8 Kasım 2026
9.4 C
İstanbul

Netanyahu, savaşı bitirmenin “en iyi yolu”nun Gazze Şehri’ni ele geçirmek olduğunu savundu

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, hükümetinin Gazze Şehri’ni ele geçirme planının savaşı sona erdirmenin ve Hamas’ı yenmenin “en iyi yolu” olduğunu söyledi. Açıklamanın hemen ardından başlayan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısında İsrail’e planından vazgeçme çağrısı yapan ülkeler oldu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 10 Ağustos Pazar günkü acil oturumundan önce basın toplantısı düzenledi.

Gazze’deki savaşı bitirmek için beş koşulunu açıklayan Netanyahu, aksi takdirde askeri operasyonu genişletmekten başka seçeceği olmadığını söyledi.

Netanyahu’nun beş koşulu şu şekilde:

  • Hamas’ın silah bırakması,
  • Hamas’ın elindeki rehineleri teslim etmesi,
  • Gazze Şeridi’nin silahlardan arındırılması,
  • İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki “güvenlik kontrolünün üstünlüğünü ele geçirmesi”
  • Hamas ya da Filistin Otoritesi haricindeki bir “alternatif sivil yönetimin” kurulması.
  • Gazze’nin yüzde 70-75’inin İsrail’in kontrolünde olduğunu söyleyen Netanyahu, Hamas’ın Gazze Şeridi ve merkezdeki kamplar olmak üzere güçlü olduğu iki yerin kaldığını söyledi.

    Basını Gazzelilerin yetersiz beslendiği konusunda yalan söylemekle suçlayan Netanyahu, İsrail “açlık politikası” uygulasaydı, “Gazze’de iki yıl süren savaştan sonra hiç kimse hayatta kalamazdı” dedi.

    Netanyahu, Gazze’de “bilinçli bir şekilde” aç bırakılanların sadece Hamas’ın elindeki rehineler olduğunu savundu.

    İsrail güvenlik kabinesi Gazze Şehri’nin kontrolünü tamamen ele geçirme planını onaylamıştı. Bu karar hem bölge içinden hem de uluslararası toplumdan tepkilerle karşılandı.

    İsrail’in planına yönelik uluslararası tepkiler büyürken, ülke içinde de binlerce kişinin katıldığı işgal karşıtı protesto gösterileri düzenlendi. Hamas’ın elindeki rehinelerin ailelerinin de katıldığı gösterilerde İsrail’in operasyonları genişletmesinin rehinelerin hayatını daha fazla riske atılacağı savunuldu.

    BM Güvenlik Konseyi kararın ardından acil toplanma kararı aldı.

    Toplantı öncesi İngiltere, Fransa, Yunanistan, Danimarka ve Slovenya, İsrail’in Gazze’deki operasyonlarını genişletme kararını kınayan ortak bir açıklama yayımladı ve planın geri çekilmesi çağrısında bulundu.

    Toplantıda da İsrail’e planından vazgeçme çağrısı yapan ülkeler oldu.

    İngiltere’nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Büyükelçi James Kariuki, İngiltere’nin İsrail hükümetine Gazze’deki askeri harekâtını genişletme kararını geri çekmesi çağrısında bulunduğunu yineledi.

    Kariuki, bunun “daha fazla kan dökülmesine yol açacağını” söyledi.

    Rusya’nın BM Daimi Temsilci Yardımcısı Dmitri Polyanskiy, İsrail’in planını “uluslararası hukukun ağır bir ihlali” olarak nitelendirdi.

    Çin’in BM Daimi Temsilcisi Fu Cong ise, Gazze’deki durumun “daha da tehlikeli bir yöne doğru evrilmeye devam ettiğini” söyledi.

    Gazze Sağlık Bakanlığı: Açlık nedeniyle ölen çocuk sayısı 100’e yükseldi

    Hamas’ın idaresindeki Gazze Sağlık Bakanlığı’nın 10 Ağustos’ta aktardığına göre bölgede yetersiz beslenme nedeniyle beş kişi daha hayatını kaybetti. Böylece yetersiz beslenme ve açlığa bağlı ölümlerin sayısı 100’ü çocuk olmak üzere 217’ye yükseldi.

    Ölümler artmaya devam ederken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 10 Ağustos Pazar günü İsrail’in tartışmalı Gazze Şehri’ni ele geçirme planının ardından acil toplandı.

    Gazze sakinlerinin 7 Ekim 2025’e kadar şehri terk etmesi için bir son tarih belirlendiğine dair haberler de geliyor.

    8 Ağustos Cuma günü İsrail güvenlik kabinesinde onaylanan ve ayrıntıları açıklanan planın ilk aşamasında Gazze Şehri’nin tamamen kontrol altına alınarak yaklaşık bir milyon sakininin güneye zorla gönderilmesini öngörüldüğü belirtiliyor.

    Plana dünya başkentlerinden sert kınama mesajları geldi. Almanya, İsrail’e yönelik silah satışını askıya aldı.

