3 Ekim 2026
17.6 C
İstanbul

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı tutuklandı

Türk Tabipleri Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “örgüt propagandası” suçundan sevk edildiği mahkemece tutuklandı.

Hakkında yürütülen soruşturma kapsamında dün gözaltına alınan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı tutuklandı.

Ankara’ya götürülen Fincancı, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerin tamamlanmasının ardından adliyeye götürülmüş, tutuklama talebiyle Ankara Adliyesi 3. Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilmişti.

BM İnsan Hakları Raportörü Mary Lawyor dün Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Önde gelen Kadın İnsan Hakları Savunucusu Şebnem Korur Fincancı’nın polis tarafından keyfi gözaltına alındığına dair haberlere ilişkin derin endişe duyuyorum. Bu davayı yakından takip edeceğim” demişti.

Fincancı hakkında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PKK’ya karşı operasyonlarında “kimyasal silah kullandığı” yönündeki iddialarla ilgili yaptığı bir açıklama ardından soruşturma başlatılmış, AKP ve MHP Financı’ya tepki göstermişti.

İddialarla ilgili tartışmaların nasıl başladığını, nasıl geliştiğini ve soruşturmayla ilgili bilinenleri derledik.

‘Kimyasal silah’ iddiaları

18 Ekim tarihinde PKK’ya yakın medya organlarında yayımlanan bazı haberlerde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Irak’ın kuzeyinde örgüte yönelik yürüttüğü operasyonlarda “kimyasal silah kullandığı” öne sürüldü ve bu iddiaya dayanak olarak çeşitli görüntüler paylaşıldı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) konuyla ilgili olarak Meclis’te, Milli Savunma Bakanı (MSB) Hulusi Akar’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

HDP’nin tutuklu eski lideri Selahattin Demirtaş yaptığı açıklamada, iddialarla ilgili uluslararası bir heyetin bölgeye giderek inceleme yapması gerektiğini savundu ve ekledi:

“Bu görüntülere TBMM ve muhalefet sessiz kalamaz. Bunu sessizlikle geçiştirmek suçu onaylamaktır. Gerekçesi ne olursa olsun kimyasal silah kullanmak dünyanın her yerinde ağır bir suçtur. Böyle bir suçun açık sorumlusu, savaş politikasında sınır tanımayan AKP-MHP iktidarı olur.”

MSB’nin tepkisi ne oldu?

MSB ise yayımladığı basın açıklamasıyla iddialara tepki gösterdi.

Açıklamada, ‘Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kimyasal silah kullanıldığına yönelik iddiaların tamamen asılsız ve gerçek dışı olduğu” belirtildi.

MSB açıklamasında, “Daha önce defalarca açıklandığı gibi Silahlı Kuvvetlerimiz tarafından uluslararası hukuk ve anlaşmalarca yasaklanmış mühimmat kullanılmamaktadır. Bu tür mühimmat, Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde bulunmamaktadır” ifadelerine yer verildi.

Fincancı iddialarla ilgili ne yorum yaptı?

Fincancı 20 Ekim’de, PKK’ya yakın Medya Haber TV’de katıldığı bir yayında, ortada bu tür iddiaların ve ölümün olduğu bir durumda, BM’nin Minnesato Protokolü ilkeleri gereği, bunun bağımsız heyetlerce incelenmesi gerektiğini söyledi.

Görüntülerle ilgili olarak ise “Görüntüleri daha önce de bir hekim olarak incelemiştim ve belli ki sinir sistemini doğrudan tutan toksik gazlardan, zehirli gazlardan, kimyasal gazlardan biri kullanılmış durumda” dedi.

Bu röportajın ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fincancı hakkında , “terör örgütü propagandası yapmak” ve “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı.

Şebnem Korur Fincancı, yurtdışındaki bir etkinlikte konuşma yaparken.
Şebnem Korur Fincancı, yurtdışındaki bir etkinlikte konuşma yaparken.

