16 Ağustos 2026
26.8 C
İstanbul

Tuncer Bakırhan: Sayın Bahçeli’nin ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz

Tuncer Bakırhan, Meclis’te “Barış İzleme ve Takip Kurulu” kurulmasını önerdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün partisinin Meclis grup toplantısında Abdullah Öcalan’ın statüsü ile ilgili, “Abdullah Öcalan için statü açığı varsa bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine hedef alınmalıdır. Bunun adının ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını öneriyorum. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır” demişti.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan da partisinin Meclis grup toplantısında Bahçeli’nin sözlerini değerlendirdi.

Bakırhan, grup konuşmasına Süper Ligi’e yükselen Amedspor ve Erzurumspor’u tebrik ederek başladı. Dersim Katliamı’nı da yıldönümü dolayısıyla anan Bakırhan, devletin katiamdan dolayı özür dilemesi, Seyid Riza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması gerektiğini söyledi.

Hürmüz Boğazı etrafındaki gelişmelere değinen Bakırhan, “Hürmüz Boğazı artık bir hegemonya mücadele alanına döndü. Irak’ta kalıcı bir yönetim mimarisinin kurulmaması Lübnan’da bitmeyen savaş halklar arasında ciddi tehditler ve tehlikeler yaratıyor. Böylesi bir tabloda Türkiye açısından en rasyonel yol dostlarını çoğaltmak ve düşmanlarını azaltmaktır. Türk’ün tarihsel dostu Kürt, Kürt’ün tarihsel dostu da Türk’tür. Kürt jeopolitiği bir risk değil, bir fırsat olarak görülmelidir. Korkuları değil, ortaklıkları çoğaltarak birlikte kazanabiliriz, birlikte büyüyebiliriz” diye konuştu.

Teyit ve tespit meselesi…

Çözüm sürecinde hukuki adımların atılması aşamasına gelindiğini ve bunun önünde bir engel olmadığını ifade eden Bakırhan şöyle devam etti:

“Bir diğer önemli konu sıkça ifade edilen teyit ve tespit meselesidir. Aylardır tartışılıyor. Tespit ve teyit, hukukun önüne konulan bir duvar değil. Hukuka açılan bir kapı olmalıdır. Çünkü insanlar belirsizliğe dönmez, güvenceye döner. Silahlı bir örgüte ‘ülkeye gel, demokratik siyasete dön’ dedikten sonra hangi hukukla karşılanacağını da söylemeniz gerekmiyor mu? Gerekiyor değil mi? Nereye gelecek? Gel ama hukuk yok, gel ama yasa yok diyorlar. Devlet, ‘Silah bıraksınlar, biz adım atarız’ diyor aylardır. PKK, ‘yasal zemin olsun, biz bırakırız’ diyor. Her ikisinin de kaygısını anlıyoruz.

“Özel yasayı hemen Meclis’e sunalım”

Biz DEM Parti olarak şunu teklif ediyoruz; Sayın Kurtulmuş, komisyondaki partilerin koordinatörlerini önce bir çağırın. Elimizde müşterek bir belge var, komisyonun hazırlamış olduğu rapor var. Özel yasayı hemen Meclis’e sunalım, bu teklif bir haftada yasallaşsın. Siyaset yol açsın, ülke rahatlasın, yasal adımlar atılsın. Sayın Öcalan’ın sürece katkı sunabileceği, özgür çalışma ve özgür iletişim koşulları oluşturulsun. PKK gereğini yapmazsa o zaman toplum çıksın desin ki; Evet, Kürt tarafı görevini yapmadı.

