2 Ekim 2026
19.5 C
İstanbul

Kobani Davasında Gültan Kışanak hakkında karar: “Tutuklu kalmasında kamu yararı var” denildi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski eş genel başkanları ve merkez yürütme kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu 18’i tutuklu 108 kişi hakkında açılan Kobani Davası devam ediyor.

Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya Sebahat Tuncel katılırken, Gültan Kışanak ile Selahattin Demirtaş, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı.

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan da duruşmayı takip etti.

Eski Diyarbakır Belediye Başkanı Gültan Kışanak’ın avukatı Cihan Aydın, müvekkilinin görev yaptığı süre boyunca yaptığı konuşmaların mahkemeye getirilerek hangi eyleminin suç teşkil ettiğinin belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Aydın, müvekkiline isnat edilen suçların herhangi bir delille desteklenmediğini aktardı. Müvekkilinin 75 gündür kanunsuz bir şekilde cezaevinde tutulduğunu belirten Aydın, 20 farklı konu ile müvekkilinin tutukluluğuna da itiraz ederek, tahliye talebinin değerlendirilmesini talep etti.

Aydın ayrıca, mahkeme başkanı ve üyelerine yönelik reddi hakim talebinde bulundu.

Bu talebe savcı “Tutuklu kalmasında kamu yararı vardır” cevabını verdi.

Mahkeme başkanı ise “Tutukluluk sürecine ilişkin üst mahkemede itiraz süreci devam ettiğinden, bu aşamada karar verilemeyeceğine” karar verdi.

Avukatı Aydın, heyetin bağımsız ve tarafsız olmadığını belirterek heyetin reddini istedi.

Mahkeme heyeti, Kışanak’ın reddi hakim talebini, “duruşmayı uzatmak amacıyla” yapıldığı gerekçesiyle reddetti.

Gültan Kışanak: Siz kimsiniz ki beni yargılıyorsunuz?

Mahkemede beyanlarına başlayan Gültan Kışanak, usule değil esasa ilişkin savunma yapacağını belirtti.

Savunma başlıklarının birincisinin Kürt sorunu, ikincisinin kadınların özgürlük sorunu, üçüncüsünün ise demokratik siyaseti ortadan kaldırma üzerine olduğunu ifade eden Kışanak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Demokratik siyaset ve demokratik hukuk devleti nedir, ne değildir? Toplumsal vatandaşlar olarak ne istiyoruz? Kadınlar olarak derdimiz nedir? İşte ben tüm bunları anlatacaktım. Her eve ateş düşüren Kürt sorunu nedir, nasıl çözülür anlatacaktım. Ama siz öyle pervasızsınız ki sadece birkaç konuda hukuksuzluğa ilişkin değerlendirme yapacağım. Yasama dokunulmazlığımı yok saydınız. Bunların hiçbiri ile ilgili Meclis’e gönderilmiş fezleke yok. Meclis’e gönderilen fezlekenin tamamı milletvekilliğim bitince hazırlanan üç beş sayfalık iddianame. Siz de çok iyi biliyorsunuz; ‘sonradan araştıracağız’ demeniz bile adil bir yargılanma yapılmayacağının itirafıdır. Sonradan araştıracağız ne demek? Benim fezlekelerimin ne olduğunu nasıl bilmiyorsunuz. Benimle ilgili iddiaların yüzde 90’ı örgüt yöneticiliği iddiası üzerine Meclis’e gönderilen fezlekeler değildir, hakkımdaki iddiaların tamamı polis fezlekesidir.

10 yıldır yargı karşısındayım. 2014’te yargı karşısına çıktım, sene 2024. Karşısına çıkmadığım heyet kalmadı. Sonra diyorsunuz ki sonra araştıracağız. Siz o fezlekelerin olmadığını çok iyi biliyorsunuz. Benim savunamayacak tek bir faaliyetim yok. Allah’a şükür halkıma karşı vicdanım rahat. Kimseyi şiddete teşvik etmemiş, her zaman barış için mücadele eden bir kadınım. Siz kimsiniz beni yargılıyorsunuz? Çözüm Sürecinde Meclis’te yapılan özel oturumda konuşmuşum, bütçe görüşmelerinde, 23 Nisan’da konuşmuşum. Daha geçen sene bu mahkeme huzurunda savunma yaparken bunları dile getirdim. Meclis’te yaptığım konuşmalar, araştırma önergeleri, tekliflerin tek biri yok dosyada. Ama geriye dönüp, ‘Gültan Kışanak özyönetim, anadilde eğitim, özerklik demiş o zaman yönetici’ diyebiliyorsunuz. Kürtlerin üzerindeki yasakları, bunlara karşı çözümleri konuşmuş bir kadınım, bunları biliyorsunuz. Sonradan neyi araştıracaksınız? Bile bile bu hukuksuzluğu yapıyorsunuz. Bile bile yaptığınız bu hukuksuzluğu savcılığınız mütalaada itiraf etmiş. Beni ANF’den çıkan 8 haberden mi müebbetle yargılıyorsunuz? Beni neyden yargılıyorsunuz?”

“Yaptığınız hukuksuzlukları biliyorsunuz”

“Malatya’daki dosyamı neden bununla birleştirdiniz? Kumpas kurdunuz, bilmediğiniz bir şey yok” diyen Kışanak, beyanlarını şöyle sürdürdü:

“Polis tutanakları aksi ispatlanmadığı sürece delil niteliğinde diyor. Aksini kim ispatlayacak, ben mi ispatlayacağım? 7 yıldır siyasi rehine olarak cezaevinde tutulan bir kadın mı ispatlayacak? Bunun adı ithamdır, bu hukuk devletindeki gibi bir suç isnadı değildir. Hayatımızı dökmüşsünüz ortaya, yalan ve iftira eklemişsiniz, sonra gel suçsuzluğunuzu ispatla diyorsunuz. Avukatlarımız taleplerini sıralayınca da geriye dönüp bakacağız diyorsunuz? Niye orada oturuyorsunuz madem hukuk uygulamayacaksanız? Diyarbakır Newroz’unda yaptığım konuşmanın CD’si yok, polisin tuttuğu iki uyduruk cümle var ve buna da hukuki delil diyorsunuz. Ben de kalkıp savunma yapacağım. Neyin adil savunması, neyine inanacağım! En uzun tutukluluk süresi 7 yıldır. Beni bu kumpasa bile bile dahil ettiniz. 3 yıldır yargılama yapıyorsunuz. Beni ne zaman şüpheli olarak bu davaya dahil ettiniz? Bu soruya dahi cevap veremiyorsunuz. 2014’ten 2024’te kadar dokunulmazlığım yoktu, neden beni çağırmadınız da ifademi almadınız? Bunun cevabını bal gibi biliyorsunuz. AKP ve MHP’nin ortaklaşa yaptığı bu kara rejimi hukuk kılıfına uydurmak için uğraşıyorsunuz. Göreviniz bu. Bilmediğiniz bir şey yok. Yaptığınız hukuksuzlukları biliyorsunuz, bile bile yapmaya devam ediyorsunuz. Sizi ve bu talimatları teşhir etmek için bu konuşmaları yapıyoruz ve sizi reddediyoruz.”

Heyet bir kez daha reddi hakim talebini reddederek duruşmayı öğleden sonraya erteledi.

Son Haberler

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...