2 Ekim 2026
18.1 C
İstanbul

Özgür Özel: Düşman hukuku uygulanıyor

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Özel’i CHP Genel Merkezinde ziyaret etti.

Özel, ziyaretin ardından Özdağ ile birlikte gazetecilere yaptığı açıklamada, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin gözaltına alınmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Gözaltına alınan belediye başkanlarından Böcek’in tutuklandığını anımsatan Özel, şöyle konuştu:

“Hem Muhittin Böcek’in alelacele, bomboş bir dosyadan tutuklanması hem de dosyada anılan diğer kişinin, yani dosyadaki esas olarak bir dairenin kendisine verildiği söylenen kişinin denetimli serbestlikle serbest bırakılıp aralarında herhangi bir bağ olmayan sadece eski kayınpederi olan Muhittin Böcek’in tutuklanması ve davanın tutuklu sürecek olması, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yargı üzerindeki talimatıyla tam bir fırsatçılık, alelade bir olay. Bir boşanma var, boşanmada eşler arasında yapılan bir anlaşmayla bir daire var. O daire nereden alınmış, kimden alınmış, nasıl alınmış o meselenin üstüne gidilecekse yer belli. Muhittin Böcek’in oğlu da önceki gelini de erişkin insanlar ve Muhittin Böcek’le bu meselenin hiçbir bağı olmadığı halde, Muhittin Başkanı tutuklanması tam bir fırsatçılık.

“Zaten siz başarılı belediye başkanlarının, başarılı işlerinden rahatsızsınız”

Yapılan kötülüğün boyutu şu; Türkiye’nin 25 milyon turist ağırlayan, en önemli turizm destinasyonu ve tam yazın başı, bundan önce Cumhuriyet tarihi boyunca Antalya’yı iki kez üst üste hiçbir belediye başkanı kazanamamış. Çünkü son yılın verileri ile 2 milyon kişiye göre para yollayıp 25 milyon kişiye hizmet beklenen bir yer orası. Hangi belediye başkanı olursa olsun bir sonraki döneme memnuniyet taşıyamamış bu yüzden. İstisnası Muhittin Böcek, beş yıl görev yapmış, turizmci de memnun turist de memnun, millet de memnun yüzde 50 oyla bir daha seçilmiş. Mucizevi bir iş. Temmuzun başında, sezonun tam ortasında, büyük bir koordinasyonun gerektiği hiç olmazsa geçen seneki başarının tekrarına gerekçe bir yerde tutuklu yargılama… Yurt dışına çıkış yasağı koy, çok bir tedbir istiyorsan. İmza ile koy, zaten kaçacak olsa kaçar. Antalya’yı bırakıp nereye kaçacak Muhittin Böcek? Kaçarsa da kurtulursunuz. Zaten siz başarılı belediye başkanlarının başarılı işlerinden rahatsızsınız. Bırakın kaçacaksa Muhittin Böcek kaçsın, Zeydan Karalar kaçsın, en nihayetinde en korktuğunuz Ekrem İmamoğlu kaçsın, siz de kurtulun. Niçin bu tutuklamayı yaptığınızı bilmiyor muyuz? O yüzden bu tutuklama, evet CHP’ye kötülüktür ama Antalyalı’ya, Antalya’da turizmciye, esnafa, Antalya’nın kendisine ve Türkiye’ye kötülüktür.”