“Biz de kamuoyunun önünde söz veriyoruz”

Bakın Kürt hareketi, 5 Mayıs’ın yıldönümü vesilesiyle bugün bir açıklama yaptı. Açıklamada aynen şöyle diyor; ‘Özgürce demokratik siyasetin yapılacağı, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlayan yasalar çıkarılmış da buna karşı silahları bırakmayız ve gelmeyiz mi demişiz?’ diyorlar. Haksızlar mı, değiller. Biz de kamuoyunun önünde söz veriyoruz. Sizin de huzurunuzda söz veriyoruz. Özgür, demokratik siyaset için yasal düzenlemeler yapılırsa ve buna rağmen PKK gereğini yapmazsa söz olsun ilk sözü biz söyleyeceğiz. İlk eleştiriyi biz yapacağız ve bu durumu kabul etmeyeceğiz. Ama söz olsun, bunun gereğini yapmayan iktidarı da eleştireceğiz. Eleştirmeye devam edeceğiz. Örgüt bir niyet ortaya koyar, devlet inisiyatif alır. Dünyanın her yerinde öyledir. Barışın yasasını getirecek kurum iktidardır. Çıkarılacak yer Meclis’tir.

“Kayyım atayanlar kayyımı geri çekemiyor mu?”

Gemileri karadan yürütme övülenler bugün barışın yasasını Meclis’ten geçiremiyor mu? Kayyım atayanlar kayyımı geri çekemiyor mu? Bunlar süreci enfekte eden, güven erozyonu yaratan adımlardır. Bakın, daha geçen gün Hakkari Belediye Eş Başkanımız Mehmet Sıddık Akış’a çok ağır bir ceza verildi. İstinaf Mahkemesi aslında cezayı bozarak yerel mahkemeye göndermesine rağmen, yerel mahkeme istinaf mahkemesinin kararına uymadı. Yine Mardin başta olmak üzere belediyelerin iade edilmemesi sürece olan güveni zedeliyor.

“Sayın Bahçeli’nin ‘Öcalan’ın statüsü ne olacaktır?’ sorusu tarihidir”

Bu aşamada sürecin en kritik aktörlerinden biri olan Sayın Abdullah Öcalan’ın hukuki durumunun açık ve net bir çerçeveye kavuşması da büyük önem taşımaktadır. Fiziki koşulların iyileştirilmesi, görüşme ve iletişim imkanlarının genişletilmesi, sürecin sağlıklı ilerlemesi için zorunludur. Hem sürecin baş aktörü hem de hala 12 metrekarelik bir hücrede böylesine 100 yıllık, büyük ve devasa bir sorunun muhatabı olarak ‘Gel bu süreci yürütelim’ demek doğru mudur? Sayın Öcalan kendisi aynen şöyle diyor: ‘Benim tek derdim sorunu çözmektir.’ Biz de şahidiz, biz de gördük. ‘Statüden kastettiğim şey, çalışma koşullarına sahip olmamdır. Kişisel konfor değil, talebim’ dedi. ‘İletişimdir’ dedi. Herkes çok iyi biliyor ki Sayın Öcalan’ın kişisel konfor isteğine dair bugüne kadar tek bir belirlemesi, tek bir işaret, tek bir sözü olmamıştır. Tek bir derdi var: Başlattığı bu mücadelenin demokratik yasal adımlarla birlikte artık başka bir evreye taşınmasıdır. Böylesi bir ağır süreçte muhatabın çalışma, görüşme, iletişim imkanlarından yoksun bırakılması siyaset aklıyla açıklanamaz. Sayın Bahçeli’nin ‘Öcalan’ın statüsü ne olacaktır?’ sorusu bu açıdan tarihidir. Bu soru hala orta yerde duruyor ve hala cevap cevabını beklemektedir.

“Ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz”

Bugün Sayın Bahçeli’nin grup toplantısında statü ve yasal adımlar atılması konusunda ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz. Sayın Erdoğan’ın da belirttiği gibi süreci sonuna götürenler tarihe geçecektir sözü üzerine biz de diyoruz ki, tarih cesaret edenleri yazar. Buyurun tarihi birlikte yazalım Sayın Erdoğan. Kur’an-ı Kerim’de Azap suresinde göklerin ve dağların kaldırmaktan çekindiği emaneti insan yüklendi der. Bugün bu emanet halkların barışıdır.

