Suriye muhalefet cephesinden Moskova Platformu lideri ve Suriye Halkın İradesi Partisi Başkanı Dr. Kadri Cemil, başından beridir Kürt sorununun Suriye’deki demokratik mücadele çerçevesinde çözülebileceğine savunduğunu söyledi.
Geçtiğimiz günlerde Moskova’da Suriye Demokratik Meclisi (SDM) heyeti ile imzaladıkları mutabakatın ayrınları hakkında bilgi veren Cemil, Moskova’da bir araya gelmelerinin tesadüfi olmadığını, Rusya’nın siyasi çözüm açısından belirgin ve sembol bir yer olduğu mesajını iletmek istediklerini belirtti.
Kadri Cemil, SDM ile imzaladıkları mutabakat hakkında, “Suriyelilerin kendi arasındaki bir müzakere belgesidir, eksiksiz bir imtiyazdır. Ruslar da imzaladığımız güne kadar bu müzakereden haberdar değildi” dedi.
Rojava Özerk Yönetimi’nin Cenavre’de gerçekleşen Anayasa Komisyonu çalışmalarına alınmamasını doğru bulmadıklarını vurgulayan Kadri Cemil, Suriye sorununun ancak tüm tarafların katılması ile çözülebileceğine işaret etti.
Suriye Halkın İradesi Partisi Başkanı Dr. Kadri Cemil Irak Kürdistan Bölgesi televizyonu Rudaw’a konuştu.
İlk olarak şunu sormak istiyorum. Siyasi çalışmalarınızın başında neden Suriye’deki Kürt hareketine katılmak yerine Suriye’nin genelini kapsayan bir siyaset izlediniz? Bu sizin Marksist inancınızdan mı kaynaklandı?
Genel olarak Suriye’yi kapsayan bir çözüm olmadan ülkedeki diğer hiçbir sorunun çözülemeyeceğine olan inancımdan kaynaklanıyor. Ben başından beridir Kürt sorununun Suriye’deki demokratik mücadele çerçevesinde çözülebileceğine savundum. Suriye halkının tümü için yürütülecek komple bir mücadele sayesinde bu sorun da çözülebilir. Bu mücadelenin daha etkili olacağına ve diğer çalışmalardan daha fazla sonuç vereceğine inanıyorum.
Yani bu sizin Marksist düşüncenizden kaynaklanmıyor diyorsunuz, ki bugün SDM ile bir müzakere veya mütabakata vardınız. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben sizin sorduğunuz biçimi yanlış vasfediyorum. Çünkü Marksist yorum realiteye en yakın yorundur. Bu görüş diğer görüşlerin izin vermediği mekanizma, görüş ve teorilerin işletilmesine müsaade ediyor. Bu, birleşik bir halk mücadelesinin farklı ulus ve bileşenlerin amaçlarına uygun şekilde yürütülmesine de yol veriyor. Sorun Kürtlerle Araplar arasında değil.Sorun ezilen Kürt ve Araplar arasındadır ki bir olmalı ve kurtuluş için, amaçlarına ulaşmak için bir olmaları gerekiyor ki her iki taraf da onları eziyor. Temelde bu benim Marksist düşüncem. Eğper siz de gözlemleyebildiyseniz sebep ideolojidir ama bu ideolojinin gerçekleri objektif ihtiyaçlara dayanıyor.
Evet, biz yine son olarak imzalanan müzakere konusuna dönelim. Suriye hükümeti karşıtları Türkiye’ye, Körfez ülkelerine, Mısıra, Batıya yöneldiler. Siz neden Rusya’ya yöneldiniz ve SDM ile anlaşmak için burayı tercih ettiniz?
Suriye’deki durumdan ötürü bir süredir Moskova’dayım. Değişim ve Kurtuluş Cephesi örgütü ve Halkın İradesi Partisi’nden siyasi ve güvenlik sebeplerinden dolayı yurt dışında olan tek kişiyim. Moskova’da bulunmam bu mütabakatı burada imzalamamızın bir nedeniydi. İkincisi Moskova’nın seçilmesi tesadüf değildi. Çünkü mevcut zorlu korona salgını koşulları içerisinde bir araya gelebileceğimiz en uygun coğrafya burasıydı. Üçüncüsü de amacımız da burada bulunmakla Moskova’nın siyasi çözüm açısından belirgin ve sembol bir yer olduğu mesajını iletmekti. Rusya sürekli siyasi çözümden yana ve 1154 sayılı BM kararnamesine göre tüm Suriyelilerin anlaşmasında ısrar ediyor. Yani Moskova ziyareti tesadüf değildi, amaçlıydı, her iki taraf olarak bizler de tüm taraflara mesajımızı göndermek istedik.
Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) çatısı altında bulunduran SDM ile mutabakatın amaçlarına gelelim. Siz bu mutabakatla SDG’yi ABD öncülüğündeki koalisyondan Rusya tarafına çekmeyi mi hedefliyorsunuz? Böyle bir amacınız var mı?
Biz Suriye Demokratik Meclisi (SDM) ile müzakere yaptık. Bu soruyu bana değil, SDM’ye sormanız gerekiyor. Çünkü benim böyle bir soruyu yanıtlamaya hakkım yok ve bu benim vazifelerim arasında değil. İkincisi; SDM’nin Moskova ziyereti ilk değil, daha önce de onlarca kez ziyarette bulundular. Bu ziyaret diğer nedenlerden dolayı yayınlanmış olabilir. Bir diğeri, imzaladığımız mutabakata kimsenin müdahale etmemesidir. Bu belge hazırlanıp imzalandığında hiçkimse bize arabuluculuk yapmadı. Yani dışarıdan herhangi bir arabulucu rol almadı. Biz iki taraf olarak birlikte, diyaloğumuzun sonuçlarını ve imzaladığımız mutabakatın ayrıntıları hakkında Rusya Dışişleri Bakanlığı ile paylaşmaya karar verdik. Dışişleri Bakanı Lavrov’un da mutabakatın içeriğini beğendiğini söyleyebilirim. Yine Suriyelilerin kendi aralarındaki diyaloğu kolaylaştıracaklarına dair söz verdi.
Rusya imzaladığınız müzakere metnini kabul etti ancak birçok kişi de SDM ile anlaşmanızı eleştirdi. Çünkü Kürtlerin haklarını uluslararası anlaşmalar temelinde sağlamayı vaadediyor. Siz Suriye’de federalizmi ya da Suriye Kürdistanı için özerkliği kabul ediyormusunuz?
Bilmiyorum ama sizin müzakere metnini okumuş olmanız lazım! Müzakere ademi merkeziyetçilik ile merkeziyetçilik arasında yeni bir dengeden bahsediyor. Ne federalizmden, ne ademi merkeziyetçilikten ne de özerklikten bahsedilmiyor. Ama başka da hiçbir yerde olmayan yeni bir dengeden bahsediyor. Merkez yetki sahibidir, bölgeler kendi işlerini yürütebilmek için kapsamlı yetkilere sahiptir. Biz Özerk Yönetiminin olumlu ve olumuz tecribelerinden faydalanılması gerektiğine, genelleştirilmesi için de yeni anayasa taslağında yer verilmesine dikkat çektik. Belgede belirtilmemiş bir konuyu nasıl söylenmiş gibi soruyorsunuz anlamadım. Belgede federalizm, ademi merkeziyetçilik veya özerklikten bahsedilmiyor. Tüm bunlar yok. Biz Özerk Yönetiminin olumlu ve olumsuz tecribelerinden bahsettik.
Ben sizin federalizm ve bunun Suriye Küridstanı’nda uygulanması konusundaki görüşünüzü sordum. Bunların belgede yer aldığını ben de iddia etmedim zaten. Siz uluslararası yasalarda yer alan hakları nasıl değerlendiriyorsunuz? Hangileridir bunlar?
Benim görüşlerim müzakere belgelerinde var. Merkezi ve a-merkezi model üzerinde konuşuldu. Bu benim görüşüm. Benim görüşüme test olan birşey de yok belgede. Bu mesele merkeziyetçilik ile ademi merkeziyetçilik arasındaki sivri uçlar arasındaki ilişkilerde olmuş olabilir. Fakat kardeşçe yaptığımız uzun görüşmelerin ardından bu konuda bir mutabakata vardık, belgede söz edilen biçimini de çözüm olarak öngördük.
