10 Ekim 2026
16.1 C
İstanbul

DEM Parti, Hakkari’de miting düzenleyecek

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına dair başlatacakları kampanyaya ilişkin partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Kayyım politikaları için “İflas eden rejimin son çırpınışlarını görüyoruz” ifadesini kullanan Doğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Kanun yok, hukuku işletiyoruz” sözünü hatırlattı.

MA’nın aktardığına göre Doğan’ın konuşmaları şu şekilde:

“DEM partililere işletilen hukukun adı konulmalı”

“Biz DEM Partililere başta Kürtler olmak üzere bu ülkede yaşayan farklı halklara, inançlara, kültürlere işletilen hukukun adı nedir artık bu hukukun adı konulmalıdır. Çünkü şayet Hakkari’de ortaya çıkan görüntüler, akademisyenler tarafından sömürgecilik nedir, nasıl işletilir, kolonyalizm nedir, kolonyal hukuk nasıl işletilir diye ders olarak anlatılmak istense üzerine söylenebilecek söze gerek kalmayacak kadar işte bu hukuka gönderme yapan birtakım görüntüler ortaya çıkıyor. O nedenle tekrar soruyoruz ‘kanunu değil hukuku konuşturduk’ derken hangi hukuku kastettiniz? 31 Mart seçimleri sonrası ortaya çıkan iradeye saygı duyacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan Hakkari’de halkın iradesini gasp etmeye karşı nasıl böyle bir söylem ve ifade ile seçilmiş birinin yerine atanmış bir memuru savunabilir?

“Hakkari’de yapılan Kepez’de yapılmıyor”

Görevden alınan ve kayyım atanan belediye başkanımızla ilgili günlerdir bir tartışma yürütülüyor. Biz diyoruz ki burada ikili bir hukuk uygulanıyor, adeta düşman ceza hukuk uygulanıyor. Hakkari’de yapılan Kepez’de yapılmıyor, Kepez’de uygulanan Hakkari’de uygulanmıyor.

Kayyım rejimi iflas etti ama iflas eden bu rejimin son çırpınışları için kendine bir meşruiyet zemini bulması gerekiyor ya da bir meşruiyet zemini yaratması gerekiyor. İddia şu; Mehmet Sıddık Akış belediye başkanımız , ‘örgüt üyeliği’ suçlamasıyla 19 yıl 6 ay hapis cezası aldı. 5 Haziran’da görülen duruşmada ve bu duruşma öncesi hakkında herhangi bir şey yok. Bir anda bir soruşturma açılıyor, gözaltına alınıyor, 48 saati aşan bir gözaltı süresi uygulanıyor yasal olmayan bir şekilde. Bu süre boyunca belediye başkanımıza açıldığı iddia edilen soruşturmayla ilgili hiçbir soru sorulmuyor, ifadesi alınmıyor ama buna rağmen tutuklu bir biçimde duruşmaya getirmek, duruşmada ceza vermek için yani kayyım atamaya bir gerekçe yaratmak için saatlerce, günlerce orada ifadesi alınmadan, herhangi bir soru sorulmadan tutuluyor.

“Hakkında dosya olan, dava olan, soruşturma olanları DEM Parti’de aday göstermeselermiş” diyenlere de buradan bir hatırlatma yapalım; bugüne kadar yerine kayyım atanan hiçbir belediye eşbaşkanımızla ilgili özellikle iktidar medyasının toplumu manipüle etmek için dolaşıma soktuğu ithamlardan dolayı verilmiş bir ceza yok. Defaatle söylüyoruz çünkü kayyım uygulamasıyla ilk kez karşılaşmıyoruz. Bu uygulama üçüncü dönemdir sürdürülmek istenen inatla ve ısrarla vazgeçilmek istenilmeyen bir uygulama.

“YSK Akış’ın aday olmasını engellemiyor”

Yüksek Seçim Kurulu Akış’ın aday olmasını engellemiyor, aday olmasın önünde herhangi hukuki bir engel bulmuyor çünkü yok. Fakat başkan olmasını engellemek isteyenler var. Aday olabilirsin ama belediye eş başkanlığı yapamazsın bu nasıl bir hukuk, bu nasıl bir karar? Mehmet Sıddık Akış ile ilgili ilk olarak 2009’da bir soruşturma açılıyor, o dönem kendisi BDP Hakkari İl Eş başkanımız. 2009’da açılan bu soruşturma dosyası, 2010’da bir davaya dönüşüyor, 2011’de tutuklanıyor, 2012’de tahliye ediliyor. Bu dava dosyasıyla ilgili oluşturulan her şey açık ve gizli tanık beyanlarıyla oluşturuluyor, delillerden yoksun bir dava. 60 celse sürüyor, 2014’te yeniden canlanıyor, 60 celse boyunca süren bir dosyadan bahsediyoruz. Dosyada özel yetkili yani 3’üncü ağır ceza mahkemesi yetkisizlikle dosyayı Hakkari’ye devrediyor. Hakkari’ye geldikten sonra bu dosya heyet 20 kez değişiyor. Bugüne dek her duruşma arası en az 6 ay oluyor ama 31 Mart yerel seçimlerinin ardından yapılan ilk duruşmada alelacele savcıdan mütalaa alınarak duruşma sadece 13 gün sonraya yani 5 Haziran’a erteleniyor.

