2 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

Tuncer Bakırhan: Sayın Bahçeli’nin ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz

Tuncer Bakırhan, Meclis’te “Barış İzleme ve Takip Kurulu” kurulmasını önerdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün partisinin Meclis grup toplantısında Abdullah Öcalan’ın statüsü ile ilgili, “Abdullah Öcalan için statü açığı varsa bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine hedef alınmalıdır. Bunun adının ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını öneriyorum. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır” demişti.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan da partisinin Meclis grup toplantısında Bahçeli’nin sözlerini değerlendirdi.

Bakırhan, grup konuşmasına Süper Ligi’e yükselen Amedspor ve Erzurumspor’u tebrik ederek başladı. Dersim Katliamı’nı da yıldönümü dolayısıyla anan Bakırhan, devletin katiamdan dolayı özür dilemesi, Seyid Riza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması gerektiğini söyledi.

Hürmüz Boğazı etrafındaki gelişmelere değinen Bakırhan, “Hürmüz Boğazı artık bir hegemonya mücadele alanına döndü. Irak’ta kalıcı bir yönetim mimarisinin kurulmaması Lübnan’da bitmeyen savaş halklar arasında ciddi tehditler ve tehlikeler yaratıyor. Böylesi bir tabloda Türkiye açısından en rasyonel yol dostlarını çoğaltmak ve düşmanlarını azaltmaktır. Türk’ün tarihsel dostu Kürt, Kürt’ün tarihsel dostu da Türk’tür. Kürt jeopolitiği bir risk değil, bir fırsat olarak görülmelidir. Korkuları değil, ortaklıkları çoğaltarak birlikte kazanabiliriz, birlikte büyüyebiliriz” diye konuştu.

Teyit ve tespit meselesi…

Çözüm sürecinde hukuki adımların atılması aşamasına gelindiğini ve bunun önünde bir engel olmadığını ifade eden Bakırhan şöyle devam etti:

“Bir diğer önemli konu sıkça ifade edilen teyit ve tespit meselesidir. Aylardır tartışılıyor. Tespit ve teyit, hukukun önüne konulan bir duvar değil. Hukuka açılan bir kapı olmalıdır. Çünkü insanlar belirsizliğe dönmez, güvenceye döner. Silahlı bir örgüte ‘ülkeye gel, demokratik siyasete dön’ dedikten sonra hangi hukukla karşılanacağını da söylemeniz gerekmiyor mu? Gerekiyor değil mi? Nereye gelecek? Gel ama hukuk yok, gel ama yasa yok diyorlar. Devlet, ‘Silah bıraksınlar, biz adım atarız’ diyor aylardır. PKK, ‘yasal zemin olsun, biz bırakırız’ diyor. Her ikisinin de kaygısını anlıyoruz.

“Özel yasayı hemen Meclis’e sunalım”

Biz DEM Parti olarak şunu teklif ediyoruz; Sayın Kurtulmuş, komisyondaki partilerin koordinatörlerini önce bir çağırın. Elimizde müşterek bir belge var, komisyonun hazırlamış olduğu rapor var. Özel yasayı hemen Meclis’e sunalım, bu teklif bir haftada yasallaşsın. Siyaset yol açsın, ülke rahatlasın, yasal adımlar atılsın. Sayın Öcalan’ın sürece katkı sunabileceği, özgür çalışma ve özgür iletişim koşulları oluşturulsun. PKK gereğini yapmazsa o zaman toplum çıksın desin ki; Evet, Kürt tarafı görevini yapmadı.

“Biz de kamuoyunun önünde söz veriyoruz”

Bakın Kürt hareketi, 5 Mayıs’ın yıldönümü vesilesiyle bugün bir açıklama yaptı. Açıklamada aynen şöyle diyor; ‘Özgürce demokratik siyasetin yapılacağı, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlayan yasalar çıkarılmış da buna karşı silahları bırakmayız ve gelmeyiz mi demişiz?’ diyorlar. Haksızlar mı, değiller. Biz de kamuoyunun önünde söz veriyoruz. Sizin de huzurunuzda söz veriyoruz. Özgür, demokratik siyaset için yasal düzenlemeler yapılırsa ve buna rağmen PKK gereğini yapmazsa söz olsun ilk sözü biz söyleyeceğiz. İlk eleştiriyi biz yapacağız ve bu durumu kabul etmeyeceğiz. Ama söz olsun, bunun gereğini yapmayan iktidarı da eleştireceğiz. Eleştirmeye devam edeceğiz. Örgüt bir niyet ortaya koyar, devlet inisiyatif alır. Dünyanın her yerinde öyledir. Barışın yasasını getirecek kurum iktidardır. Çıkarılacak yer Meclis’tir.