Halkın İradesi Partisi ile SDG arasında imzalanan bu mutabakat, Suriye’de yeni bir süreçle karşı karşıya olduğumuz anlamına geliyor mu? Rusya’nın Suriye’de siyasi çözüme yönelik daha realist yaklaştığını mı gösteriyor? Yine Suriye krizinden çıkışın tek yolu bu mudur?
Rusya’nın krizin başlangıcından şu ana kadar da çözüm konusundaki tavrının değişmediğine inanıyorum. Ruslar hep aynı şeyleri söylüyor, çözümün tek yolunun 2245 sayılı karar uyarınca gerçekleşebileceğini belirtiyorlar ve tüm Suriyelilerin de sürece dahil edilmesini savunuyor. Biz de daha başından beri birçok Suriyeli tarafın Anayasa Komisyonu’na alınmamasını eleştrdik, en başta da DSM’nin yer almamasını. Fakat aynı zamanda şimdiki komitenin de çalışmaların başlangıcı için yeterli olduğunu ancak sonuç açısından yetersiz olduğunu belirttik. Biz daha ilk aşamada, Anayasa Komisyonu çalışmaları başlarken tüm tarafların dahil edileceğine dair söz veridk. Bu konuda müzakere metninde de söz verdiğimizi belirttik.
Anayasa’dan bahsettiniz. Rusya daha önce bir anayasa taslağı hazırlamış ve federalizm hakkında bahsetmişti ancak daha sonra bu taslağı geri çekti. Siz, Suriye’deki Kürtlerin hakları konusunda Rusya’nın tavrından razı mısınız? Siz Kadri Cemil olarak da?
Siz hangi anayasadan bahsediyorsunuz? Ben böyle bir taslak görmedim. Sadece basında bahsedildiğini duydum. Ruslar da böyle bir taslak sahibi değil. Bu nedenle Rusların anayasa yazdığı şeklindeki sözler boşlukta dolaşıyor. Ruslar Suriye’nin iç meselelerini Suriyelilere bırakıyor. Ruslar Amerikalılar gibi değil, Fransızlar veya Türkler gibi değil ki Suriye’nin iç içlerine müdahalede bulunsun. Ruslar çok ciddidiler ve Suriye meselesi hakkında Suriyelilerin karar vermesi gerektiğini savunuyorlar.
Daha somut sorayım, siz Suriye Kürdistanı’nda federalizmin uygulanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Suriyelilerin kendileri bu konuda bir karar verecek. Rusya’nın bu mesele ile bir ilişkisi yok. Eğer onlar buna karışırlrsa tıpkı Amerikalılar gibi başka halkların iç işlerine karışmış olurlar. Macron gibi Lübnan’a gidip siyasi bir çözüm dayatmış gibi olurlar. Ruslar kendilerini başka milletlerin davalarına, başka ülkelerin içişlerine karışmaktan uzak tutuyor. Ülkelerin kendi kaderini tayin hakkını o ülkde yaşayanlara bırakıyorlar.
Başka bir meseleye gelelim. Ruslar daha önce Kürt taraflar ile Suriye rejimi arasındaki görüşmelere destek verdi. Hem Şam’da hem de Hmeymim’de görüşmelere Rus heyetler de katıldı ancak görüşmelerden elle tutulacak bir sonuç çıkmadı. Peki yakın zamanda Rusya’nın Türkiye ile SDG arasında arabuluculuk yapma gibi bir girişimi olur mu sizce?
Bugün medyada, özellikle de Şarkul Avsat’ta okudum, Moskova’nın Türkiye ile Suriyeli Kürtler arasında arabulucu olmaya hazır olduğu belirtiliyor. Ben bu bilgisi basından edindim. Bu şartlarda Rusya’nın böyle bir rol oynamaya layık olduğunu düşünüyorum.
Sizce ikna edici sonuçları olur mu? Çünkü Rusya Suriye’de çok önemli bir role sahip?
