1 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

Friedrich Merz: Almanya’nın yeni lideri olması beklenen siyasetçi aşırı sağ ile flört ediyor?

Almanya’nın bir sonraki lideri olması beklenen siyasetçi, partisinin tabularını yıkma konusunda ürkek davranmıyor.

Friedrich Merz, Hristiyan Demokrat partinin eskileri için tanıdık bir yüz.

Siyasi kariyeri boyunca, hiçbir zaman heyecan verici bir isim olarak öne çıkmadı.

Ancak göçmenlik yasalarını sıkılaştırma konusunda parlamentoda aşırı sağla işbirliği yapması, büyük bir tabuyu yıkarak kumar oynayabileceğini de gösterdi.

Dahası bu işbirliği, Hristiyan Demokratların (CDU) Angela Merkel yönetiminde, daha merkezde bir siyaset izleyen duruşundan da açık bir kopuşa işaret ediyor.

Bu hamle ile Merz, Olaf Scholz hükümetinin çökmesi ile girilen seçim kampanyasını yıldırım hızıyla başlatmış oldu.

23 Şubat’ta şansölye olabilir

Merkel’in henüz şansölye olmadan önce partide silikleştirdiği bir isim olan Merz, o dönem siyaseti tamamen bırakarak özel sektörde çalışmaya başlamıştı. Birçokları için siyaset sahnesinden silinmişti.

Ancak 69 yaşında yaptığı bu geri dönüşü hayal ettiğine ve şansölye koltuğunu uzun zamandır arzuladığına dair de bir his hakim.

Almanya’da 23 Şubat’taki federal seçimlere bir ay kala, 23 Ocak günü, bir grup insan, Merz’in dış politika mesajlarını dinlemek için Berlin’deki beş yıldızlı bir otelde bir araya geldi.

Siyasi kariyerinin 20 yıl önce bittiği düşünülen biri için önemli bir andı bu.

Merz buradaki konuşmasında iktidara hazır olduğunu göstermeye çalışırken sakindi. Geleneksel duruşu ile bir iş insanı intibası veriyordu.

Ancak bu noktaya ulaşması oldukça dolambaçlı bir yolla oldu.

1955 yılında Batı Almanya’nın Brilon kentinde, Katolik muhafazakar değerlere bağlı, bölgede tanınan bir ailede doğdu.

Babası yerel mahkemelerde görevli bir hakimdi.

Friedrich Merz’in eşi Charlotte da bugün halen hakim olarak görev yapıyor.

Merz, henüz okuldayken Hristiyan Demokratlar’a katıldı.

25 yıl önce Almanya’nın önde gelen gazetelerinden Tagesspiegel’e verdiği bir röportajda, kağıt üzerinde pırıl pırıl özgeçmişinin gösterdiğinden daha heyecanlı bir gençlik yaşadığını söyledi.

Motosiklet tutkusundan, kart oyunlarından söz etti.

Der Spiegel dergisindeki daha detaylı bir haberde ise, okul akvaryumuna topluca idrar yapılan bir partiye katıldığı yazıldı.

Eski bir sınıf arkadaşı, genç Merz’in ön ayak olduğu yaramazlıkların çoğunlukla sadece “son sözü” söyleyen olma isteği ile ilişkili olduğunu söylüyor.

Arkadaşları onun bazen bir iki tek atmayı sevdiğini ve hatta arada eğlenceli biri olabileceğini söylüyor. Ancak aralarında bunu bir anı ile süsleyebilen az kişi oldu.

‘İkimiz de oldukça genç ve körpeydik’

Okuldan sonra askerlik yaptı. Daha sonra hukuk eğitimine devam etti ve 1981’de sınıf arkadaşı Charlotte Gass ile evlendi.

Çiftin üç çocuğu bulunuyor.

Merz birkaç yıl avukat olarak çalıştı, ancak her zaman siyasete göz kırptı. 1989’da 33 yaşındayken Avrupa Parlamentosu’na seçildi.

Aynı dönemde Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) AP’ye seçilen Dagmar Roth-Behrendt “İkimiz de oldukça genç ve körpeydik. Bozulmamıştık diyebiliriz” diye o yılları hatırlıyor.

Roth-Behrendt, genç bir vekil olarak tanıdığı Merz’i “ciddi, güvenilir, dürüst ve kibar” sıfatları ile tanımlıyor.

Roth-Behrendt, o dönem esprili olarak bile diyebileceği Merz’in bugünkü ciddi halinin “siyasette aldığı yumrukların” eseri olabileceğini söylüyor.

Peki Merz kariyerinin başında, bir gün şansölye olabileceği sinyali veriyor muydu?

