Sartre, felsefi bir mesele olarak ele aldığı ırkçılığın en önemli alışkanlıklardan biri olarak Beyazlık krizini görür. “Görülme şoku” diye tarif ettiği bu olguya göre Beyazlar; görülmeye alışık değildir, dışarıdan nasıl görüldüklerini bilmeye de alışık değildir. (Balığın suda yaşadığından haberdar olmaması durumu)
ABD’ de yaşayan en yoksul beyaz bile çoğu zaman siyah olmamaktan gurur duyar ve bu gurur zengin beyazlar tarafından ustalıkla sömürülür. Erkeklerin en değersizinin bile çoğu zaman kendini kadınlar karşısında güçlü hissetmesi gibi.
Akademisyen Barış ÜNLÜ tarafından çok geniş çaplı bir araştırma ve çalışma sonucunda kaleme alınan ve okuyucular tarafından ciddi boyutlarda ilgiyle karşılanan “Türklük Sözleşmesi” kitabı, okunmayı sonuna kadar hak ediyor.
ABD ‘deki beyazlık algısıyla ülkemizdeki Türklük ve Müslümanlık algısının aslında nasıl da adı konulmamış bir mutabakat çevresinde birbiriyle benzeştiği, güncel ve tarihsel değerlendirmelerle karşımıza çıkıyor.
Egemen olan kimliğin ve siyasalın; duyma , düşünme, yüceltme davranışları karşısında “öteki” olarak gördüğü kimlik ve inanışlara karşı (Kürtler, Ermeniler, aleviler , gayrimüslimler vb) hissetmeme, duymama, görmeme, ve ilgilenmeme tavrının aslında tüm dünyada yaygın bir Irkçı durum olduğu gerçeğiyle yüzleşiyoruz.
Egemenler; sorumluluk , suçluluk gibi duyguları yaşamamak için ırk meselesiyle (bu bazen inanç olur) ilgili bilgisizliklerine dört elle sarılırlar. DİRENEN BİLGİSİZLİK olarak tarif edebileceğimiz bu durum , kişinin bilgi yokluğundan değil bilgiye karşı olan ilgisizliğinden dolayı bilgisiz kaldığı gerçeğini ortaya koyar.
Irkçılığın en yaygın pratiklerinden biri; kendi değerlerini evrensel , uygar ve üstün olarak göstererek ötekiye ait olan kültürü her fırsatta aşağılaması ve ondan utanılmasını sağlamasıdır ki bu da “öteki”nin sistematik inkarını zorunlu kılar.
Barış Ünlü’nün, kısaca ifade ettiğim bu sorunu derin bir analize tabi tuttuğu kitabı, daha iyi bir gelecek için vicdanı atan tüm okurlara tavsiye edilir.
İZNEWS | Hafız Sengir