Bunu bekleyip göreceğiz. Fakat şunu belirtebilirim ki; bu mutabakat bir çok sorunun çözümünün önünü de açtı. Yani Suriye’nin kuzeydoğusu ile Şam merkezi ile olan ilişkilerinden tutun Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye ile ilişkili sorunlarıdan SDM’nin temsilcilik meselesi yüzünden Anayasa Komisyonu’ndan yer alan diğer siyasi taraflarla yaşanan sorunlara kadar, birçok mesele bu mutabakatın imzalanması ile tartışmaya açıldı. Size söyleyeyim, bu müzakere metni tamamen Suriyelilerin kendi arasındaki bir müzakere belgesidir, eksiksiz bir imtiyazdır. Ruslar da imzaladığımız güne kadar bu müzakereden haberdar değildi.
Evet, Suriye’de halkın beklentisi de bu yönde… Fakat Rusya bir şekilde Efrin ve Sere Kani’yi Türkiye’ye teslim etti. Bugün Semelka kapısını Türkiye ile anlaştıkları çerçevede kontrol etmek istiyor. Siz Suriye Kürdistanı’nın geleceği için ne tür bir talepte bulunuyorsunuz?
Bu söyledikleriniz doğru ve ciddi değil. Çünkü Lavrov’la gerçekleştirdiğimiz toplantıda Savunma Bakanlığı yetkilileri de mevcuttu ve ellerindeki haritaya göre şunu söylediler; Rusya olmazsa Türkiye hazırladığı haritayı hayata geçirmek için Suriye sınırlarını 100-150 kilometre derinlikte kontrol edecekti. Rusya’nın bu bölgeye geçişi Türkiye’yi şu anki sınırlarda durmasına neden oldu. Ruslar Kürtlerden Suriye ordusunu davet etmesini ve bu Türk güçlerinin Efrin’e girişini engellemelerini istedi. Fakat bu konuda çok geç kalındı, Türkiye Afrin’e gelip yerleşti.
Rus ve Amerikan güçlerinin Semelka sınır kapısı yakınlarında karşı karşıya gelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sanırım karşı karşıya gelme sözcüğü biraz ağır olmuş, olanlar aslında biraz kalabalıktır. Rus basınında bir uzmanın yazısını okudum; Rus ve Amerikan askerleri kendi silah ve araçlarını denemek için böyle bir yarışa giriyor ve bu kaza yaşanıyor. Fakat Rus ve Amerikan güçleri arasında karşı karşıya gelme diyebileceğimiz ciddi bir durum yaşanmadı. ABD ile Rusya arasında o bölgede ciddi bir trafik var ve bu çok normal bir şey.
Başka bir meseleye daha gelelim. Sizce Rusya’nın Kürtlere yakınlaşma gibi samimi bir stratejileri var mıdır, bu yakınlık doğalgaz kaynakları bakımından zengin olan Fırat’ın doğusunda etkinliğini arttırmak için bir taktik midir? Siz bunu nasıl görüyorsunuz?
Ruslar için güney sınırlarının huzurlu olması çok önemlidir. Huzur olması için de o bölgede yaşayan halkların güven ve huzur içinde olması gerekiyor. O bölgenin tüm sorunlarının çözülmüş olması gerekiyor. Bunun yanındaki diğer tüm sorunların çözümünün de Ruslar açısından önem teşkil ettiğini görüyorum. Siyasi ve ulusal meseleler de dahil. Gördüğünüz gibi Suriye’nin IŞİD tarafından işgal edilmesinden çekindiği için Suriye’ye müdahalede bulundu. Bu nedenle Ruslar için bölgedeki tüm etnik farklılıklar arasındaki sorunların siyasi ve barışçıl çözümü önem taşıyor. Siz bu sorunuzu Ruslara sorabilirsiniz, çünkü ben onların temsilcisi değilim. Ben Halkın İradesi Partisi ve Moskova Değişim ve Kurtuluş Platformu temsilcisiyim.
Bahsettiğiniz ciddi bir meselenin açığa kavuşturulması açısından sordum…
Bu benim işim değil. Benim işim bizim tavrımızın açığa çıkarılmasıdır, Rusların değil.
Size bir soru daha sormak istiyorum…
Rus tarafı resmi bir taraftır ve tavrı da açıktır…
Siz mutabakat metninde SDG’nin Suriye ordusuna katılacağından söz ettiniz. Bu konuda bizi aydınlatabilir misiniz? Ne zaman ve nasıl olacak bu iş. Rejimin devrilmesinin ardından kurulacak orduda mı, öncesinde mi?
