2 Ekim 2026
18.1 C
İstanbul

İsrail ordusu: Süveyda’ya ilerleyen Suriye tanklarını engelledik

Bir Süveyda gencinin Bedevî aşiret üyeleri tarafından dövülüp soyguna uğraması sonrası karşılıklı rehin alma olayları sonrası bölgede gerginlik ve çatışmalar tırmandı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Süveyda vilayetinde ikinci gün devam eden şiddetli çatışmalarda ölü sayısı 89’a yükseldiğini bildirdi. Çatışmalar vilayet merkezinin batı kırsalında, Dürzî gruplar ile Bedevî aşiretler ve Suriye Savunma-İçişleri Bakanlığı güçleri arasında yaşanıyor.

Çatışmalar Kanakar köyü, Tha’la ve Mezra’a kasabaları civarında yoğunlaşırken, Dürzî gruplar saldıran güçlere karşı güçlü direnç gösteriyor. SOHR’ye göre çatışmalarda 2’si çocuk, 2’si kadın 50’si Dürzi olmak üzere  89 kişi hayatını kaybetti. 200 kişi yaralandı. İsrail savaş uçağı bölge üzerinde uçarak termal balonlar bıraktı ve patlama sesleri duyuldu. Hastanelerde tıbbi malzeme sıkıntısı yaşanırken yaralı sayısı artmaya devam ediyor. Suriye ordusu Süveyda’ya büyük takviye güçler gönderdi ve Homs ile Şam’daki birliklerine bölgeye yönelme talimatı verdi.

Bölgeye tanklar sevk edildi

Suriye yönetimi ise çatışmalarda 6’sı Suriye askeri 50 kişinin öldüğünü duyurdu. Çatışmalar devam ederken Suriye yönetimi bölgeye güvenlik güçleri sevk etti. Suriye Savunma Bakanlığı, bölgeye güvenlik güçleri ve tanklar sevk etti.

İsrail ordusundan açıklama

İsrail Savunma Kuvvetlerinin (IDF) Arapça Sözcüsü Avichay Adraee ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Süveyda’ya ilerleyen tankların İsrail için tehdit oluşturduğunu belirterek, “Güney Suriye bölgesinde askeri bir tehdit oluşmasına izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Avichay Adraee sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Bugün erken saatlerde, Suriye’nin güneyindeki Süveyda bölgesine doğru ilerleyen çok sayıda tank, el-Sicin ve Sami arasındaki bölgede görüldü. Dabbagh ordusu, tankların bölgeye ulaşmasını engellemek için saldırı düzenledi.

Bu araçların Güney Suriye bölgesinde bulunması İsrail devleti için bir tehdit oluşturabilir. İsrail Savunma Kuvvetleri, Güney Suriye bölgesinde askeri bir tehdit oluşmasına izin vermeyecek, buna karşı harekete geçecek ve bölgedeki gelişmeleri izlemeye devam edecektir.”

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Genel Koordinatörü Rami Abdurrahman, Rûdaw’a yaptığı açıklamada Süveyda’da devam eden çatışmalarla ilgili çarpıcı bilgiler verdi.

Abdurrahman, yaşanan çatışmalarda şu ana kadar 60’ı Süveyda’lı sivil olmak üzere Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı güçler ve bölgedeki aşiret milislerinden toplam 40 kişinin hayatını kaybettiğini belirtti. Böylece can kaybı 89’a ulaştı. Ayrıca her iki taraftan toplamda en az 300 kişinin de yaralandığı bildirildi.

“Çatışmalar hâlâ çok şiddetli”

Abdurrahman, Rûdaw’a yaptığı açıklamada “Seninle konuştuğum şu dakikalarda bile bölgede çok şiddetli çatışmalar devam ediyor. Suriye Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçlerin yanı sıra aşiret milislerinin de bölgeye sevkiyatı sürüyor” dedi.

“Katliam tehlikesi var”

SOHR yetkilisi, Şam hükümetinin krizi çözmek için şu anda askeri yöntemi tercih ettiğini vurgulayarak, son aylarda Suriye’nin diğer bölgelerinde rejim güçlerinin gerçekleştirdiği katliamların toplumda hâlâ derin yaralar açtığını söyledi.

Abdurrahman, “Suriye’de Hakikatleri Açığa Çıkarma Komitesi’nin raporu henüz yayınlanmadı. Uluslararası toplumun bu konudaki hassasiyetini bastırmaya çalışıyorlar. Ancak Süveyda’da da benzer bir katliamın yaşanma tehlikesi ciddi bir şekilde gündemde. Umarım bu gerçekleşmez” dedi.

“Katliam yaşanmamalı, çözüm diyalogla sağlanmalı”

SOHR Genel Koordinatörü, Şam hükümetine çağrıda bulunarak, askeri zor ve baskı yoluyla kendi halkına hükmetmek yerine yasal ve diyalog temelli yollarla çözüm araması gerektiğini ifade etti:

“Suriye hükümeti sivil halka ve silahlı güçlere karşı katliam gerçekleştirmemeli. Gerekli tedbirleri almalı ve çözümü sorumlu bir diyalog yöntemiyle sağlamalı. Askeri zorla iktidarını dayatması, ülkede ne huzur ne de istikrar getirir.”

Süveyda bölgesinde, Dürziler ile Bedevi aşiret grupları arasında çıkan çatışmalar nedeniyle Suriye Savunma Bakanlığı, bölgeye güvenlik güçlerini konuşlandırma kararı aldı.

Son Haberler

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...