HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, yaptığı açıklamada, “Ülkemiz kendi içinde kamplara kutuplara ayrıştırılıp, paramparça edilirken, dışarıda da yalnızlaşıp, itibarsızlaşan bir duruma getirildi. Elbette hiçbirimiz böylesi kötü bir yönetimi hak etmiyoruz.Dünyanın en güzel en zengin toprakları üzerinde yaşayan yurttaşlara olarak. Ne mutsuzluğu ne de yoksulluğu asla hak etmiyoruz. Bu bizim kaçınılmaz kaderimiz değil. Buna mecbur ya da mahkum değiliz. Şimdi hep birlikte el ele verip, geleceğin demokratik Türkiye’sini, yeni yaşamını mutlu ve özgür bir yaşamı inşa edebiliriz” şeklinde konuştu.
Demirtaş’ın haftada bir hakkı olan 10 dakikalık telefon görüşmesi kayda alındı. Diyarbakır’daki evinde, eşi Elif Demirtaş, anne ve babası ile birlikte akrabalarının yer aldığı telefon görüşmesi yayınlandı.
Eşi Elif Demirtaş ile telefon konuşmasında halka seslenen Selahattin Demirtaş şunları söyledi:
Öncelikle sesimin ulaştığı herkese yürek dolusu selamlarımı gönderiyorum.20 aydır burada kanunsuz bir kararla adeta siyasi bir rehine olarak tutuluyorum. Bugüne kadar benim ve arkadaşlarım hakkında hiçbir şekilde adil bir yargılama yapılmadı. Bütün mahkemelere siyasi baskılar uygulanarak, hukukun üstünlüğü ilkesi açıkça ihlal edildi. Bnunla birlikte elim kolum bağlı iken her gün televizyonda gazetelerde hükümet temsilcileri bana yönelik iftira kampanyalarına devam ediyorlar. Cevap hakkımı kullanmam bile mümkün değilken siyasi tezgahlarını sürdürüyorlar. Sizler her şeyin farkındasınız. Bunu biliyor ve görüyorum.
Benim durumum sadece bir örnektir. Bugün artık ülkenin tamamı, yurttaşlarımızın tamamı adaletsizliğin mağduru haline gelmiş durumdadır. Adaletsizlik sadece adalet saraylarında yaşanmıyor. Hastanelerden, üniversitelere, tarlalardan fabrikalara, devlet dairelerinden sokaklara kadar her yerde her gün herkese karşı adaletsiz uygulamalara tanıklık ediyoruz. Türkiye bir bütün olarak yarı açık cezaevine dönüştürüldü. Bununla korkuk toplumu oluşturmaya çalışıyorlar. Oysa devletin işin yurttaşlarını korkutmak değil, hizmetkarı olmaktır. Son yıllarda yaşanan anti-demokratik uygulamalar, Türkiye toplumunu dünyanın en mutsuz, en karamsar halkına dönüştürdü.
Ülkemiz kendi içinde kamplara kutuplara ayrıştırılıp, paramparça edilirken, dışarıda da yalnızlaşıp, itibarsızlaşan bir duruma getirildi. Elbette hiçbirimiz böylesi kötü bir yönetimi hak etmiyoruz.Dünyanın en güzel en zengin toprakları üzerinde yaşayan yurttaşlara olarak. Ne mutsuzluğu ne de yoksulluğu asla hak etmiyoruz. Bu bizim kaçınılmaz kaderimiz değil. Buna mecbur ya da mahkum değiliz. Şimdi hep birlikte el ele verip, geleceğin demokratik Türkiye’sini, yeni yaşamını mutlu ve özgür bir yaşamı inşa edebiliriz.
Değerli kardeşlerim, bugün umutsuz olmanın yılgınlığın korkmanın zamanı değildir. Ülkemizin bütün sorunlarını, barışarak, dayanışarak birlik içinde çözebiliriz. Hiçbir yurttaşımızın düşman gibi görmeden, ötelemeden örselemeden yürek yüreğe verip, büyük bir kardeşlik ülkesi olacağız.
İnsanlarımızı partilerine göre, kimliğine, mezhebine, cinsiyetine göre ayırmayacağız. Devlette tam demokrasi ve hukukun üstünlüğünü egemen kılacağız.

