2 Ekim 2026
18.1 C
İstanbul

Yapıcıoğlu: HÜDA PAR’ın varlığı MHP’yi rahatsız etmez

14 Mayıs seçimlerinde Erdoğan’ı destekleyeceklerini yineleyen HÜDA PAR lideri Yapıcıoğlu, “Millet İttifakı’na yakın olanlar, Cumhur İttifakı’nı diğer bileşenlerini kışkırtmak için bilinçli olarak yapıyorlar. HÜDA Par dengeyi bozduğu için bizi dışarda tutmak istiyorlar” dedi.

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, CNN Türk canlı yayınında kendisine sorulan soruları yanıtladı.

Cumhur İttifakı ile görüşmelerin devam ettiğini belirten Yapıcıoğlu, 2018 seçimlerinde olduğu gibi bu seçimde de ittifakta yer alıp almamalarına bakmaksızın yine Erdoğan’a destek verme kararı aldıklarını söyledi.

HÜDA PAR’ın programı ile ilgili tartışmalar

Yapıcıoğlu, parti programı ile ilgili yürütülen tartışmalara dikkat çekerek, “Neymiş efendim, ‘HÜDA PAR ayrılıkçı bir parti, HÜDA PAR İslami esaslara dayalı bir devlet kurmak istiyormuş, federasyon istiyormuş özerklik istiyormuş’. Öncelikle tutarlı olun. Bunların hepsi bir anda olamayacağına göre. 2012’yi hatırlayın. Dağda elinde silahla dolaşanlara ‘Bırakın silahlarınızı gelin siyaset yapın’ dendi. Biz de diyoruz ki, bunları tartışmak tabu olmaktan çıksın” diye konuştu.

HÜDA PAR lideri sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şiddete başvurmadan bunları söylesinler. Parti programında biri bunu bana göstersin. Ben geri adım atıp özür dileyeceğim. Parti programında bunlar var diyenler çıksın özür dilesinler. Aldattıkları için yanlış bilgi yaydıkları için. Biz diyoruz ki, bin yıl önce Türkler Orta Asya’dan gelince Kürtlerle karşılaşınca İslam ortak noktasında buluştular. Tarihin bazı dönemlerinde bu kardeşlik hukukuna aykırı işler yapıldı. Bunlar bir daha yapılmasın. Cumhuriyetin 100. yılında kardeşlik hukuku tesis edilsin ve birlikte yürüsünler. Bizi ucube gibi göstermek için yoğun çaba içerisindeler.

Parti programımız ortada. Eleştiriye açığız. Ama söylemediğimiz şeyi söylemişiz gibi halkı aldatmak, ahlaki ve insani değil. Bunlar mahkemeye verdiklerimiz de umarım o zaman da bunu Haber yaparlar. Böyle bir soru yok ki, böyle bir cevap olsun.”

Kürt meselesine bakış

Yapıcıoğlu, “Siyaset asla şiddeti içerisinde barındıramaz. Hiçbir sorun silah çekmeyle çözülemez. Terörün her türlüsüne lanet olsun. Programımıza da yazdık. Şiddet ve silah Kürt meselesinin çözümünü sağlamaz. Şiddeti bir araç olarak görenler, sürekli bize iftira atıyorlar. Benim imam ettiğim kitap bana şunu söylüyor, ‘Kim bir insanı kasten haksız yere öldürürse onun cezası cehennemdir’. Bana göre de bir insanı bilinçli haksız yere öldürmenin cezası da bu dünyada idam olmalıdır” dedi.

HDP ile ortak noktalar

“HDP ile farkınız nedir?” şeklindeki soruya Yapıcıoğlu şu yanıtı verdi:

“Bir tane benzer yönümüzü söylerseniz, onun benzerlik değil farklılık olduğunu size söylerim. Biz çay içiyoruz, onlar da içiyorlar. Bana siyasi bir benzerlik söyleyin. İnsanlar en fazla şunu söylüyor. Kürt meselesiyle ilgili çok şey söylüyorsunuz. Evet, biz Kürt meselesinin bu memleketin meselelerinden biri olduğunu söylüyoruz ve bu meselenin adalet temelinde çözülmesini istiyoruz. Bize göre bahsettiğiniz bu meseleyi araçsallaştırıyor, nemalanıyor ve siyasi çıkar elde ediyor. Bunu da taban tabana bir ayrılık olarak görüyorum.”

HÜDA PAR’ın varlığı MHP’yi rahatsız eder mi?

HÜDA PAR’ın varlığını MHP’yi rahatsız edip etmeyeceği şeklindeki soruyu da yanıtlayan Yapıcıoğlu, “Zannetmiyorum. Neden rahatsız etsin ki. Programımızda olmayan şeylerin söylenmesi de bu ittifak olmasın diye uğraşıyorlar. 2012 yılında kurulduk. Bugüne kadar hiçbir arkadaşımızla ilgili açılmış herhangi bir soruşturma yoktur. Biz 2014, 2015, 2018 seçimlerine katıldık. Ve iki tane de referandum geçirdik. Anayasa değişikliğinin geçmesi yönünde oy kullandık. O zamanlar HÜDA Par yok muydu da bu kadar ses çıkarmadılar. Niçin o zaman sürekli HÜDA Par tartışılmıyordu” diye konuştu.