“Hakkari tesadüf değil”

 Aslında bu dosya ile hiçbir şekilde ilgisi yok Mehmet Sıddık akış’ıın şu anda tutuklu bulunan. Sıddık Akış’ın tek bir suçu var. Kürt bir seçilmiş olmak. Hakkâri belediye eş başkanı olmak. Başka da hiçbir suçu yok. Peki, neden Hakkari seçildi? Bu tartışmaya bir cevap verelim. Elbette Hakkâri seçimi bir tesadüf değil. Yıllardır bir garnizon gibi kullanılmaya çalışılan bir şehirden bahsediyoruz. Hal böyleyken buna siyasi darbedir demeyelim de ne diyelim? Bu, açıkça demokrasiye yönelik, Türkiye’de bir arada yaşam umuduna yönelik, hukuka yönelik, adalete ve eşitliğe yönelik açık bir darbedir. Çünkü kayyım kötülüktür. Yıkım, talan, halk iradesini tanımama, yok sayma, seçim yaparım ama seçemezsin deme yani sandığa ve demokrasiye olan inancı ve güveni sarsma hamlesidir. O nedenle kayyım rejiminin bu son çırpınışlarına, birlikte dur demek için Türkiye’deki tüm duyarlı yurttaşları, tüm sorumluluk hisseden bu duruma karşı, bunu Türkiye demokrasisine açık bir darbe olarak kabul eden bunu hukukla, yargıyla, yasal düzlemde izah edemeyen herkese DEM Parti olarak buna karşı birlikte ses çıkarma, beraber itiraz etme çağrısı yapıyoruz.

“Kayyım, görevi derhal sahibine devretmeli”

Belediyenin önü atanmış vali dolayısıyla asker ve polis ablukasında. Şayet Hakkari halkı kayyım ile yönetilmek istenseydi atamış kayyımı halktan koruma girişiminde bulunma ihtiyacı duyulmazdı.  Ama eğer belediyeler, orada yaşayanların eviyse, halkınsa siz onları ait oldukları yerlerden korumak için askere polise ihtiyaç duyuyorsanız demek ki oradaki insanlar kayyımla değil, seçtikleri oy kullandıkları, seçmek için bin bir emek ve bedel ödemek durumunda kaldıkları insanlar tarafından yönetilmek isteniyorlar. Peki ne yapacağız kayyıma dur demek için. Bunun bir başlangıçtan çok, kayyım rejimi için bir sonun başlangıcı olması gerekiyor. Hakkari son olmalı ve Hakkari’ye atanan kayyım derhal asıl sahibine görevi devretmeli.

“Herkes olduğu yerde itirazını yükseltmeli”

Bunun için de herkes itirazını olduğu yerden yükseltmeli ama bir de Hakkari’ye sahip çıkmalıyız. Hakkari halkının iradesine, Hakkâri halkının ortaya koyduğu bu direniş gücüne güç katmalı, el vermeli, omuz vermeliyiz. O nedenle biz DEM Parti olarak kayyım atandığı günden beri her yerde süren adalet ve iradeye saygı nöbetleri, halk buluşmaları, DEM Parti’nin olduğu her yerde DEM Parti ve belediyelerin önünde iradeye saygı nöbetleri, halk buluşmaları kayyım atandığı günden beri sürüyor.

“13 Haziran’da Hakkari’de mitin gerçekleştireceğiz”

13 Haziran saat 15.00’te Hakkari’de büyük bir miting gerçekleştireceğiz. Olduğumuz yerlerden uçaklarla gelebilenler uçaklarla, otobüslerle, araçlarla yollara çıkıp 13 Haziran’da saat 15.00’te yapacağımız büyük mitinge hepinizi, Türkiye’de kendini adalete, özgürlüğe, eşitliğe, bir arada yaşama ve halk iradesine saygı ve sahip çıkmaya ilişkin sorumlu hisseden tüm yurttaşları Hakkari’de buluşmaya, halk iradesine saygıya davet ediyoruz.

