2 Ekim 2026
18.1 C
İstanbul

Kazanmamasına rağmen mazbatayı kabul eden AKP Adayı Abdulahat Arvas’tan ilk açıklama!

 

Yazılı açıklama yapan Arvas, “Yüksek Seçim Kurulu itirazı değerlendirerek, mazbatanın DEM Parti adayına verilmesine hükmetmiştir. Kararı saygı ile karşılıyor, memleketimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Arvas’ın açıklaması şöyle:

“Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri nedeniyle 01 Nisan 2024 tarihinden bu yana yaşanan süreçte, kamuoyunda oluşturulan haksız dezenformasyon ile şahsım, ailem ve partim yıpratılmak istenmiştir. Konu ile ilgili hukuk süreç sabır ve metanetle takip edilmiş ve sonuçlanması beklenmiştir. Her şeyden önce bir hususu kamuoyu ile samimiyetle paylaşmak istiyorum.

Seçimlerden sonra mazbata aldığım hiçbir suretle doğru değildir. DEM Parti tarafından uydurulan bu yalan, vatandaşları sokağa dökmek için bilinçli bir şekilde kurgulanmış ve yayılmıştır.

“Kararı saygı ile karşılıyor”

Diyarbakır 5.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından terör propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanan ve aynı mahkeme tarafından 5352 sayılı Adli Sicil Yasasına aykırı olarak, memnu haklarının iadesi yapılan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Partisi) Van Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Abdullah Zeydan’ın seçilme yeterliliği bulunmadığı, memnu haklarının iadesinin usule uygun olmadığı gerekçesiyle hukuki çerçeve dahilinde belirlenen süre zarfında itirazda bulunulmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından daha önce 2023 yılı ağustos ayında memnu hakların iadesi kararının usule aykırı olduğu ilgili mahkemeye bildirmiş, ancak mahkeme yazıya cevap vermemiştir. 29.03.2024 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi ve mütalaası doğrultusunda Diyarbakır 5.Ağır Ceza Mahkemesi seçimden önce Abdullah Zeydan’ın memnu hakların iadesinin kaldırılmasına karar vererek, kesinleşmiş mahkûmiyet açısından 3 yıllık süre dolmadığı gerekçesiyle verilen kararın yasaya uygun olmadığı ve adayın seçilme şartlarını taşımadığını karara bağlamıştır.

Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı Van İl Seçim Kurulu, ilgili mahkemenin vermiş olduğu bu karar doğrultusunda, DEM Partisi Van Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Abdullah Zeydan’ın seçilme yeterliğinin olmadığını değerlendirerek mazbata verilemeyeceğini, sonraki en çok oy alan ve seçilme yeterliliğine sahip ikinci sıradaki partiye mazbatanın verilmesine karar vermiştir. Yakın siyasi tarihimizde daha önce emsal niteliğinde kararlarda mevcut olup, bu husus iddia edildiği üzere siyasi değil, hukuki bir karardır. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi, Van İl Seçim Kurulu Başkanlığı’nın kararına itirazda bulunarak konuyu en üst merci olan Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı’na taşımıştır. Yüksek Seçim Kurulu 03.04.2024 tarihinde itirazı değerlendirerek, mazbatanın DEM Parti adayına verilmesine hükmetmiştir. Kararı saygı ile karşılıyor, memleketimize hayırlı olmasını diliyorum.

“Vandallık Van’ımızı mağdur etti”

Her siyasi partinin seçim öncesi veya sonrası yaptığı üzere, AK Parti olarak bizde kanuni haklarımız çerçevesinde tespit edilen usulsüzlüğün düzeltilmesi amacıyla müracaatta bulunduk. Seçim çalışmalarımız kapsamında da ifade ettiğim gibi, tek amacımızın kazanmak olduğunu, kayyum olmak gibi bir düşüncemin olmadığını açıkça beyan etmiştim. O gün duruşumuz, tavrımız ve çizgimiz neyse bugün de odur. Bu süreçte hukuki sürecin bitmesini beklemeden, bir hak arama yöntemi olarak insanları sokağa dökenler, bu işin asıl sorumlularıdır. Üç gün boyunca Van’da hayatın akışını durduracak şekilde şiddeti teşvik eden, cadde ve sokakları terörize eden, vatandaşın canına ve malına kast ederek, kamu zararına sebep olan siyasi anlayışı kınıyorum. Bu vandallık başta esnaf, memur, çalışan ve öğrenciler olmak üzere tüm Van’ımızı mağdur etmiş, hemşerilerimizi üzmüş ve geçmiş günleri tekrar hatırlatmıştır.

Demokrasiyle terör ve şiddet asla bir arada olmaz. On yıllardır kaos ve şiddetten beslenen bu zihniyet her fırsatta şehrimize bu kâbusu yaşatmaktadır. Bugüne kadar siyaseti hiçbir zaman menfaatlerim için yapmadım. Siyasetteki yegâne gayem hemşerilerime, şehrime ve ülkeme hizmet etmek olmuştur. Kişisel hırslarını ve menfaatlerini memleketimizden büyük görenlere, terör ve şiddet ile şehrimizin huzuruna bozanlara karşı, yılmadan daha kararlı bir şekilde mücadele etmeye devam edeceğim.

Bu süreçte şahsım, ailem ve AK Parti mensuplarımıza günlerdir yapılan hakaret ve tehditler kabul edilebilir değildir.

Hakikat gün gibi ortadayken, şer odaklarının algı ve iftiralarıyla, edep ve haya sınırlarını aşarak, bize ağza alınmayacak laflar edenlerin payesini düşecek şekilde söylediklerini kendilerine iade ediyorum. Konuyu özünden saptırarak haksız ve mesnetsiz bir şekilde DEM Partinin ağzıyla konuşan, aklıyla düşünen ve bu sebeple şahsımı zan altında bırakan, hedef gösteren herkesi de Yüce Allah’ın adaletine havale ediyorum.

Son olarak 31 Mart tarihinde yapılan yerel seçimlerde AK Partiye destek veren tüm hemşerilerimize canı gönülden şükranlarımı sunuyorum. Seçim kampanyası boyunca bizimle beraber mesai yapan tüm teşkilatlarımıza ve gönül dostlarımıza minnettarım. Seçimlerin huzur ve güven içerisinde gerçekleşmesine katkı sağlayan sandık ve güvenlik görevlilerine de teşekkürü bir borç biliyorum. Saygılarımla.

Ne olmuştu?

DEM Parti’nin adayı Abdullah Zeydan, Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde 245 bin 573 oy alarak yüzde 55.48 oranıyla kazandı. AK Parti’li aday Abdülahat Arvas ise 120 bin 147 adet oyla, yüzde 27 oranında kalmıştı.

Ancak DEM Parti’nin Van’da Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra 13 ilçenin 13’ünü de kazandığı seçimlerin ardından Zeydan’ın mahkeme kararıyla geri aldığı seçilme hakkının 29 Mart cuma günü, Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla ve mesai bitimine 5 dakika kala geri alındığı ortaya çıkmıştı.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 3 Nisan günü Abdullah Zeydan’a iade edilmesi kararı aldı.

 

Son Haberler

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...