2 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

10 Ekim Gar Katliamı’nın sanığı IŞİD’li Ahmet Güneş’e iyi hal indirimi verildiği ortaya çıktı

10 Ekim Katliamı Davası sanığı, IŞİD yöneticisi Ahmet Güneş’e örgüt üyeliğinden aldığı cezada ‘iyi hal indirimi’ verildiği ortaya çıktı.

10 Ekim Katliamı Davası firari sanıklarından olan IŞİD yöneticisi Ahmet Güneş’in 2015 yılında Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamada, dosyadaki infaz ve eğitim videolarına rağmen örgüt üyeliğinden aldığı cezada “iyi hal indirimi” yapıldığı ortaya çıktı.

ANKA’nın haberine göre, IŞİD’in 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı’nda 103 kişinin katledilmesiyle sonuçlanan bombalı saldırılarına ilişkin Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde halen süren yargılama dosyasına, firari sanık IŞİD yöneticisi Ahmet Güneş hakkında 2014 yılında Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yapılan yargılamaya ilişkin dosyadaki bilgi belgeler de girmişti. Bu dosyada Güneş, IŞİD’in “Antep emiri” Yunus Durmaz’ın ve Durmaz’ın kardeşi Ökkeş Durmaz ile IŞİD’lilerin eğitim videosunun yanı sıra PKK üyesi olduğunu belirttikleri bir kişinin infaz videosu bulunuyordu.

Bu dosya IŞİD’liler Güneş, Ökkeş Durmaz ve Mustafa Delibaşlar’ın Mart 2014’te Antep’te polis çevirmesine takılması ve gözaltına alınmasıyla, eğitim ve infaz videosunun da olduğu IŞİD belgelerinin emniyetin eline geçmesiyle açılmıştı. Güneş’in yargılama sırasında eğitim ve infaz videosuna ilişkin yazılı savunması ortaya çıktı. Güneş, yargılamanın yapıldığı Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaptığı savunmasında, infaz görüntüsüne ilişkin şunları belirtti:

“Kendimizi savunmamız amacıyla köylülerin getirip yanımıza bırakmış olduğu silahlardır. Ben görüntülerde de anlaşıldığı gibi oradaki grubun şahsa ateş edecekleri sırada, ben gruptan uzaklaşıyordum. O esnada benim de ateş etmemi söylediler. O esnada şahıs gruptakiler tarafından ateş edip öldürülmüştü. Bana da bu şekilde söylemeleri üzerine, ben de şahsı hedef almaksızın ateş edilip vurulmuş olan şahsın bulunduğunu yöne doğru ateş etmek zorunda kaldım. Benim gözlüklerimden birisi 3,5 ve diğeri 4 numaradır. Gözlerimde de zaten sorun vardır, ben şahsın kafir olduğu hususunda hiçbir şey söylemedim.”

Güneş mahkemeye sunduğu yazılı savunmasında Allah’a şükrederek başlayan Güneş, görüntülerde silah taşımasına ilişkin kendisini şöyle savundu:  “Siz de bilirsiniz ki her Türk gencinin gönlünde kılıç, silah vb. alet edevat Osmanlı’dan gelen bir kahramanlık damarını kabartır. Bu sebeple oyuncak dahi olsa bu ve buna benzer şeyden bulunduğumuz zaman gerek hatıra amaçlı gerekse arkadaşlarımıza biraz hava atmak amaçlı birkaç poz çektiririz. Askere giden her gencin de muhakkak silahı ile verilmiş bir pozu, çektirilmiş bir resmi vardır. Benim çektirdiğim resimler de bu kabilden resimlerdir.”

 

Ekran alıntısı

 

Güneş, El Kaide ve IŞİD’i sadece medyadan duyduğunu ileri sürerek, kendisinin 2001-2006 yılında ailesinin desteğiyle İstanbul’daki Mahmud Efendi Kur’an kursunda eğitim gördüğünü belirtti. Güneş’in o tarihlerde gittiği bu Kur’an kursunun İsmailağa Cemaati’ne ait olduğu ve şu anda bu cemaate bağlı Müceddid İlim Derneği’nin altında faaliyet yürütüyor.

