1 Ekim 2026
20.4 C
İstanbul

Newaf Miro yazdı: Ezidilik, Laleş Ezidiliği, Ezidilik Zerdeşt ve Şixadi

“Laliş Ezidileri” başlıklı Rûdaw Türkçe de yayınlanan İsmet Yüce’in makalesine bir yanıt. 

Bir kaç gün önce sayın İsmet Yüce’in Rûdaw Türkçe’de yayınlanan makalesine rastladım ve bu yazıyı bir cevap olarak yazıyorum. Ayrıca Kürt aydınlanması içinde de çokça dile getirilen Ezidiliğin Zerdüştlükle başlanması konusunda görüşlerimi ve beraberinde birçok konuya açıklık getirerek, sizlerle paylaşmak istiyorum.

Maalesef aşağıdaki makale birçok yanlışı veya eksikliği barındırmaktadır. Aziz Şixadi’nin hayatı ve yaşadığı yıllar doğru tespit edilmiş, yazarın kendisi ve genel olarak Kürt aydın kesiminin egemen anlayış ve “ihrac zeka” üzerine kuruludur. Yani bir Arap, Türk ve Pers tarih bilincinin yan ürünüdür.

1- Ezidi dini Aziz Şeyh Adiy- Şixadi ile var olmamış, ondan çok önce vardı. Tam tersi o Ezidiliği kabullenmiş ve aynı zamanda O Ezidi dininin reformcusudur. Kurucusu değil.

2- Ezidiler Laleş değil, Lalişa nurani veya Laliş olarak, kendi yeryüzündeki tek kutsalı olarak tanıtır ve kutsar. Suyu ve toprağı kutsal, Hazreti Hava, Adem aynı toprak ve sudan yaratılmıştır. Ve Ezidilerde de Kutsal Berat bu toprak ve sudan yapılmaktadır.

3 – Ezidi dini tam tersi Zerdüştlükten öncede de vardı. Yani Zerdüştlük, Ezidilikten etkilenmiştir. Ve Zerdüştüler Ezidilere ve Ezidi diniyle, ilk savaşan dindir. Belki de Ezidiliğin Pars versiyonudur ve Ezidiliğin özüne ters ve rakiptir. Mesela Ezidilikte misyonerlik yoktur, Zerdüştlükte misyonerlik vardır. Ezidi yazar ve ilimdar Pir Xelat Elıas diyorki; “Xweda tektir ve ona ortak olan hiç bir güç ve iktidar yoktur. Zerdüştîler İlkin Ezidileri kötü tanrı Ehrimanla itham etmiş ve Ezidilere savaş açmıştır. MÖ 560 yılında. Zerdüştîler çift tanrıya İnanmaktadırlar, iyi ve kötü tanrı var. Yani iyilik tanrısı Ahura Mazda ve kötülük Tanrısı Ehriman”.

4 – Ezidiler belki de dünyanın en eski dinlerden sayılır. Tek tanrılı dinlerin en halisidir. Ezidi dini tek tanrıya inanmaktadır. Zerdüştlük iki tanrıya İnanmaktadır. Dinlerin birbirinden etkilemesi çok doğaldır. Urartuların tanrısı olarak bilinen Xalti, ve aynı ad altında hala o aşiretten Ezidi topluluğu mevcuttur. Ve Urartu kalıntılarında Ezidi veya Şemsaniliğin izleri vardır. Ezidilik Şemsani’dir, yani güneş ve doğaya inanırlar, onun içindir kutsal Laleş toprağına ayakkabı ile gezinmez. Yani toprak ana, kendi arasına mesafe ve koruyucu koymaz. Kendi incelemelerime göre, Urfa’daki Gırê Mıraza-Göbeklitepe de Şemsani inançların izini taşır. Nemrut Dağında güneşin doğuşu ve batışını selamlayan Komagena tapınakları en bariz örnektir.

5 – Tavusi Melek İslam devletlerinin egemenliği döneminde Ezidiliğe geçmiş daha önce Tavusi Pir olarak bilinmektedir. Tavusi Melek, sadece Melek değil “Xweda yê bitenê” nin ta kendisidir. Ezidilik bir doğa dinidir ve Tanrıyı doğal olan herşey de arar ve doğayı tanrının bir varlığı olarak bilmektedir. Ezidi Qewli, Qewlê Mersûm da belirtiyor ki;
“Padşa/ Tanrı kendini yaratandır
Nuru ondört tabakadandır
Elbette nuru kızıldır
Ve onun ismi Tavusi Melek tir”.

