2 Ekim 2026
14.8 C
İstanbul

ABD Suriye Özel Temsilcisi Barrack, Mazlum Abdi ile görüştü: ‘Şam, Rojava ve Türkiye heyetleri bir araya gelebilir’

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, SDG komutanı Mazlum Abdi ile telefonda görüşerek IŞİD’e karşı mücadelede desteğin süreceği mesajını verdi. Türk yetkililer ise Mazlum Abdi ile Şam’da görüşmeyi planladığı öğrenildi.

Görüşme, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Şam’daki büyükelçilik rezidansını 13 yıl aradan sonra yeniden açması için Suriye’ye gider Geçiş Hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüşmesi ile aynı döneme denk geldi.

Trump yönetiminin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın, Perşembe günü Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ile telefon görüşmesi yaptı.

Geçen hafta ABD’nin Türkiye Büyükelçiliği görevini de sürdüren Barrack, Suriye dosyasına atanmıştı.

Türkiye’den Abdi’ye teklif iddiası

Al-Monitor’a konuşan kaynaklar, Türk yetkililerin, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Şam’da üst düzey bir görüşme yapılmasını önerdiğini, bu görüşmenin Suriye geçici hükümetiyle süren müzakerelerin sonucuna bağlı olduğunu belirtiyor. Ancak Türkiye hükümetinden bu iddiayı doğrulayan hiçbir açıklama gelmedi.

Kaynaklara göre Barrack, Mazlum Abdi’ye IŞİD’e karşı yürütülen mücadelede ABD’nin SDG’ye desteğinin süreceği güvencesini verdi ve Türkiye ile SDG arasında ABD arabuluculuğunda sürdürülen gerilimi azaltma görüşmelerine devam etmesini teşvik etti.

Dünkü görüşmenin içeriğine dair detay verilmedi ancak bu temasın, ABD’nin Suriye’deki Kürt ortaklığı ile NATO müttefiki Türkiye arasında bir denge kurma çabasının parçası olduğu vurgulandı.

Barrack bu görüşmeyi, Suriye iç savaşının başlamasından bu yana ilk kez ABD bayrağının yeniden dalgalandığı Şam’daki büyükelçilik rezidansından yaptı.

ABD’nin Şam Büyükelçiliği basın ofisi ise konuya dair yorum yapmadı.

Mazlum Abdi ile yapılan görüşme, Türkiye’nin yıllarca “PKK bağlantılı Kürt militanlar” olarak nitelendirdiği SDG’ye yönelik saldırgan tutumunun yumuşamaya başlaması zemininde gerçekleşti. Türkiye’nin bu süreçte, SDG’nin kritik altyapılarını hedef aldığı biliniyor.

Görüşme teklifi Şam’da olması

Bölgeye hâkim kaynaklara göre, ya Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ya da Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın tarafından Abdi’ye, Şam’da bir görüşme yapılması teklifi iletildi. Bu görüşmenin, Mazlum Abdi’nin de aralarında bulunduğu bir Kürt heyetinin Suriye geçici hükümet başkanı Ahmed el-Şara ile yapacağı temasların sonucuna bağlı olduğu ifade edildi.

Söz konusu görüşmelerin bugün Şam’da başlaması planlanıyordu.

Kürt liderlik, defalarca özerk statüsünün korunmasını ve SDG’nin Suriye ulusal ordusuna entegre edilirken yapısal birliğinin muhafaza edilmesini talep ettiklerini dile getirmişti. 10 Mart’ta Abdi ile Şara arasında imzalanan anlaşmaya göre, merkeziyetçi bir sistem savunan Şara, Kürtlerin kendi polis gücü ve belediyelerini yönetmesini kabul etmiş ancak anayasada azınlıklara özerklik tanınmasına karşı çıkmıştı.

Türkiye, Şara ile imzalanan bu anlaşmaya onay vererek SDG’nin dağıtılması ve özerk yönetimin kaldırılmasına yönelik yıllardır süregelen tutumunda önemli bir değişikliğe gitmiş oldu. Bu dönüşüm, aynı zamanda Ankara’nın PKK ile başlattığı barış görüşmeleriyle paralel ilerliyor.

PKK, 12 Mayıs’ta 40 yıllık silahlı mücadelesine son verdiğini duyurmuştu. Türkiye’nin SDG’ye yönelik husumeti, örgütün birçok komutanının “PKK kökenli” olmasından kaynaklanıyor.

SDG-YPG Entegrasyonu ve Erdoğan’ın Açıklamaları

DSG’nin belkemiğini oluşturan Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) durumuna ilişkin ise belirsizlik sürüyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta gazetecilere yaptığı açıklamada, “PKK’nın silahsızlandırılması ve tasfiye süreci, Suriye kolunu da kapsıyor” dedi. Erdoğan, YPG için “Şu an bir geçiş ve muhasebe sürecindeler. Önümüzdeki günleri çok kritik buluyoruz. İlgili kurumlarımız, tüm silahlı grupların Suriye ordusuna entegrasyon sürecini kendi muhatapları üzerinden takip ediyor” diye konuştu.

Erdoğan ayrıca, “YPG ile ilgili konuları çok yakından izliyoruz” ifadelerini kullanarak, Abdi ile yapılacak olası görüşmenin YPG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunun duyurulması anlamına gelebileceğine işaret etti. Bu kapsamda Türkiye vatandaşı olan kadrolar ile Türk ordusuna karşı savaşmış olanların entegrasyon dışında tutulması bekleniyor. Türkiye ayrıca, SDG’nin IŞİD’e karşı koalisyonla birlikte yürütülen operasyonlara Türk katılımına itiraz etmemesini istiyor.

Tişrin Barajı ve Karakozak Köprüsü üzerindeki anlaşmazlıklar sürüyor

Al-Monitor’a konuşan Kürt heyetinin başındaki yetkili Foza Yusuf’un da doğruladığı üzere, taraflar arasında çözülememiş konular da mevcut. Bunların başında Tişrin Barajı’nın kontrolü geliyor. Merkezi yönetim, Fırat Nehri’nin batısı ile Kürt kontrolündeki doğu bölgesini bağlayan stratejik Karakozak Köprüsü üzerindeki geçişlerin kendi kuvvetlerine bırakılmasını istiyor. Köprü, barajdan yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Her iki bölge de Aralık ayında Türk destekli Sünni militanlar ile SDG arasında yaşanan ve Mart başında ABD arabuluculuğunda sağlanan ateşkesle sona eren şiddetli çatışmalara sahne olmuştu. Türkiye ve müttefikleri barajı ele geçirememiş, SDG ise burayı Abdi’nin savunması açısından kritik olarak görmeye devam etmişti. Abdi, IŞİD’e karşı direnişin sembolü haline gelmiş ve Türkiye tarafından defalarca işgal tehdidiyle karşı karşıya kalmıştı.

Esir takasında kriz

Son olarak, Çarşamba günü yapılması beklenen bir esir takasında da kriz yaşandı. Al-Monitor’a konuşan kaynaklara göre, Şaraa’ya bağlı güçler Kürt kadın savaşçıları teslim etmedi. Bu savaşçıların Türkiye sınırına yakın bir cezaevinde tutulduğu ve DSG’nin karşılık olarak istenen belirli cihatçıları teslim etmeyi reddetmesi nedeniyle takasın gerçekleşmediği belirtildi

 

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...