1 Ekim 2026
18.1 C
İstanbul

Öcalan komisyon raporunu değerlendirdi: ‘Bu bir sonuç değil, tarihsel bir başlangıçtır’

19 Şubat 2026 tarihli açıklama DEM Parti tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklamada Öcalan, raporun yayımlanmasının ülke ve bölge gündeminde geniş yankı uyandırmasının, siyasal önemini ortaya koyduğunu ifade etti.

“Silahın gündemden çıkması garanti altına alınabilir”

Öcalan, söz konusu raporun, Cumhurbaşkanı’nın ortaya koyduğu irade ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısına verdiği yanıtla İmralı’da başlatılan diyalog sürecinin bir sonucu olduğunu belirtti.

İlgili tüm tarafların raporun gerektirdiği yasal ve kurumsal adımları atmasının, “silahın kesin olarak gündemden çıkmasını garanti edeceğini” savunan Öcalan, sürece katkı sunan siyasi partilere ve emek verenlere teşekkür etti.

“Bu bir başlangıçtır”

Komisyon raporunun tarihsel önemine dikkat çeken Öcalan, metnin sıradan bir Meclis raporu gibi değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

“Bu bir sonuç değil, bir kapı aralamadır” diyen Öcalan, raporun Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından önemli bir başlangıç olduğunu ancak tüm sorunların tek bir metinle çözülemeyeceğini vurguladı.

Öcalan’a göre, raporun sonuç alıcı hale gelmesi, içeriğinin pratikte hayata geçirilmesine ve demokratik mücadeleye bağlı olacak.

“Siyasetin gücü silahın gücünden daha sonuç alıcıdır”

Açıklamada, silahlı yöntemlerin yeni sorunlar ürettiği, çözümün ise siyaset ve diyalogdan geçtiği vurgulandı.

Öcalan, hukuki güvence sağlandığı takdirde hiçbir kesimin şiddete yönelmeyeceğini savunarak, yeni dönemde ülke gündemini silahın değil siyasetin belirlemesi gerektiğini kaydetti.

Demokratik bilinç ve toplumsal sahiplenmenin önemine dikkat çeken Öcalan, hukuki düzenlemelerin ancak güçlü bir demokratik zeminle anlam kazanacağını ifade etti.

Kürt-Türk kardeşliği vurgusu

Öcalan, raporda Kürt-Türk kardeşliği ve kaderdaşlığına yapılan vurgunun dikkat çekici olduğunu belirtti.

Geçmiş yüzyılda yaşanan acılara işaret eden Öcalan, resmi bir raporda bu vurgunun yer almasını “önemli bir adım” olarak değerlendirdi.

Ancak sürecin doğru yürütülmemesi halinde bu adımın da kurumsallaşmadan sönümlenebileceği uyarısında bulundu.

“Asıl mücadele şimdi başlıyor”

Açıklamasının sonunda rehavet uyarısı yapan Öcalan, parlamentoda geniş bir mutabakatla ortaya çıkan raporun önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.

“Hiç kimsenin rehavete kapılma lüksü yoktur. Asıl mücadele şimdi başlamaktadır” ifadelerini kullanan Öcalan, son bir yıldır yürütülen diyalog sürecinin bu aşamaya zemin hazırladığını kaydetti.

Öcalan, yeni sürecin başarıya ulaşmasının demokratik siyaset ve toplumsal sahiplenmeyle mümkün olacağını ifade ederek, raporun sunduğu imkânın sonuna kadar değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

undefined

DEM Parti’nin paylaştığı, Abdullah Öcalan’a ait 19 Şubat 2026 tarihli açıklamanın tam metni şöyle:

“TBMM “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” dün itibariyle raporunu yayınladı. Raporun yayınlanmasıyla birlikte ülke ve bölge gündemine oturması, siyasal açıdan ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Bu rapor, Sn. Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu iradeyle Sayın Bahçeli’nin çağrısına benim cevap olmamla İmralı’da başlayan diyalog sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İlgili tüm tarafların bu gerçekliği teslim ederek raporun gerektirdiği yasal ve kurumsal pratik süreci başlatması, silahın kesin olarak gündemimizden çıkmasını garanti edecektir. Raporun çıkarılması için çalışan siyasi partilere ve hitap ettikleri kitlelere, bu sürecin ilerlemesi için canla başla çalışan, emek veren herkese ve barış süreci için çalışırken vefat eden değerli yoldaşımız Sırrı Süreyya Önder’e emekleri için teşekkürlerimi sunuyorum.

İmralı’da yürüttüğümüz diyalog süreci ciddi bir mücadeledir. Geleceğimizi kurtarmak isteyen herkesin yoğun emekleriyle sürdürülmektedir. Aynı şekilde Komisyonun değerli üyeleri de oy hesabı yapmadan bu süreci parlamentonun çözümüne sunmuşlardır. Dolayısıyla ortaya çıkan raporu, şimdiye kadar Meclis komisyonlarının çıkardıkları raporlara benzetmek, atılan adımın tarihsel önemini idrak etmemek demektir. Onlarca yılı kapsayan demokrasi ve özgürlük mücadelesinin bir sonucu olarak rapora yaklaşmak en doğrusudur.

Rapor, demokrasi mücadelesinde yeni süreç için kapı aralayan çok önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir. Bütün siyasal çevreleri ayakları yere basan politikalar üretmeye zorlayacaktır. Gerçeklikten kopuk, dar siyasi gündemlere sıkışıp kalmış çevrelerin ucuz siyaset yapma zeminlerini ellerinden almıştır. Rapora karşı çıkan siyasi partilerin gerçek gündem yerine kendi dar bakış açılarında ısrar etmesi en çok sosyalist çevreleri zorlayacaktır. Bir an önce demokrasi ve özgürlük mücadelesinin gerektirdiği görev ve sorumlulukla hatalarından dönmeleri her açıdan önemlidir.

