23 Ekim 2026
17.3 C
İstanbul

Suriye’de ateşkes sağlandı: İşte SDG ile varılan mutabakatın ayrıntıları

 

 Şara, SDG ile varılan mutabakatın ana ekseninin ateşkes olduğunu ve devlet otoritesinin tüm ülkeye yayılması gerektiğini vurguladı.

Suriye Geçici Başkanı Ahmed Şara, bugün yaptığı basın açıklamasında sahadaki askeri ve siyasi duruma ilişkin mesajlar verdi.

Şara, özellikle SDG ile yürütülen diyalog süreci ve devlet kurumlarının geleceği hakkında net ifadeler kullandı.

“Devlet kurumları tüm Suriye’ye yayılacak”  

Şara, SDG ile varılan mutabakatın içeriğine değinerek, “SDG ile yaptığımız anlaşmanın temel taşı ateşkestir. Ancak stratejik hedefimiz, devlet kurumlarının Suriye’nin istisnasız tüm illerinde yeniden faaliyete geçmesi ve otoritesini tesis etmesidir” dedi.

Mazlum Abdi ile kritik telefon görüşmesi  

SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile yapılması planlanan ancak gerçekleşemeyen yüz yüze görüşmeye de açıklık getiren Şara, “Olumsuz hava koşulları nedeniyle Sayın Mazlum Abdi ile bir araya gelemedik. Bu sebeple görüşmemizi telefon aracılığıyla gerçekleştirdik ve süreci değerlendirdik” ifadelerini kullandı.

Arap aşiretlerine itidal çağrısı        

Bölgesel gerilimlerin düşürülmesi ve diplomatik sürecin korunması gerektiğini söyleyen Ahmed Şara, Arap aşiretlerine de özel bir çağrıda bulundu:

“Varılan anlaşmaların başarıyla sonuçlanabilmesi ve istikrarın sağlanması için tüm Arap aşiretlerini sağduyulu olmaya ve itidalli davranmaya davet ediyoruz.”

Şara ile Mazlum Abdi arasında varılan imzalanan anlaşmanın maddeleri şöyle:

Birinci: Suriye hükümet güçleri ile Demokratik Suriye Güçleri (SDG) arasındaki tüm cephelerde ve temas noktalarında derhal ve kapsamlı bir ateşkes sağlanacaktır. Buna paralel olarak, yeniden konuşlanma için hazırlık adımı olarak SDG’ye bağlı tüm askeri oluşumlar Fırat’ın doğusuna çekilecektir.

İkinci: Deyrizor ve Rakka vilayetleri idari ve askeri olarak derhal Suriye hükümetine teslim edilecektir. Bu durum tüm sivil kurum ve tesislerin devralınmasını kapsamaktadır. Mevcut çalışanların Suriye devletinin ilgili bakanlıklarına kadrolu olarak atanması için derhal kararnameler çıkarılacak; hükümet, her iki vilayetteki SDG çalışanlarına, savaşçılarına ve sivil idareye müdahale etmeyeceğine dair taahhütte bulunacaktır.

Üçüncü: Haseke vilayetindeki tüm sivil kurumlar, Suriye devlet kurumları ve idari yapıları bünyesine entegre edilecektir.

Dördüncü: Bölgedeki tüm sınır kapıları ile petrol ve doğalgaz sahaları, kaynakların devlete dönüşünü sağlamak amacıyla Suriye hükümeti tarafından devralınacak ve güvenliği düzenli orduekiplerince sağlanacaktır.

Beşinci: SDG’nin tüm askeri ve güvenlik unsurları, gerekli güvenlik taramalarından geçtikten sonra “bireysel” olarak Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıkları bünyesine dahil edilecektir. Bu kişilere hak ettikleri askeri rütbeler, mali ve lojistik haklar verilecek ve Kürt bölgelerinin mahremiyeti/özgünlüğü korunacaktır.

Altıncı: SDG liderliği, devrilen rejimin (Esad rejimi) kalıntılarını saflarına katmamayı taahhüt eder ve Kuzeydoğu Suriye bölgelerinde bulunan eski rejim subaylarının listelerini teslim eder.

Yedinci: Siyasi katılım ve yerel temsili garanti altına almak amacıyla, Haseke Valisi olarak görev yapacak bir adayın atanmasına ilişkin başkanlık kararnamesi çıkarılacaktır.

Sekizinci: “Ayn el-Arab/Kobani” şehri ağır askeri görünümlerden arındırılacak, şehrin yerli halkından bir güvenlik gücü oluşturulacak ve idari olarak Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı yerel bir polis gücü muhafaza edilecektir.

Dokuzuncu: IŞİD tutukluları ve kamplarından sorumlu yönetim ile bu tesisleri koruyan güçler, hukuki ve güvenlik sorumluluğunun tamamen devlete geçmesi için Suriye hükümetiyle birleştirilecektir.

