1 Ekim 2026
18.1 C
İstanbul

Numan Kurtulmuş: Örgütün fesihi tespit edilirse yeni dönem başlayacak

Kurtulmuş: Örgütün fesihi tespit edilirse yeni dönem başlayacak

10 saat önce

Etiketler Numan Kurtulmuş TBMM Süreç Türkiye
A+A-

Haberi dinle

Haber Merkezi – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Örgütün silah bıraktığı ve fesih sürecini tamamladığı tespit edildiğinde, Terörsüz Türkiye dönemiyle ilgili yasal düzenlemelere geçilecektir” dedi.

Balıkesir Öğretmenevi’nde düzenlenen programda sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve kanaat önderleriyle bir araya gelen Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada barış sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kurtulmuş, geçen yıl ekim ayında Meclisin ilk açılışıyla başlayan sürecin, adım adım ilerlediğini ve bugün önemli bir noktaya geldiğini belirtti.

“Yasal düzenlemeler dönemine geçilecek”

Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Dünyada çatışma çözümleri bakımından en zor şey, devletlerle terör örgütleri arasındaki terörü bitirme süreçlerinin yönetimidir. Birçok ülkede bu işin nasıl sonlandığını biliyoruz. Geldiğimiz nokta nedir? Terör örgütü lideri, bildiğiniz gibi ‘Örgütü dağıtıyoruz, artık örgüt silahlarını bırakıyor’ diye açıklama yapmıştı. Ondan sonra devletin kurumları bu süreci ciddi bir şekilde takip ediyor. Dün bir açıklama daha yapıldı. Artık örgütün Türkiye’den tamamen çekildiği, Türkiye’deki faaliyetlerin tamamen sona erdiğini ifade eden bir açıklama geldi. Bunun önemli bir adım olduğunu görüyoruz ancak Türkiye’nin güvenlik ve istihbarat birimleri, hakikaten örgütün silah bıraktığını ve kendisini fesih sürecini sürdürdüğünü ya da sonlandırdığını tespit ve tescil ettikten sonra Terörsüz Türkiye ile ilgili birtakım yasal düzenlemeler dönemine geçilecektir.”

TBMM’de bu amaçla kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına ilişkin de bilgi veren Kurtulmuş, “İnşallah bu süreç, bundan sonra başarılı bir şekilde sonlandırılacaktır. Bu bir bölünme, parçalanma meselesi değil. Bu bir ayrılık, gayrılık meselesi değil; tam tersine, birleşme, bütünleşme, hep beraber daha güçlü Türkiye için el ele, gönül gönüle verme sürecidir” ifadelerini kullandı.

“Farklı kimlikleri kabul etmek durumundayız”

Türkiye’de ret, inkar ve asimilasyon döneminin geride kaldığını belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Türkiye’de önemli bir toplumsal kesimi oluşturan Kürt kardeşlerimizin kimlikleri üzerindeki baskılar artık asla mevzu bahis olamaz. Herkes kendi kültürünü geliştirmek, kendi kimliğini olduğu gibi kabul etmek durumundadır. Bizler de farklı kimlikleri kabul etmek durumundayız ama şunun da altını çizmek isterim ki farklı kimlikleri kabul etmek, farklı kimlikler üzerinden toplumu ayrıştırmak, bölüştürmek, ötekileştirmek değildir.

Geçen hafta Diyarbakır’daki üniversitede konuşmamı bitirirken Kürtçe bir beyitle bitirdim. ‘Bir olalım, beraber olalım, el ele, gönül gönüle, barış olsun, kardeşlik olsun’ manasına gelen sözlerdi. Bunu Meclis Başkanı olarak söylemenin önemli bir kapıyı açtığını düşünüyorum ama hiç kimsenin ana dilini bahane ederek siyasal bir ayrışma içerisinde olması asla kabul edilemez. Herkesin ana dili ana sütü kadar helaldir. Benim annem Türk. Öyle olduğu için Türkçe biliyorum. Bir başkasının annesi başka etnik bir kökendense o da annesinin diliyle dilediği gibi konuşsun. Çünkü bu bizim kültürümüzün, inancımızın bir gereğidir.”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, ana dilleri bir ayrışma, kültürel farklılık ortaya koyma, ötekileştirme için değil, ilahi rahmetin bir görüntüsü olarak kabul ettiklerini, kimsenin de bunun üzerinden bir ayrıştırma yapmasına müsaade etmeyeceklerini vurguladı.

