13 Haziran 2026
20.2 C
İstanbul

ÖSO, ABD’den ne talep etti?

İznews/ Haber Merkezi – Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) Türk ordusu ile birlikte Afrin’e girdi. Alman medyasından Kersten Knipp, bir dönem Esad’a karşı mücadele eden ÖSO’nun, desteğin azalmasıyla başka bir yola girdiğini belirtti.

ÖSO’nun Trump’a “bizi destekleyin” çağrısı yaptığını ve Trump hükümetinin askıya aldığı desteğin mutlaka tekrar gündeme getirilmesini dile getirdiğini belirtirken, ancak grubun, Trump yönetiminin değişken politikalarına güvenmediklerinin de altını çizdi.

ÖSO’nun yeni “partner” arayışına girdiğini ifade eden Knipp, “ÖSO, daha iyi silahlara sahip cihatçı gruplara yanaştı. Askeri gücüyle kendilerini zora sokan Esad’a karşı kendini savunmanın başka bir yolu da yoktu. Bu durumda ABD’nin yanlış güçleri destekleme konusundaki kaygıları, trajik bir şekilde gerçek oldu: ABD’nin başkalarının işine yarar diye vermeye çekindiği destek, tam da bu önünü almaya çalıştığı grupların oluşmasına neden oldu. Bu radikal gruplardan bazıları ise son günlerde Türkiye ile birlikte Kürtlere karşı aynı safta yer alıyor.” diye belirtti.

Kersten Knipp’in analizi…

“Ocak ayında bir delegasyon, Özgür Suriye Ordusu’nu temsilen Washington’daydı. Delegasyon, Trump hükümetinin askıya aldığı desteğin mutlaka tekrar gündeme getirilmesini istediğini dile getirdi ve uyardı: “Eğer bizi desteklemezseniz, İran’ın Suriye’deki nüfuzu daha da genişler. Biz tek başımıza buna karşı koyacak durumda değiliz.”

Açıklamayı yapan ÖSO komutanlarından Mustafa Secari, kısa süre sonra Reuters Haber Ajansı’na da benzer açıklamalarda bulundu. Zamanın git gide daraldığının altını çizen Secari, “Artık verilen sözleri tutmanın zamanı geldi. İran militanları ciddi bir dirence maruz kalmaksızın bölgede yaygınlaşıyorlar.” şeklinde konuştu. Trump yönetiminin değişken politikalarının farklı riskleri de beraberinde getirdiğini söyleyen Secari, “ÖSO gibi ılımlı güçleri desteklememenin ne kadar tehlikeli olduğunu dile getirdik.”dedi.

Bu açıklamanın üzerinden henüz bir hafta geçmişti ki Secari’nin aslında ne kastettiği ortaya çıktı. Tam 35 bin kişilik bir ÖSO grubu Türkiye ile birlikte Afrin’e girdi. Temmuz 2011’de Esad karşıtı seküler gruplardan oluşan ve Suriye’nin, ülkenin “demokratik ve cumhuriyetçi karakterini” savunan ÖSO, Ocak 2018’de Suriyeli Kürt vatandaşlarına karşı savaşır hale geldi.

KARARIN ÖNCESİ

ÖSO’nun bu hamlesi oldukça uzun bir geçmişe sahip. Aslında bu karar, Esad karşıtı çatışmaların başladığı günden itibaren süregelen, grup içerisinde anlaşılması zor ve sürekli değişen ittifak ve anlaşmaların bir sonucu. ÖSO geçen yıllarda siyasi ve askeri anlamda o kadar çok arayış ve yeniden yapılanma içerisine girdi ki, şu anda aslında ortaya çıkış nedenlerinin tam tersi bir noktada duruyor.

Almanya’daki “Tehdit Altındaki Halklar” derneğinde Ortadoğu uzmanı olarak çalışan Kamal Sido, “Pratikte Özgür Suriye Ordusu diye bir şey yok.” diyor. Alman Deutschlandfunk radyosuna konuşan Sido, “ÖSO adı altında birbirinden farklı gruplar var. Bu grupların isimlerine, internette dolaşan videolarına ve o videolarda attıkları sloganlara bakınca, onların radikal İslamcı ve cihatçı gruplar olduğunu anlıyorsunuz.” değerlendirmesini yapıyor.

