24 Ekim 2026
15.8 C
İstanbul

Bakırhan: Mazlum Kobani, Şara’nın danışmanı olmadı, cumhurbaşkanlığının kurumsal bir yapısına dahil oldu

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Rojava’da Kürtlerle Şam yönetimi arasında varılan uzlaşmaya dair, “Şimdi diyorlar ki ya Mazlum Kobani niye Şara’nın danışmanı oldu? Mazlum Kobani, Şara’nın danışmanı olmadı, cumhurbaşkanlığının kurumsal bir yapısına dahil oldu. Ne adına dahil oldu? Kürtlerle, diğer halklar ve inançlarla yaşanacak sorunları çözmek için danışman oldu” dedi.

Bakırhan Resmi Gazete’de yayımlanan çerçeve yasaya ilişkin de “Silahların susması her şeye yeter mi? Hayır, yetmez. Silahlar sustu ama eşit yurttaşlar olduğumuz bir düzen kurulmalıdır” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Urfa’da düzenlenen halk buluşmasında konuştu.

Hiçbir sözün evlat acısını gideremediğine dikkati çeken Bakırhan, “Türkiye’nin dört bir yanında taziyeler kuruluyor. Demek ki herhalde daha önce koşullar uygun olmadı. Çatışma ve şiddet ortamda yaşamını yitiren gençlerin taziyeleri açıklanıyor. Hamasete girmeden o ailelere başsağlığı diliyorum. Hiçbir söz evlat acısını gideremiyor. O ailelerin acısını paylaşıyoruz. Sadece Barış Anneleri’nin, Cumartesi Anneleri’nin değil, şehit ve gazi ailelerinin de acılarını paylaşıyoruz. Trabzon’un acısı da Siirt’in acısı da Urfa’nın acısı da eşittir” diye konuştu.

“Meclis’te tarihi bir yasa geçti”

Çerçeve yasaya dair de görüşlerini paylaşan Bakırhan, özetle şunları söyledi:

“İki yılı aşkın süredir hep birlikte bu süreci büyük titizlik ve dikkatle dinliyoruz. Gittiğimiz birçok yerde halkımız, halklarımız tereddütlerini, güvensizliklerini dile getirdiler. Evet, ağır yürüdü, aksak yürüdü. Daha önce bu yasa çıkarılabilirdi ama günün sonunda eksiklerine, aksaklıklarına rağmen Meclis’te tarihi bir yasa geçti. Yüz yıllık Meclis tarihinde ilk defa Kürt meselesi yasal bir zeminde tartışıldı. İlk defa Kürt meselesi için bir yasa geçti. Kürt yok denilen, kimliği inkar edilen, diline bilinmeyen dil denilen, Mecliste konuştuğu zaman mikrofonların kapatıldığı, meclis tutanaklarına ‘bilinmeyen dil’ diye geçen Kürt meselesiyle ilgili bir yasa geçti. Bu çok önemlidir. Bu önemi herkes bilmelidir.

“Taleplerin çözümü için mücadele edeceğiz”

Peki ne oldu? Dilimize ne oldu? Kimliğimize ne oldu? Kayyumlar atandı belediyelere ne oldu? Cezaevinde Selahattinlere, Figenlere, Leyla Güvenlere ne oldu? Bu yasa Kürt meselesinin çözüm yasası değil. Yasanın temel amacı silahı ve şiddeti devreden çıkarıp Kürt meselesini siyasi zeminine taşıyıp orada tartışmak ve çözmekti. Peki bu talepleri unuttuk mu? Bu talepleri dile getirmeyecek miyiz? Bu taleplerimiz gerçekleşmeyecek mi? Tabii ki dile getireceğiz, savunacağız. Bu taleplerin çözümü için mücadele edeceğiz. Ama o yasa bu yasa değil.

“Diyor ki Selahattinler, Figenler dışarı çıkacak”

Nedir bu yasa? Diyor ki Selahattinler, Figenler, Ali Ürkütler, Leyla Güvenler, cezaevindeki binlerce Kürt siyasi tutsak dışarı çıkacak. Çeşitli sebeplerden, baskılardan dolayı yurt dışına sürgüne gidenler ülkeye dönecek. Elinde silah olan, silahla mücadele eden, PKK’nin dağ kadroları demokratik, sosyal, siyasal yaşama katılacak. Diğer meselelerimiz bir sonraki aşamanın konularıdır. Bir sonraki yasaların konularıdır. Bu yasa Kürt meselesinin bütün boyutlarıyla çözüldüğü bir yasa değil. Evet sonuçlarını ortadan kaldıran, meseleyi şiddet zemininden, çatışma zemininden, ölüm zemininden alıp hukuki, siyasi zemine getiren bir yasadır. Yoksa yüz yıllık bir mesele bu yasayla çözülmeyecek. Biz de çok iyi biliyoruz. Bu yasa bir ilktir. Bu yasa bir kapı aralıyor, sonrasını Urfa halkımıza bırakıyor. Şimdi bir kapı aralandı.

