1 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

İmralı görüşmesinin perde arkası: Ham tutanaklar 62 sayfaydı

 

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), komisyonda okunan dört sayfalık özet metnin Öcalan’ın görüşlerini tam olarak yansıtmadığı gerekçesiyle tüm tutanakların açıklanmasını talep ederken, Beştepe kaynaklarına dayandırılan yeni bilgiler ortaya çıktı. Halk TV yazarı gazeteci İsmail Saymaz, İmralı’daki zirvenin ham dökümlerinin 62 sayfayı bulduğunu ve yeni anayasa süreci için takvimin belirlendiğini yazdı.

Tutanak tartışması: 16 değil, düzeltilmiş haliyle 17 sayfa

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit geçtiğimiz günlerde İmralı heyeti olarak 16 sayfalık bir tutanağın altına imza attıklarını söylemişti. Saymaz’ın Beştepe’ye yakın kaynaklardan edindiği bilgilere göre ise, Abdullah Öcalan ile yapılan görüşme toplam 2 saat 50 dakika sürdü. Görüşmenin deşifre edilen ham tutanaklarının 62 sayfa tuttuğu, ancak tekrar eden ifadelerin ayıklanması ve metnin tashih edilmesinin ardından resmi tutanağın 17 sayfaya indirildiği belirtildi. Saymaz’a konuşan  kaynaklar, Koçyiğit’in sayfa sayısını yanlış hatırladığını vurgularken, 17 sayfalık nihai metinde “toplumu rahatsız edecek herhangi bir ifadenin bulunmadığını, ancak devletin yasadışı bir örgüt lideriyle yapılan mahrem görüşmenin tamamını yayınlamak gibi bir usulünün olamayacağını” savundu.

“Öcalan’ın CHP’ye eleştirileri gizlendi” iddiası

Beştepe kaynakları, Abdullah Öcalan’ın görüşme sırasında Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) yönelik de eleştirilerde bulunduğunu, ancak Gülistan Kılıç Koçyiğit’ın yaptığı açıklamalarda bu eleştirilere yer vermeyerek konuyu gizlediğini öne sürdü. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un sosyal medya üzerinden yaptığı sert çıkışların ve “süreci sabote etme” suçlamalarının ardında bu tutumun yattığı ifade edildi. Ayrıca 2019 İstanbul seçimleri öncesinde Öcalan’ın mektubunun devlet eliyle duyurulması ile bugünkü durumun kıyaslanmasına karşı çıkan kaynaklar, iki örneğin şartlarının aynı olmadığını dile getirdi.

Geçiş süreci hukuku ve Kandil krizi

Saymaz’ın yazısına göre müzakere sürecinin en kritik başlığı olan “geçiş süreci hukuku” konusunda ise taraflar arasında henüz bir uzlaşmaya varılamadı. Dağdaki örgüt üyelerinin ne şekilde döneceği ve hangi yasal işleme tabi tutulacağı konusundaki belirsizlik sürüyor.

“Demokratikleşme için önce silahların susması bekleniyor”

Beştepe’nin yol haritasına göre süreç, “geçiş dönemi” ve “demokratikleşme” olarak iki ayrı fazda ele alınıyor. İktidar kanadı, demokratikleşme adımlarının atılabilmesi için öncelikli olarak silahların bırakılmasını, örgütün feshedilmesini ve terörün tamamen tasfiye edilmesini şart koşuyor. Bu aşamaların tamamlanmasının ardından açılacak olan demokratikleşme faslının ise yeni anayasa çalışmaları çerçevesinde yürütülmesi planlanıyor. Beştepe kaynakları, bu yeni dönem ve anayasa çalışmaları için tarih olarak gelecek yılın 1 Ekim tarihinden sonrasını işaret ediyor.

İsmail Saymaz’ın yazısının ilgili kısmı şöyle:

“İmralı’nın ham tutanakları 62, tashihli hali 17 sayfa”

“TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu adına AK Parti, MHP ve DEM Partili üç üyenin Öcalan’la görüşmesinin yankıları sürüyor.

Görüşme sonrası dört sayfalık özet metin komisyonda okundu ve kamuoyuna açıklandı.

DEM Parti, özetin Öcalan’ın görüşlerini yansıtmadığını belirterek, tüm tutanakların açıklanmasını istedi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, T24’ten Cansu Çamlıbel’le yaptığı söyleşide, İmralı’ya giden üç milletvekili olarak 16 sayfalık tutanağın altına imza attıklarını söyledi. Koçyiğit, Öcalan’ın SDG’ye silah bırakma çağrısı yapmadığını da kaydetti.

Koçiyiğit’in sözleri Beştepe’yi kızdırdı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, sosyal medyada PKK’lıları ve DEM Partilileri ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini sabote etmekle suçladı.

Görüşme 2 saat 50 dakika

Bu arada Beştepe’ye yakın kaynaklardan öğrendiğim kadarıyla Öcalan’la yapılan görüşme 2 saat 50 dakika sürmüş.

Görüşmenin ham tutanağı 62 sayfa tutuyor.

Tekrar ifadeler ayıklandıktan ve metin tashih edildikten sonra 17 sayfaya inmiş.

Yani, Koçyiğit, yanlış hatırlıyor.

Tutanaklar 16 değil, 17 sayfaymış.

Beştepe’ye yakın çevreler 17 sayfada toplumu rahatsız edecek bir ifadenin bulunmadığında ısrar ediyor. Ancak devletin yasadışı örgütün lideriyle yapılan mahrem görüşmeyi yayınlama gibi tavrının olamayacağı savunuyorlar.

2019’da tekrarlanan İstanbul seçimi öncesi Öcalan’ın HDP’lilere yönelik tarafsız kalma çağrısının devlet görevlileri eliyle duyurulduğunu hatırlattığımda, “İki örnek aynı değil” yanıtı aldım.

Beştepe çevreleri, Öcalan’ın İmralı’da CHP’yi de eleştirdiğini ancak Koçyiğit’in yaptığı açıklamalarda bu eleştirilere yer vermediğini söylüyorlar. Koçyiğit’e kızgınlık var.

Halen uzlaşmaya varılamadı

Öcalan ile müzakerede geçiş süreci hukuku üzerinde uzlaşmaya varılmış değil. Dağdakilerin ne şekilde döneceği ve hangi yasal işleme tabi tutulacağı netleşmedi. Üst düzey PKK’lıların üçüncü ülkelere gönderileceği söyleniyordu. Ancak şimdi Bese Hozat, kendilerinin de Türkiye’ye dönerek, siyasete katılacağını ifade ediyor. Cezaevindeki PKK’lıların durumu da belirsizliğini koruyor.

Kandil’den duyulan tehditkar söylemler ve el yükselten istekler devleti rahatsız ediyor. Bugüne kadar isimleri bilinmeyen, örneğin ‘Amed Malazgirt’ ya da ‘Zagros Hiwa’ kod adlı PKK’lıların açıklamaları tansiyonu yükseltiyor.

Örgütten silah bırakmaya yönelik daha güçlü teyitler de gelmiyor. Sembolik silah yakma eylemi hariç, adım atılmış değil.

Yeni anayasa

Beştepe’ye yakın çevreler geçiş süreci ile demokratikleşmenin ayrı aşamalar olduğunu; silahların bırakılması, örgütün feshi ve terörün tasfiyesinden sonra demokratikleşme faslının açılacağını söylüyor. Bu fasıl yeni anayasa çalışması çerçevesinde planlanıyor.

Hatta tarih veriliyor.

Gelecek yıl 1 Ekim’den sonra…”

 

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...