İDEOLOJİL DAĞILMA

ÖSO çatısı altında toplanan grupların büyük bir kısmının kimi ılımlı, kimiyse radikal İslamcı akımlardan oluşuyor. Diğer yandan, Bazı gruplar hala seküler değerleri savunmaya devam ediyor. Washington’daki Brooking Enstitüsü’nde Ortadoğu uzmanı olarak görev yapan Charles Lister, ÖSO çatısı altında yaklaşık 80 farklı birlik ve grubun olduğunu belirtiyor. Bu gruplar, ne ortak siyasi amaçlar güdüyor ne de askeri olarak birlikte hareket ediyor. Aslında “Özgür Suriye Ordusu” uzun zaman önce yok olmuş bir birliğe atıfta bulunuyor.

ÖSO’nun askeri çöküşünü siyasi ve ideolojik çöküş izledi. Suriye savaşında Esad karşıtı ılımlı gruplara destek veren Amerika Birleşik Devletleri, başından beri tam anlamıyla güvenemedikleri bu partner konusunda hep temkinli davrandı. Washington, ÖSO’ya verecekleri yardımların IŞİD gibi cihatçı grupların eline geçebileceği kaygısını taşıdı. Sonuç olarak hem Obama hem de sonrasında gelen Trump yönetimi ÖSO’ya destek ve silah sevkiyatı konusunda çekimser davrandı.

ÖSO’NUN TRAJİK GÜÇLÜ PARTNER ARAYIŞI

Peki sonuçta ne oldu? Sonuçta yeni partner arayışına giren ÖSO, daha iyi silahlara sahip cihatçı gruplara yanaştı. Askeri gücüyle kendilerini zora sokan Esad’a karşı kendini savunmanın başka bir yolu da yoktu. Bu durumda ABD’nin yanlış güçleri destekleme konusundaki kaygıları, trajik bir şekilde gerçek oldu: ABD’nin başkalarının işine yarar diye vermeye çekindiği destek, tam da bu önünü almaya çalıştığı grupların oluşmasına neden oldu. Bu radikal gruplardan bazıları ise son günlerde Türkiye ile birlikte Kürtlere karşı aynı safta yer alıyor.

Bu gruplar Türkiye’nin yanında savaşan ÖSO gruplarının sadece bir kısmı. Abu Dabi’de yayınlanan “The National” gazetesinden Faysal Alyafai, ÖSO içerisinde yaşanan farklı ideolojik ve askeri ayrışmalara dikkat çekiyor. Alyafai durumu, “Suriye’de bir zamanlar net olarak çekilen savaş çizgileri muğlaklaşmış durumda. Esad rejimini destekleyenler ve ona karşı çıkanların durduğu saflar artık belli değil.” şeklinde özetliyor.

CUMHURİYET ADINA SAVAŞ

Parçalanan saflar şimdi Türkiye’nin Afrin operasyonunda gün yüzüne çıkıyor. Türkiye’ye destek veren ÖSO grupları arasında sadece cihatçı değil seküler birlikler de var. Ancak Alyafai’ye göre her ne kadar Esad rejimine karşı olsalar da seküler gruplar öncelikle Suriye’nin sınırlarının korunmasını savunuyor. Afrin’deki Kürtlerin bu sınırları tehlikeye soktuğunu yazan Alyafai, Kürtlerin şimdi Esad’ı yardıma çağırmak zorunda kaldıklarının altını çiziyor.

Alyafai, ÖSO’nun en büyük kaygısının, Suriye’nin kuzeyindeki bölgenin bir gün Kürt ya da belki de bir Kürt devletinin eline geçmesi olduğunu belirtiyor. Her ne kadar PYD böyle bir hedeflerinin bulunmadığını belirtse de, ne Türkiye ne de ÖSO bu söze güvenmiyor.