“Başka bir önerimiz daha var”

DEM Parti olarak sürece katkı sunacağına inandığımız somut başka bir önerimiz daha var. Bu süreç zorlu bir süreç. Birçok engeli aştık. Azımsanmayacak gelişmeler yaşadık. Yarım asırlık örgüt silahı devreden çıkardı. Bu çok önemlidir. Meclis de inisiyatif aldı. Bu da kıymetlidir. Şimdi bu süreci risklerden koruyacak, takibini yapacak bir mekanizma kuralım diyoruz. Adı ‘Barış İzleme ve Takip Kurulu’ olsun. Meclis’teki siyasi partilerin vereceği üyeler süreci takip etsin, kolaylaştırıcı olsun. Bu kurul denetleyen değil, takip eden ve kolaylaştıran bir mekanizma olabilir. Atılması gereken adımları hızlandırır. Ortak aklı işletip sürecin kazasız ve güven içinde ilerlemesine katkı sunabilir. Bu kurul akademi ve sivil toplum ile istişarede bulunabilir. Bu kurul süreçle ilgili atılması gereken adımları siyasi liderler ve aktörlerle görüşüp hızlandırarak ortak akıl ve vicdanı işletebilir. Bakalım bu öneriye diğer siyasi partiler ne diyecek?”

 

Son Haberler

İran’da İsrail’le işbirliği suçlamasıyla bir kişi daha idam edildi

İran Yargı Erki, ülke genelindeki protestolar sırasında “İsrail adına casusluk”, “ayaklanma” ve güvenlik güçlerine araçla saldırmakla suçlanan Şehram Sadıki adlı mahkûmun idam edildiğini açıkladı. İran Yargı Erki'ne bağlı Mizan Haber Ajansı'nın 16 Ağustos 2026 sabahı yayımladığı habere göre Sadıki, protestolar sırasında Kereç kentinde bir araçla güvenlik güçlerinin üzerine sürmekle suçlandı. Yargı makamları, olayda 7 güvenlik görevlisinin ağır yaralandığını ileri sürdü. Sadıki hakkında ayrıca “Mossad adına casusluk”, “ayaklanma” ve “ABD ile İsrail'in çıkarları doğrultusunda ülkenin ulusal güvenliğini bozma” suçlamalarıyla idam ve mal varlığına el konulması kararı verildi. İran Yargı Erki, Yüksek Yargı Divanı'nın kararı onaylamasının ardından 16 Ağustos sabahı idam cezasının infaz edildiğini duyurdu. Protestolarda binlerce kişi gözaltına alındı İran'da 28 Aralık 2025'te başlayan protestolar sırasında, İran İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı'na (HRANA) göre İran'ın farklı kentleri ile Doğu Kürdistan'da 53 bin 552 kişi gözaltına alındı. İran Yargı Erki daha önce gözaltına alınan bazı kişiler hakkında idam cezası verildiğini ve bu cezaların kısa sürede infaz edileceğini açıklamıştı.

Mahmur Mülteci Kampı Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Said Çömlek, aracında yaşamını yitirmiş halde bulundu.

Kürt siyasetçi, Mahmur Mülteci Kampı Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Said Çömlek, aracında yaşamını yitirmiş halde bulundu. Aynı zamanda öğretmen olan Çömlek, 13 Ağustos günü sabah saatlerinde aracına yakıt almak için kamptan ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamadı. Bunun üzerine kamp sakinleri arama çalışması başlattı. Çömlek’in aracı saat 18.20 sıralarında aşağı Mahmur’daki mesire bulundu. Aracında hareketsiz bir şekilde duran Çömlek’in yaşamını yitirdiği bildirildi. Ölüm nedeninin belirlenmesi için cenazesi Musul’daki Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Mahmur Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Bêwar Unver, Çömlek’in bedeninde herhangi bir darp ya da yara izine rastlanmadığını ifade ederek, “İlk adli tıp raporuna göre Mamoste Said kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiş. Ancak incelemeler devam ediyor” dedi.