Diğer partilerle görüşme oldu mu?

Yapıcıoğlu, “AK Parti dışında siyasi partilerle görüştünüz mü?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“İYİ Parti ile Genel Başkan yardımcıları düzeyinde görüştük. İshak Sağlam ile görüşüldü. Ahmet Davutoğlu ile görüştük. Gelecek Partisi Genel Başkanı iken de başbakan iken görüştük. Babacan’la görüştük. Saadet Partisi ile görüştük. Karamollaoğlu ile birkaç defa görüştüm. Onlardan ittifaka girme noktasında teklif gelmedi. Üçüncü kişiler üzerinde dolaylı şeyler geldi. Bu görüşmeler hiç olmamış gibi HÜDA PAR yeni keşfetmişler gibi bu kadar gürültü koparmalarının altında başka sebepler var.”

Kadına yönelik şiddet

“Kadına şiddet muhakkak önlenmeli” diyen HÜDA PAR lideri, “Kadınlar erklerden daha fazla zayıf olduğu için onlara daha çok ihtimam gösterilmeli ve şiddet önlenmeli. Bunu yaparken aileyi yıkmayalım. Hem aileyi hem kadını koruyalım. Biz böyle söyleyince kadına şiddetin önünü açacak diye propaganda yapıyorlar. Farklı farklı yerlerden tepki alıyoruz. Kandil’den Pensilvanya’dan tepki alıyoruz. Basından takip ediyoruz. HÜDA PAR ile ilgili neler söylediklerini görüyorsunuz. HÜDA PAR’ın adı ve şahsımın adı verildi. Kandil’den bunlar yapıldı. Şimdi başlamadı. Yola çıktığımızdan beri yapıyorlar. ‘Bunların lokanta Yemek yiyecek parası yok nasıl parti kurdular’ dedi Öcalan. İmralı görüşme notlarında var. Nefes aldırmamak için ne gerekiyorsa onu yapıyorlar. İslami kişiliğimizden dolayı sosyalistler bize düşmanlık yapacak. Onların zaten bize dost olmasını beklemiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Yapıcıoğlu, şunları kaydetti:

“Millet İttifakı’na yakın olanlar, Cumhur İttifakı’nı diğer bileşenlerini kışkırtmak için bilinçli olarak yapıyorlar. HÜDA Par dengeyi bozduğu için bizi dışarda tutmak istiyorlar. Başka sebepler de var. İki ayrı grubun sebeplerini söyledim. Madem aradaki fark o kadar açık, HÜDA PAR’ın da oyu bu kadar düşükse neden bu kadar saldırıyorlar. Tüm TV’ler HÜDA PAR’ı tartışıyor. 40 yıl düşünsem bunun olacağını düşünmezdim. Sanki HÜDA PAR’ın adayı Cumhurbaşkanı adayı olmuş ve bıçak sırtı durum var gibi bir durum var. Millet İttifakı’nın derdi HÜDA Par denklemin dışında kalsın. Bunlar bizi yolumuzdan alıkoymayacak. Onlar ne söylerlerse söylesinler, biz işimize bakacağız.

Kürtler ve Türkler bu devletin asli kurucu haklarıdır. Bin yıldır beraberler ve kardeşler. Biz dedik ki, kardeşliğin sadece edebiyatı yapılmasın ve hukuku yerine getirilsin, kardeşlik bozulmasın. Bu ne demek ise odur. Bizim bayrakla sorunumuz yok. Hatta diyoruz ki, bin yıldır burayı birlikte vatan edindiler. Başından beri hep şu söyleniyor, Türklükten kasıt etnik bir kasıt değil ama bu böyle anlaşılmıyor. Bir mesele tartışma konusu ise Türk’e karşı demek anlamına mı geliyor? Herhangi bir etnik aidiyete vurgu yapmanın gereği yok. Bu kardeşliği bozanların ellerindeki argümanları alalım.”

Hizbullah tartışmaları

Yapıcıoğlu, Hizbullah tartışmaları hakkında ise, “Kim bir kimseyi kasten öldürürse, bunun cezası idam olmalı. Şiddetin her türlüsüne karşıyız. Terör örgütü mensubu olduğu iddiası ile yargılanan bir şahıs bize bazı ithamlarda bulundu. Herkes bir ezber tutturmuş gidiyor: ‘Hizbullah legalleşmek için Mustazaf-Der’i kurdu. Bu parti kapatıldı sonra da HÜDA PAR kuruldu. HÜDA PAR da Hizbullah’ın devamıdır’ dediler. Çok net söylüyorum. Bunu onlarca defa söyledim. Biz Hizbullah’ın devamı değiliz. Biz onun mirasçısı değiliz. Biz başka bir örgütün de devamı ya da uzantısı değiliz” ifadelerini kullandı.

Zekeriya Yapıcıoğlu, “HÜDA PAR 1 milyondan fazla oy kazandıracaktır Cumhur İttifakı’na, bir de bunun çarpan etkisini hesaplarsanız daha fazla oy kazandıracaktır” diye konuştu.

Son Haberler

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...