“Kayyım atayanlar kayyımı geri çekemiyor mu?”

Gemileri karadan yürütme övülenler bugün barışın yasasını Meclis’ten geçiremiyor mu? Kayyım atayanlar kayyımı geri çekemiyor mu? Bunlar süreci enfekte eden, güven erozyonu yaratan adımlardır. Bakın, daha geçen gün Hakkari Belediye Eş Başkanımız Mehmet Sıddık Akış’a çok ağır bir ceza verildi. İstinaf Mahkemesi aslında cezayı bozarak yerel mahkemeye göndermesine rağmen, yerel mahkeme istinaf mahkemesinin kararına uymadı. Yine Mardin başta olmak üzere belediyelerin iade edilmemesi sürece olan güveni zedeliyor.

“Sayın Bahçeli’nin ‘Öcalan’ın statüsü ne olacaktır?’ sorusu tarihidir”

Bu aşamada sürecin en kritik aktörlerinden biri olan Sayın Abdullah Öcalan’ın hukuki durumunun açık ve net bir çerçeveye kavuşması da büyük önem taşımaktadır. Fiziki koşulların iyileştirilmesi, görüşme ve iletişim imkanlarının genişletilmesi, sürecin sağlıklı ilerlemesi için zorunludur. Hem sürecin baş aktörü hem de hala 12 metrekarelik bir hücrede böylesine 100 yıllık, büyük ve devasa bir sorunun muhatabı olarak ‘Gel bu süreci yürütelim’ demek doğru mudur? Sayın Öcalan kendisi aynen şöyle diyor: ‘Benim tek derdim sorunu çözmektir.’ Biz de şahidiz, biz de gördük. ‘Statüden kastettiğim şey, çalışma koşullarına sahip olmamdır. Kişisel konfor değil, talebim’ dedi. ‘İletişimdir’ dedi. Herkes çok iyi biliyor ki Sayın Öcalan’ın kişisel konfor isteğine dair bugüne kadar tek bir belirlemesi, tek bir işaret, tek bir sözü olmamıştır. Tek bir derdi var: Başlattığı bu mücadelenin demokratik yasal adımlarla birlikte artık başka bir evreye taşınmasıdır. Böylesi bir ağır süreçte muhatabın çalışma, görüşme, iletişim imkanlarından yoksun bırakılması siyaset aklıyla açıklanamaz. Sayın Bahçeli’nin ‘Öcalan’ın statüsü ne olacaktır?’ sorusu bu açıdan tarihidir. Bu soru hala orta yerde duruyor ve hala cevap cevabını beklemektedir.

“Ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz”

Bugün Sayın Bahçeli’nin grup toplantısında statü ve yasal adımlar atılması konusunda ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz. Sayın Erdoğan’ın da belirttiği gibi süreci sonuna götürenler tarihe geçecektir sözü üzerine biz de diyoruz ki, tarih cesaret edenleri yazar. Buyurun tarihi birlikte yazalım Sayın Erdoğan. Kur’an-ı Kerim’de Azap suresinde göklerin ve dağların kaldırmaktan çekindiği emaneti insan yüklendi der. Bugün bu emanet halkların barışıdır.

“Başka bir önerimiz daha var”

DEM Parti olarak sürece katkı sunacağına inandığımız somut başka bir önerimiz daha var. Bu süreç zorlu bir süreç. Birçok engeli aştık. Azımsanmayacak gelişmeler yaşadık. Yarım asırlık örgüt silahı devreden çıkardı. Bu çok önemlidir. Meclis de inisiyatif aldı. Bu da kıymetlidir. Şimdi bu süreci risklerden koruyacak, takibini yapacak bir mekanizma kuralım diyoruz. Adı ‘Barış İzleme ve Takip Kurulu’ olsun. Meclis’teki siyasi partilerin vereceği üyeler süreci takip etsin, kolaylaştırıcı olsun. Bu kurul denetleyen değil, takip eden ve kolaylaştıran bir mekanizma olabilir. Atılması gereken adımları hızlandırır. Ortak aklı işletip sürecin kazasız ve güven içinde ilerlemesine katkı sunabilir. Bu kurul akademi ve sivil toplum ile istişarede bulunabilir. Bu kurul süreçle ilgili atılması gereken adımları siyasi liderler ve aktörlerle görüşüp hızlandırarak ortak akıl ve vicdanı işletebilir. Bakalım bu öneriye diğer siyasi partiler ne diyecek?”

 

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...