3 Ekim 2026
14.9 C
İstanbul

Gazeteci Hrant Dink öldürülüşünün 17. yılında anıldı

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, öldürülüşünün 17. yılında her sene olduğu gibi, “23,5 Hafıza Mekanı” olarak da bilinen, gazetenin İstanbul Şişli’deki eski binası olan Pangaltı Sebat Apartmanı önünde yapılan törenle anıldı.

Hrant Dink’in yazarı olduğu BirGün gazetesinin aktardığına göre bu yıl anma konuşmasını sosyolog ve yazar Oya Baydar yaptı.

Baydar, “Hrant bu ülkenin acılı halkının dermanı ve vicdanıydı. Ben size Hrant’ı anlatmak istiyorum. Burada onu anarken, güzelleme yaptığımı sanmayın. O resmi tarihin yalanlarına karşı tabu kırıcıydı. Karanlık güçler en çok tabu kırıcılardan korkarlar. Hrant’ı o yüzden vurdular” dedi.

Hrant Dink’in eşi Rakel Dink ise konuşmasında katil Ogün Samast’ın serbest bırakıldığını hatırlattı:

“Adaleti sebatla beklediğimiz 1 yıl daha geçti. Adalet yerine yine adaletsizlikle yüz yüzde kaldığımız 1 yıl daha.

“17 yıl sonra 17 yaşındaki katil artık aranızda. Tıpkı ‘Öldür’ diyenlerin aranızda olduğu gibi.

“Ne Hrant Dink cinayetinin arkasındaki karanlığı aramaktan vazgeçeceğiz ne de adalet talebimizden.”

Hrant’ın Arkadaşları adlı grup tarafından yapılan anma çağrısında da, Dink cinayetinin faili Ogün Samast’ın cezaevinden tahliye edilmesine tepki gösterilmişti:

“Hrant Dink cinayetinin tetikçisi 17 yıl önce Hrant Dink’i vurduğunda 17 yaşındaydı. Bugün serbestçe aramızda dolaşıyor. O gün vur diyenler hâlâ görevlerinin başında. Yargılama adıyla utanç verici bir müsamere sergilendi. Hrant Dink Cinayeti bu memleketin tarihinde koca bir leke olarak duruyor.”

Dink için ayrıca Almanya’nın Berlin, Köln ve Nürnberg kentlerinde de anma etkinlikleri düzenlenecek.

19 Ocak 2007 günü Ogün Samast tarafından gazetesinin önünde öldürülen Dink, her yıl aynı gün eski gazete binası önünde anılıyor.

Anma etkinliklerinin bir parçası olarak da binanın cephesine iki gece boyunca Hrant Dink’in silüeti yansıtılıyor.

Bu yılki yansıtmayı sanatçı Hale Tenger tasarladı.

Yansıtma 20 Ocak sabahına kadar binada olacak.

Rakel Dink: Bir kez daha adaletsizliği yüzümüze çarpıp, yasın en ağır günlerine geri yolladılar bizi

Dink cinayetinin faili Samast, Kasım 2023’te Bolu F Tipi Cezaevi’nden tahliye edildi.

24 Ocak 2007’de tutuklanan Ogün Samast, suç işlediği sırada 18 yaşının altında olduğu için çocuk mahkemesinde yargılandı ve cezası düşürüldü.

Temmuz 2011’de çıkan kararda Samast, “tasarlayarak adam öldürmek” ve “ruhsatsız silah bulundurmak” suçlarından 22 yıl 10 hapis cezası aldı.

2019 yılında örgüt üyeliği suçlamasıyla açılan dosyası, 2020 yılında diğer kamu görevlilerinin de yargılandığı ana dava ile birleşti.

2020 yılında aralarında Samast’ın da bulunduğu 9 kişi hakkında örgüt üyeliğinden ceza verildi ancak Yargıtay, zaman aşımı sebebiyle örgüt üyeliği cezasının düşmesine karar verdi.

Böylece Ogün Samast örgüt üyeliğinden değil, sadece Hrant Dink cinayetinden ceza aldı.

Hrant Dink’in eşi Rakel Dink, Samast’ın tahliyesini “Bir kez daha adaletsizliği yüzümüze çarpıp, yasın en ağır günlerine geri yolladılar bizi” ifadeleriyle değerlendirdi.

