi Doğal Kaynaklar Bakanlığı temsilcileri de katıldı.
"Petrol ihracatı kesintisiz sürecek"
Irak Petrol Bakanlığı, Başbakan Ali Falih Zeydi'nin talimatları doğrultusunda tarafların teknik ve hukuki koordinasyonun sürdürülmesi konusunda önemli ölçüde mutabakata vardığını belirtti.
Açıklamada, "Bir sonraki aşamada imzalanacak uygulama protokolü, Irak petrolünün, Kürdistan Bölgesi petrolü de dahil olmak üzere, ihracatının kesintisiz devam etmesini sağlayacaktır" denildi.
Bakanlık, söz konusu protokolün geçiş süreci niteliği taşıyacağını, mevcut anlaşmanın sona ermesinin ardından bir yıldan kısa sürede Bağdat ile Ankara arasında yeni ve uzun vadeli bir anlaşmanın imzalanmasının hedeflendiğini bildirdi.
Erbil: Bir yıllık geçiş protokolü üzerinde uzlaşı sağlandı
Kürdistan Bölgesi Doğal Kaynaklar Bakanlığı da cuma günü yaptığı açıklamada, Irak Dışişleri ve Petrol bakanlıkları ile Kürdistan Bölgesi Doğal Kaynaklar Bakanlığı temsilcilerinden oluşan ortak heyetin Ankara'da Türk yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Açıklamada, enerji alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı Anlaşması'nın süresinin dolmasının ardından petrol ihracatının kesintisiz sürdürülmesine yönelik mekanizmaların ele alındığı belirtildi.
Bakanlığa göre taraflar, Irak petrolünün ihracatının bir yıl daha devam etmesini sağlayacak uygulama protokolünün hazırlanması ve iş birliğinin sürdürülmesi konusunda anlaşmaya vardı.
Bu süre içerisinde iki ülke arasında uzun vadeli yeni bir anlaşmanın hazırlanarak imzalanmasının planlandığı ifade edildi.
Amanc Rahim: Geçici protokol imzalandı
Kürdistan Bölgesi Bakanlar Kurulu Sekreteri Amanc Rahim, Irak ve Türkiye'nin hem Irak hem de Kürdistan Bölgesi petrolünün Ceyhan limanı üzerinden sevkiyatının sürdürülmesi konusunda yeni bir "geçici protokol" imzaladığını duyurdu.
Amanc Rahim, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, her iki tarafın da Kürdistan-Ceyhan boru hattı üzerinden petrol sevkiyatının devamını güvence altına alan bir protokol imzaladığını belirtti.
Protokol "geçici" nitelikte
Amanc Rahim’in verdiği bilgilere göre imzalanan bu protokol, süreci kesintiye uğratmamak adına atılmış "geçici" bir adım olma özelliği taşıyor.
Protokolün temel amacı, tarafların Ceyhan limanı üzerinden yapılacak petrol ihracatı için yeni ve uzun vadeli bir stratejik anlaşma hazırlamasına zemin oluşturmak.
Rahim, kalıcı ve uzun vadeli yeni anlaşmanın hazırlanıp imzalanmasının yaklaşık bir yıl sürmesinin beklendiğini ifade etti.
53 yıllık anlaşmanın süresi doluyordu
Irak ve Türkiye arasındaki ilk ham petrol boru hattı anlaşması 27 Ağustos 1973 tarihinde imzalanmıştı. Yarım asrı aşkın süredir yürürlükte olan bu tarihi anlaşma, Türkiye hükümetinin daha önceki kararı uyarınca 27 Temmuz 2026 tarihinde sona erecekti.
Dem Parti, yeni kadrolarla kongreye gidiyor
DEM Parti, 20 Eylül’de Ankara’da gerçekleştireceği 5'inci Olağan Büyük Kongresi hazırlıklarını sürdürüyor. Kongre tarihinin netleşmesi ile birlikte yeni dönem çalışmaları da başladı.
MA’nın parti kaynaklarından aktardığına göre çözüm süreci kapsamında temmuz ayında Meclis’ten geçmesi beklenen “çerçeve yasa” ile birlikte DEM Parti de yeni dönemi karşılamaya hazırlanacak.
Bu kapsamda parti içi bir genelge yayınlandı.
Genelgede kongrenin “Demokratik Cumhuriyet ve Üçüncü Yol” perspektifi ile değişim ve yeniden yapılanma kongresi olarak ele aldığı belirtildi.
MA’nın aktardığına göre değişim ve yeniden yapılanma hem kadro hem de örgütsel yapıda yenilenme sağlanması perspektifine odaklanacak.