Diğer yandan tüm bu olay ve gelişmeler esnasında ÖSO kendi içinde büyük bir çelişki yaşıyor. Suriye’nin sınırlarını koruma namına saldırdığı insanlar Suriyeli. Suriyeli Kürtler. Ve onlar ÖSO’nun savunduğunu söylediği cumhuriyetin bir parçası. ÖSO’daki siyasi ideoloji ve askeri hamleler birbiriyle örtüşmüyor. Suriye’deki çatışmalar artık amacını yitirmiş gibi görünüyor.

Rusya ve İran tarafından desteklenen Beşar Esad hala yönetimde. İsyancıların kime karşı savaşmaya devam ettiği ise gittikçe daha büyük bir muamma haline geliyor.

Son Haberler

İngiltere’de savunma bütçesi krizi: Savunma ve Silahlı Kuvvetler Bakanları istifa etti

İngiltere'de Savunma Bakanı John Healey'nin savunma harcamalarının yetersiz olduğunu...

İran: Mutabakat zaptı önümüzdeki günlerde imzalanabilir

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile mutabakat zaptının gelecek birkaç gün içinde dijital ortamda imzalanması ihtimalinin mevcut olduğunu söyledi.  Erakçi, İran devlet televizyonunda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dışişleri Bakanı Erakçi, "Mutabakat zaptının gelecek birkaç gün içinde dijital ortamda imzalanması ihtimali mevcut" ifadelerini kullandı. Mutabakat zaptındaki hususlar hayata geçirilmezse, nihai anlaşma ile ilgili müzakere yapılmayacağını söyleyen Erakçi, "Eğer yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun durumu netleştirilecekse, bunun tek yolu bu malzemenin İran'da seyreltilmesidir" dedi. Erakçi, Hürmüz Boğazı ile ABD’nin uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması hususunun olası mutabakat zaptında yer aldığını belirterek, şunları kaydetti:  "Hürmüz Boğazı idaresi önceki gibi olmayacak. Boğaz, Umman ve İran’ın egemenliği altındadır. İki ülke bundan önce boğazdaki hizmetleri ücretsiz sağlıyordu.  Umman ile Hürmüz Boğazı’nın idaresine ilişkin olumlu görüşmeler yaptık. Kılıcımız, Hürmüz Boğazı’nın üzerinde olacaktır." İran'ın dondurulmuş varlıkları için bir mekanizma öngörüldüğünü de söyleyen Erakçi, "Bu anlaşmanın düşmanları var ve bunların başında İsrail rejimi geliyor" diye konuştu. Erakçi, medyada yer alan metinleri onaylamadığını vurgulayarak, sözlerini "Eğer altyapımıza yönelik tehditler nedeniyle geri adım atacak olsaydık, bunu daha önce yapmış olurduk. Mutabakat zaptındaki hususlar hayata geçirilmezse, nihai anlaşmaya yönelik müzakereler yapılmayacak" şeklinde tamamladı.    