‘Köylüler yanımıza silah bıraktı’

Daha sonra Suriye Lazkiye’deki “Bedreddin et Haseni” medresesine kaydını yaptırdığını, Suriye savaşının bu bölgeye doğru sıçradığını kaydeden Güneş şöyle devam etti:

“Yavaş yavaş sıçramaya başlayınca medresede bulunan öğrenciler olarak herkesin kendi ülkesine dönmesi kararını aldık. Ben geri dönmek için hazırlık yaptığım esnada, Esed askerlerinin bütün yolları tuttuğunu ve Türkiye hükümetinin gerek muhaliflere gerekse Suriyeli mültecilere yapmış olduğu yardımlar sebebiyle Türkler için tam bir cadı avı başlattığını öğrenince mecburen orada kalmaya devam ettim.”

Güneş bu süreçte “can güvenliğinin kalmadığını” ve köylülerden yardım aldığını iddia ederek, “Bu arada ne olur ne olmaz diye, aksi bir durum olursa en azından kendimizi korumamız için köylüler yanımıza silah bıraktılar. Zira ortam hakikaten çok karışıktı. Daha sonra bölgeye gelen bir yardım kuruluşu aracılığıyla bu cehennemden kurtuldum.”

Kararda ‘ateş etti’ denildi, ama sadece örgüt üyeliğinden ceza verildi

Güneş, Durmaz ve Delibaşlar’ın yargılandığı Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sonunda Mustafa Delibaşlar ve Ökkeş Durmaz hakkında beraat, Ahmet Güneş’e ise önce 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi, ancak yapılan indirimin ardından bu ceza 6 yıl 3 aya düşürüldü. Mahkeme, Güneş’in infaz videosunda PKK’liolduğunu belirttiği şahsı infaz ettikleri görüntüde öldürülen kişiye ateş ettiğini saptamasına karşın bu infazı sadece “örgüt üyeliğine” delil olarak değerlendirdi. Mahkeme kararında şunları belirtti:

“..sanıkların yakalandıkları esnada ele geçirilen hard disk ve diğer malzemeler üzerinde Gaziantep Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce yapılan inceleme sonucu düzenlenen inceleme raporundan anlaşıldığı üzere; söz konusu materyaller içinde örgüt mensuplarınca Suriye’de öldürülen şahıslara ait ceset görüntüleri sanık Ahmet Güneş’in terör örgütüne ait üniforma ile yapmış olduğu silahlı eğitime ait fotoğraflar, terör örgütü liderleri ile yöneticilerine ait resimler ile örgütün fikir ve görüşlerini yansıtan yazıların bulunduğu, ayrıca dosyada mevcut CD içerisinde sanık Ahmet Güneş’in içinde bulunduğu bir kısım örgüt üyelerinin oluşturduğu grup tarafından yakalanan ve ateşli silahla vurulmak suretiyle öldürülen kimliği tespit edilemeyen şahsa ait görüntülerin bulunduğu, sanık Ahmet Güneş’in grup içerisinde üzerinde örgüte ait üniforma giyili olduğu halde etkin bir rol üstlendiği, söz konusu kişi öldürülmeden önce bir kısım konuşmalar yaptığı, ardından gruba mensup bir üye tarafından şahsın başına tüfekle ateş edilmek suretiyle vurulduğu hemen ardından sanık Ahmet Güneş’in de elindeki tüfekle söz konusu şahsa birden fazla olmak üzere ateş ettiği, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanık Ahmet Güneş in söz konusu silahlı terör örgütüne kendi iradesi ile katıldığı, örgütle arasında organik bağ kurulduğu, bu şekilde üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun yasal unsurlarının oluştuğu kanaatine varıldığı…”

‘İyi hal’ indirimi

Mahkemenin Güneş’in cezasında ise “duruşmalar sırasındaki iyi halinden dolayı indirim yaptığı” görüldü. Mahkeme, Durmaz ve Delibaşlar’ın tahliye gerekçesini ise “Ökkeş Durmaz ve Mustafa Delibaşlar hakkında aynı suçtan kamu davası açılmış ise de, dosya içinde adı geçen sanıkların diğer sanık Ahmet Güneş ile birlikte aynı araç içinde yakalanması haricinde örgütün hiyerarşik yapısına dahil oldukları ve örgüt ile aralarında organik bağ kurulduğuna dair cezalandırılmalarına yeter derecede her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakta” diye açıkladı.

Kar maskesi de iade edilmiş

Mahkemenin, adli emanette tutulan Delibaşlar’a ait IŞİD dökümanlarını da kendisine iade ettiği ortaya çıktı. Mahkemenin kararında iade edilenler arasında “kar maskesi, 80 ve 500 GB’lık 2 hardisk” bulunduğu da görüldü. Mahkeme, 7 CD, kırık flash bellek ve 1 TB’lık hard diskin ise delil olduğu gerekçesiyle dosyada saklanmasına karar verdi.

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...