    Savunma Bakanı İsrael Katz ise eleştirilerin “kararlılıklarını zayıflatmayacağını” söyleyerek tepkileri reddetti.

    İsrail medyasına göre hükümet, Gazze Şehri’ne yönelik savaşın başlamasının ikinci yıldönümü olan 7 Ekim 2025’te başlatacağı kuşatma öncesinde iki aylık bir süre tanıyacak.

    Bu süre zarfında, şehirde yaşayan yaklaşık bir milyon Filistinli (tüm Gazze nüfusunun neredeyse yarısı) zorla yerinden edilecek.

    Gazze Şehri, Gazze Şeridi’nin başkenti. Savaş öncesinde nüfusu yaklaşık 600 bindi, ancak İsrail’in askeri operasyonları Filistinlileri buraya ittiği

    için bu sayı ciddi şekilde arttı.

    Şu an şehirde yaşayanların çoğu savaş sırasında birçok kez yerinden edildi; bir kısmı çadırlarda, bir kısmı ise hava saldırılarında kısmen yıkılmış binaların enkazında barınıyor.

    İsrail basını, nüfusun güneydeki El-Mevasi bölgesine taşınacağını yazıyor. El-Mevasi, halihazırda binlerce Filistinlinin temel yaşam koşullarından ve hijyenden yoksun şekilde yaşadığı dev bir çadır kampı.

    21 Filistinli daha yardım almaya çalışırken öldü

    BM destekli gıda güvenliği uzmanları, Gazze’de “kıtlık için en kötü senaryonun” halihazırda yaşandığını belirtiyor.

    BM İnsani Yardım Ajansı, Cuma günü yaptığı açıklamada, Gazze’ye giren yardım miktarının hâlâ “halkın devasa ihtiyaçlarını karşılamak için gereken asgari seviyenin çok altında” olduğunu söyledi.

    İsrail ise Gazze’de açlık olmadığını, yardımın sınırda toplanmasına rağmen BM kuruluşlarının bunları alıp dağıtmadığını öne sürüyor. BM ise İsrail kontrolündeki sınır bölgelerinden yardım toplama sürecinde sürekli engeller ve gecikmeler yaşandığını vurguluyor.

    Yardım dağıtımındaki zorluklar devam ederken, gıda temin etmeye çalışan insanların öldüğü haberleri gelmeye devam ediyor.

    Gazze Sağlık Bakanlığı, Cumartesi günü yaptığı açıklamada son 24 saatte yardım almaya çalışırken 21 kişinin öldüğünü bildirdi.

    BM, bu ayın başlarında, 25 Mayıs’tan bu yana yiyecek ararken 1.373 Filistinlinin öldüğünü açıkladı.

    Bu tarihte ABD ve İsrail destekli Gazze İnsani Yardım Vakfı (GHF) yardım dağıtım noktaları kurmuştu.

    BM, bu ölümlerin çoğunun İsrail ordusu tarafından gerçekleştirildiğini, 859’unun GHF noktaları yakınında, 514’ünün ise gıda konvoylarının güzergâhında öldüğünü belirtiyor.

    GHF ise BM’nin rakamlarını reddediyor. İsrail, Hamas’ı yardım merkezleri yakınında kaos çıkarmakla suçluyor ve sivillere kasıtlı olarak ateş açmadığını söylüyor.

Son Haberler

GS’den ‘sarı torba’ göndermeli paylaşımı: Bölge barolarından sert tepki!

Galatasaray-Amedspor maçı sonrası GS Store’un resmi sosyal medya hesabından...

Hizbullah’tan Irak Başbakanı’na gözdağı: Gizli dosyaları açıklarız

Irak Başbakanlığı’nın Musul Havalimanı’ndaki milis bağlantılı şirketlerin sözleşmelerini iptal...

“Süreç tıkanmadı, bir biçimiyle ilerliyor ancak somut adımlar atılmalı”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel...

İstanbul’daki Amedspor Dayanışma Gecesi’ne kimler katıldı? Rûdaw Rûdaw

Amedspor, Galatasaray maçı öncesinde İstanbul Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda...

Trump İsrail’e askeri yardımı kesiyor: Muhalefetten Netanyahu’ya istifa çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’e sağlanan yıllık yaklaşık 4...

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Irak Başbakanı Zeydi, Trump’ın Özel Temsilcisi Barrack ile görüştü

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak...

Türkiye Gündemi

‘Edebiyat ve Barış Konferansı’ düzenleniyor

Edebiyatçıların bir araya geldiği konferansta konuşan katılımcılar, barış sürecine...

Barış Annesi Elif Aslan yaşamını yitirdi

Barış Annesi Elif Aslan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını...

Bu fotoğraf İYİ Parti’i karıştırdı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim...

Özel: Vahim iddialar doğru çıkarsa Sarıgül’ü biz de savunamayız

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Mustafa...

Numan Kurtulmuş: Süreç başarıyla ve hakikaten fevkalade üstün bir koordinasyonla rotasında devam ediyor

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...