Bu yasa ilk defa Kürt meselesini Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Meclis zeminine taşımıştır ve Meclis zemininde bir yasa çıkmıştır. Biz önemsiyoruz. Peki silahların susması her şeye yeter mi? Hayır, yetmez. Silahlar sustu ama eşit yurttaşlar olduğumuz bir düzen kurulmalıdır. Kürt’ün ötekileştirilmediği, stadyumlarda sarı torbaların gösterilmediği, Kürt’ün onurunun, kimliğinin aşağılanmadığı bir düzen kurulmalıdır. İşte bu düzenin ön adımları bu yasadır. Barış sadece çatışmanın bitmesi değildir. Barış, Kürt’ün korkmadan, çekinmeden, endişe duymadan kendi kimliğiyle, Alevi’nin kendi inancıyla, Arap yurttaşlarımızın kendi kimliğiyle onurluca yaşadıkları bir düzen kurmaktır. Dolayısıyla henüz yolun başındayız. Bu yasa her şey değil. Bu yasa önemlidir. Bir adımdır. Bir kapı araladı.”

“Kürtler, Suriye’nin geleceğinde çok önemli kilit bir role sahip oldu”

Şimdi gelelim Rojava’ya. Öyle şeyler yazılıp çiziliyor ki biz bile hayretle izliyoruz. Çok önemli gelişmeler var. Öncelikle onu söyleyeyim. Şam’da önemli bir adım atıldı. Ne oldu? Kürtler, Suriye’nin geleceğinde çok önemli kilit bir role sahip oldu. Şimdi böyle diyorum ama herkes şeyle bak. Nasıl kilit role sahip oldu? Ya Kürtler zaten kendi kentlerinin olduğu bölgelerde kendi belediye başkanını, kendi kaymakamını, valisini seçiyor. Öyle mi? Kendi güvenliğini sağlayan orada güçleri var. En son oradaki kadın militanlar da iç asayiş olarak kabul edildi. Kürtler Suriye’nin geleceğinde bundan sonra söz sahibi oldular bu anlaşmayla birlikte.”

“Mazlum Kobani, Şara’nın danışmanı olmadı, cumhurbaşkanlığının kurumsal bir yapısına dahil oldu”

“Şimdi diyorlar ki ya Mazlum Kobani niye Şara’nın danışmanı oldu? Mazlum Kobani, Şara’nın danışmanı olmadı, cumhurbaşkanlığının kurumsal bir yapısına dahil oldu. Ne adına dahil oldu? Kürtlerle, diğer halklar ve inançlarla yaşanacak sorunları çözmek için danışman oldu. Suriye’de ana dilde eğitimle ilgili sınırlı bir gelişme var. Mesela biz bunu eleştiriyoruz. Büyük ihtimalle bu salonda oturan arkadaşlarımızın da en temel eleştirilerinden birisi odur. Yani Suriye’nin ulusal dil olarak kabul ediyorsan öyle saatle günle üç beş tane ders ismi sayarak o dili yaşatamazsınız. Yani bak biz bu konuda eleştirilerimizi dile getirelim. Sınırlı ders saatiyle yetinilmemeli. Kürtler Suriye’de nerede yaşıyorsa yaşasın, hiçbir kısıt olmadan ana dilde eğitim görmelidir. Suriye yönetimi de öyle bu ana dilde eğitim meselesini kısıtlarla, kararnamelerle hayata geçirmemelidir. Ana dilde eğitim yasal, anayasal güvencelere kavuşmalıdır. Şu anda yasal ve anayasal bir şey yok. Orada Kürtler de biraz önce söylediğim gibi kendi ana dilleri dahil olmak üzere bu meselelerin daha geniş şekilde yorumlanması için mücadele ediyor.

