8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Tarihi yayın başladı: İmamoğlu ve Yıldırım canlı yayında karşı karşıya

AKP’nin başvurusu ve YSK’nın iptaliyle yenilenen İBB seçimlerine bir hafta kaldı. Öne çıkan iki aday olan CHP’li Ekrem İmamoğlu ve AKP’li Binali Yıldırım, gazeteci İsmail Küçükkaya‘nın moderatörlüğünde karşı karşıya geliyor. Açık oturum 2 saat 10 dakika sürecek. İki parti arasında varılan anlaşma gereği adaylar birbirlerine müdahale etmeyecek.

“Uzun yıllar sonra iki siyasi rakip Türkiye’nin gözü önünde canlı yayında” sözleriyle açılışı yapan İsmail Küçükkaya, iki ismin de Babalar Günü’nü kutladı. İsmail Küçükkaya’nın sözleri üzerine Yıldırım, “Evlatlarım babalar gününü kutladı” dedi. İmamoğlu ise “Türkiye’nin demokrasisi için kıymetli olur. Kırkpınar meydanı değil” diye konuştu. İmamoğlu, Yıldırım’a Atatürk imzalı kalem hediye etti.

Açık oturum gazeteci İsmail Küçükkaya’nın kuralları sıralamasının ardından başladı. İlk soru Binali Yıldırım’a geldi.

1- Biz bu seçime neden giriyoruz?

Binali Yıldırım: Sizin oylarınız sayılırken bir takım garip işler oldu, şaibe karıştı. YSK da bu durumu değerlendirdi, yenilenmesini değerlendi. CHP bu konuda bize yardımcı olmadı, yenileme konusunda. Keşke oyların tamamı sayılabilseydi. Bu seçimde oylar çalındı. Oylar sayılmaya başlandı. Yüzde 90 sayılsa sonucun değişeceği aşikâr. Onun için oyların sayılmasını çok istedik, maalesef oyların tamamı sayılmadı.

Oyların yer değiştirmesi de çalınması ile aynı anlam taşır. Benim oyum başka bir adaya yazılıyorsa bu çalınmadır, bunun başka bir izahı yoktur.

Küçükkaya: Oylar çalındı iddianızda ısrarlı mısınız?

Yıldırım: Evet oylar çalındı. Yüzde 10’u sayıldı 13 bin 929’a düştü. Geriye kalan yüzde 90 sayılsa farklı sonuç çıkacağı aşikar. Malesef bir dirençle karşılaştığımız için saydıramadık.

Küçükkaya: Oyları kim çaldı sorusu…

Yıldırım: Onu bulacak olan yetkililerdir. Siz yolda gidiyorsunuz birisi cüzdanınızı çekti. Polise gidiyorsunuz ‘cüzdanım çalındı’ dersiniz. ‘Benim cüzdanım yer değiştirdi’ demezsiniz. Oyların yer değiştirildi, bu çalınmadır. Nitekim sayımlarda da bu ortaya çıktı. YSK da bu delilleri dikkate alarak seçimin yenilenmesine karar verdi.

Ekrem İmamoğlu: “Oyların yeniden sayılmasını istedik, CHP kabul etmedi” yanlış bir ifade. TV kanallarının bir kısmı seçim kapanalı 1 saat oldu, oy oranlarını açıkladı. Veri almama kısmı 12 saate yakın sürdü. Oylar 99,8 olduğu andan itibaren veri durdu. Nasıl olduysa ‘Seçimi kazandık’ açıklaması yapıldı.

24 bin 57 ilk tutanağın sayısı. Oy sayımının birkaç aşaması var, 13 bin oya indi gün sonunda.

2- YSK’nın kararı verildi, biz seçmen olarak zarfın içerisine 4 pusala attık. Nasıl olur da 3’ü geçerli 1’i geçersiz sayılır?

İmamoğlu: AA bu veriyi niye kesti. Sayın Yıldırım’ın bir açıklaması yok. Sayın Bakanlarla görüştüğünü ifade etmişti. Niçin 12 saat veri verilemedi. 20 bin 388’e maddi hatalardan sonra inildi. Geçersiz oylarla beraber sayı 13 bin 888’e indi. Sonra AK Parti yetkilileri sondaj yapacağız dedi. Ve 13 bin 729’a indi. YSK bir karar verdi, 24 binden 14 bin 657’ye inen oy oranı. Şu zarf, 4 oy var burada. Oyları çıkarıyoruz. Muhtarlık seçimi aynı zarfta, ilçe belediyesi meclis üyesi seçimi, pırıl pırıl, ilçe belediye başkanlığı seçimi, 25’i AK Parti kazandı. Bu da pırıl pırıl.

