30 Eylül 2026
19.6 C
İstanbul

İmamoğlu’ndan Kılıçdaroğlu’na: Siz bugün ana muhalefet liderisiniz, yarın bu ülkenin başındasınız

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Elazığ’da katıldığı temel atma töreninde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, “Siz bugün ana muhalefet liderisiniz, yarın bu ülkenin başındasınız. Bugün bu ülkenin başında olan insan yarın bu ülkenin muhalefeti olacak” diye seslendi. Öte yandan töreni izlemeye gelenlerin Kılıçdaroğlu için “Piro hoş geldin” pankartını taşıdığı görüldü.

Elazığ’da 2020 depreminde Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi hasar gördü. İBB lisenin yeniden yapımını üstlendi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve İBB Başkanı İmamoğlu, Elazığ’da İBB’nin yaptırdığı Elazığ Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi İnşaatı’nın bugün temel atma törenine katıldı.

İmamoğlu'ndan Kılıçdaroğlu'na övgü: Siz bugün ana muhalefet liderisiniz, yarın bu ülkenin başındasınız

“PİRO HOŞ GELDİN”

Töreni izlemeye gelen vatandaşlar Kılıçdaroğlu için “Piro hoş geldin” yazılı döviz taşıdı. Tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, törende şunları söyledi:

“Bu coğrafyada kardeşçe yaşamanın ne kadar büyük bir güzellik, huzur ve manevi tatmin olduğunu ifade etmek zor. Büyük bir milletiz. Bu toprakların kıymetini bildiğimiz taktirde üstesinde gelemeyeceğimiz acı yok. Her acıyı birlikte tedavi edebilir ve üstesinden gelebiliriz. Elazığ depreminin hemen ardından burada yaptığımız ziyarette zaten süreci tartışıyor ve bu konuda neler yapabiliriz diye kendi içimizde konuşuyorduk. Elbette depremin yaralarını sarma konusunda acil müdahale ve bunun gibi birçok hususta Elazığ’da her anında yanında olduk. Daha sonrasında bizi, özellikle Gürsel Erol aradığında ve Genel Başkanımızın bu değerli süreci bize yol açan önerisi olduğunda açıkçası çok mutlu olduk.

“GENEL BAŞKANIMIZIN LİSEYİ OKUDUĞU ŞEHRE BİR OKULU YAPMA  ARZUSU İLE YOLA ÇIKTIK”

İBB Meclisi’ndeki bütün meclis üyelerimize ve bütün parti gruplarına huzurunuzda yürekten teşekkür ediyorum. İstanbul yanı sıra Ankara ve İzmir ile birlikte üç okulun burada yapılacak olması, deprem sonrası eğitim ile ilgili yaşanan sıkıntının giderilmesi konusunda hepimizin harekete geçmesi bizi tabii ki çok heyecanlandırdı. Yapacağımız okulun kalite ve nitelik açısından üstün bir kavrama sahip olması gerektiğini düşünüyorduk. Şöyle bir özel durumu var. Dün Gaziler Günü’ydü. Atamıza Mareşal unvanının verildiği günde gazilerimiz ile kucaklaştık. Bugün de Elazığ’da Gazi’nin yanı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ismini taşıyan bir meslek lisesinin temelini atmak büyük bir gurur. O bakımdan nitelikli bir projeyi, ismine yakışır, bir de Genel Başkanımızın liseyi okuduğu şehre bir okulu yapma arzusu ile yola çıktık. 24 derslik, mesleki atölyeleri var, 30’u aşkın laboratuvarları var. Konferans salonundan diğer dersliklerine varıncaya kadar örneğin konferans salonu 330 kişilik. Tabii çok amaçlı bir spor salonun varlığı, açık spor sahalarının varlığı.

“HER ÖĞRENCİNİN ‘BEN GÜZEL BİR OKULA GİDİYORUM, DOLAYISIYLA HAKKINI VERMELİYİM’ DİYECEĞİ BİR OKUL TASARLADIK”

Buraya gelen her öğrencinin ‘Ben güzel bir okula gidiyorum, dolayısıyla hakkını vermeliyim’ diyeceği bir okul tasarladık. Gerçekten eğitime ne kadar önem verdiğinizi biliyorum. Eğitimle ilgili bizi kreşle ilgili İstanbul’da seferber ederken bunun karşılığını verme konusunda attığımız kararlı adımlarla 150 kreşe doğru gidiyoruz. Burada biz şu özeni de göstermeye gayret ediyoruz. Hem İstanbul’da yaptığımız kreş ve okullar hem de bugün burada tasarlayıp faaliyete geçirdiğimiz okulumuzun tasarımından bitimine kadar içindeki her türlü malzemesinden birçok hizmetine kadar, bizim çocuklarımızın ve gençlerimizin ülkesinin neresinde yaşıyor olursa olsun eşit haklara sahip olduğunu ona hissettiren, devletimizin her çocuğuna eğitimle ilgili en üst seviyede hakkını teslim edeceği bir okulu yapmanın sorumluluğunu taşıdık ve tasarımımızı o şekilde yaptık.