Soruşturmanın başlatılması sonrası Fincancı, Independent Türkçe’ye verdiği röportajda, Medya Haber TV’deki yayında, ortadaki iddianın araştırılmasını savunduğunu söyledi.

Medya Haber TV’yi de eleştiren Financı, “Medya TV ve ondan haberleştirenlerin sorumsuz habercilik anlayışı var. Sanki ben ‘Kimyasal kullanılmıştır’ demişim gibi haber yapıyorlar. Öyle bir şey demedim ben. Canlı yayında konuşuyorum. Hani diyorum ki bir kimyasal etkisi olabilir, sinir sistemini de etkileyen, o istemsiz hareketler ama bunun araştırılması gerekir diyorum” dedi.

Erdoğan ve Bahçeli ne tepki verdi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fincancı'ya sert tepki gösterdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fincancı’ya sert tepki gösterdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ilerleyen günlerde yaptığı açıklamalarda hem Financı’yı hem de TTB’yi eleştirdi.

Erdoğan, “Türk Tabipler Birliği Başkanı ile ilgili yargı harekete geçmiştir. Hem bu kişiyle hem bu kurumla ilgili adımlar atılacak” diye konuştu.

“Böyle bir şahsın adı Türk’le başlayan kurumun başında olmasını milletimizin tüm fertlerini rahatsız ettiğine inanıyorum” diyen Erdoğan, ‘bakanlara da Tabipler Birliği başta olmak üzere meslek örgütlerinde yeni yapıya geçilmesine yönelik mevzuat çalışmalarının hızlandırılması talimatı verdiklerini’ söyledi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, “Şerefli Türk hekimleri hariç, TTB Başkan ve yöneticilerinin en ağır cezalar tatbik edilerek kapısına kilit vurulmasını tarihi önemde addediyorum. Türk düşmanı birliğin isminin başına Türk yazılamaz. TTB’nin tıpla, hekimlikle uzaktan yakından ilgisi kalmamıştır” açıklamasını yaptı

Bahçeli ayrıca, Financı’nın vatandaşlıktan çıkarılması gerektiğini savundu.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise TTB ile ilgili yeni bir düzenleme hazırlık yaptıklarını söyledi:

“Şimdi biz bunun çalışmasını yapıyoruz. Hem Türk Tabipleri Birliği, hem mimar ve mühendisler odalarıyla ilgili yeni bir hazırlık yapıyoruz. Türk Tabipleri Birliği’nin ‘Türk’ ismine hakaret edercesine Türk milletine ve Türkiye Devleti’ne düşmanlık eden, terör örgütlerinin ağzıyla, ‘Türk’ ifadesini kullanan bir çatının altında görev yapması, bu milletin de devletimizin de kabul edeceği bir iş değildir. O nedenle burada yeni bir düzenleme hazırlığına başlandı.

“Çalışmamız bittikten sonra Sayın Cumhurbaşkanımıza, Kabineye arz edeceğiz. Ondan sonra da parlamentoda Cumhur ittifakı milletvekilleri bunun yasalaşma sürecini takip edecekler.”

Soruşturmayla ilgili neler biliniyor?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Fincancı’nın, “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla gözaltına alındığını açıkladı.

İstanbul’dan Ankara’ya götürülen Fincancı, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerin tamamlanması ardından adliyeye sevk edildi.

Fincancı ne dedi?

Fincancı, gözaltına alındıktan sonra avukatları aracılığıyla kamuoyuna bir mesaj paylaştı.

“Gerçek dışı” diye nitelendirdiği gözaltı sürecinin yaşandığı için üzgünlüğünü belirten Fincancı, “Ancak dayanışma ile bu gerçek dışı süreci aşacağımızı biliyorum” dedi.

Fincancı mesajında şunları yazdı:

“Bu gerçek dışı durum ile karşı karşıya kaldığınız için üzgünüm. Ancak dayanışma ile bu gerçek dışı süreci aşacağımızı biliyorum.

“Sizlere kaynaklarıyla bilimsel görüş sürecini aktaracaktım, fırsat olmadı. Bu süreç bitince delillendirme üzerine bir toplantı yapalım.