Şaibesi Büyükşehir Belediye Başkanlığına dokunuyor. Yani şu 20 TL. Diyorsun ki, ‘Senin 20 TL’nin 5 TL’si sahte’ Buna hiç kimse inanmaz. Bu süreçte çaldılar, kime? Ben de bilmiyorum olmaz. Bu çaldılar lafı olmaz. Kime söylüyorsunuz? AK Partili sandıkta görev alan kardeşlerime mi söylüyorsunuz? İYİ Parti CHP’lilere mi söylüyorsunuz? Mektupta çaldılar diye bir tarif yok. Meydanlarda, caminin önünde çaldılar sözü var.

Yıldırım: Olayları çarpıtmanın gereği yok. 29 bin fark 13 bin 729. Başlangıçta ne kadardı? Kaldı ki Ekrem Bey ilk açıklamasını akşam 21.00’de yaprı. Benim ilk açıklamam 23.25’tir. Kazandık dedim, sayı da vermedim. orada bir hata yok. AA’nın yayına neden kestiği benim işim değil. Bizim orada müşahitlerimiz var. Mazbatalar işleniyor ona göre genel merkezimizden teyit de ediyoruz.

4 pusula meselesine gelelim. Bu tamamen aldatmacadır. 4 ayrı pusula var. Ama itiraz edilen Büyükşehir Belediye Başkanlığı oyu. İlçeler için itiraz var. Maltepe için MHP, Büyükçekmece için AK Parti, Sancaktepe için CHP. Neden tamamını saydırdı? Demek ki orada şüphesi var. İtiraz  olan pusula sayılır. Biri niye çalındı gibi işi çarpıtmanın gereği yok.

31 Mart’a takılmayalım. Biz yeniden sayılmasına itiraz etmedik dedi Ekrem Bey. Bu kocaman bir yalan. YSK da ret kararına uydu. Tamamının sayımını asla kabul etmedi CHP.

Bizim istediğimiz ortadaki şüpheler, şaibeler kalksın. İstanbul halkını düşünerek bunu istedik. 23 Haziran’a gidiyoruz. Söylemlerimde hiçbir değişiklik yok. İstanbul’u konuşuyorum, İstanbul’u anlatıyorum.

Biz bir ittifak ile seçime giriyoruz. İki ittifakta kimler var, partiler var.

İmamoğlu: Saat 21.00 gibi açıklama yaptığımız doğru. Yüzde 64’te rakibimizi gösteriyor dedik. TV kanalları Anadolu Ajansı’nın verileri ile hukuksuz bir yayın yapmışlardır. 02.20’de 29 bin 408 verisi artık sonucun değişme şansı kalmamıştır. Bu veriler üzerinden söyledim. 1 Nisan’daki veriler burada.

24 bin 57. İşinize geldiğiniz gibi rakamları uydurmayın. YSK’nın kararında çaldılar yok. Sadece sandık görevlilerine bakıyor. Soyadına, yüzüne bakarak seçmeni tandıklarını söylediler. Yenilenen seçim demokrasi mücadelesi seçimidir. Hakkımızı gasp edenlere karşı verilen bir demokrasi mücadelesidir. Geçmişte beka sorunu var diyenler, bu süreçte hiçbir beka sorunu yok.

3- 31 Mart’ta Binali Yıldırım’a oy verdim ya da sandığa gitmedim. Ben neden İmamoğlu’na oy vermeliyim?

İmamoğlu: 31 Mart akşamını geçelim dedi sayın Yıldırım, geçemeyiz. 31 Mart gecesi AA’nın veri girişi, Yıldırım’ın kazandık demesi, İstanbul ‘Gönül belediyeciliği kazandı’ afişleri ile donatıldı. Biz mücadelemizi verdik. Yüz binlerce görev yapan insan arkadaşımın hakkı var.