Trump: Yakında Hürmüz Boğazı’nı ABD toprağı ilan edeceğim

ABD Başkanı Donald Trump, "İran'ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğim" dedi. ABD Başkanı Trump, New York'ta Nassau Polis Akademisi'nde katıldığı bir etkinlikte, İran gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Trump, ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'nda tam bir abluka uyguladığını ifade ederek, "İran'ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğim" diye konuştu. Hürmüz Boğazı'ndan ABD'nin istemediği hiçbir geminin geçemediğini kaydeden Trump, ayrıca İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini sözlerine ekledi.

AKP’nin 25. kuruluş yıldönümünde Erdoğan: ‘Bu partiyi millet kurdu’

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 25. kuruluş yıldönümü cumhurbaşkanı ve...

Sipan Hemo, Türkiye’nin ‘terör’ listesinden çıkarıldı

Suriye Savunma Bakan Yardımcısı ve eski SDG Komutanı Sipan...

Fidan: İsrail adım atmazsa Türkiye, Katar ve Mısır radikal adımlar atabiliriz

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçişte Filistin tarafının taahhütlerini yerine getirmesine rağmen İsrail'in adım atmaması halinde Türkiye, Katar ve Mısır'ın "radikal adımlar" atabileceğini söyledi. Fidan, "Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" dedi. Fidan, Mısır ziyareti kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze Barış Planı'nın uygulanması için Türkiye, Mısır ve Katar'ın ABD ile birlikte arabuluculuk faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Fidan, Filistin tarafının süreçte önemli fedakarlıklarda bulunduğunu, buna karşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin barış anlaşmasına yönelik irade göstermediğini ifade etti. Fidan, "İkinci aşamaya geçişte, Filistin tarafının taahhütlerini tutmasına rağmen İsrail'in bundan sonra adım atmaması, biz diğer arabulucuları ortaklaşa bir radikal adım atmaya itebilir bu süreçle alakalı. Bu konuda Amerika'nın İsrail'e yönelik gerekli baskıyı tabii ki uygulamasını bekliyoruz. Yoksa Türkiye, Katar ve Mısır olarak bu konuda atmamız gereken tabii ki radikal adımlar olacak. Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" ifadelerini kullandı. "Netanyahu İsrail'i uluslararası izolasyona mahkum ediyor" Netanyahu hükümetinin politikalarının yalnızca Gazze ve Ortadoğu için değil, uluslararası toplum açısından da bir güvenlik sorununa dönüştüğünü söyleyen Fidan, daha ciddi tedbirlerin alınması konusunda Mısır ile mutabık kaldıklarını belirtti. Fidan, "Bu sorun sadece Gazze'yi, Ortadoğu'yu ve bölgeyi ilgilendiren bir sorun değil bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir güvenlik sorunu haline dönmüştür Netanyahu ve arkadaşlarının izlediği tahrik edici, provoke edici, insanlık onurunu ayaklar altına alan politika" diye konuştu. Türkiye ve Mısır, Libya konusunda ortak hareket edecek Libya’ya gerçekleştirdiği son ziyareti de değerlendiren Fidan, Türkiye ile Mısır’ın Libya’nın birliği, bütünlüğü, egemenliği ve bölünmezliği konusunda ortak görüşte olduğunu ve bu yaklaşımı ortak harekete dönüştürme kararı aldıklarını açıkladı. Sudan’daki çatışmaların sona erdirilmesi için de Mısır, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkeleriyle birlikte çalıştıklarını belirten Fidan, Sudan’daki krizin Mısır açısından mülteci ve güvenlik tehdidi oluşturduğuna dikkat çekti.

Hürmüz’de nöbet değişimi: USS George Washington Ortadoğu yolunda!