“GERİSİNİ ÜLKENİN BU GENÇLERİ HALLEDER”

Bu okuldan hem ailelerini hem bizleri, Türkiye’yi gururlandıracak gençlerimiz çıkacak. Ülkemizin her gencinin geleceği çok parlak çünkü çok zeki bir gençlik kitlemiz var. Yeter ki bu ülkenin makam ve mevki sahipleri gençlerin umutlarını yükseltsinler, tersini yapmasınlar. Yeter ki bu makam ve mevki sahipleri bu milleti, toplumu, gençleri kutuplaştırmasınlar. Kendi siyasi ikballeri ile aldatıcı dile bu gençleri ve toplumu maruz bırakmasınlar. İnanın topluma bu kadarı yetiyor. Gerisini ülkenin bu gençleri halleder. Onların ruhlarında şunu görüyorum, ne ayrımcılık, ne dışlayıcılık var. Türkiye’nin hangi ortamına gidersek gidelim gençlerimiz bize sarılıyorlar. ‘İş, AŞ isterim’ demiyorlar. Ne kadar ulvi bir duygu. ‘Adalet isterim başkanım, adalet isterim’ diyorlar. Dolayısıyla gençlerimiz kardeşçe yaşamanın kıymetini biliyorlar.

Sizin önderliğinizde çok büyük bir mücadele yürüyor şu anda. Altılı Masa ve oradan doğacak olan yeni iktidar günleri. Yaşadıklarımı ve bugün hissettiklerimi iletirken aslında gençler de başı ile beni onaylıyordur. Onların kalbindeki duyguyu anlatamaya gayret ediyorum.

(Gençlerin) Hiç ön yargıları yok. Kim, nereli, hangi etnik köken vs. Bu milletin bir parçası olduklarında, karşısında kendilerini dinleyen insanı gördüklerinde gençlerin birçoğu sıfır önyargı ile sizin o tariflediğiniz ikinci yüzyıla çok hazırlar.

“SİZ BUGÜN ANA MUHALEFET LİDERİSİNİZ, YARIN BU ÜLKENİN BAŞINDASINIZ”

Ben her yerden şu daveti yaptım, İstanbul’un kapısı her siyasi partiden belediye başkanına açık ve ne yazık ki bize ilk başta bize randevu veren belediye başkanları sonradan vermemeye başladı. İnanın bazı taleplerini gizli de olsa yaptırıyorum. Çünkü onlara bir zarar gelmesin istiyorum. Bunlara ne gerek var? Ben burada, bu şehrin yöneticilerini, eğitimle ilgili yöneticilerini, bu okulun öğrencilerinin hep birlikte kol kola açmamızın kime ne kötülüğü, ne mahsuru var. Siz bugün ana muhalefet liderisiniz, yarın bu ülkenin başındasınız. Bugün bu ülkenin başında olan insan yarın bu ülkenin muhalefeti olacak. Ben İstanbul’da belediye başkanlığı döneminde hep şu özlemi çektim. Beş yıl boyunca büyükşehir belediye başkanını makamımda görmediğim için ‘Ben de büyükşehir belediye başkanı olayım, size gelmeyeceğim’ demedim. ‘Bak size ne kadar çok geleceğim, o kadar çok geleceğim ki sizi utandıracağım’ dedim. Bu ülkenin her siyasi partisi iktidarından muhalefetine ülkemiz için çalışmıyor mu? Ülkemiz için çalışıyor. Şu yaptığımız okul CHP’nin değil ki milletimizin okulu.

“EMİNİM Kİ SİZ BÜTÜN MUHALEFETİ DAVET EDERSİNİZ BURAYA”

Biz titizlikle yolumuza devam edeceğiz. Genel Başkanım bir kez daha gelip bu okulu açacağız. Sizlerle beraber geldiğimizde eminim ki siz bütün muhalefeti davet edersiniz buraya, öyle tahmin ediyorum.”