Genelgeye göre DEM Parti, 1– 14 Temmuz tarihleri arasında genişletilmiş il toplantılarını gerçekleştirecek. Genişletilmiş il toplantılarına DEM Parti’nin yanı sıra DEM Parti’ye yakın kurumlardan da kişiler katılacak.
Genişletilmiş il toplantılarının ardından DEM Parti tarafından 20-30 Temmuz tarihleri arasında bölge konferansları gerçekleştirilecek. 7 bölgede gerçekleştirilecek bölge konferanslara, genişletilmiş il toplantılarından seçilen delegeler katılacak ve büyük kongreye öneriler sunulacak.
İl toplantıları ve bölge konferanslarının ardından ortaya çıkan sonuçlar 5- 12 Ağustos tarihlerinde merkezi çalıştay yapılarak, bütünlüklü olarak ele alınacak. Tartışmalar neticesinde üzerinde uzlaşılan görüşler 20 Eylül’de yapılacak 5. Olağan Büyük Kongre'ye sunulacak.
“Genişleme Komisyonu yeni kişileri partiye almaya çalışacak”
Ayrıca Kongre Hazırlık Komisyonu bünyesinde oluşturulacak olan Genişleme Komisyonu, farklı çevrelerden siyasetçiler, yazarlar, akademisyenler, siyasi parti veya toplumsal temsili olan kişiler ile bir araya gelerek partiye katılmaları yönünde çalışmalar yürütecek.
Bunun yanı sıra DEM Parti, kongre sürecine giderken farklı kesimlerle tematik buluşmalar da gerçekleştirecek ve bu alanlara ilişkin de kendisine bir yol haritası çıkaracak.
Kurtulmuş: Süreç iyi gidiyor, bütün iç ve dış şartların olumlu olduğu bir dönemdeyiz
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, CNN Türk canlı yayınında çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sürecin önemli ölçüde tamamlandığını belirten Kurtulmuş, çıkarılması planlanan yasal düzenlemenin af değil, infaz düzenlemesi niteliğinde olacağını söyledi.
"İşin çoğunluğu bitmiştir"
Sürece ilişkin konuşan Kurtulmuş, "Bana göre işin çoğunluğu bitmiştir. Yakın zamanda artık terör, Türkiye'nin tamamıyla gündeminden kalkacaktır" dedi.
Bölgesel gelişmelerin de sürece katkı sağladığını belirten Kurtulmuş, "Türkiye'nin hem 'Terörsüz Türkiye'yi oluşturma kararlılığı hem de dışarıdaki gelişmelerin hepsi üst üste örtüştü. Bu Türkiye'ye çok büyük bir imkan veriyor" ifadelerini kullandı.
Sürecin olumlu ilerlediğini söyleyen Kurtulmuş, "Bütün iç ve dış şartların olumlu olduğu bir süreçteyiz. Eğer bu noktada temkinli, dikkatli ve acele hareket etmezsek korkarım ki araya birtakım provokasyonlar girer" diye konuştu.
"Yasa tüm partilerin desteğini almalı"
TBMM’ye gelmesi beklenen düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, "Gönlümden geçen, bütün partilerin ittifakıyla Meclis'e bir yasa gelir ve süratle bu geçer. Ümit ederim ki her partinin gönül rahatlığıyla destek vereceği bir yasa ortaya çıkar" dedi.
Hazırlanacak düzenlemenin kapsamına da değinen Kurtulmuş, "Çıkarılacak yasa müstakil ve geçicidir. Bir yasa çıkarıp ilanihaye bütün herkesi kapsayacak ve ilanihaye yürürlükte kalacak bir yasa olmayacaktır. Komisyonda kararlaştırılan şekli bu" ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, "Çıkarılacak yasa asla af niteliğinde olmayacaktır. Öyle bir algı şeklinde olmayacaktır, olmaması gerekir. Bunun daha çok bir infaz düzenlemesi olması gerekir" diye konuştu.
"CHP'nin iç kavgasının tarafı olamayız"
CHP'deki kurultay tartışmalarına ilişkin de konuşan Kurtulmuş, TBMM Başkanlığının bu sürecin tarafı olmadığını söyledi.
"CHP'nin iç kavgasının tarafı asla olamayız. Kendi aralarındaki sorunu çözemedikleri için başvurdukları bir mahkeme hiç değil TBMM Başkanlığı. Ne CHP'nin ne de bir başka partinin vasisiyiz" diyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"TBMM Başkanlığı bir mahkeme değil, herhangi bir partinin vasisi değil. TBMM Başkanlığı bir karar alacak ve partinin içerisindeki tartışma şu ya da bu şekilde sonuçlanacak diye bir durum söz konusu değil."