Pentagon'un, İran'la gerginlik devam ederken, Ortadoğu'da görev yapan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yerini alması için USS George Washington uçak gemisini göndermeye hazırlandığı iddia edildi. Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre, Pentagon, bölgedeki uçak gemilerinden birini rotasyona sokmaya hazırlanıyor. ABD ordusu, 250 günden fazla süredir Ortadoğu'da görevde olan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yerini USS George Washington uçak gemisinin alması yönünde son hazırlıklarını yapıyor. ABD'li yetkililer, önceden planlanmış bir rotasyon planı kapsamında USS George Washington'ın Ortadoğu'ya gönderileceğini ve USS Abraham Lincoln'un bir süre gerekli bakımlarının yapılacağını ileri sürdü. Halen Pasifik bölgesinde görev yapan USS George Washington'ın yakın zamanda bölgeye doğru yola çıkmasının beklendiği kaydedildi. USS Abraham Lincoln, 250 günü aşan uzun görev süresi dolayısıyla ABD Kongresi içinde tartışmalara neden olmuş ve bazı Kongre üyeleri, gemideki yaşam koşullarından endişe ettiklerini açıklamıştı. USS Abraham Lincoln, Kasım 2025'te planlı bir göreve başlamış ve ABD'nin İran'a karşı savaşının öncesinde ocak ayında Ortadoğu'ya yönlendirilmişti. Söz konusu uçak gemisi, önce, ABD’nin İran'a yönelik saldırılarında görev almış, daha sonra da ABD’nin İran limanlarına uyguladığı ablukaya katılmıştı.

Türkiye Gündemi

AKP’nin 25. kuruluş yıldönümünde Erdoğan: ‘Bu partiyi millet kurdu’

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 25. kuruluş yıldönümü cumhurbaşkanı ve...

Fidan: İsrail adım atmazsa Türkiye, Katar ve Mısır radikal adımlar atabiliriz

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçişte Filistin tarafının taahhütlerini yerine getirmesine rağmen İsrail'in adım atmaması halinde Türkiye, Katar ve Mısır'ın "radikal adımlar" atabileceğini söyledi. Fidan, "Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" dedi. Fidan, Mısır ziyareti kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze Barış Planı'nın uygulanması için Türkiye, Mısır ve Katar'ın ABD ile birlikte arabuluculuk faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Fidan, Filistin tarafının süreçte önemli fedakarlıklarda bulunduğunu, buna karşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin barış anlaşmasına yönelik irade göstermediğini ifade etti. Fidan, "İkinci aşamaya geçişte, Filistin tarafının taahhütlerini tutmasına rağmen İsrail'in bundan sonra adım atmaması, biz diğer arabulucuları ortaklaşa bir radikal adım atmaya itebilir bu süreçle alakalı. Bu konuda Amerika'nın İsrail'e yönelik gerekli baskıyı tabii ki uygulamasını bekliyoruz. Yoksa Türkiye, Katar ve Mısır olarak bu konuda atmamız gereken tabii ki radikal adımlar olacak. Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" ifadelerini kullandı. "Netanyahu İsrail'i uluslararası izolasyona mahkum ediyor" Netanyahu hükümetinin politikalarının yalnızca Gazze ve Ortadoğu için değil, uluslararası toplum açısından da bir güvenlik sorununa dönüştüğünü söyleyen Fidan, daha ciddi tedbirlerin alınması konusunda Mısır ile mutabık kaldıklarını belirtti. Fidan, "Bu sorun sadece Gazze'yi, Ortadoğu'yu ve bölgeyi ilgilendiren bir sorun değil bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir güvenlik sorunu haline dönmüştür Netanyahu ve arkadaşlarının izlediği tahrik edici, provoke edici, insanlık onurunu ayaklar altına alan politika" diye konuştu. Türkiye ve Mısır, Libya konusunda ortak hareket edecek Libya’ya gerçekleştirdiği son ziyareti de değerlendiren Fidan, Türkiye ile Mısır’ın Libya’nın birliği, bütünlüğü, egemenliği ve bölünmezliği konusunda ortak görüşte olduğunu ve bu yaklaşımı ortak harekete dönüştürme kararı aldıklarını açıkladı. Sudan’daki çatışmaların sona erdirilmesi için de Mısır, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkeleriyle birlikte çalıştıklarını belirten Fidan, Sudan’daki krizin Mısır açısından mülteci ve güvenlik tehdidi oluşturduğuna dikkat çekti.