Onuncu: Ulusal ortaklığı güvence altına almak için merkezi devlet yapısındaki üst düzey askeri, güvenlik ve sivil pozisyonlara getirilmek üzere DSG liderliği tarafından sunulan aday listesi kabul edilecektir.

On birinci: Kürt kültürel ve dilsel haklarının tanınmasını, kimliksizlerin (mektumu’l-kayd) hukuki ve sivil sorunlarının çözümünü ve geçmiş on yıllardan biriken mülkiyet haklarının iadesini öngören 2026 tarihli 13 sayılı Başkanlık Kararnamesi memnuniyetle karşılanmaktadır.

On ikinci: Egemenliği ve komşuluk istikrarını güvence altına almak amacıyla SDG, Suriyeli olmayan tüm PKK liderlerini ve unsurlarını Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışına çıkarmayı taahhüt eder.

On üçüncü: Suriye devleti, bölgenin güvenliğini sağlamak için bu çerçevede Amerika Birleşik Devletleri ile ortak koordinasyon içinde, Uluslararası Koalisyon’un aktif bir üyesi olarak terörle (IŞİD) mücadeleye devam etmeyi taahhüt eder.

On dördüncü: Afrin ve Şeyh Maksut bölgesi halkının bölgelerine güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönüşü için anlayış birliğine varılması amacıyla çalışmalar yürütülecektir.

 

Son Haberler

Fidan: Mekke İttifakı bölgesel güvenlik, barış ve refah için kuruldu

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nda...

‘Alihan Kuriş’ soruşturmasında 19 kişi daha tutuklandı

Alihan Kuriş'in liderliğinde "çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve...

Viyan Hababi: YBŞ Şengal’de kalacak

Ezidilerin savunmasını yapan  Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) Genel Komutanlık Üyesi Viyan Hababi, Irak hükümetiyle yürütülen görüşmelerin en üst düzeyde devam ettiğini belirterek, “YBŞ ve YJŞ (Şengal Kadın Birlikleri) savaşçıları Şengal’de kalacak” dedi. Hababi, taraflar arasında belirli bir uzlaşının sağlandığını ancak henüz resmi bir anlaşmanın imzalanmadığını ifade etti. Rojnews’e konuşan YBŞ Genel Komutanlık Üyesi, “YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalacağı ve kendi topraklarını koruyacağı konusunda bir anlayışa ulaştık” diye konuştu. “Bağdat’la görüşmeler sürüyor” Şengal’in geleceği, Irak’ın gündemindeki en önemli konular arasında yer alıyor. 12 Eylül’de Ezidi temsilciler ve Şengal savunma güçleri, Irak Başbakanı Ali Zeydi ile bir araya geldi. Son olarak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım Abudi, MERI Forumu’nda Şengal savunma güçleriyle uzlaşıya vardıklarını açıklamıştı. Hababi, çözüm amacıyla yürütülen görüşmelerin şubat ayından bu yana devam ettiğini belirtti. “Biz Iraklı bir gücüz” Hababi, en başından beri kendilerini Iraklı bir güç olarak tanımladıklarını vurgulayarak şunları söyledi: “Bizim Irak’a yönelik herhangi bir tehdidimiz yok. Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız ve bu ülkenin bir gücüyüz. Ancak en başından beri Irak’tan talebimiz, savunma gücümüzün genel bir çatı altında, kendi yerinde kalarak toplumumuzu korumasıydı. Görüşmelerin amacı, güçlerimizin Irak ordusuna entegre edilmesi ancak özerkliğini korumasıydı.” “Savaşçılarımız Şengal’den ayrılmayacak” Viyan Hababi, Irak hükümetiyle uzlaşılan başlıklara ilişkin ise şu bilgileri paylaştı: “Genel bir çatı oluşturulacak ve bu yapı Irak hükümetinin bir bakanlığına bağlı olacak. Ancak Êzidî toplumunun özerkliği göz önünde bulundurulacak. Irak hükümetiyle YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalması konusunda anlaştık. Temel görevimiz topraklarımızı, yurdumuzu ve toplumumuzu korumaktır. Bazı çevreler aramızda ve Irak ordusu arasında çatışma çıkmasını istedi ancak biz kan dökülmesini önleyerek bunun önüne geçtik.” YBŞ komutanı Habibi, görüşmelerin bir sonuca ulaşması halinde kamuoyunu resmi bir açıklamayla bilgilendireceklerini söyledi.

Tom Barrack, Ahmed Şara ve Şeybani ile görüştü

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Özel Temsilcisi...

Azerbaycan 31 Türk’ü istenmeyen kişi ilan etti, Erdoğan Aliyev ile görüştü

Azerbaycan hükümeti 31 Türk vatandaşını, bu ülkedeki okullarda başörtüsü...

Yaşar Güler’den Irak ve Suriye açıklaması

Türkiye Milli Savunma Bakanı Güler, Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki...

YPJ şartlarını açıkladı: ‘Kadınların kimliğini korumak temel çizgimizdir’

Rojava’da Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanlığı, Suriye hükümetiyle...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...