14 Haziran tarihinde de Mersin’de Akdeniz Belediyesi’nin önünde de bir buluşma gerçekleştireceğiz. Eğer biz bu gerçeği görmezsek bize sunulan yalanları gerçek gibi kabul etmeyi tercih edersek iktidarın çizmek isteği tırnak içinde makul olarak belirlediği sınırlarda muhalefet yapmayı tercih edersek o zaman ne olur biliyor musunuz, bakın Türkiye 3 Haziran’dan bu yana yalnızca kayyım konuşuyor peki bu arada neler oluyor? Mesela 9’uncu Yargı Paketi’nde Türkiye’yi neler bekliyor, mesela uygulanmayan 6284 nasıl bir tehlikeye atılabilir o yargı paketiyle mesela etki ajanlığı nedir, bu arada geçen ve onaylanan müfredat nelere getirir neler götürür. İşte tüm bunlar bu tür gündemlerin gölgesinde kalsın yalanlar gerçek gibi dolaşımda kalsın diye kayyım rejimi gibi gündemlerle hepimiz oyalamaya, meşgul etmeye ve hayatımızdan çalınanın muhasebesini yapamayacak hale getirilmeye çalışılıyoruz. Buna hayır demek için bu sorunu başka türlü adlandırmamak, başka türlü tanımlamamak için hep birlikte itiraz etmeliyiz.”

Son Haberler

Ömer Öcalan, İmralı’daki aile görüşmesinin ayrıntılarını açıkladı

DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, İmralı Cezaevi’nde bulunan...

Haseke Valisi’nden sağduyu çağrısı

Haseke’de yaşanan gerginliğin ardından açıklama yapan Haseke Valisi Nureddin...

Mazlum Abdi: “Kürtçe resmi dil oldu, anadilde eğitim çalışmalarımız da sürüyor”

Suriye Cumhurbaşkanı Danışmanı Mazlum Abdi, “ Kürtçe resmi dil...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Suriye tarafında yaşayan Kürtler için bir ilk: Kürtçe dersi için uzman müfettişler görevlendirildi

Suriye Eğitim Bakanlığı, Halep’te Kürtçe dersi için iki uzman müfettişi resmen görevlendirdi. Bu adım, Suriye hükümetinin Kürtçe eğitimi alanında attığı yeni bir adım olarak değerlendiriliyor. Suriye Eğitim Bakanlığı Eğitim Programlarını Geliştirme Genel Müdürü İsmetullah Ramazan’ın imzasını taşıyan ve 8 Ekim 2026 tarihli resmi yazıya göre, Menan Nasır Cafer ile Abdüsselam Hüseyin Hüseyin, Halep Eğitim Müdürlüğünde Kürtçe dersi uzman müfettişliği görevini yürütecek. Yazıda, Kürtçe öğretmenlerinin seçimi için düzenlenen yarışma, öğretmenlerin okullara dağılımı ve uzman komisyon tarafından yapılan mülakat ve değerlendirmelerin ardından iki ismin aday gösterildiği belirtildi. Her iki kişinin de Halep Eğitim Müdürlüğü çalışanı olduğu ve Kürtçe dersi müfettişliği işlerini yürütmekle görevlendirildiği kaydedildi. Bu görevlendirmeyle Suriye’de ilk kez Kürtçe dersi için resmi olarak uzman müfettiş atanmış oldu. Mazlum Abdi ile eğitim görüşmesi 2 Ekim’de Suriye Eğitim Bakanı Muhammed Abdurrahman, Suriye Cumhurbaşkanı Danışmanı Mazlum Abdi ile bir araya geldi. Görüşmede, Rojava’da üniversite öncesi eğitimle ilgili konular ele alındı. Toplantıda Kürtçe ders kitaplarının ve bu alanda görev yapacak öğretmenlerin temini ile eğitim sektöründeki entegrasyon dosyalarına ilişkin işlemlerin tamamlanması konuları görüşüldü. Suriye Eğitim ve Öğretim Bakanlığının açıklamasına göre, Bakan Abdurrahman ile Mazlum Abdi arasındaki görüşmeye Bakan Yardımcısı Yusuf Anan da katıldı. Bakanlığın açıklamasında, görüşmenin ana gündem maddesinin 2026 tarihli 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ve buna ilişkin uygulama talimatlarının hayata geçirilme mekanizmaları olduğu belirtildi. Açıklamada, özellikle Kürtçe ders kitaplarının ve öğretmenlerin temini ile eğitim alanındaki entegrasyon dosyalarına ilişkin işlemlerin tamamlanması üzerinde durulduğu kaydedildi.

Kürt muhalif gruba İHA saldırısı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil’e bağlı Topzawa nahiyesinde, İran...

Fidan’dan Mekke İttifakı açıklaması: Bu saldırı anlaşması değil, Türkiye bir yere asker göndermeyecek

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye, Pakistan ve Suudi...

Türkiye Gündemi

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...

Riyad’da ikinci Mekke İttifakı toplantısı: Gündemde hangi konular var?

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve...

Erdoğan: Türkler, Kürtler ve Araplar olarak Selahaddin Eyyubi’nin ordusu gibi kenetleniyoruz

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkler, Kürtler, Araplar olarak...

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...