BM’den Türkiye’deki ‘Çözüm Süreci’ yasasına destek: Barış adımlarını teşvik ediyoruz

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) "Çözüm Süreci"ne ilişkin yasa tasarısının kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı. BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, Rûdaw'a yaptığı özel açıklamada, PKK dahil Kürt gruplarla barışın sağlanmasına yönelik atılan tüm adımları desteklediklerini belirtti. Türkiye'de Kürt sorununun çözümüne yönelik atılan tarihi adımlar ve TBMM'den geçen yeni yasa, uluslararası arenada yankı bulmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler, Türkiye hükümetinin Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile çatışmaları sona erdirmeye yönelik çabalarını izlediklerini ve olumlu karşıladıklarını duyurdu. BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Türkiye'deki sürece ilişkin yaklaşımı hakkında Rûdaw'ın yönelttiği soruyu yanıtladı. Rûdaw muhabirinin, "Genel Sekreter'in Türkiye'de Kürt barışı ve müzakere süreciyle ilgili kabul edilen yasa ve işlerin nasıl ilerleyeceği konusunda bir açıklaması var mı?" sorusuna yanıt veren Haq, şu ifadeleri kullandı: "Sürecin ilerlemesine paralel olarak durumu değerlendiriyoruz. Ancak elbette, Türkiye hükümetinin PKK dahil Kürt gruplarla barışı sağlamak için ileriye dönük attığı tüm adımları teşvik ediyoruz." Meclis'ten 467 'Evet' ile geçti BM'nin destek açıklaması, Ankara'da yaşanan sıcak gelişmelerin hemen ardından geldi. 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü, Kürt sorununun çözümünü amaçlayan 12 maddelik Çözüm Süreci yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda oylandı. Oylamaya 592 milletvekilinden 563'ü katılım gösterdi. Tasarı; 467 'evet' oyuna karşılık 87 'hayır' oyu ile meclisten geçerek yasalaştı. Oylamada 7 milletvekili ise çekimser kaldı. Meclis Başkanlığı, oylamanın hemen ardından tasarının resmi olarak yasalaştığını duyurdu. PKK'nin silahsızlanması için 10 maddelik yol haritası Yasanın onaylanarak yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak Türk medyasında da sürecin nasıl işleyeceğine dair detaylar yer bulmaya başladı. Meclisten geçen yasanın en önemli sacayaklarından biri olarak değerlendirilen süreç kapsamında, PKK'nin silah bırakma aşamalarını içeren 10 maddelik bir yol haritası kamuoyuyla paylaşıldı. Sürecin ilerleyen günlerde bu plan dahilinde hız kazanması bekleniyor.

‘Çerçeve yasa’ pazartesi günü TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek Rûdaw Rûdaw

