2 Ekim 2026
18.1 C
İstanbul

Polisin darp ettiği annenin bebeği ameliyatla alındı, kendisi entübe edildi

DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Arife Çınar, Bayrampaşa’da “yüksek sesle Kürtçe müzik dinlemeleri nedeniyle” polis tarafından darbedildikleri belirtilen aileden hamile bir kadının karnından ciddi darbe aldığını bildirerek, “Çünkü anneyi tekmeliyorlar. Daha sonra anneyi hızlı bir şekilde hastaneye kaldırıyorlar. Doktorlar, annenin de çocuğun da hayati riskinin devam ettiğini söylüyor. Acil bir şekilde çocuk sezaryanla alınıyor” dedi.

Polisin darp ettiği annenin bebeği ameliyatla alındı, kendisi entübe edildi 15 Temmuz, 2025, Salı 00:36  DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Arife Çınar, Bayrampaşa’da “yüksek sesle Kürtçe müzik dinlemeleri nedeniyle” polis tarafından darbedildikleri belirtilen aileden hamile bir kadının karnından ciddi darbe aldığını bildirerek, “Çünkü anneyi tekmeliyorlar. Daha sonra anneyi hızlı bir şekilde hastaneye kaldırıyorlar. Doktorlar, annenin de çocuğun da hayati riskinin devam ettiğini söylüyor. Acil bir şekilde çocuk sezaryanla alınıyor” dedi. Yazdır A Yazı Tipi Yorumlar VANMED HABER MERKEZİ – DEM Parti Grup Başkan Vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de annenin entübe edildiğini söyledi. İstanbul İl Eş Başkanı Arife Çınar, İstanbul Adalet Sarayı önünde konuya ilişkin yaptığı açıklamada, olaya ilişkin avukatlardan bilgi aldıklarını bildirdi. Arife Çınar, şunları söyledi: “Piknikten dönen bir aile var ve müziği açmışlar. Aynı zamanda orada bir polis memuru var. Yanında da birkaç kişinin olduğu söylendi. Onlar aracı fotoğrafla çekerken aracın içindeki genç diyor ki ‘Ne oluyor? Niye aracın fotoğrafını çekiyorsun?’ O da diyor ki ‘Araçtan in çakal’ Sonra birden etrafını sarıyor. Bir yandan biber gazı sıkılıyor. Bir de hamile kadın var… Hamile kadın da karnından ciddi bir darbe alıyor. Çünkü tekmeliyorlar anneyi. Daha sonra anneyi hızlı bir şekilde hastaneye kaldırıyorlar. Doktolar, annenin de çocuğun da hayati riskinin devam ettiğini söylüyor. Acil bir şekilde çocuk sezaryanla alınıyor. Şu anda hala durumunu bilmiyoruz. Birazdan hastaneye geçmiş olacağız. “Ses açılmış olsa bile uyarı yöntemi vardır” Bu ülkede sokakta her daim müzik çalınmıştır. Bu Kürtçe olsun, Çerkezce olsun, hangi dilde olursa olsun. Sonuçta her gürültünün de olduğu sokaklarda yaşıyoruz. Şimdi bir müzik sonuna kadar ses açılmış olsa bile orada uyarı yöntemi vardır. Bir üslup vardır, bir tarz vardır. Bunun üzerinden uyarılması gerekiyor. Ama ne oluyor? Suç işlemişse eğer bu suç hukuki olarak işletilir. Maalesef ki sokak ortasında bu yönlü şiddet çok yaygınlaşmış. Bir şiddet sarmalına dönüşen ülke tablosuyla karşı karşıyayız. Bu da onların bir parçası. Bu insanlar, bu toplum hakikaten barış içinde yaşamak istiyor. Bu şiddet, öfke duygusu nereden geliyor? Kendinde nasıl bu hakkı buluyorsun? Sokak ortasında insanlara, şiddet uygulamak, tekme tokat girmek nereden geliyor? Bugüne kadar çünkü şiddeti hep işlettiler. Gücü silahta gördüler. Gücü kıyafetlerinde gördüler. Hakikaten bu devlet aklının artık değişmesi gerekiyor. Bundan sorumlu İçişleri Bakanlığının kendisidir. Artık şiddetle beslenen, şiddetle toplumu sindirmeye