“Bedellerin karşılığında eksik de olsa kazanımlar var”

Kobani’de, Afrin’de değil, Halep’te de Şam’da da Suriye’nin genelinde de Kürtler yönetime ortak olmalıdır ki zaten o kimi atamalar bunu gösteriyor. Dolayısıyla bu durumu küçümsememek lazım. 10 yıl öncesi orada kimlik yoktu. Büyük bedeller var. Ama bu bedellerin karşılığında eksik de olsa kazanımlar var. Kabul etmek lazım. Bununla yetinmeyip başta dil, ana dilde eğitim olmak üzere bu mesele Kürtleri tatmin edebilecek bir noktaya gelir. Dünyanın her yerinde olduğu gibi biz bizlerin de her kazanımı büyük bedellerle oldu. Bu kazanımlarda emeği geçen, bedel ödeyen herkesin aziz hatırasını kendi adıma, partim adına yüreğimizde taşıyoruz ve taşıma devam edeceğiz.”

Son Haberler

Fidan: Mekke İttifakı bölgesel güvenlik, barış ve refah için kuruldu

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nda...

‘Alihan Kuriş’ soruşturmasında 19 kişi daha tutuklandı

Alihan Kuriş'in liderliğinde "çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve...

Viyan Hababi: YBŞ Şengal’de kalacak

Ezidilerin savunmasını yapan  Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) Genel Komutanlık Üyesi Viyan Hababi, Irak hükümetiyle yürütülen görüşmelerin en üst düzeyde devam ettiğini belirterek, “YBŞ ve YJŞ (Şengal Kadın Birlikleri) savaşçıları Şengal’de kalacak” dedi. Hababi, taraflar arasında belirli bir uzlaşının sağlandığını ancak henüz resmi bir anlaşmanın imzalanmadığını ifade etti. Rojnews’e konuşan YBŞ Genel Komutanlık Üyesi, “YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalacağı ve kendi topraklarını koruyacağı konusunda bir anlayışa ulaştık” diye konuştu. “Bağdat’la görüşmeler sürüyor” Şengal’in geleceği, Irak’ın gündemindeki en önemli konular arasında yer alıyor. 12 Eylül’de Ezidi temsilciler ve Şengal savunma güçleri, Irak Başbakanı Ali Zeydi ile bir araya geldi. Son olarak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım Abudi, MERI Forumu’nda Şengal savunma güçleriyle uzlaşıya vardıklarını açıklamıştı. Hababi, çözüm amacıyla yürütülen görüşmelerin şubat ayından bu yana devam ettiğini belirtti. “Biz Iraklı bir gücüz” Hababi, en başından beri kendilerini Iraklı bir güç olarak tanımladıklarını vurgulayarak şunları söyledi: “Bizim Irak’a yönelik herhangi bir tehdidimiz yok. Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız ve bu ülkenin bir gücüyüz. Ancak en başından beri Irak’tan talebimiz, savunma gücümüzün genel bir çatı altında, kendi yerinde kalarak toplumumuzu korumasıydı. Görüşmelerin amacı, güçlerimizin Irak ordusuna entegre edilmesi ancak özerkliğini korumasıydı.” “Savaşçılarımız Şengal’den ayrılmayacak” Viyan Hababi, Irak hükümetiyle uzlaşılan başlıklara ilişkin ise şu bilgileri paylaştı: “Genel bir çatı oluşturulacak ve bu yapı Irak hükümetinin bir bakanlığına bağlı olacak. Ancak Êzidî toplumunun özerkliği göz önünde bulundurulacak. Irak hükümetiyle YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalması konusunda anlaştık. Temel görevimiz topraklarımızı, yurdumuzu ve toplumumuzu korumaktır. Bazı çevreler aramızda ve Irak ordusu arasında çatışma çıkmasını istedi ancak biz kan dökülmesini önleyerek bunun önüne geçtik.” YBŞ komutanı Habibi, görüşmelerin bir sonuca ulaşması halinde kamuoyunu resmi bir açıklamayla bilgilendireceklerini söyledi.

Tom Barrack, Ahmed Şara ve Şeybani ile görüştü

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Özel Temsilcisi...

Azerbaycan 31 Türk’ü istenmeyen kişi ilan etti, Erdoğan Aliyev ile görüştü

Azerbaycan hükümeti 31 Türk vatandaşını, bu ülkedeki okullarda başörtüsü...

Yaşar Güler’den Irak ve Suriye açıklaması

Türkiye Milli Savunma Bakanı Güler, Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki...

YPJ şartlarını açıkladı: ‘Kadınların kimliğini korumak temel çizgimizdir’

Rojava’da Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanlığı, Suriye hükümetiyle...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...