İran: Anlaşma metni büyük oranda hazır ancak nihai karar bekleniyor

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile yürütülen müzakerelerde metnin büyük bölümünün tamamlandığını ancak Washington’un "çelişkili tutumu" ve devam eden askeri saldırılarının süreci aksattığını belirtti. Bekayi ayrıca, ABD’nin hamleleri nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın tüm gemi trafiğine kapatıldığını duyurdu. Bakanlık Sözcüsü İsmail Bekayi, bu akşam katıldığı bir televizyon programında, savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik süreç ve bölgede tırmanan askeri gerilim hakkında önemli açıklamalarda bulundu. "Müzakere sürerken saldırı kabul edilemez" Müzakerelerin durumu hakkında bilgi veren Bekayi, metnin büyük bir kısmının nihai hale getirildiğini ancak ABD'nin tutarsız yaklaşımlarının temel engel olduğunu savundu. Bekayi, "Müzakere sürecinde iki kez askeri saldırıya maruz kaldık. Son birkaç gecedir ABD ordusu, ülkemizin güneyindeki altyapı tesislerini ve Sirik’teki iki su deposunu hedef aldı. Bir yandan diplomasiden bahsedip diğer yandan illegal askeri yöntemlere başvuruyorlar" dedi. ABD’nin "psikolojik savaş" yürüterek İran’ın baskı altında geri adım attığı imajını vermeye çalıştığını öne süren sözcü, "İran ne diplomasi masasında ne de sahada karşı tarafın mantıksız taleplerine boyun eğmeyecektir. Kırmızı çizgimiz halkımızın çıkarlarıdır ve bu konuda ödün verilmeyecektir" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı tüm gemilere kapatıldı Stratejik Hürmüz Boğazı’ndaki duruma da değinen Bekayi, bölgedeki güvensizliğin sorumlusunun ABD olduğunu iddia etti. Genelkurmay Başkanlığı'nın verilerine dayanarak konuşan Bekayi, "ABD’nin son saldırıları bölgeyi benzeri görülmemiş şekilde güvensiz hale getirdi. Güvenli seyir imkanı kalmadığı için Hürmüz Boğazı tüm gemi trafiğine kapatılmıştır" açıklamasını yaptı. Bekayi, ABD’nin ticari gemileri de hedef aldığını savunarak, "Örneğin üç Hint gemisi hasar gördü ve bazı Hintli denizciler hayatını kaybetti. Bu durum, ABD'nin uluslararası deniz ticaretini ve serbest ticareti bizzat tehlikeye attığını göstermektedir" dedi. "Nihai imza için ilgili mercilerin onayı bekleniyor" Olası bir anlaşmanın imza törenine ilişkin medyada yer alan tarih ve yer iddialarını "spekülasyon" olarak nitelendiren Bekayi, karar mekanizmasının net olduğunu vurguladı. Bekayi, "İlgili üst düzey mercilerimiz metnin her bir maddesini detaylıca incelemektedir. Halkımızın menfaatlerinin tam olarak korunduğuna ikna olduğumuz an, bunu resmi olarak duyuracağız. Pakistan ve Katar gibi arabulucular aktif şekilde çalışıyor ancak ABD’nin saldırıları diplomatik süreci ister istemez olumsuz etkiliyor" şeklinde konuştu.

32 yıl sonra cezaevinden çıktı

Dersim’de gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Aygül Kapçak, 32 yıllık tutukluluğun ardından Şakran Kadın Kapalı Hapishanesinden tahliye edildi. Kapçak, 32 yılın ardından İzmir'de bulunan Şakran Kadın Kapalı Hapishanesinden tahliye edildi. Dersim’de gözaltına alınarak tutuklanan Kapçak, sırasıyla Elbistan, Malatya, Sivas, Amasya ve Şakran hapishanelerinde kaldı. Geçtiğimiz hafta tahliye edilmesi gereken Aygül Kapçak’ın tahliyesi, açık görüş sırasında diğer tutukluların yakınlarıyla konuştuğu gerekçesiyle verilen disiplin cezası nedeniyle bir hafta ertelenmişti. Aygül Kapçak’ı hapishane önünde ailesi, DEM Parti Aliağa İlçe Örgütü ile EGE-TUHAYDER yöneticileri karşıladı. Kapçak, “özgürlüğüne kavuştuğu için mutlu olduğunu ancak cezaevlerinde hâlâ çok sayıda tutuklunun bulunduğunu” belirtti. Aygül Kapçak, “Tahliye olduğum için mutluyum ancak içeride arkadaşlarımız var. Bu nedenle sevincim eksik kalıyor. Onların da özgürlüğüne kavuşacağına inanıyoruz. Böyle bir atmosferde çıkıyor olmak gurur verici. Verilen mücadelenin yarattığı bu onuru yaşamak çok değerli. Bu mücadeleyi büyütmek hepimizin sorumluluğudur” dedi.

