1 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

Nagehan Alçı: Artık AK Parti’nin de içi fitne-fesat dolu bir kaynayan kazan haline geldi

Habertürk yazarı Nagehan Alçı, ‘artık AK Parti’nin de içi fitne-fesat dolu bir kaynayan kazan haline geldiğini’ söyledi. “Aynı şey AK Parti medyası için de geçerli” diyen Alçı, “Partinin çok önemli kimi isimlerinin AK Parti medyasının bir bölümünde isminin telaffuz edilmesi bile yasak” ifadesini kullandı.

Habertürk gazetesi yazarı Nagehan Alçı, ‘AK Parti içindeki savaşlarda son durum’ başlığıyla yayımlanan yazısında AK Parti’nin CHP’ye yönelik olarak hazırladığı ‘yalan üretim merkezi’ videosunu kaldırdığını hatırlatarak “Halbuki bu video milyonlarca kez izlenmiş, viral hale gelmiş, çok uzun bir aradan sonra siyasete dair bir içerik büyük ilgi toplamıştı. Parti içinde videoyu emek emek hazırlayan genç kadro dün psikolojik olarak adeta çökmüş haldeydi” dedi.

Bunun inanılır gibi olmadığını, dünkü yazısının daha mürekkebi kurumadan kendisini imha ettiğini belirten Alçı, “Siyasette farklı bir üslup hasıl olabilir mi? Hava yumuşayabilir mi? diye sormuşken siyasetçiler mevcut havada aynen devam edeceklerini ilan ettiler. O yazıda parti içinde eski kuşağın bu videoya karşı eleştirel yaklaştığını, siyasetin ‘ciddiyetle’ ve konvansiyonel yöntemlerle yapılması gerektiğine inandığı bilgisini de vermiştim” diye yazdı.

Alçı, AK Parti camiasında böyle bir video hazırlanmasına yönelik rahatsızlık olduğunu daha önce paylaştığını ifade ederek “Fakat rahatsızlığın boyutları benim tahminlerimin ötesindeymiş. Uzun bir süredir AK Parti, iç savaşların çok yoğun ve çok girift yaşandığı bir parti. Dışarıdan bakanların da anlaması mümkün değil” dedi. Alçı, şunları kaydetti:

  • “Eskiden AK Partililer CHP’nin içinin fitne-fesat dolu bir kaynayan kazan olmasından, dalga geçerek bahsederlerdi. CHP’lilerin birbirilerine sürekli kumpas kurmalarını birbirilerinin yüzüne gülüp arkadan bıçaklamalarını kınayarak örnek verirlerdi. Her AK Parti mensubunun kabul etmesi gereken bir konu var. Artık AK Parti’nin de içi fitne-fesat dolu bir kaynayan kazan haline geldi. Aynı şey AK Parti medyası için de geçerli.

‘Açıktan çekişme yok ama büyük bir soğuk savaş var AK Parti medya kurumları arasında’

  • Partinin çok önemli kimi isimlerinin AK Parti medyasının bir bölümünde isminin telaffuz edilmesi bile yasak. Diğer bölümünde ise AK Partili başka önemli isimlerin adını anmak yasak. Açıktan çekişme yok ama büyük bir soğuk savaş var AK Parti medya kurumları arasında. Birbirilerine lakaplar takıyorlar ve sanki doğa haberiymiş görünen ama esasen karşı tarafı incitmeyi hedefleyen tuhaf sözde haberlerle atışma bile yapıyorlar. Birbirilerini sevmeyen ve birbirilerinin kötülüğünü isteyen bir parti ve medya ortamı mevcut. Bu sevgisizlik de ister istemez riyakarlığı, ikiyüzlülüğü ve güven duygusu eksik olduğu için de tedirginliği artırıyor.
  • Bazıları artık sadece parti içi savaşın kalemşörlüğünü yaparak hayatını sürdürüyor. Önce askeri vesayetle sonra da FETÖ vesayetiyle omuz omuza mücadele edildiği zamanın ruhu kalmadı. Bu kalemşörlerin ve partililerin tek odaklandıkları konu birbirilerini yemek.”

Bunları yazarken aklına CHP tarihinden bir örnek geldiğini belirten Alçı, bunu “Bir gün Erdal İnönü hepsi de birbirilerinin kuyusunu kazmakla meşgul olan yakın kurmay ekibini de alıp bir restorana gitmiş. Garson masaya gelmiş ve tüm masa ahalisine ‘Ne yemek alırsınız efendim?’ diye sormuş. Erdal İnönü şöyle cevap vermiş; Yemeğe gerek yok evladım. Biz birbirimizi yiyoruz” diye anlattı.

Alçı, CHP içinde herkesin bildiği bu olayın bugün AK Parti ve medyası için de geçerli olduğunu söyledi. “Ben hangi boyutta parti ve iktidar medyası içi ne kavgalar olduğunu takip bile edemiyorum. Kendi içlerindeki çekişmeler ve çatışmalar nedeniyle kendilerine çok zarar veriyorlar” ifadesini kullanan Alçı, şunları yazdı:

‘Erdoğan diye bir olgu var fakat bildiğimiz anlamıyla artık AK Parti diye bir olgu kalmış mıdır? Ben emin değilim’

  • “Bugün Türk siyasal hayatında Recep Tayyip Erdoğan fenomeni hala en güçlü aktör. Muhafazakarlar Erdoğan’ı kendi Atatürkleri olarak görüyor. Geçen hafta son anketini yayınlayan Özer Sencar’a göre ‘Ne olursa olsun Tayyip Erdoğan’dan vazgeçmem’ diyen yüzde 34-35 civarı sabit bir kitle var.
  • Erdoğan diye bir olgu var fakat bildiğimiz anlamıyla artık AK Parti diye bir olgu kalmış mıdır? Ben emin değilim. İç savaşlar partiyi içten içe çürütüyor. Tayyip Bey’in de bunu tespit etmesi gerektiğine inanıyorum. CHP videosunun apar topar kaldırılması da önemli oranda bunun bir sonucu. Bu videonun kaldırılmasında hem ‘konfor alanının dışına çıkmak istemeyen’, yeniliğe kapalı anlayışın hem de parti içi iktidar çekişmelerinin etkisi var.

‘AK Parti gençlik kollarında moraller bozuktu’

  • Yukarıda da yazdığım gibi dün doğal olarak bu videoya emek verenler ve AK Parti gençlik kollarında moraller bozuktu. Partinin içinde yeni bir şeyler yapmak isteyen, bir enerji yakalamak için çırpınan birçok insan kendini kanatları kırılmış gibi hissetti. Bu gençler hata da yapmış olabilirler. Bu videoyu güzel ve faydalı da bulmamış olabilirsiniz ama hepsinin birden topluca kalplerini kırmak gerekli miydi?
  • Bilmem partinin ileri gelenleri bu havanın farkında mı? Bu kafayla gençleri niye yakalayamıyoruz diye sormasınlar. Çünkü o sorunun cevabını anlayacak antenleri kapatmışlar. Böyle giderse bırakın gençleri yakalamayı eldekileri de kaybedecekler.”

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...