“Birini Adıyamanlı analar adaylaştırdı”

“Şimdi hep birlikte Zeydan Karalar’ın durumunu ve Abdurrahman Tutdere’nin durumunu göreceğiz” diyen Özgür Özel, şunları söyledi:

“Şöyle göreceğiz; birini Adıyamanlı analar adaylaştırdı. Bir milletvekili var şehirde. Tutup da onu belediye başkanı yapıp, milletvekilsiz kalmanın bir sebebi olabiliyor. Sadece o milletvekili kazanırsa, onunla kazanılırsa aday yaparsanız. Şehir Abdurrahman Tutdere’nin adaylığını söke söke aldı bizden. Ağlaya ağlaya aldılar. Giden bütün heyetler ‘Anket manket yaptırma, Abdurrahman’ı aday gösterirsen, bu şehir kararını vermiş’ dediler. Abdurrahman Tutdere aramızda mizah konusu bizim. ‘Merhaba’ dediğinde Adıyaman’a para istiyor. ‘Merhaba’ dediğinde Adıyaman’a bir araç, bir park, bir çocuğa burs… Abdurrahman Tutdere ile karşılaşmaya korkar oldu bizim belediye başkanlarımız, yöneticilerimiz. Abdurrahman demek Adıyaman’a bir şey istemek demek.

Bu Abdurrahman’ı alıp koyun şimdi içeriye, alıp koyun; o Adıyaman’a da gidin bir sokakta dolaşın bakalım. Hodri meydan. Sokakta dolaşın. AK Partililer gitsinler desinler ki ‘Biz Abdurrahman’ı aldık, içeri attık. Çünkü bir tane müteahhitin iftirasıyla, o da önceki Adıyaman AK Parti Belediyesi döneminden çalışan, Abdurrahman’ın sözleşme yenilememediği birisi, alın bakalım Abdurrahman’ı da.

“Yanınızda Zeydan Karalar varsa, tezahüratlar bitmeden konuşmaya başlayamıyorsunuz”

Zeydan Karalar Adana’da efsane, Adana’da miting yapmaya gidiyorsunuz, yanınızda Zeydan Karalar varsa çeşitli kesimlerin on dakikalar süren, 25 dakika süren tezahüratlar bitmeden konuşmaya başlayamıyorsunuz. Kim organize edebilir öyle bir sevgiyi? Bu sevgi parayla pulla onunla bunla olmuyor, insanlıkla oluyor, hizmetle oluyor, milletin içinde olmakla oluyor.

Kendileri için üzgünüm, aileler için üzgünüm, çok sevdiğim insanlar için üzgünüm. Ama bu süreç içinde vallahi parti için galiba hayırlısı oluyor ya, hayırlısı oluyor. Gitsinler, Antalyalı turizmciye, Adıyaman’daki yas içindeki teyzeye, Abdurrahman‘ın sahip çıktığı yoksul, kimsesiz, anasız babasız kalmış çocuklara; Adana’ya, Zeydan Karalar’ın yokluğunu anlatsınlar bakalım. Bugüne kadar biz anlatıyorduk, bundan sonra AKP anlatacak, bu insanları neden aldığını. Bu kadar suçsuz, bu kadar günahsız insanları…

“Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına karşı girişilen darbede esir düştü arkadaşlar”

Sayın Genel Başkan’ın ifade ettiği gibi bir düşman hukuku içinde. İstanbul’da hiçbir şey bulamıyor, Antalya’da, Manavgat‘ta bir görüntü bulmuş, o görüntüye AK Partililer tepki göstermeden, ben tepki gösterdim, muhakkik tayin ettim. Ve deniyor ki ‘Hiçbir yerde delil yok, burada kumpas kuruldu’. ‘Kumpas olduğu çıksın kardeşim’ dedim. Bir delil olursa hukuka ne kadar saygılı olacağımızı herkes görsün. İstanbul’da 109’uncu gün bugün. Bir kör kuruş, bir delikli para bulup da bir kasadan, bir evden böyle bir havaya atsınlar da görelim. Bir delikli parayı havaya atsınlar.

O yüzden arkadaşlarımız için üzgünüz ama mesele düşman hukukudur, mesele artık, esirdir onlar. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin, Atatürkçülerin iktidarına karşı girişilen darbede esir düştü arkadaşlar. Günü gelince esirlerimizi geri alacağız, ne yapalım.”

Son Haberler

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...