çalışan bir yerden değil, demokratik yöntemlerle, hukukla, adaletle bu memlekette yol yürünmesi gerekiyor. Biz bunun üzerinden de mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Bu olayın da takipçisi olacağız. Basit bir olay olarak görmüyoruz ve yaşanan tüm benzeri olayların da karşısında duracağız. Bu toplum artık huzur istiyor, barış istiyor.” “Diyarbakırlı bir ailenin gözaltına alındığı söylendi” DEM Parti Bayrampaşa İlçe Eş Başkanı Ramazan Yavuz da şu bilgileri verdi: “Dün akşam 21.30 civarlarında evdeyken bana telefon geldi. Diyarbakırlı bir ailenin gözaltına alındığı söylendi. Olay yerine gittim. Maalesef piknikten dönen bir aileyi polis durdurarak arabanın fotoğrafını çekmiş. Aileden de birisi tepki gösterip ‘Niye çekiyorsun?’ diye sorunca, karşılıklı bir şey atışma olmuş. Hatta polis silahına davranmış. Ardından anons çekince saniyeler içerisinde 40-50 tane polis memuru, sivil ve resmiler yığılmış oraya. Görüntülerde de görüldüğü gibi aileyi yerde sürükleyerek götürmüşler. Hamile bir kadın arkadaş var. 7 aylık hamile ve bayılmasına rağmen tekmeleyerek gözaltına alınmış. Aileden toplam 10 kişi gözaltına alınmış. Onlar karakola götürürken diğer aile fertleri de akıbetini sormak için karakola koşuyorlar. Karakola gelirken ‘Vay siz misiniz, karakolu basan’ diye ikinci bir arbede de orada yaşanmış. En son polisler havaya ateş etmiş. Orada da 7 kişi gözaltına alınıyor. Yoldan geçen 3 şahıs tesadüfen kalabalığı görünce bakıyor, onlara da saldırıyor. O 3’ü de bir kadın, iki erkek. Onları da gözaltına alıyorlar. ‘’İkisi de yoğun bakımda. Bebeğin ölüm tehlikesi daha devam ediyor’’ Sabah 06.00’ya kadar uğraştık. Kadın arkadaşla özellikle uğraştık. Gece verilen bilgiye göre doktorlar, ‘Acilen sezaryanla bebeği almamız gerekiyor yoksa ikisinin de durumu kötüye gidecek’ şeklinde bilgi veriyor. Sabah 04.00’te bebek sezeryanla alınıyor. İkisi de yoğun bakımda. Bebeğin ölüm tehlikesi daha devam ediyor.’’ ‘’Aile tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi’’ DEM Parti Grup Başkan Vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de X hesabından ailenin durumu hakkında açıklama yaptı. Sezaryanla bebeği alınan annenin entübe edildiğini belirten Koçyiğit şunları söyledi: ‘’Bir aile Kürtçe müzik dinlediği için polis şiddetine uğradı. Hamile bir kadın darp edildi, acil sezaryenle doğuma alındı. Bebeği küvözde yaşam savaşı veriyor, anne entübe durumda. Aile tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilirken, kolluk görevlileri korunuyor. Kürt halkının diline ve kimliğine yönelen her saldırı, bu ülkenin halklarının barış umuduna ve demokratik geleceğine saldırıdır. Bu tablo sadece bir insan hakları ihlali değil, barışa, demokratikleşmeye ve birlikte yaşama yönelik açık bir tehdittir. Cezasızlık sona ermeli, failler yargılanmalı, adalet gecikmeden sağlanmalıdır. Barışı korumak için adalet, adalet için toplumsal vicdan şart. Yetkilileri göreve, herkesi bu karanlığa karşı tutum almaya çağırıyoruz.’’ İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamada da olayın Kürtçe müzik dinlemekle ilgili olmadığı, olayın yüksek sesle müzik dinleme nedeniyle yaşandığı belirtilmişti.

Son Haberler

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...