YSK’nın böyle içtihadı yok. Bu süreç bir kurgudur. AA ile görüşmedim demek doğru gelmiyor. AA işlerine gelmediği için verileri kesti.

Biz demokrasi mücadelesi veriyoruz. Kul hakkı yiyenlere karşı mücadele veriyoruz. İstanbul’da temiz yönetimin mücadelesini veriyoruz. AK Partili kardeşlerimden de oy istiyorum.

Ben 31 Mart’ta Binali Yıldırım’a oy verdim ya da sandığa gitmedim. Ben neden Yıldırım’a oy vermeliyim?

Yıldırım: Biz açıkça bu seçim sonrası yaşanan olaylara ilişkin hukuk mücadelesi vererek hakkımızı aradık. Biz çok istemedik tekrarlanmasını. Tamamının sayılmasını engellemeseydi CHP, seçim yenilenmezdi. Biz birbirine yakın oy aldık. En son sayım işi bittikten sonra aradaki fark 13 bin 729.

AA ile görüşmedim, görüşsem görüştüm derim. Her şeyi tolere ederim Ekrem Bey, yalana tahammül edemem. Bakanlarla görüşmem sanki algı oluşturulmayı çalışılıyor, her zaman görüşürüm. Neyi ispat etmeye çalışıyorlar? Bakanlar seçim sonucunu mu değiştirdi?

4- (Binali Yıldırım’a) Sosyal medyada 25 yıldır İstanbul’u yönetiyor, 17 yıldır da merkezi yönetim partinizde. Bu vaatlerin neden şimdi yapıldığı tartışılıyor…

25 yıldır biz İstanbul’a çok hizmet verdik. AK Parti belediyeciliği İstanbul’a çok şey kazandırdı. 94’te kişi başına 14 litre şimdi 101 litre su veriliyor.

Atık su arıtma oranı yüzde 9’du, şu anda yüzde 99,5. Yeşil alan 10 milyon metrekareydi, şimdi 62 milyon metrekare.

32.700 yolcu sayısı varken, 4 milyon 505 yolcu.

Su indirime önce karşı çıkıldı İmamoğlu dediğinde…

Su indirimi bizim vaadimizde de var. AK Parti’nin önerisi ile ve ittifakla meclisten çıktı. Ve bizim önerdiğimiz haliyle çıktı.

(İmamoğlu’na) 18 günlük bir belediye başkanlığınız oldu…

İmamoğlu: Ekrem Bey’in yalan konuştuğu cümlesine programa olan saygımdan müdahale etmedim. Ben yalan konuşmam, kimseye de böyle ithamda bulunmam. 6 ilçede yapılan oluşan fark nedir? oluşan fark 469.

Asıl fark geçersiz oylardan. Geçersiz oyları geçerli saydınız. Verdiğimiz vaatleri tek tek yerine getirdik. Ulaşım indirimi vaadimizi kopyaladılar.

20 saniye alacağım var. Tabii ki yapacaksınız. Sayın Cumhurbaşkanı belediye başkan oldu. İyi de bir dönem geçirdiler o zaman. Bunları inkar etmenin anlamı yok. Su indirimi, ulaşım indirimi bizim önerimiz. Biz taahhüt ettik, yerine getirdik. Bence alkışlasalardı, daha makbuldü. Ama kopyada çekseler, zaten öyle olmalıdır.

Binali Yıldırım, İmamoğlu’na soru soruyor

İmamoğlu: Tekrar soruyorum, sayın Yıldırım AA o akşam yaptıkları sizin için ne ifade ediyor? Bunun cevabı benim için çok önemli.

Küçükkaya: Anladığım şuysa bu açık oturumda 31 Mart’ta ağırlıklı olarak

İmamoğlu: Kısıtlama mı getiriyorsunuz?

Küçükkaya: Hayır

İmamoğlu: İçinde birkaç soru birleşebilir. Bakanlarla yaptığınız görüşmeleri çok doğal ve normal karşılarken AA ile hiç görüşmediğinizi ifade ediyorsunuz. Sabaha karşı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bilboard’ları ‘gönül belediyeciliği kazandı’ talimatı kimin tarafından verildi? Ben çaldıların kim olduğunu merak ediyorum.