Son Haberler

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Eski İsrail Başbakanı Bennett: İsrail ordusu çöküş riskiyle karşı karşıya

Tom Barrack’ın Ortadoğu denkleminde Kürtler: Entegrasyon mu, merkeziyetçilik mi? Ortadoğu’da...

Öcalan’dan üç başlıkta düzenleme talebi

Abdullah Öcalan, Londra’da düzenlenen Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı’na...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Geçen hafta ertelenmişti: Üçüncü kafile Serêkaniyê’ye dönecek

Serêkaniyê Zorla Yerinden Edilenler Komitesi, 500’den fazla ailenin 29...

Türkiye Gündemi

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...

Son iki ayda 2034 hesaba erişim engeli

Türkiye İletişim Başkanı Burhanettin Duran, son iki ayda dezenformasyon yaydığı belirtilen 2 bin 34 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini açıkladı. Duran, bu hesaplardan 699'unun FETÖ ile iltisaklı, bin 335'inin ise provokasyon üreten ve dezenformasyon yayan hesaplar olduğunu belirtti. Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen kapsamlı dijital takip, teknik analiz ve kurumlar arası koordinasyon çalışmalarının ilgili tüm kurumlarla eş güdüm içerisinde ve kesintisiz şekilde devam ettiğini ifade etti. Türkiye'nin terör propagandası, provokasyon, dezenformasyon ve dijital mecralar üzerinden yürütülen psikolojik harekât girişimlerine karşı mücadelesini devletin tüm imkân ve kabiliyetlerini seferber ederek kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Duran, son iki ayda yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verdi. Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda Cumhuriyet başsavcılıkları ve Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından ortak çalışma yürütüldüğünü belirterek şunları kaydetti: “Başta FETÖ iltisaklı olmak üzere milli güvenliğimizi ve toplumsal birliğimizi hedef alan terör ve suç örgütleriyle bağlantılı olduğu tespit edilen 699 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli tedbirleri derhal uygulanmıştır. Ayrıca gerçekleştirilen kapsamlı teknik incelemeler ve dijital ağ analizleriyle provokasyon üreten, kardeşliğimizi ve toplumsal huzurumuzu hedef alan, dezenformasyon yayan ve ülkemize yönelik psikolojik harekât faaliyetleri yürüttüğü belirlenen 1335 sosyal medya hesabı hakkında da başta Adalet ve İçişleri bakanlıklarımız olmak üzere ilgili kurumlarımızın koordinasyonuyla gerekli hukuki ve idari işlemler tesis edilmiş ve söz konusu hesaplara erişim engeli kararları uygulanmıştır. Bu süreçte toplam 2 bin 34 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli getirilmiştir.” “Gerekli tedbirleri gecikmeksizin hayata geçirmeyi sürdüreceğiz” Burhanettin Duran, yürütülen çalışmaların terör örgütlerinin artık yalnızca sahada değil, dijital platformlarda da organize, koordineli ve sistematik şekilde faaliyet yürüttüğünü ortaya koyduğunu ifade etti. Duran, sosyal medya ve dijital mecraların propaganda, manipülasyon, algı operasyonları ve dezenformasyon yoluyla toplumsal huzuru, milli birliği ve kamu düzenini hedef alan bir araç olarak kullanıldığını belirtti. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde terörle mücadelesini sahada, sınır ötesinde ve dijital alanda aynı kararlılıkla sürdürdüğünü ifade eden Duran, şöyle devam etti: “Devletimiz açısından dijital güvenlik, milli güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Terör örgütlerinin sosyal medya ve dijital platformları propaganda, eleman temini, finansman, dezenformasyon ve psikolojik harekât amacıyla kullanmalarına kesinlikle müsaade edilmeyecektir.” Burhanettin Duran, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak, ilgili tüm kurumlarımızla birlikte dijital ekosistemi anlık ve çok boyutlu şekilde takip etmeyi, milli güvenliğimizi, toplumsal huzurumuzu ve birlik beraberliğimizi hedef alan her türlü tehdidi tespit ederek gerekli tedbirleri gecikmeksizin hayata geçirmeyi sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızı dezenformasyonun oluşturduğu bilgi kirliliğinden korumak, doğru ve güvenilir bilgiyle buluşturmak ve dijital mecraların terör örgütleri tarafından bir propaganda alanına dönüştürülmesine engel olmak konusunda mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Dijital alan sahipsiz değildir. Türkiye, milli güvenliğini hedef alan hiçbir dijital operasyona izin vermeyecektir.”