Rejimin devrilmesi çok eski bir mesele. Kimse rejimin yıkılmasından bahsetmiyor. Söz konusu olan 2245 sayılı kararname ve geçiş sürecidir ki tüm taraflar bu sürece dahildir. Tüm farklı taraflar arasında ortak çalışabilecek bir yönetimin kurulması meselesidir. Bunun temel taşı ordudur, ordu tek meşru silahlı güçtür. SDG teröre ve IŞİD’e karşı çok önemli bir rol oynadı. Bu nedenle bu oluşuma katılmalıdır. Bunun formül ve mekanizması daha sonra Suriyelilerin kendi aralarında tartışılacak. Sadece SDG ile rejim arasında da değil. Bu durumda çözülemeyeceği için Suriyeliler arasında açılacak geniş diyalog masasında gündeme gelecek. O masada bu şekil sorunlar ele alınacak. Bunun ayrıntıları veya geniş izahati şimdilik faydalı değil aksine daha fazla zarardır. Arabayı atın önüne bağlamak sorunları daha da içinden çıkılmaz hale getirir.
Suriye Ulusal Kürt Konseyi (ENKS) ile ilişkilerinize gelelim. Onlarla da böyle bir müzakere imzalamak istiyor musunuz?
Bizim tüm taraflarla ilişkilerimiz var, ENKS ile de normaldir ilişkilerimiz. Biz tüm güçlerle diyaloğa açığız. Bir taraf bizimle bir müzakereye varmak istiyorsa biz de bunu tartışmaya açığız.
Halkın İradesi Partisi’nin ABD ile ilişkileri ne durumda?
Doğrusunu isterseniz ben Halkın İradesi Partisi’nin genel sekreteri değilim. Halkın İradesi Partisi’nin 10 sekreterinden bir tanesiyim ve şu ana kadar da ABD ve Avrupa’nın yaptırım uyguladığı isimler listesindeyim. Cenevre’de bazen Amerikalılarla bir araya gelip görüş alışverişinde bulunuyoruz. Ama aşırı farklılıklarımız var. Benim şu ana kadar yaptırım listesinde olmam objektif bir tutum değil. Aynı zamanda daha önce Başbakanlık yapan kardeşim Riyad Hicab da benimle birlikte yaptırım listesindeydi. Kardeşim yaptırım listesinden çıkarıldı ama şu dakikaya kadar beni listeden çıkarmadılar. Mevcut durumda bu çok acayip bir durum. Çünkü biz 2011 olaylarından önce de tanınan bir muhalif partiyiz ve siyasi ve barışçıl muhalefetimizi devam ettiriyoruz. Silahların kullanılması yanlışlığı tutumuzun doğruluğunu ortaya çıkardı. 2254 sayılı karar gereği müzakere heyetinde yer almamıza rağmen ABD ve Avrupa bize karşı olumsuz tavrını ısrarlı bir şekilde devam ettiriyor. Yakın bir gelecekte bu yanlışlarını düzeltmelerini umut ediyoruz.
Son bir sorumuz olacak Dr. Kadri. Tecrübeli politikacı Kadri Cemil’in yaşamında demokratik bir Suriye’nin geleceğini inşa etmede ana aktör olacağı ve temelini oluşturacağı yeni bir süreç mi olacak?
Bu benim için o kadar önemli değil. Önemli olan yeni bir siyasi sürecin başlamasıdır. Suriye halkını yaşanan krizden kurtararak insani faciayı sonlandırmak ve devletin yapısının değişeceği ve halkla devlet arasındaki ilişkinin yeniden düzenlendiği yeni bir döneme geçmek önemli. Ya da yeni bir anayasa ile yürütülecek demokratik ve çok renkli bir topluma geçmek. Bunlar benim için önemli. Diğer ayrıntılar benim için anlamsız. Biz devrimciyiz ve devrimcilerin düşündüğü en son şey makam ve mevkidir.
Ama ulusunuzdan hiç bahsetmiyorsunuz ve genel olarak halkınızdan uzaksınız, neden?
Ulusal sloganlar atan kimselerden daha çok halkıma hizmet ettiğime inanıyorum.