Komisyonunun kurulmasının fevkalade önemli ve hayati olduğunu belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Komisyonun ilk toplantısından itibaren bir meseleyi çok açık ortaya koyduk. Bu komisyon, anayasa değiştirme komisyonu değildir. Bu komisyon, yasa yapma komisyonu da değildir. Dolayısıyla bu süreçte zaten anayasanın şu maddesi değişsin, bu maddesi değişsin diye bir talep olmadığı gibi böyle bir tartışmanın zemini de olmamıştır. Komisyon oluşacak siyasi fikirleri bir rapor haline getirecek, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna sunacaktır. Böylece inşallah 29 Ekim’e girdiğimiz bir dönemde Allah’ın izniyle yepyeni bir dönemin de kapılarını sonuna kadar açacağız. Türkiye’de birlik olacak, beraberlik olacak, kardeşlik olacak. Tarih boyunca olduğu gibi olacak.”

“Bu süreci hep beraber sahipleneceğiz”

Kurtulmuş, yeniden bu coğrafyanın halklarını bir araya getireceklerini ve daha güçlü bir Türkiye’nin önderliğinde ileriye doğru yürüyeceklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin güçlü olması, Türkiye’nin sağlam yere basması ve Türkiye’nin birlik beraberlik merkezi olarak ileriye doğru aydınlık bir ufukla yürümesi sadece 86 milyon olarak bizim değil, dünyanın bütün mazlumlarının da beklentisi ve bütün mazlumlarının da neredeyse yegane çaresidir. Bunun için bu süreci hep beraber sahipleneceğiz. Bu sürecin sonunda bir daha bu topraklarda kimse terör eylemi için eline silah almayacak. Ümit ediyoruz ki Terörsüz Türkiye süreci, aynı zamanda terörsüz bir bölge süreci olacak. Yani Türkiye’de terörün bitmesi, Irak’ta, Suriye’de, İran’da da terörün bitmesinin yolunu açacak. Bunun için hep beraber kendi imkanlarımızı bir araya getirerek güçlü bir bölge ve güçlü bir Türkiye olarak yolumuza devam edeceğiz.”

Sivil toplum kuruluşlarının bu sürece sahip çıkmasını isteyen Kurtulmuş, “Bu sürece başından beri fevkalade büyük destek veren, sürecin önünü açan başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere, süreci bir devlet politikası haline dönüştüren Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bu komisyon çalışmalarına katkı sunan bütün siyasi parti başkanlarına canıyürekten teşekkür ediyorum” dedi.

Kurtulmuş, “Bu çatışma çözümlerinde negatif barış, pozitif barış diye tabirler kullanılıyor. Negatif barış, silahların teslim edilmesi, terörün, terör örgütlerinin artık faaliyetlerini durdurmasıdır. Bundan sonra da bir toplumsal bütünleşme süreci, yani kalıcı olarak bir daha hiç kimsenin aklından dahi silahı eline almaya geçirmeyeceği bir demokrasi, hukuk ve özgürlükler ikliminin oluşturulmasıdır. Bunun için de görev yine Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndedir. Milli iradenin merkezindedir. İnşallah bunu hep beraber yapacağız, hep beraber başaracağız. Bu sefer süreci zehirlemek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz, bu sefer başaracağız, bu sefer kazanacağız inşallah” şeklinde konuştu.

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...