Roth-Behrendt, bu soruma, “Muhtemelen hayır, asla demezdim. ‘Hadi canım, şaka yapıyor olmalısın!’ derdim” yanıtı veriyor.

Ancak herkes Merz’in hırsını görüyordu. Kısa süre içinde Avrupa Birliği kurumlarından ülke siyasetine vekil olarak geçiş yaptı.

Partinin daha sağcı, gelenekçi kanadında dikkat çekerek basamakları tırmanmaya başladı.

30 yıldan uzun süredir tanıştığı CDU milletvekili Klaus-Peter Willsch “O harika bir hatip ve donanımlı bir düşünür” diyor.

Willsch’in Merz için kullandığı “savaşçı” ifadesi, parti liderliği için yaptığı girişimlerde vücut buluyor.

2018 ve Ocak 2021’deki iki girişimi başarısız olmuştu.

Ancak asıl hatırlanan, 90’larda parti liderliği mücadelesinde Angela Merkel’e yenildiği süreçti.

Komünist Doğu Almanya’dan mütevazı kimyacı Merkel ile Batı Almanya’dan kendine güvenli avukat Merz, hiçbir zaman anlaşamadı.

Merz, partisinin internet sitesindeki kısa otobiyografik yazıda, Merkel ile mücadeleyi kaybetmesi sonrası 2009’da “biraz düşünmek için” milletvekilliğini bırakmaya karar verdiğini anlatıyor.

Sonraki süreçte finans ve şirket hukuku alanında çalıştı. Çeşitli uluslararası şirketlerde yönetim kurulu üyesi oldu ve söylentiye göre özel sektör yılları onu milyoner yaptı.

Parlamentoya geri dönmesi on yıldan fazla sürecekti.

Geri dönüşü ile birlikte, Merkel’in Hristiyan Demokrat siyaseti merkezci bir yere koyan doktrini ile mücadeleye başladı.

Friedrich Merz’in geçen ay göç kurallarını sıkılaştıracak bir önergeyle ilgili siyasi tutumu, Merkel politikalarından net bir kopuş olarak yorumlandı.

Merz, bu önergeyi geçirme konusunda aşırı sağdaki Almanya için Alternatif (AfD) partisiyle doğrudan işbirliği yapmadığında ısrar ediyor. Ancak bu hamlesi protestolara yol açtı ve bizzat Merkel tarafından iki kez kınandı.

Eleştiren taraftakiler, bu hamlenin yalnızca AfD’ye fayda sağlayacağını savunuyor ve bunu bir seçim kumarı olarak tanımlıyor.

Destekçileriyse aksine, Merz’in aşırı sağdan seçmen kopardığını iddia ediyor.

Daha önce de ılımlı seçmene itici gelebilecek siyasi riskler almıştı. 1990’larda evlilik içi tecavüzün suç sayılmasını içeren bir yasa tasarısına karşı oy kullanmıştı.

Daha sonra bu kendisine sorulduğunda, evlilik içi tecavüzün zaten bir suç olduğunu düşündüğünü ve yasa tasarısındaki diğer konulara itiraz ettiğini iddia etti.

Yapılan anketler, özellikle gençler ve kadınlar arasında popüler olmadığını gösteriyor.

Arkadaşı Klaus-Peter Willsch, Alman medyasında hakkında çizilen portrenin adaletli olmadığına inanıyor.

Willsch kendi seçim bölgesindeki kadınların onunla konuştuktan sonra Merz’in “iyi bir adam” olduğunu düşündüklerini söylediklerini aktarıyor.

Eşi Charlotte Merz de Westfalenpost gazetesine “Bazı insanların kocamın kafasındaki kadın imajına dair yazdıkları kesinlikle doğru değil” diyor.

Charlotte Merz evliliklerini örnek gösteriyor ve “İkimiz de ortak sorumluluk aldık, çocukların bakımını mesleki yükümlülüklerimizle uyumlu olacak şekilde paylaştık” diye anlatıyor.

Merz için belirleyici şey, seçim yaklaştıkça koalisyon ihtimalleri üzerinden yapılacak tartışmalar olacak.

Bazı gözlemciler, AfD ile örtülü bir işbirliğine yaklaşımının Merz’in potansiyel koalisyon ortakları arasında güven sorunu yaratabileceğine işaret ediyor.

Merz AfD ile bir hükümet ortaklığı olasılığını kesin bir dille reddediyor.

Bana konuşan bir AB diplomatı ise Brüksel’in “onun gelişini endişeyle beklediğini” söylüyor.

Aynı diplomat, Almanya’nın siyasi çıkmazdan kurtulması ve “gaza basmasının” da zamanı geldiğini savunuyor.

Kaynak: Jessica Parker

BBC Berlin Temsilcisi

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...