Samast, “FETÖ’nün üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçlamasıyla Aralık ayında tekrar hakim karşısına çıktı.

Aralarında Yasin Hayal ve Erhan Tuncel’in de bulunduğu 11 sanıkla birlikte yargılanan Samast’ın avukatının savunma için ek süre talebi mahkeme tarafından kabul edildi. Samast’ın bugün katıldığı duruşma, bu davanın beşinci duruşması.

Cinayetten 16 yıl 10 ay sonra 15 Kasım’da tahliye edilen Samast hakkında yeni bir iddianame düzenlenmişti.

Bu iddianamenin ardından “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçundan 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası istemiyle İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştı.

Bu dosya, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki 11 sanıklı davayla birleştirilmişti.

Duruşmada kimlik tespiti yapılan Samast, ikamet adresi olarak Düzköy’deki bir adresi söyledi.

İşsiz olduğunu belirten Samast, herhangi bir gelirinin olmadığını ifade etti.

Mahkeme de Samast’ın süre talebini kabul ederek “Duruşmadan ayrılabilirsin” dedi.

Adliyeden eşi ile birlikte çıkan Ogün Samast, gazetecilerin sorularına yanıt vermedi.

Samast, adliye çıkışındaki siyah camlı otomobile binerek binadan ayrıldı.

Hrant Dink kimdir?

Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink 15 Eylül 1954’te Malatya’da doğdu.

1961’de İstanbul’a taşınmaları ardından anne ve babası boşandı.

Aile bölününce, Hrant Dink ve iki kardeşi Gedikpaşa’daki Ermeni yetimhanesine yerleştirildi.

Lise yıllarında sol siyasetle ilgilenen Dink, daha sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde Zooloji eğitimi aldı.

Bir süre sonra yetimhanede birlikte büyüdükleri Rakel ile evlendi.

Hrant Dink bu dönemde bir yandan kardeşleriyle birlikte yayınevi ve kırtasiye işini sürdürürken, bir yandan da eşi Rakel’le birlikte, kendileri gibi Anadolu’dan gelen kimsesiz ve yoksul çocukların kaldığı Tuzla Ermeni Çocuk Kampı’nı yönetti.

Bazı cemaat gazetelerinde kitap eleştirileriyle başlayan yazı hayatı, basında çıkan haberlere gönderdiği düzeltmelerle duyulmaya başladı.

Dink bu yıllarda Patrikhane’ye “Ermeni toplumu çok kapalı yaşıyor, kendimizi iyi anlatırsak önyargılar kırılır” diyerek, bu amaçla Türkçe bir gazete çıkarmayı önerdi.

5 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı yayınlanan Agos gazetesi’nin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlendi.

Yakın arkadaşı ve Venedik Foscari Üniversitesi Ermeni Dili ve Edebiyatı Kürsüsü Başkanı Boğos Levon Zekiyan Zekiyan, BBC Türkçe Servisi’ne yaptığı değerlendirmede, Hrant Dink’in Türkiye’deki Ermeni cemaati için çok önemli bir isim olduğuna dikkat çekti:

Zekiyan, “Hrant Dink, Ermeni cemaatini gettosundan çıkaran bir akıma ön ayak oldu ve Agos, ileri gelen Türk aydınlarının da buluştuğu bir yer oldu” diye konuştu.

Hrant Dink’in sadece Ermeni cemaatinde değil, Türkiye’deki entelektüel ortamın gelişmesinde de önemli bir rolü olduğunu vurgulayan Zekiyan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye en büyük zenginliği olan çok kültürlülüğünü yeterince değerlendiremedi. Hrant Dink öyle bir anda devreye girdi ki, gerek uluslararası düzeyde, gerekse bunun bir yankısı olarak Türkiye’de bunun bilincine varılmaya başlandığı bir dönemde, Türkiye topraklarının bu zenginliğini açığa çıkarmakta öncü oldu.”

“Sanırım bu Türkiye için de bir hizmet olmuştur. Umarım Türkiye halkı bir gün bunu takdir edecektir.” -ihsan kaçar

Son Haberler

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin duyurdu: ABD talebimizi kabul etti

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ABD Hazine Bakanı Scott...

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...
Önceki İçerik
Sonraki İçerik