“Sizlerin kesinlikle çok yoğunluğunuz vardır, bu yoğunluğa maalesef ben de katkı sunmuş oldum. Bu karalama kampanyasını da aşıp birlikte mücadele edeceğiz. İnsanca bir sağlık sistemini hep birlikte kuracağımız günlere dayanışmayla…”

Fincancı'nın mesajı

TTB’nin tepkisi ne oldu?

Türk Tabipleri Birliği tarafından yapılan açıklamada, Birliğin hukuk bürosunun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile bir görüşme yaptığı, bu görüşmede talep halinde Fincancı’nın uygun bir zamanda ifade için gelebileceğinin bildirildiği, buna rağmen Fincancı’nın önce gözaltına alındığı belirtildi.

“Şebnem Hoca ile Gurur Duyuyoruz” başlığını taşıyan açıklamada, “TTB, bahsi geçen tartışmalara dair düşünce ve ifade hürriyeti çerçevesinde gelen eleştirileri dikkatle dinlemekte ve değerlendirmektedir. Ancak bu durum, TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın uğradığı siyasi linci ve maruz kaldığı hukuksuz uygulamaları kabul edeceğimiz anlamına gelmeyecektir” ifadelerine yer verildi.

Gözaltıyla ilgili ayrıca; TTB, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) tarafından ortak bir basın toplantısı düzenlendi.

Okunan ortak açıklamada, Fincancı’nın ifade ettiklerinin suç unsuru olmadığı belirtildi.

TTB ayrıca Fincancı’nın gözaltına alınmasına ilişkin Dünya Tabipler Birliği’nin (DTB) yayımladığı kınama mesajını paylaştı.

Mesajda DTB Konseyi Başkanı Dr. Frank Ulrich Mongomery’nin “Dr. Korur Fincancı’nın gözaltına alınması ve Türk Tabipleri Birliği üyelerinin görevden uzaklaştırılmakla tehdit edilmesi kesinlikle kabul edilemez” ifadelerine yer verildi.

Barolar ne dedi?

Ankara Barosu, yaptığı yazılı açıklama ile Fincancı’nın gözaltına alınmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile düzenlenmiş “özgürlük ve güvenlik hakkının açık bir ihlali” olduğunu savundu.

Diyarbakır Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Tunceli, Diyarbakır, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van baroları da yayımladıkları ortak açıklama ile Fincancı’nın serbest bırakılmasını istedi.

Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi’ne taraf ülkelerden biri olduğunu belirten barolar, “Taraf devletler, bildirgede amaçlanan hakların meşru kullanımı çerçevesinde insan hakları savunucularını şiddet, tehdit, misilleme eylemi, fiili veya hukuksal ayrımcılık, baskı veya diğer keyfi hareketlere karşı korumakla, tüm bu sıralananları suç olarak kabul etmek ve işlem yapmakla yükümlüdürler” dedi.

İzmir Barosu da konuya ilişkin “Bağımlı yargı iş başında” başlığıyla bir açıklama yayımladı.

Açıklamada, “Nefret söylemi ve şiddet çağrısı içermeyen her düşünce açıklamasına saygı duyulmalı, düşüncelerini açıklayanlar ceza baskısı ile karşı karşıya bırakılmamalıdır” denildi.

Kadıköy’de protesto

Fincancı’nın gözaltına alınması Çarşamba akşamıİstanbul Kadıköy’de protesto edildi.

ANKA Haber Ajansı’nın haberine göre polis, basın açıklaması yapmak isteyen İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri ile Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu’na izin vermedi.

Gazetecilerin polis tarafından alandan uzaklaştırıldığını belirten ANKA, “onlarca kişinin” gözaltına alındığını bildirdi.

Evrensel gazetesi muhabiri Eylem Nazlıer ise Twitter’da yaptığı paylaşımda “Polise gazeteci olduğumu söylememe rağmen boğazımı sıkarak gözaltına almaya çalıştı” diye yazdı.

Son Haberler

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...