2 Ekim 2026
14.8 C
İstanbul

Engelleri Aşarak Şampiyonluğa Tırmanan Gerçeklik: Amedspor

Mehdi Tanrıkulu – Hemen her maçı gündem olan Amedspor, yaşadığı tüm sıkıntıları aşarak Antalya’da kamp çalışmalarıyla, şampiyonluğa tırmanışını sürdürmektedir.

Çalışmalarıyla ilgili görüştüğümüz Amedspor Kulüp Başkanı Nurullah Edemen, iznews’in sorularını yanıtladı. Yoğun bir çalışmayla kamp hazırlıklarının devam ettiğini, yeni devreye üstün bir performans sergilemek istediklerini, bunun için de kendilerine dönük bütün engellemeleri, Amedspor taraftarlarıya beraber aşmakta kararlı olduklarını ifade etti.

“Gerek ekonomik destek anlamında istediğimizi bulamamak gerekse de kulübümüze yapılan baskılardan dolayı ciddi anlamda sıkıntılı süreçler yaşıyoruz. Ama bu hiçbir şekilde Amedspor’un hedeflerinden geri kalması, uzaklaşması anlamına gelmiyor” şeklinde açıklama yapan Amedspor Kulüp Başkanı Nurullah Edemen; “Eksik gördüğümüz bölgelere sporcu transfer çalışmalarımız da devam ediyor. Şu an takımımıza katılmış 3-4 tane sporcumuz var. Takımımızın menfaati doğrultusunda düzenlemelerimizi yapacağız ve bu şekilde önümüze bakacağız. Ligin ikinci yarısına da bu misyonla başlayacağız” önümüdeki maçlara ilişkin hedeflerini dile getirdi.

Edemen, “Amedspor bir kent takımıdır, herhangi bir kurum takımı değildir. Kent takımlarının her zaman bir hedefi olmalıdır, Amedsporun da bu anlamda hedefi olan, en önemli olan takımlardan bir tanesidir, özellikle bu ligde.”

Amedspor’un sıkıntılarının farklı yönlerini anlatan Edemen; “Her ne kadar kötü bir ilk dönem yaşadıysak da, takımı toparlayıp güçlü bir şekilde yine yola devam edeceğiz. Hedefimiz Amed sporu bir üst lige çıkarmaktır, hiçbir zaman bu hedeflerimizden geri durmayacağız. Biz de mevcut yönetim olarak bu emeği vermeye devam edeceğiz. Amedspor’un oyuncuları için illa ki yerel olsun diye bir yaklaşımı yoktur. Kulübümüze katkı sunacağını düşündüğümüz, kalitesine inandığımız her sporcuyu alabiliriz. Basına farklı yansıtılıyor, ama Amedspor’un böyle bir bakışı yoktur, biz öyle bakmıyoruz. Takıma baktığımızda 3-5 futbolcumuz bölge insanıdır, onun dışında Türkiye’nin her tarafından insanlar var. Şu anda Türkiye dışında oyuncu yok. Zaten yabancı statüsünde oyuncu oynatamıyoruz, oyuncunun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekir. Ama gurbetçi insanlar var mı evet. Deniz Naki bunlardan bir tanesidır. Almanya’da doğup büyümüş ama bizde oynayan bir kardeşimizdir” dedi.

Amedspor’un maçlarında ortaya çıkan manzaralara ilişkin olarak ise; “Amed ismini farklı lanse ettirmekten ötürü sıkıntılar yaşanabiliyor. Bu da mevcut siyasi konjonktür ile ilgili bir durumdur. Diyarbakır Spor olsaydı da, aynı şey olacaktı, Diyarbekir de olsa aynı şey olacaktı. Bugünkü siyasi konjonktürle alakalı, ülkenin batı tarafının maalesef Doğu, Güneydoğu’ya bakış açısı belli, biz de nasibimizi bu olumsuz şartlardan alıyoruz. Bu nedenle her gittiğimiz deplasmanda maalesef diyorum, söylenmesi de hoş değil ama, ırkçı ve milliyetçi grupların saldırılarına maruz kalıyoruz. Bu süreç kendiliğinden gelişmedi, bunu geliştirmek isteyen unsurlar vardı, maalesef bunu da bu şekilde hayata geçirdiler. Biz her zaman söylüyoruz, Amed Spor Kulübü bir spor kulübüdür. Bunu başka yere çekmelerinin bir mantığı yoktur. Adının Amed olması bir siyasi yapı, siyasi örgütlenme olduğu anlamına gelmez. Fakat isminin Amed olmasından biz onur ve gurur duyuyoruz. Temsiliyetini de büyük bir onurla yapıyoruz. Amed’de, kentimizin tarih içerisindeki isimlerinden bir tanesidir. Yaratılan algıdan dolayı çifte standarda uğruyoruz. Başka kulüplerde de yaşanabilecek herhangi bir durum bize gelince ciddi bir sorunmuşçasına ceza ve yaptırımlarla karşımıza çıkıyor. Bunun da bizim için faturası ağır oluyor.

Bizim amacımız şudur ki Amedspor Kulübüne bütün kesimlerden insanlar destek vermeli, her kesimden taraftarımız olmalı-olabilmeli. Bugün zor koşullarla mücadele ediyoruz. Tek başımıza ayakta kalmaya çalışıyoruz. Bütün bu baskı ve ötekileştirmeye rağmen, bu anlamda sporu seven güneydoğu halkının, yurt dışında kalan Güneydoğu insanının Amedspor Kulübüne maddi anlamda destek sunmasını bekliyoruz. Spor, biliyorsunuz ki maddiyatla başarısı orantılı olan bir etkinliktir. Ekonomik sıkıntılar maalesef sportif başarısızlığı getiriyor. Bu anlamda biz, Amedspor sevdalılarının manevi desteği sunmasının yanında ekonomik destek sunmalarını da istiyoruz” diye çağrıda bulunurken; “Türkiye kamuoyunda, kardeş spor yaklaşımını görmedik. Olumlu sözler hep söylemde kalıyor ama deplasmana gittiğimizde, burada çok iyi ağırladığımız insanlardan maalesef orada olumsuz yaklaşımlar görüyoruz, bu yaşadıklarımızı iznews aracılığı ile kamuoyuna duyurmak istiyoruz” dedi.

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...