Haber Merkezi I Stefan Zweig , savaşın ortasında verdiği eserlerle tanınan büyük yazar. Stefan Zweig’in haklı ününü “Santraç” ve “Amok Koşucusu”na borçlu olduğuna şüphe yok. Yanı sıra roman, öykü, deneme ve diğer çalışmalarında olduğu gibi “Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu” adlı uzun öyküsünde de büyük bir başarı yakalamıştır Zweig.
Avusturalyalı yazarın asıl adı “Brief Einer Unbekannten” olan “Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu“ adlı öyküsünü 1922 yılında kaleme aldığı düşünülmektedir.
1920 Viyana’sına bakacak olursak, Orta Avrupa’da 1870’lerde başlayıp süregelen kozmopolit kültürün Stefan Zweig’in “Bilinmeyen Bir Kadının mektubu” öyküsüne yansıdığını gözlemleyebiliriz. Belli bir çöküş ve belli bir yükseliş döneminin etkilerini, öykünün kahramanı olan bilinmeyen kadının yaşantısında görmek mümkündür.
“Gitmek, hemen çıkıp gitmek istiyordum. Çektiğim acı çok büyüktü. Elimi şapkama uzattım, şapka masanın üstünde, içinde beyaz güllerin, benim güllerimin bulunduğu vazonun yanındaydı. O anda çok güçlü bir biçimde içimden geldi, önüne geçmesi imkânsızdı. Sana hatırlatmayı bir defa daha denemek istiyordum: ‘Beyaz güllerinden bir tane verir misin bana?’ ‘Memnuniyetle. ’dedin ve hemen bir gül çıkardın. ‘Ama belki de onlar sana bir kadının, seni seven bir kadının hediyesidir?’ dedim. ‘Belki de,’ dedin, ‘Bilmiyorum. Bana gönderildiler ama kimden geldiğini bilmiyorum; zaten bu yüzden onları çok seviyorum.’ Sana baktım. ‘Belki de unuttuğun bir kadından gelmişlerdir.’”
Defalarca unutulmanın öyküsüdür “Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu”. Her hatırlanmayışta, terk edilişin öyküsüdür. Yaşanan üç günün mirasının yitirilmesi sonucu acıların tekrar zihinlere hücum etmesi ile başlar bu uzun öykü.
Tanınmış bir roman yazarı olan Bay R ve onunla aynı binada yaşayan 13 yaşındaki bir kız çocuğunun hikâyesi anlatılmaktadır. Bilinmeyen bir kadının hayatı boyunca sevdiği tek adama yazdığı isimsiz mektup dikkat çekmektedir.
Bir adamın hiç tanımadığı bir kadına yaşattığı acılar kaleme alınmıştır. Kadın kahramanımız, daha sonraları mektubunda bu tanınmamışlığı “Sana, beni asla tanımamış olan sana” hitabıyla dile getirmiştir.
Bu öykünün en dikkat çeken taraflarından biri de Bay R ‘nin yazı masasının üzerindeki beyaz güllerdir. Hele ki okuyanları şaşırtacak olan, bilinçli bir acıya sürükleyen, yaşanmış “1 saat” akıllara kazınacaktır.
Stefan Zweig, birçoklarında olduğu gibi bu öyküsünde de insan psikolojisinin en derin katmanlarına iniyor, şaşırtıyor ve okurunu öykünün yazıldığı çok katmanlı dönemin çelişkili kollarına bırakıyor.
Savaş karşıtı kimliği ile tanınan Zweig, ne yazık ki II. Dünya savaşının acılarına ve Nazi Almanya’sının baskılarına dayanamayıp eşiyle birlikte yataklarına uzanmış ve son uykularına yatmışlardır.
İnceleme: Büşra Abacı
Yazar: Stefan Zweig
Kitap Adı: Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Çevirmen: Ahmet Cemal
Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları
Yayın Yılı: 1. Baskı Ağustos 2012 , İstanbul
Sayfa sayısı: 62
ISBN: 9786053606604