"NATO için tarihi bir dönüm noktası"
İstanbul'da düzenlenecek NATO Parlamento Başkanları Toplantısı ve Ankara'daki NATO Liderler Zirvesi'ne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, toplantıların önemine dikkat çekti.
"Dolmabahçe Sarayı'nda NATO üyesi ülkelerin meclis başkanlarını ağırlayacağız. Pazar günü gelmeye başlayacaklar. Önümüzdeki hafta da esas ağırlıklı olan toplantı, Ankara'daki Liderler Zirvesi. O toplantıda da NATO için çok tarihi bir dönüm noktasına şahit olacağımızı düşünüyorum" dedi.
NATO'nun geleceğinin yalnızca askeri güvenlik ekseninde ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Artık güvenlik sadece askerle, sadece silahla temin edilebilecek bir husus değil. Savaşmak kadar barışmanın da belki daha önemli olduğu ortaya çıkıyor. NATO'nun bir güvenlik şemsiyesi olduğu aşikar ama nasıl bir barış perspektifi geliştirebilir ve barışın oluşmasına nasıl katkıda bulunabilir bunların üzerinde de yoğunlaşmasının şart olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Ankara kulislerinde Demirtaş söylemi
Gazeteci Fatih Atik, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın sonbaharda tahliye edilebileceği iddiasının Ankara kulislerinde konuşulduğunu söyledi.
TGRT'de katıldığı yayında konuşan Fatih Atik, “Demirtaş DEM Parti yönetimine dahil olursa süreç başka bir yere evrilir mi?'' sorusunun da Ankara'da konuşulanlar arasında yer aldığını belirtti.
Atik, “Ankara’da Selahattin Demirtaş’ın sonbajar’da tahliye olabileceğine dair senaryolar üzerinde konuşuluyor. Demirtaş tahliye olursa ve DEM Parti’nin yönetimine girerse terörsüz Türkiye süreci başka bir sürece evrilir mi? Bunları konuşacağız” ifadelerini kullandı.
Mahkeme tarafından CHP'ye Genel Başkan olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı canlı yayında Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına destek verdikleri için pişman olmadığını açıklamıştı. Bu nedenle Demirtaş son günlerde yeniden gündeme geldi.
Öte yadan Kemal Kılıçdaroğlu son olarak Selahattin Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret edeceğini söylemişti. Demirtaş’ın bu ziyaret talebini kabul edip etmeyeceği henüz belli değil.
Kılıçdaroğlu’ndan ‘Demirtaş’ açıklaması: Kararımdan pişman değilim
İCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Selahattin Demirtaş hakkında daha önce verilen dokunulmazlık kararına ilişkin, “Selahattin Bey konusunda verdiğimiz kararın arkasındayım, pişman değilim" dedi.
Kılıçdaroğlu, Sözcü TV’de katıldığı canlı yayında gündeme dair açıklamalarda bulundu.
"Demirtaş kararı doğruydu, pişman değilim"
Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılması sürecine ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, "Ben davaların tarafı değilim ancak ilkem nettir: Meclis'e fezleke geldiğinde dokunulmazlıklar kaldırılmalı ve kişi yargı önünde aklanmalıdır. Selahattin Bey konusunda verdiğimiz kararın arkasındayım, pişman değilim" ifadelerini kullandı.
"Yargıyla ilişkim kanıtlanırsa Genel Başkanlığı bırakırım"
Kurultay sürecine ilişkin yargı kararlarını önceden bildiği yönündeki iddiaları sert bir dille yalanlayan Kılıçdaroğlu, "Kararın çıkacağını bilseydim bir gün önceden o videoyu yayınlar mıydım? Eğer bir gün mahkemeye gittiğimi, bir yargıçla konuştuğumu ya da herhangi bir ilişki kurduğumu kanıtlarsanız, yarın sabah CHP Genel Başkanlığı'nı (üyeliğini/siyaseti) bırakırım" dedi.
"CHP kirliliği kabul etmez"
Yayınladığı videodaki "arınma" vurgusuna açıklık getiren Kılıçdaroğlu, partinin ahlaki kültürüne dikkat çekti:
"Partinin kirlilikten arınması lazım, nokta. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Tarih boyunca bize 'komünist', 'faşist' ya da 'dinsiz' dediler ama kimse partinin ahlaki üstünlüğüne söz söyleyemedi. CHP’li birisi konuştuğunda herkes dikkatle dinler, çünkü bilirler ki o kişinin arkasında bir ahlaki duruş vardır. Parti asla kirliliği kabul etmez ve ahlak üzerinden yapılan tüm eleştiriler dikkate alınmalıdır."
Önceki İçerik