Bill Gates, Epstein’in kendisine evlilik dışı ilişkileri üzerinden şantaj yapmaya çalıştığını savundu

Microsoft'un kurucu ortağı ve eski Üst Yöneticisi (CEO) Bill Gates, ABD Kongresine verdiği ifadede, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'in kendisine evlilik dışı ilişkileri üzerinden şantaj yapmaya çalıştığını belirtti. Gates, ABD Temsilciler Meclisi Denetleme Komitesine kapalı kapılar ardında ifade verdi. Hazırlanmış açılış konuşması ise Gates'in internet sitesinde kamuoyuna sunuldu. Buna göre Gates, Epstein'in suç teşkil eden herhangi bir eylemine şahit olmadığını söyleyerek, "(Epstein'in) adasına, çiftliğine ya da Florida'daki evine hiçbir zaman gitmedim. Kimseyi mağdur etmedim. Kendisi benimle kişisel bir ilişki kurmaya çalışmış olabilir ancak ben hiçbir zaman böyle bir şeye ilgi duymadım ve karşılık vermedim." ifadelerini kullandı. Gates, Epstein ile 2011'de tanıştığını ve bağış konusunda görüşmeler yaptığını ancak ilişkisini 2014'te bitirdiğini anlattı. Epstein'in kendisinin hayatıyla ilgili özel bilgilere eriştiğini kaydeden Gates, evlilik dışı ilişkilerini de öğrendiğini dile getirdi. Gates, "Epstein, benim ihanetlerimi, üzerine bazı yalanlar ekleyerek kendisiyle tekrar ilişki kurmam için kullanmaya çalıştı. Bunda başarısız oldu." dedi. Jeffrey Epstein olayı En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York'taki Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu. Açıklanan Epstein dava dosyalarında eski Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'in ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.

İran Devrim Muhafızları’dan Hürmüz uyarısı

İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı'nın ikinci bir duyuruya kadar gemi trafiğine kapatıldığını ve boğaza yaklaşılmasının "düşmanla işbirliği" olarak kabul edileceğini bildirdi. İranlı Öğrenciler Haber Ajansına (ISNA) göre, Devrim Muhafızları Ordusundan yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın ateşkes ihlali nedeniyle yeniden kapatıldığı belirtildi. Açıklamada, "Amerikan düşmanının ateşkes koşullarını tekrar tekrar ihlal etmesinin ardından, Hürmüz Boğazı ikinci bir duyuruya kadar kapatılacaktır." ifadelerine yer verildi. Hiçbir geminin Basra Körfezi ve Umman Denizi'ndeki demirleme alanlarından ayrılmaması uyarısında bulunulan açıklamada, "Hürmüz Boğazı'na yaklaşmak, düşmanla işbirliği olarak kabul edilecektir." ifadesi kullanıldı.

İsrail, İran’ın uyarısına karşın Lübnan’ın güneyine saldırdı

ABD Başkanı Donald Trump'ın "İran'ı sert şekilde vuracağız" açıklamasından...

Türkiye Gündemi

Katz’dan Türkiye’ye sert mesaj

İsrail Savunma Bakanı Katz'dan Türkiye'ye Kudüs yanıtı: Kudüs’ü yönetmeyi hayal...

İmamoğlu: Psikolojik işkenceye uğruyorum

Tuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, "psikolojik işkenceye maruz bırakıldığını"...

1993’te tutuklandı, 33 yıl sonra cezaevinden çıktı

Yılmaz Çerçel, 33 yıllık tutukluluğun ardından Eskişehir H Tipi Cezaevinden tahliye edildi. Tahliyesi 6 kez Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından ertelenen 33 yıllık ağır hasta tutuklu Yılmaz Çerçel, Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevinden tahliye edildi.  Çerçel’i cezaevi çıkışında ailesi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Örgütü yöneticileri ve Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) İç Anadolu Temsilcisi Enver Tek karşıladı.   Yılmaz Çerçel kimdir? Yılmaz Çerçel 17 Mart 1993’te Diyarbakır’da tutuklandı. Çerçel, Diyarbakır, Bartın ve Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevlerinde tutuldu. Sağlık sorunları sebebiyle Çerçel’in infazı 2004-2006 yılları arasında ertelendi. Çerçel, 2008-2012 yılları arasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi görmesinin yanı sıra sol elini de kullanamıyor.

Özel: ‘Karşımızda mutlak sultan ile mutlak butlanın ittifakı var’

CHP'de 21 Mayıs tarihli mutlak butlan kararı sonrası yapılan...