Yıldırım: Bunu AA açıklamalı. Normal bir şey değil, kabul ediliyorum ama bunu ben değil AA açıklanmalı. 25 tane AK Parti kazanmış İstanbul’da. Büyükşehir Belediye Başkanı meclis üyelerinin 180 tanesini kazanmış. Millet İttifakı 130 tane kazanmış. Seçimi kaybettik mi diyecektik? Ayrıca büyükşehir belediyesinde 50 fazla meclis üyesi kazanmışız. Anlamakta zorlanıyorum.

İmamoğlu: Sorum anlaşılmadı, bilboardlara afişleri niçin asıldı. Talimatı kim verdi? Bu doğru mudur? Yapılmalı mıydı?

Yıldırım: Herhalde anlatamadık arkadaşa, Ekrem Bey’e. 39 belediyenin 25’ini AK Parti, nüfusun yüzde 65’ini teşkil ediyor, kazanmışız. 310 üyeliğin 180’ini kazanmış. Çoğunluk Cumhur İttiakı’nın. Sonuç buyken kaybettik mi diyecektik. O afişler partimiz tarafından asıldı. Nitekim bir iki gün sonra onlar da astılar. Daha YSK kararı verilmemişti.

Küçükkaya: Şimdi Binali Bey size soracak. 3 dakikalık yanıt verdikten sonra molaya gideceğiz. Siz bir soru sorun, İmamoğlu yanıt versin. Sonra 10 dakikalık araya gideceğiz.

Yıldırım: Siz gelir gelmez hemen büyükşehirin veri tabanını kopyalama talimatını neden verdiniz? Bunun Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na aykırı olduğunu bilmiyor muydunuz, hukukçularınız sizi yanılttı mı?

İmamoğlu: Sayın Yıldırım’a şunu hatırlatmak isterim. Bu soru sayın Yıldırım’a soruldu ve şu cevabı verdi, ‘Bir belediye başkanı belediyesiyle ilgili her türlü işlemi yapabilir’ dedi.

Yıldırım: Devamını neden okumuyorsunuz?

İmamoğlu: Bu cevabı verdi kendileri. Tekrar izah ediyorum. Bu bir veri yedekleme işlemidir. Veri kopyalaması yapılır ve yapılır. Verdiğimiz talimat da 31 Aralık, 31 Mart yani seçim gecesi. 18 Nisan bize mazbatanın teslim edildiği gün. Bunları milat kabul edilerek veri tabanlarının yedeklenmesi ve korunması. Afaki değişiklik yapılabilir, bize de ihbarlar geliyordu. Kaldı ki yapamadık, yetişmedi. Kaldı ki hukuksuz bir karar. Ancak veri yedekleme, yani bu kadar basit, kolay bir işlemi başka bir yere taşımak.

Küçükkaya: Güvenlik açısından riski yok mu?

İmamoğlu: Hiçbir riski yok. Bu yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde olacaktı. Yani ajanlar basmış vs. yazık günah. Böyle kavramlar üretmek, sayın Yıldırım’a süreci daha iyi analiz etmesini dilerim, talep ederim. Bunu da uyarı olarak söyleyeyim, ‘Bir belediye başkanı belediyesiyle ilgili her türlü işlemi, incelemi yapabilir’. Bu basit kavramla kendisine ifade etmek isterim.

Yıldırım: Ben mutlaka cevap vermek isterim. Çarpıtma var.

Küçükkaya: Burada moderasyon var. Ben sizlere adillikle sağlıyorum. Dönüşte size bununla ilgili söz hakkı tanıyacağım. Sevgili Türkiyem 10 dakika ara, daha sonra aynı mantıkla, mümkün olduğu kadar bütün soruların sorulduğu demokrasi meydanı devam edecek.

Yıldırım: İstanbullu vatandaşlarımız bilsin, teknoloji ile aram iyidir. Verileri yedekleme ile kopyalama ayrı iştir. Veri yedeklemesi yapılmadan veriler saklanamaz. Benim söylediğim cümlenin sadece ön kısmını Ekrem Bey ifade etti. Elbette belediye başkanının inceleme imkânı vardır. Neden kopyalama gereği duydu? İstediğinde verileri getirirlerdi. Mahkeme kararını da tanımıyor gibi.

Veri kopyalama işi FETÖ taktiğidir. Üç tane dışarıdan uzman görevlendirmesini yaptı.

Ayrıntılar geliyor…

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...