Doğru yaklaşımı tutturmak

 Bu raporla sorunların tümden çözüldüğü/çözüleceği yanılgısına da dikkat çekmek gerekir. Bu bir başlangıçtır. Türkiye’nin demokratikleşmesi, demokrasi ikliminin merkeze, yerele ve tüm çevrelere yayılması ve daha sayısız birikmiş sorunlara bir raporla cevap olunamayacağı açıktır. Ancak rapor önemli bir başlangıçtır. Sonuç alıcı hale gelmesi, gereklerinin pratikte gerçekleşmesi yine mücadeleye bağlı olacaktır. Rapor parlamentonun gündeminde de uzun süre kalabilir, çeşitli çevreler diyalog sürecini sabote etmek için bu süreçten yararlanabilir. Bütün bunlar bizler için şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak eskisi gibi böylesi provokasyon ve saldırılara karşı kırılgan bir durumda değiliz. Doğru bir yaklaşımla böylesi hamleleri de atlatabiliriz.

Rapor bir kavram seti sunmaktadır. Demokratik bir mücadele ve diyalogla hayata geçirilecek olan kavram ve kurumlar, Cumhuriyetin nasıl demokratikleştirileceğine dair de bir yol haritası sunmaktadır. Bu nirengi noktasıdır.

Örgütün sürecin ruhuna uygun adımlar atması içinde bulunduğumuz tarihi anın gereğidir. Demokratik inşa silahla ve çatışmayla değil, diyalogla ve karşılıklı birbirini anlamayla gerçekleşecektir. Hukuki güvence olduğu müddetçe hiçbir kesim şiddete, silaha, çatışmaya meyletmez; meyletmesi durumunda da tecrit olmaktan kurtulamaz.

Artık ülke gündemini silahın değil siyasetin belirleyeceği bir dönem başlamış olacaktır. Hukuki güvenceyi sağlayacak olan da demokratik bilinçtir, zihindir. Yürekle, bilinçle sürece sahip çıkılmadıktan sonra hangi hukuk maddesi kimi koruyabilir? Hukuki güvencenin sağlanması önemli bir adımdır. Süreci başarıya götürecek olan demokratik siyaset çalışmalarıdır.

Kardeşlik vurgusu

 Raporda dikkat çeken bir husus da Kürt-Türk kardeşliğine, kaderdaşlığına yapılan vurgudur. Geçen yüzyılda tarifsiz acılar yaşandı. Sonuçta ilk kez resmi bir raporda Kürt-Türk kardeşliğine vurgu yapılması önemli bir adımdır. Bundan sonra siyasetin temel uğraşı, hukuki düzenlemelerin de yapılmasına yönelik olacaktır.

 Eğer siyaset gereği gibi yürütülmezse, bu adımın da diğerleri gibi sönümlenmesi, hiçbir kurumsal gerçekliğe dönüşmeden ve demokratik toplumun yararına bir gelişme yaratamadan gündemden düşmesi kaçınılmazdır. Demokratik mücadele ve demokratik bilinç olmadan, istenilen tarzda bir anayasa çıksa bile bir anlam ifade etmez.

Yine bir norm-dışı güç ortaya çıkacak, anayasayı rafa kaldırıp kendi yasalarını topluma dayatacaktır. Siyasetin gücü silahın gücünden çok daha sonuç alıcıdır. Silah yeni sorunlara yol açarken, siyaset sorunları çözmeyi esas alır. Ancak siyaset de sonuçta “mümkün olanın sanatıdır” ve mümkün olanı sağlayacak olan da demokratik mücadeledir. Sürece siyasetin yön vermesi için eskisinden daha fazla emek, sorumluluk ve mücadele gerekecektir.

Tekrarlıyorum; bu bir sonuç değil, bir kapı aralamadır. Tarihsel kardeşliğe geri dönülmüştür. Cumhuriyetin kuruluşunda Kürtlerin rolü az değildir. Ancak bu emeğine ve çabasına sahip çıkmayan Kürt önderleri, zayıf bir örgütlülükle ve tepkisel isyanlarla durumu kurtarmaya çalışmışlardır. Kürt liderleri, başarısız girişimlerle kendi sonlarını getirmekten kurtulamamışlardır.

Rapor içeriği demokrasiye açıktır. Bu da başlangıç için umutlu olmamızı sağlayan en önemli etkendir. Bu sözleşmenin akamete uğramaması demokrasi güçlerinin elindedir. Parlamentonun büyük bir çoğunluğunun bu sözleşmeyi imzalamış olması konsensüsün ne kadar geniş olduğunu göstermektedir.

Hiç kimsenin rehavete kapılma lüksü yoktur. Asıl mücadele şimdi başlamaktadır. Zor ama başarının imkân dahilinde olduğu bir sürece girmiş bulunuyoruz. Son bir yılda yürütülen diyalog sürecinin bir sonucudur bu. Ancak son yüzyıldaki yaraların sarılması için bu ilk adım sadece bir yol haritası sunmaktadır.

Tarihten ders çıkarılıp en küçük bir adıma bile sahip çıkılması doğru siyasal tavırdır. Barış ve demokrasinin topluma mal edilmesi, ona uygun düşünce ve zeminin oluşturulmasıyla mümkün olacaktır. Yeni sürece uygun çalışmalar için daha fazla bekleme şansımız yoktur. Rapor bunun yolunu açıyor. Bu bir imkandır ve sonuna kadar yararlanılmalıdır.”

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...