Bahçeli: Yaşananlar CHP’ye yakışmıyor, Yargıtay kararını vermeli

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, mutlak hukukun ihraç sonrası CHP’de yaşananların parti yakışmadığını söyledi. Bahçeli, “Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmasına şahit oluyoruz. Yargıtay, kararını bir an önce vermeli” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mutlak hukuka kavganın ardından başlayan karşılıklı sürecinin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den yeni açıklamalar geldi. Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan Devlet Bahçeli, Yargıtay’ın bir an önce kararını vermesi gerektiğini belirtti. “Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmasına şahit oluyoruz. CHP’ye yeniden önce kendi anasını saymalı” ifadelerini kullandı. “Yaşananlar CHP kurumsallığına yakışmıyor” CHP’de yaşanan gelişmelerin “hain açığı bağışa doğru sürüklemekte” belirtilerek hukuki ve siyasi mücadele yerine fitneye gidip toplumsal huzuru bozacak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılması gerektiğini söyledi. “Siyasi tansiyon yükselir” Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları şöyle: “Siyasi tansiyon yükseldi. Bayram, CHP arasında kucaklaşma yerine kutuplaşmanın derinleştiği bir zamana dönüşmüştür. Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyede demokrasiye zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir. Beklentimiz hukuki ve siyasi mücadele yerine fitneye gidilmesi toplumsal huzuru bozacak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır. “Yargıtay kararını vermeli, provokasyon artıracak söylemlerden kaçınılmalı” Provokasyonun artacak söylemlerden kaçınılmalı. Mesele hukuk zemininden uzaklaşmamalıdır. Türkiye’yi karşı karşıya getirmekle suç etmeli. Olaylar güvenliği içlerine saldırıya yönelmemelidir. Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmasına şahit oluyoruz. Yargıtay, CHP için kararını bir an önce vermeli. “CHP arınmalı ve durulmalıdır” Vatandaşlarımızın oylarıyla seçilen bazı belediye başkanlarının kamu kaynaklarını istismar yoluyla kişilerle çıkar uğruna dönüştüğü iddiaları ciddi biçimde rahatsız etmektedir. Birçok seçim döneminde meydanlara çıkıp temiz belediyecilik vaat eden zihniyetin bu kirli düzen karşısında sessiz kalması dikkat çekicidir. MHP temiz siyaset temelinde toplum ilkesi doğrultusunda her zaman üzerine düşeni yapmış gerekli arınmayı tavizsiz sağlamıştır.

Erdoğan’dan ‘süreç’ mesajı: ‘Siyaset kurumunun görevi samimiyetle katkı sunmaktır’

Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulun Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Barış Sürecine" ilişkin polemikten uzak durulması çağrısı yaptı. CHP içindeki gerilimlerin kendilerini ilgilendirmediğini belirten Erdoğan, "Bu siyasi ve hukuki gerilimlerde yokuz, olmadık ve olmayacağız" dedi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından kameraların karşısına geçerek gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında ulaşımdan savunma sanayiine, ekonomi verilerinden bölgesel krizlere kadar pek çok konuya değinen Erdoğan, iç siyasetteki tartışmalara ve çözüm arayışlarına ilişkin mesajlar verdi. "Terörsüz Türkiye sürecini polemikten uzak tutmalıyız" Erdoğan, süreç tartışmalarına değinerek şunları söyledi: "Terörsüz Türkiye sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir. Biz yapıcı olmaya, kucaklayıcı olmaya özen göstereceğiz. Bunu yaparken milletimizin çıkarlarını gözetmeyi her şeyin üstünde tutmaya çalışacağız. Türkiye'nin istikbalini her türlü siyasi mülahazanın üstünde tutmaya devam edeceğiz." "CHP içindeki gerilimler bizi ilgilendirmiyor" Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisinde yaşanan hareketliliği ve yargı süreçlerini değerlendiren Erdoğan, partisinin bu tartışmaların dışında olduğunu vurguladı: "Ana muhalefet partisi içinde gerilimler bizi ilgilendirmiyor. Bu siyasi ve hukuki gerilimlerde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Siyasi amaçları için hareket edenler unutmasın ki bu sokaklar hukuk tanımazlığa prim vermez. Sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkla güvenlik görevlilerinin karşı karşıya getirilmesine izin vermeyiz. Böyle bir dönemde milletin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur." Ulaşım ve savunma sanayii vurgusu Konuşmasında 23 yıllık iktidarları döneminde ulaşıma büyük yatırımlar yaptıklarını belirten Erdoğan, duble yol uzunluğunu 3 bin 796 kilometreye çıkardıklarını, havalimanı sayısını ise 58’e ulaştırdıklarını hatırlattı. İstanbul Havalimanı’nın dün bin 730 uçak trafiğiyle rekor kırdığını kaydeden Erdoğan, bölgesel gerilimlerin ortasında Türkiye’nin bir "istikrar adası" olarak kalmaya devam edeceğini ifade etti. Sınırlar kan ve gözyaşıyla çizilmek isteniyor Dünyada ciddi kırılmaların yaşandığını ve sınırların yeniden kanla çizilmek istendiğini belirten Erdoğan, "Bu oyunları bozmaya çalışırken aynı zamanda 23 yıllık kazanımlarımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Savunma sanayiinde destan yazan bir Türkiye var. Bizim öfkeye ve kavgaya ayıracak vaktimiz yok. Bizim tek derdimiz Türkiye'dir, Türkiye Yüzyılı inşasıdır" şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu: Yargı, ‘kurultayı parayla satın alamazsınız’ dedi

Mahkemenin mutlak butlan kararının ardından CHP'de genel başkanlık görevine...

Trump’tan Türkiye’ye çağrı: ‘İbrahim Anlaşması’na katılın’

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la anlaşma çabalarının bir parçası olarak Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi ülkelerin toplu hâlde İbrahim Anlaşması'na katılmasını istedi.  İran savaşını bitirmeye yönelik diplomatik girişimler sürerken ABD Başkanı Donald Trump'tan yeni bir çağrı geldi.  Trump, İran'la olası anlaşmayı İbrahim Anlaşması'na bağladı ve Türkiye dahil bölge ülkelerinden sürece katılmalarını istedi.    "İran İslam Cumhuriyeti ile müzakereler iyi ilerliyor! Ya herkes için harika bir anlaşma olacak ya da hiç anlaşma olmayacak ve çatışmalara eskisinden daha büyük ve güçlü şekilde dönülecek" diyen Trump, Truth Social hesabından paylaştığı mesajın devamında İbrahim Anlaşması'na dikkat çekti. İran'la bir anlaşma hâlinde Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan, Katar ve Ürdün'ün İbrahim Anlaşması'na katılmasının "zorunlu olması gerektiğini" belirten Trump, bunu yapmamanın "kötü niyet göstergesi olacağını" söyledi.   İbrahim Anlaşması nedir? Trump'ın ilk döneminde, damadı Jared Kushner'in arabuluculuğunda varılan uzlaşı, öncelikle Arap ülkeleri ile İsrail arasında diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurulmasını öngörüyor. Anlaşmaya şu ana dek Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas, Sudan ve Kazakistan taraf oldu.       Suudi Arabistan ve Suriye "şartlar oluşursa" anlaşmaya taraf olabileceklerini ilan etmişlerdi. Trump: Zaman bizim lehimize ABD Başkanı Donald Trump gün içinde yaptığı bir başka açıklamada da İran'la ya anlamlı bir anlaşmaya varacaklarını ya da hiçbir anlaşmanın olmayacağını belirtti. Truth Social'da paylaştığı mesajda, bir anlaşma sağlanana dek İran'a yönelik deniz ablukasının süreceğini belirten Trump, "İran'la bir anlaşmaya varırsam, bu iyi ve düzgün bir anlaşma olacak" ifadesini kullandı. Trump, "zamanın kendi lehlerine olduğunu" ve bu nedenle "bir anlaşma konusunda acele etmemeleri" yönünde müzakere heyetine talimat verdiğini söyledi.