TBMM Genel Kurulu’nun çalışma saatleri ve gündemi yeniden düzenlendi. Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin 10 Ağustos Pazartesi günü Genel Kurul’da görüşülmesi bekleniyor. TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da AKP’nin Meclis gündemi ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin grup önerisi görüşülerek kabul edildi. Kabul edilen önerge doğrultusunda, "şehit anne ve babalarına asgari gelir güvencesi sağlanması, malul sayılmayan gazilere aylık ve sosyal haklar verilmesi, bakıma muhtaç gazilere evde bakım desteği sağlanması ile 15 Temmuz gazileri, er gaziler, korucular, askeri öğrenciler ve sivillere" yönelik çeşitli düzenlemeler içeren 289 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” gündemin ikinci sırasına alındı. Teklif, 48 saat geçme şartı aranmaksızın “Kanun Teklifleri ile Komisyondan Gelen Diğer İşler” bölümünün ikinci sırasına yerleştirildi. Bu bölümdeki diğer tekliflerin sırası da buna göre yeniden düzenlendi. “Temel kanun” olarak görüşülecek Teklif, TBMM İçtüzüğü’nün 91’inci maddesi kapsamında “temel kanun” olarak ele alınacak. Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde siyasi parti grupları adına yapılacak konuşma süreleri, en fazla iki konuşmacı tarafından kullanılacak. Çerçeve yasa pazartesi gündemde TBMM Genel Kurulu, 10 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00’de toplanacak. Genel Kurul’da, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin görüşülmesi bekleniyor.

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün üçlü savunma anlaşması imzalıyor

Fransız AFP haber ajansına konuşan Suudi Arabistan yönetiminden iki...

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Kartal’dan çerçeve yasaya dair açıklama

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor” açıklamasında bulundu. “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin milletvekillerin imzasıyla Meclis’e sunuldu. "Eksikliklere rağmen önemli bir aşama" Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) Eşbaşkanı Remzi Kartal, Meclis’e sunulan çerçeve yasayı değerlendirdi. Kartal, bianet’e yaptığı açıklamada yasal düzenlemeyi "eksikliklerine rağmen süreç açısından önemli bir aşama" olarak nitelendirdi. Yasayı tarihi bir fırsat olarak gördüklerini belirten Kartal, düzenlemenin devletin çekincelerini ve kamuoyu hassasiyetlerini yansıttığını ifade etmekle birlikte, sürece yapıcı yaklaştıklarını vurguladı. "Devlet korkularını yenememiş" Çerçeve yasanın eksikliklerine dikkat çeken Remzi Kartal, beklentilerinin Kürtlerin haklarını tam anlamıyla tanıyan bir düzenleme olduğunu belirterek şunları söyledi: "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor." "100 yıllık sorunda demokratik zemin esas alınıyor" Sürecin tarihsel boyutuna değinen Kartal, Kürt sorununun yüzyıllık, PKK mücadelesinin ise yarım asırlık bir geçmişi olduğunu hatırlatarak, demokratik siyaset alanının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine işaret etti. Yasada yer alan süre şartlarına dair hukuki çekincelerini de dile getiren Kartal, itiraz sürelerinin daha makul seviyelere çekilmesi gerektiğini savundu: "Yasaya ayrıca bir esneklik de konulmuş. 5 ve 15 yıllık süreler için 2 yıldan sonra, 20 yıllık cezalar için ise 3 yıldan sonra itiraz başvurusu yapılabileceği belirtilmiş. Yani 15 yıl yerine 2 yıl, 20 yıl yerine 3 yıl sonunda yapılacak başvurularla sonuç alınabilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyoruz." "Gelişler ve koordinasyon Öcalan üzerinden yürütülmeli" Yurt dışından ve dağdan dönüşlerin takvimi ve koordinasyonuyla ilgili de konuşan Kartal, sürecin ana muhatabının Abdullah Öcalan olduğunu söyledi:  "Genel anlamda bu yasayı değerli buluyor ve yapıcı yaklaşıyoruz. Yurt dışından gelişler ancak Önder Apo’nun çağrısı ve koordinesiyle olacak. Dağdan gelişler de buna göre şekillenecek. Genel koordinasyonun Önder Apo tarafından yürütülmesi gerekiyor; çünkü devletle müzakere eden ve Kürt tarafını temsil eden kendisidir."

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye’nin beklediği tarihî kanun teklifinin tam metni!

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye'nin beklediği tarihî kanun teklifinin...