6 – Kutsal kitaplar genellikle egemen dinlerin anayasası ve yaşam tarzı kabul edilir. Ezidilikte kutsal kitap yoktur. Aziz Şixadi tarafından yazılan Mıshefa Reş/Kara Kitap ve Kitebi Cewle genel anlamıyla “sed û he’d” olarak tanımlar, ve hayata geçiriliyor ve aynı zamanda Ezidi anayasası olarak kabul edilmektedir.

7 – Êzîdi dininin felsefe ve din bilinci sözü edilen “küçük metinler”den ibaret değil. Tam tersi yaşadıkları coğrafyada inanç özgürlüğü olmadığından ve egemen anlayışla sürekli ferman ve yok olma tehlikesiyle yüz yüze oldukları için, kendi bedeninde nesilden nesile taşımaktadırlar. Bu Qewller aynı zamanda, Ezidilerin din, hayat ve felsefe kodlarıdır. Maalesef bu Qewller hala istendiği kadar görülmemiş ve değerlendirilmemiştir.

8 – Ezidi dini kozmopolit bir din olduğundan, bütün din, ırk ve insanlarla sürekli barış içinde yaşamak için kendini ve diğer din ve peygamberleri sayar ve sever. İslam dininden etkileme doğrudur. Ki Aziz Şixadi de, Şêx El Aam olarak bilinmektedir. Duaları önce bütün kâinata ve 72 millette ve sonra kendisinedir.

9 – Zerdüştlük tarihi üç Zerdeşt veya peygamberlerden gelmektedir, ilki MÖ 3000’li yıllarında yaşamış. II Zerdeşt MÖ 2040’lı yıllarda. III Zerdeşt MÖ 600’li yıllarında yaşanmış.

Yaşam ve ölüm Êzîdilerden çok farklıdır. Êzîdi yazar Pir Xelat Elias anlatımına göre, Ezidi ınancı hedef haline getiren Pers Kralığı ve onun hizmetinde olan Zerdüşt veya Zerdeştiliktir.

10 – Ezidilikte güneş Tawısi Pir yada Tawısi Melek kendisi ve onun nurunun ta kendisidir. Tanrıyı tabiatta, tabiata Tanrıyı arar ve kutsamaktadır. İyiliği ve kötüğü insandan arar ve Tanrılardan değil

11 – Yukarıda belirttiğimiz gibi yedi Melek İslam dininden sonra Osmanlılar döneminde Ezidiliğe geçmiştir. Bence mecburi bir başka tanımlama ve dinlerin yakınlaşmasını amaçlanmıştır.

12 – Reya/Rêya Heq, Kakai ve Yarsaniler, ve hatta Zerdeştiler Ezİdi inancından ayrılmış veya koparılmıştır.

Bana kalırsa Ezidilik sadece tek tanrılı din değil, ilk ve tek medeni/sivil dindir. Yer yüzündeki bütün varlıkları yüce Tanrının bir işareti ve nimeti olarak kabul eder ve sayar.
Maalesef diğer egemen, misyoner ve devşirmeci din ve devletler tarafından yaratılan “yapay tanrı, yapay algı/zeka, yapay din, yapay insan, yapay ulus ve diller” insanlığın beşiği ve bu coğrafyanın öz dini ve gözbebeği Ezİdi dinini ve Ezidileri ne kabullenmiş nede saymıştır.
Kürt aydını ve entelijansiyasi da, bu egemen anlayışın ürünüdür. Bu anlayışla yakında Kürt dilini de Arapça veya Türkçe’den ayrılan bir dil olarak tanımlasalar şaşırmayın.

https://www.rudaw.net/turkish/opinion/26062023

Kaynakça:

Zerdüştül Vikipedia
1-https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Zerd%C3%BC%C5%9Ft%C3%A7%C3%BCl%C3%BCk

2- Pir Xelat Elıas:Xwedê bê şirîke û bê heval e. Ew peyva ku li me hatiye barkirin ji serdema Zerdeşt de 560 salî de berî Îsa/ Mîladê hatiye û me şerê hev kiriye. Ew dibêjin Xwedê Dido ne, yek yê xêrê, yek yê şerê ye. Em dibêjin yek e. Vêca ew peyva xelet li ser me kirin bar û bû sedema fermana li ser me

3- Qewlê Mersûm
4- Gazete Duvar Ek Sayısı Urartular

Not: Sevgili Kürt okurların affına sığınarak bu yazıyı Türkçe yazmak zorunda kaldım. Dillerim beni anlayışla karşılarlar.

Newaf Miro / www.iznews.com.tr

 

 

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...